Had Tatbik Edilmeyecek Meseleler
İle İlgili Konular

(62) Zina Edip Hamile Olan Kadına Çocuğunu Doğurup Onu Sütten Kesene Kadar Zina Haddi Uygulanmaz!

(116) İmran bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Cüheyne kabilesinde bir kadın zina etmekten dolayı hamile olduğu halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Ey Allah’ın Nebisi! Hadde isabet ettim, onu bana tatbik et dedi. Bunun üzerine Allah’ın Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadının velisi çağırdı ve şöyle buyurdu:

−“Buna iyi davran, doğurduğunda onu bana getir.”

Kadının velisi söyleneni yaptı. Allah’ın Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emretti, kadının elbiseleri üzerine bağlandı sonra emretti de kadın recm olundu. Sonra onun üzerine cenaze namazı kıldırdı. Ömer (Radiyallahu Anh) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Ey Allah’ın Nebisi! O kadın zina ettiği halda sen onun üzerine cenaze namazı kılar mısın? dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Vallahi o kadın öyle bir tevbe etti ki, Medine ahalisinden yetmiş kişi arasında taksim edilse idi elbette onlara fazla olurdu! Ya Ömer! Sen canı ile Allah’a cömertlik edenin tevbesinden daha faziletlisini buldun mu?”

Müslim 1696/24, Müslim 1705/34

(63) İkrah Altında Tecavüze Uğrayan Kimseye Had Yoktur!

(117) Vail bin Hucr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında bir kadın ikrah edilerek tecavüze uğradı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadından haddi uzaklaştırdı, haddi kadına isabet eden kişi üzerine ikame etti.

Ravi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu isabet etmeden dolayı adamın aleyhine kadına mehir yaptı diye zikretmedi.”

İbni Mace 2597, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 7/341

(118) Vail bin Hucr el-Kindi (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında mescidde namaz kılmak isteyerek evinden çıkan bir kadını, bir adam çevirdi, onun üzerine çullanarak ondan hacetini giderdi. (Yani tecavüz etti.) Kadın bağırınca adam gitti. Kadına başka bir kişi uğradığında kadın:

−O adam bana şöyle şöyle yaptı, dedi. Kendisine muhacirlerden başka bir topluluk uğradığında da yine:

−O adam bana şöyle şöyle yaptı, dedi. Muhacirler gittiler ve kadının kendisine kötü iş yaptığını sandığı adamı yakaladılar ve onu kadına getirdiler. Kadın:

−İşte o, budur dedi. Adamı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adamın recm olmasını emrettiğinde, kadına çirkin fiil yapan kimse ayağa kalktı ve:

−Ya Rasulallah! Ben onun sahibiyim, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadına:

−“Hadi sen git! Kuşkusuz ki, Allah seni bağışlamıştır.”

Suçsuz şahsa da güzel söz söyledi. Kadına çirkin fiili yapan adama da:

−“Onu recm edin! Bu adam öyle bir tevbe etti ki, Medine ahalisi o tevbeyi yapsaydı elbette onlardan tevbeleri kabul olunurdu.”

Tirmizi 1454, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil

(64) Delilere Had Uygulamak Yoktur!

(119) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Ömer (Radiyallahu Anh)’a zina etmiş bir deli kadın getirildi. Ömer (Radiyallahu Anh), o deli kadın hakkında insanlarla meşverette bulundu, sonra kadının recm edilmesini emretti. Kadın Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh)’a uğratıldı. Ali (Radiyallahu Anh):

−Bu kadının durumu nedir? dedi. Falan oğullarının delisidir, zina etmiş de Ömer (Radiyallahu Anh) onun recm edilmesini emretti, dediler. Ravi dedi ki: Ali (Radiyallahu Anh):

−Onu geri çevirin! dedi. Sonra kendisi de geldi ve:

−Ya Emire’l-Mü’minin! Üç kişiden kalemin kaldırıldığını bilmiyor musun? Onlar:

−Deli, iyileşinceye kadar; uyuyan, uyanıncaya kadar; çocuk, akıl baliğ oluncaya kadar dedi. Ömer (Radiyallahu Anh):

−Evet, biliyorum, dedi.

