(1) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Rabbınızdan gelecek olan mağfirete ve takva sahipleri için hazırlanan genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun.”
Âl-i İmran Suresi 133
(2) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Hâlbuki kitab ehli, iman etmiş ve sakınmış olsalardı, onların kötülüklerini örter, onları nimeti bol olan cennetlere sokardık.”
Maide Suresi 65
(3) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey insanlar! Rabbınızdan bir mağfirete ve genişliği gök ve yerin genişliği olup, Allah’a ve Rasulüne iman edenler için hazırlanan cennete kavuşmak için yarış edin. Bu Allah’ın dilediğine vermek istediği bir lütuftur. Allah büyük lütuf sahibidir.”
Hadid Suresi 21
(4) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’dan sakınanlar ise, cennetler de ve pınar başlarındadır.”
Hicr Suresi 45
(5) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlara selametle ve güven içinde oraya girin denir.”
Hicr Suresi 46
(6) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Göğüslerindeki kini çıkarıp attık. Birbirinin kardeşleri olarak karşılıklı sedirler üzerindedirler.”
Hicr Suresi 47
(7) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada onlara hiçbir güçlük dokunmaz. Oradan çıkarılacak da değillerdir.”
Hicr Suresi 48
(8) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Cennette sana ne acıkma vardır, ne de çıplak kalma.”
Ta-Ha Suresi 118
(9) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada ne susarsın, ne de güneş altında kalırsın.”
Ta-Ha Suresi 119
(10) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“De ki: Şimdi bu mu hayırlıdır, yoksa Allah’dan sakınanlara vadolunan ve onlar için bir mükâfat ve varılacak yer olan ebedi cennet mi?”
Furkan Suresi 15
(11) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada diledikleri her şey, ebedi oldukları halde Rabbının kendisinden istenen bir vadi olarak onlarındır.”
Furkan Suresi 16
(12) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Cennet ehlinin ise, o gün kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri mekân daha güzeldir.”
Furkan Suresi 24
(13) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada ebedidirler, kalınacak ne güzel bir yer ve makam!”
Furkan Suresi 76
(14) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edenler ve salih amel işleyenler cennet bahçelerinde neşelenirler.”
Rum Suresi 15
(15) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bu mirasa konanlar Adn cennetine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.”
Fatır Suresi 33
(16) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Derler ki: “Korkuyu bizden gideren Allah’a hamd olsun. Şüphesiz ki, Rabbimiz çok bağışlayıcıdır; çok ihsan edicidir.”
Fatır Suresi 34
(17) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Çünkü lütfu ile bizi temelli kalınacak olan cennete yerleştirecek olan O’dur. Bize arada ne bir yorgunluk dokunur, ne de bir usanç gelir.”
Fatır Suresi 35
(18) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“O gün cennet ehli zevk ile meşguldür.”
Yasin Suresi 55
(19) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlar ve eşleri gölgeliklerde, süslü sedirler üzerinde yaslanmışlardır.”
Yasin Suresi 56
(20) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada onlar için meyveler vardır; onlar için istedikleri her şey vardır.”
Yasin Suresi 57
(21) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bir de, çok merhametli olan Rab’dan sözlü selam...”
Yasin Suresi 58
(22) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Aralarında, içenlere lezzet veren, bembeyaz kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır. O ne baş ağrısı verir, ne de ondan sarhoş olurlar.”
Saffat Suresi 45-47
(23) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Yanlarında da, sanki hiç el değmemiş yumurta renginde, gözlerini yalnız kendilerine çevirmiş güzel gözlü eşler vardır.”
Saffat Suresi 48, 49
(24) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada sedirlere yaslanmış olarak çeşitli meyveler ve içecekler isterler.”
Sad Suresi 51
(25) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Yanlarında, gözlerini çevirmiş yaşıt olan kadınlar vardır.”
Sad Suresi 52
(26) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İşte bu, hesap günü için size vadolunandır.”
Sad Suresi 53
(27) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki, bunlar tükenişi olmayan rızıklardır.”
Sad Suresi 54
(28) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Rabları onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnudluk ve içinde hiç tükenmeyecek nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.”
