(1) Hemmam bin el-Haris (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Aişe (Radiyallahu Anha)’nın yanında bir misafir bulunuyordu. Misafir cünüp oldu, meniden elbisesine isabet eden yeri yıkamaya başladı. Aişe (Radiyallahu Anha):
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) böyle bir durumda onu (tırnakla) kazımayı emrederdi, dedi.”
İbnu’l-Carud 135, Müslim 288/107, Ebu Davud 371, Nesei 296, Tirmizi 116, İbni Mace 538, 539, İbni Huzeyme 288, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/43
(2) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
“Ben meniyi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in elbisesinden (parmak uçlarımla) ovalardım. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o elbiseyle namaz kılardı.”
Ravi, Ensardan bir şahsa:
−Aişe (Radiyallahu Anha) cünüplükten dolayı çıkan meniyi mi kastediyor? dedim. O şahıs:
−Ya neyi kastediyor! dedi.
İbnu’l-Carud 136, Müslim 288/106107, Ebu Davud 372, Nesei 299, İbni Mace 538, 539, İbni Huzeyme 290, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/3597, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 179
(3) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elbisesine meni isabet ettiği zaman, onun isabet ettiği yeri yıkar sonra namaza çıkardı. Ben o yıkama izini elbisesindeki yıkanan kısımda görürdüm.”
İbnu’l-Carud 138, Buhari 354, Müslim 289/108, Ebu Avane 1/203, Ebu Davud 373, Nesei 8294, Tirmizi 117, İbni Mace 536, İbni Huzeyme 287, İbni Hibban 1380, 1381, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/142,4
Açıklama: Elbiseden meniyi temizlemenin keyfiyeti başlığı altında rivayet edilen hadislerden elde edilen hükümleri şöyle sıralayabiliriz:
1) Elbiseye isabet eden meni kuru olduğunda onu tırnakla kazıyıp yahut parmak uçlarıyla çitileyip izale etmek o elbisedeki temizleme sünnetidir.
2) İnsanın menisi temizdir! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in meniyi yıkamaması, tırnağıyla kazıması ve onunla iktifa etmesi buna delalet eder.
İbni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Meni temizdir! Aişe (Radiyallahu Anha)’nın, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in elbisesinden meniyi bazen yıkaması, bazen de parmaklarıyla ovalaması, meninin necaset olduğuna delalet etmez! Kuşkusuz ki elbise, sümük, kir ve benzeri şeyler sebebiyle de yıkanır. Bu yıkama o elbisede namaz kılmaya engel olduğu için değildir! Sahabeden bir çoğunun kanaati işte böyledir.”
3) Temiz olan sümük ve balgamın elbise ve benzeri şeylere isabet ettiğinde yıkandığı gibi, meniyi de kurumuş olsun yaş olsun yıkamakta bir beis yoktur.
4) Elbiseye isabet etmiş meni, tırnakla kazındıktan sonra kalan bulaşığı elbisenin temizliğine zarar vermez, o elbisede namaz kılmak caizdir.
5) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in elbisesinde meninin yıkanmış izi gözükür halde ashabının yanına çıkışı, dünya hayatına gereğinden fazla önem verilmemesi gerektiğine işaret eder.
Dünya hayatının her gün güzel ve taze giyip süslenilmek için yaratılmadığını, aksine onun, insan için tek sermayesi ömrünü verip ahiretini satın aldığı pazar yeri yahut tek sermayesi ömrünü verip ahirette ihtiyaç duyduğu şeyleri depo ettiği hasat yeri tarla olarak algılamasını ilam eder.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in dünyaya, onun ziynetine önem vermemesi ve külfetsiz basit bir hayat yaşaması, ahiret hayatını Allah’ın kendisi için hazırladığı yok olmayacak nimetleri tercih ettiğindendir.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bu fiiliyle de ümmetine örnek olmak istemiştir.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yatarken üzerindeki elbisesi, namaz kılarken ve gündüzün insanların arasında bulunduğunda üzerinde bulunan elbisesi idi. Yatarken ayrı, gündüzün ayrı, insanlarla görüştüğünde ayrı, misafirlik elbisesi ayrı, gardıroplar dolusu takım takım elbiseleri yoktu!
6) Aişe (Radiyallahu Anha)’nın:
“Ben meniyi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in elbisesinden parmak uçlarımla ovalardım,” demesi, kadının kocasına hizmet edip ev işlerini yerine getirmesinin kendisine gerekli olduğuna delalet eder.
7) Saliha bir zevce, kocasının bedeninden veya elbisesinden meni ve benzeri şeyleri, yıkayıp temizlemekten asla imtina etmez! Saliha zevcenin kocasına karşı bu tutumu, kocasının kendi üzerindeki hakkını bildiğinden ve güzel geçimli olduğundandır.