Ali (Radiyallahu Anh):

−Öyleyse bu kadın neden recm olunuyor? dedi. Ömer (Radiyallahu Anh):

−Hiçbir şey, dedi. Ali (Radiyallahu Anh):

−Bu kadını gönder gitsin, dedi. Ravi dedi ki:

Ömer (Radiyallahu Anh) kadını gönderdi ve ‘Allah-u Ekber’ diye tekbir getirmeye, başladı.”

Ebu Davud 4399, İbni Huzeyme 1003, 3048, İbni Hibban 143, İbni Hibban Mevarid 1497, Darekutni 3/139, Hakim 1/258, 2/59, Beyhaki 88/264, 265, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2/5

(65) Buluğ Çağına Gelmemiş Çocuklara Had Yoktur!

(120) Atiyyetu’l-Kuraziyy (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Kurayza oğullarının esirleri arasında idim. Sahabeler esirlere bakıyorlar, kimin etek kılı bitmişse onu öldürüyorlar, kimin de bitmemişse diri bırakıyor onu öldürmüyorlardı. Ben kılı bitmemişlerdendim.”

Ebu Davud 4404, Nesei 4996

(66) Ağaçtaki Meyve Hırsızlığında Had Yoktur!

(121) Vası’ bin Hebbân (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Bir köle bir bahçeden küçük bir hurma fidanı çaldı. Köle Mervan’a götürüldüğünde Mervan onun elinin kesilmesini emretti. Müteakiben Rafi bin Hadic (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Meyvede ve hurma çiçeğinde el kesmek yoktur!”

İbni Hibban Mevarid 1505, Nesei 4975, Tirmizi 1449, İbnu’l-Carud 826, Begavi 2600, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2414

(67) Savaşta Had Uygulamak Yoktur!

(122) Busr bin Ertat (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyurdu:

“Savaşta eller kesilmez!”

Tirmizi 1476

(68) Haksız Olarak İnsanları Hapsetmek Haramdır!

(123) Hişam bin Urve (Rahmetullahi Aleyh) basından şunları tahdis etti:

“Hişam bin Hakim bin Hizam Şam’da vali olarak bulunan Umeyr bin Sad’ın yanına gitti. Umeyr, Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh)’ın valisi idi. Umeyr’in yanına girdiğinde Umeyrin yanında Enmattan bir takım insanları güneş altında dikilir olarak buldu. Hişam:

−Bunların hali nedir? dedi. Umeyr:

−Cizye hususunda onları hapsettim! dedi. Hişam dedi ki:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyurdu:

“Dünyada insanlara azap eden kimseye Allah, ahirette azap eder!”

Bunun üzerine Umeyr adamları salıverdi ve terk etti.”

Begavi 2577

(69) Her Hangi Bir Suçla İtham Olunan Kimseyi Hapsetmek

(124) Behz bin Hakim (Rahmetullahi Aleyh) babası ve dedesi tarikiyle şöyle tahdis etti:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir insanı bir töhmetten dolayı hapsetti, sonra onu salıverdi.”

Tirmizi 1417, Albânî Mişkat 3785

(125) Ezher bin Abdullah el-Harâziyy (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

“El-Kelâiyyîn’den bir topluluğun metaı (bir eşyası) çalındı. Onlar Hâke’den bir takım insanları itham ettiler ve onları Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabesi Numan bin Beşir (Radiyallahu Anh)’a şikâyet ettiler. Numan bin Beşir (Radiyallahu Anh) onları birkaç gün hapsetti sonra da onları yollarına salıverdi. Malları çalınan el-Kelâiyler Numan (Radiyallahu Anh)’a geldiler ve:

−Onları dövmeden ve sorguya çekmeden yollarına salıverdin ha!? dediler.

Numan bin Beşir (Radiyallahu Anh) onlara:

−Ne istiyorsunuz? Eğer onları dövmemi istiyorsanız, şunu iyi bilin ki, onları dövdüğümde metaınız onların yanında bulunursa onu alırsınız. Metaınız onların yanında bulunmazsa, onların sırtını dayak için aldığım gibi, sizin sırtınızı da dayak için alırım dedi. El-Kelâiyler:

−Hükmün bu mudur? dediler. Numan bin Beşir (Radiyallahu Anh):

−Bu Allah’ın ve Rasulünün hükmüdür! dedi.”

Ebu Davud 4382, Nesei 4890, Tirmizi 1450