Tevbe Suresi 21
(29) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada daimi ve ebedidirler. Şüphesiz ki, en büyük mükâfat Allah katındadır.”
Tevbe Suresi 22
(30) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Fakat Rablarından korkanlar için, cennette altından ırmaklar akan kat kat inşa edilmiş odalar vardır.”
Zümer Suresi 20
(31) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kim bir kötülük işlerse, ancak misliyle cezalandırılır. Erkek veya kadın, mü’min olarak, kim de bir iyilik işlerse, işte bunlar, içinde hesapsız rızıklanacakları cennete girer.”
Mü’min Suresi 40
(32) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Zalimleri, işledikleri şeylerin azabından korkan kimseler olarak görürsün ki, bu mutlaka onların başına gelecektir. İman edenler ve salih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rabları katında diledikleri her şey vardır. Bu büyük bir lütuftur.”
Şura Suresi 22
(33) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Önlerinde altın kadehler ve tepsiler dolaştırılır. İçlerinde nefislerinin çektiği, canlarının ve gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Siz orada ebedisiniz.”
Zuhruf Suresi 7
(34) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Yapmış olduklarınıza karşılık size miras bırakılan cennet işte budur. Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyveler vardır.”
Zuhruf Suresi 72, 73
(35) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’dan korkanlara vadolunan ve içinde tadı ve kokusu değişmeyen sudan, tadı bozulmayan sütten, içenlere lezzet veren şaraptan ve süzme baldan ırmaklar, her çeşit ve Rablarından mağfiret bulunan cennetteki bir kimse, ateşte daimi olan, kaynar su içirilip de bağırsakları parça parça dökülen kimse gibi midir?”
Muhammed Suresi 15
(36) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada diledikleri her şey vardır; yanımızda da fazlası.”
Kaf Suresi 35
(37) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’dan sakınanlarda, Rablarının kendilerine verdikleriyle ve kendilerini cehennem azabından koruması sebebiyle sevinçli bir halde cennetlerde ve nimetler içindedirler.”
Tur Suresi 17, 18
(38) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlara denir ki: “Dünyada işlemiş olduklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş olan sedirlere dayanmış olduğunuz halde afiyetle yeyin ve için. Ayrıca onları hûriyn ile evlendiririz.”
Tur Suresi 19, 20
(39) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İman edip de zürriyetlerinin imanda kendilerine tabi oldukları kimselere, zürriyetlerini de katarız. Amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Her kişi kendi kazandığıyla tutulur.
Tur Suresi 21
(40) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlara canlarının çektiği şeylerden meyve ve eti bol bol veririz.”
Tur Suresi 22
(41) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada bir kadeh çekiştirirler ki, bunda ne bir saçmalık ve ne de günah vardır.”
Tur Suresi 23
(42) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Etraflarında kendilerine has dizilmiş inciler gibi gılmanlar dolaşır. Birbirlerine dönüp sorarlar.”
Tur Suresi 24, 25
(43) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Derler ki: Önceden biz kendi ailemiz içinde geleceğimizden korkardık. Fakat Allah bize lütfetti ve kavurucu ateşin azabından bizi korudu. Biz önceden de ona ibadet ederdik. Çünkü o ihsanı boldur; çok merhametlidir.”
Tur Suresi 26-28
(44) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bunların çoğu evvelkilerden, azıda sonrakilerden olup mücevherlerle örülmüş sedirler üzerinde karşılıklı yaslanmışlardır.”
Vakıa Suresi 13-16
(45) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ölümsüzlüğe erişmiş gençler, baş ağrısı vermeyen şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler, kadehler, beğenecekleri meyveler ve arzu ettikleri kuş etleriyle çevrelerinde dolaşırlar.”
Vakıa Suresi 17-21
(46) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Dünyada iken işlemiş oldukları iyi amellerine mükâfat olmak üzere, saklı kalmış inciler gibi iri gözlü huriler onlarındır.”
Vakıa Suresi 22-24
(47) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada ‘selam selam’ sözünden başka ne boş nede günaha sokacak bir söz işitirler. O meymenetli olanlar, ne mutludur o meymenetliler.”
Vakıa Suresi 25-27
(48) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlar dikensiz sedir ağaçlarının, dalları meyve dolu muz ağaçlarının, uzanmış gölgelerin, akıp duran suların, arkası kesilmeyen ve yasaklanmayan pek çok meyvenin bulunduğu cennetlerde, yükseltilmiş döşeklerdedir.”
Vakıa Suresi 28-34
(49) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Biz oradaki kadınları meymenetliler için yeniden hazırladık. Onları bakire ve eşlerine sevgiyle bağlı yaşıtlar kıldık.”
Vakıa Suresi 35-38
(50) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Artık o meyveleri kolayca toplanabilecek yüksek bir bahçede hoşnut edici bir yaşayış içindedir. Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin ve için.”
Hakka Suresi 21-24
(51) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İyiler ise karışımı kâfur olan bir tastan içerler. O kâfur bir pınardır ki, onu diledikleri yere fışkırtıp akıtan Allah’ın kulları içerler.”
İnsan Suresi 5, 6
(52) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Sabretmiş olmaları dolayısıyla onları cennetle ve ipekle mükâfatlandırır.”
İnsan Suresi 12
(53) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Cennette sedirlere yaslanmış olarak, ne yakıcı güneş görürler; nede dondurucu soğuk.”
İnsan Suresi 13
(54) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ağaçların gölgeleri üzerlerine yaklaşmış, meyvelerini toplamak kolaylaştırılmıştır.”
İnsan Suresi 14
(55) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Çevrelerinde gümüşten kaplar ve billur kâseler dolaştırılır. Gümüşten yapılmış billurlardır ki, onları ölçülü bir şekilde dolaştırırlar.”
İnsan Suresi 15, 16
(56) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada karışımı zencebil olan bir kâseden içirilirler. O da cennette bir pınardır ki ona selsebil denir.”
İnsan Suresi 17, 18
(57) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Çevrelerinde ebedileşmiş gençler dolaşırlar; onları gördüğün zaman saçılmış inci sanırsın. Zaten cennette neye baksan bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.”
İnsan Suresi 19, 20
(58) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Üzerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır. Gümüş bilezik takınmışlardır; Rabları onlara tertemiz bir içki içirir.”
İnsan Suresi 21
(59) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlara denir ki: İşte bu sizin mükâfatınızdır. Dünyadaki çalışmalarınız şükre değer bulunmuştur.”
İnsan Suresi 22
(60) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlara “dünyada işlemiş olduklarınıza karşılık afiyetle yeyin ve için” denir. Biz iyilik edenleri, şüphesiz böyle mükâfatlandırırız.”
Mürselat Suresi 43, 44
(61) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah’dan korkanlar için ise; kurtuluş vardır; bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar, dolu dolu kadehler vardır. Orada boş ve yalan söz işitmezler. Bunların hepside Rabbınızdan, yeter bir bağış olmak üzere mükâfat olarak verilir.”
Nebe Suresi 31-36
(62) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şüphe yoktur ki, iyiler nimet cennetinde ve sedirler üzerinde nimetleri seyrederler.”
Mutaffifîn Suresi 22, 23
(63) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onları yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.”
Mutaffifîn Suresi 24
(64) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onlara, bitimi misk kokan, mühürlü halis bir şarap içirilir. Yarışanlar işte bunun için yarışsınlar.”
Mutaffifîn Suresi 25, 26
(65) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bu şarabın karışımı, cennette gözdelerin içtiği yukarıdan akan bir kaynaktır.”
Mutaffifîn Suresi 27, 28
(66) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Yüzler vardır, o gün pırıl pırıl.”
Ğaşiye Suresi 8
(67) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Dünyadaki amelleri dolayısıyla hoşnuttur.”
Ğaşiye Suresi 9
(68) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Cennette yüksek derecelerdedir.”
Ğaşiye Suresi 10
(69) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Orada boş söz işitmezler. Orada akan kaynaklar vardır.”
Ğaşiye Suresi 11, 12
(70) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Yüksek sedirler, önlerine konmuş kaplar, sıra sıra yastıklar ve serilmiş halılar varıdır.”
Ğaşiye Suresi 13-16