İçerisinde Kısas Olmayan Hususlar
İle İlgili Konular

(17) Kısası Bağışlamanın Fazileti

(28) Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“…Ama kim kardeşi tarafından affedilirse, o zaman (affedenin) uygun olanı yapması (meşru diyeti istemesi, affedilenin de) güzelce onu ödemesi gerekir. Bu Rabbinizden bir hafifletme ve acımadır. Kim de bundan sonra saldırıya kalkarsa artık onun için elim bir azap vardır.”

Bakara Suresi 178

(29) Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Eğer (ölenin ailesi diyeti) bağışlarsa bu müstesnadır.”

Nisa Suresi 92

(30) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e hakkında kısas bulunan her ne getirilirse, mutlaka onda affetmeyi emrederdi.”

Nesei 4798, Ebu Davud 4497, İbni Mace 2692

(31) Vail bin Hucr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile otururken deriden bükülmüş bir iple bağlanmış bir adamı güden bir şahıs geldi de:

−Ya Rasulallah! Bu adam benim kardeşimi öldürdü dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adama şöyle buyurdu:

−“Onun kardeşini öldürdün mü?”

Onu getiren şahıs:

−Bu adam şayet öldürdüğünü itiraf etmezse aleyhine hüccet ikame ederim! dedi. Adam:

−Evet, bunun kardeşini ben öldürdüm, dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Onu nasıl öldürdün?”

Adam:

−Ben ve o hayvanlara yem için değnekle bir ağaçtan yaprak döküyorduk. Müteakiben o bana sövdü ve beni kızdırdı ben de balta ile onun başının bir yanına vurdum ve onu öldürdüm, dedi.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Nefsinden bedel fidye verebileceğin bir şeyin var mı?”

Adam:

−Bana ait elbisem ve baltamdan gayrı hiçbir mal yoktur! dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Kavmini diyetini öder ve seni satın alır sanıyor musun?”

Adam:

−Ben kavmime ondan daha değersizim! dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) katilin bağlı olduğu ipin ucunu maktulün kardeşine attı ve şöyle buyurdu:

−“Al, katil senindir.”

Akabinde o adam arkasını dönüp katili götürürken, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Eğer katili öldürürse o, katilin benzeri olur.”

Adam hemen geri dönüp:

−Ya Rasulallah! Senin:

−“Eğer katili öldürürse o, katilin benzeri olur,” demen bana ulaştı. Oysa ben katili senin emrinle götürüyorum dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Katilin senin ve kardeşinin günahlarıyla ahirete dönmesini istemez misin?”

Adam:

−Ey Allah’ın! Nebisi, bilakis isterim, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Şüphesiz ki, bu işte öyledir.”

Ravi dedi ki:

−Adam katilin boynundaki ipi attı ve onu yoluna salıverdi.

Müslim 1680/32

(32) Vail bin Hucr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında iken boğazından saç örgüsü gibi örülmüş deriden bir iple bağlanmış bir adam getirildi. Vail bin Hucr (Radiyallahu Anh) dedi ki:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) maktulün velisini çağırdı ve şöyle buyurdu:

−“Bunu affeder misin?”

Veli:

−Hayır, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Diyeti kabul eder alır mısın?”

Veli:

−Hayır, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Onu öldürecek misin?”

Veli:

−Evet, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“O halde onu al götür.”

Bunun üzerine Katil:

−Ya Rasulallah! Vallahi onu öldürmeyi irade etmemiştim! dedi.

Veli katili alıp arkasını dönünce, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bunu affeder misin?”

Veli:

−Hayır, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Diyeti kabul eder alır mısın?”

Veli:

−Hayır, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Onu öldürecek misin?”

Veli:

−Evet, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“O halde onu al götür.”

Dördüncü seferinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ama sen onu affetsen, şüphesiz ki, o kendi günahları ve öldürdüğü sahibinin günahlarıyla onları yüklenmiş halde ahirete döner. Fakat eğer o doğru söylüyor ise ve sen de onu bu halde öldürürsen ateşe girersin!”

Vail bin Hucr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Maktulün velisi katili affetti ve onu yoluna salıverdi. Ben katili boynundaki kayış ipi sürükleyip giderken gördüm.

Ebu Davud 4499, Nesei 4737

(18) Öldürülenin Ailesinden Bir Kişi Kısastan Vazgeçerse Katile Kısas Yapılmaz!

(33) Zeyd bin Vehb (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Bir adam karısının yanına girdi ve adam kadının yanında yabancı bir erkek buldu! Bunun üzerine adam kadını öldürdü. Kadının erkek kardeşleri de Ömer (Radiyallahu Anh)’a öldüren kişi aleyhine kısas yapılması için dava açtılar. Müteakiben kadının bazı kardeşleri:

−Tasadduk ettim deyip davadan vazgeçtiklerini açıkladılar. Bunun üzerine, Ömer (Radiyallahu Anh)’da kadının diğer kardeşleri için fidye almalarına hüküm verdi.”

Beyhaki 8/59, İbni Ebi Şeybe, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2225

(19) Müslüman Kâfire Karşılık Kısas Yapılıp Öldürülmez!

(34) Ebu Cuheyfe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Ben, Ali (Radiyallahu Anh)’a:

−Allah’ın Kitab’ında bulunandan gayrı yanınızda vahiyden bir şey bulunuyor mu? dedim. Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Taneyi çatlatan ve insanı yaratan zata yemin ederim ki, yanımızda bir şey olduğunu bilmiyorum! Ancak Allah’ın kişiye verdiği Kur’an’ı anlama kabiliyeti ve bir de şu sayfada bulunan şeyler müstesnadır. Ben:

−O sayfada bulunan şeyler nedir? dedim. Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Onlar öldürülen kimsenin diyeti, esirlerin kurtarılması ve kâfire karşı Müslümanın öldürülmemesi kısas yapılmaması.”

Buhari 2841

(35) Amr bin Şuayb (Rahmetullahi Aleyh) babası ve dedesi tarikiyle şöyle tahdis etti:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Mü’min kâfire karşılık kısasla öldürülmez! Kim bir mü’mini kasten öldürürse, öldüren maktulün ailesine teslim edilir. Onlar katili dilerse öldürür, dilerse diyet alırlar.”

Ebu Davud 4506, İbni Mace 2659

(36) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Mü’min kâfire karşılık kısasla muahid de ahd içerisinde öldürülmez!”

İbni Mace 2660, Albânî Mişkat 3476

(20) Baba Çocuğuna Karşılık Kısas Yapılmaz!

(37) Abdullah bin Amr Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Baba çocuğuna karşı kısas olunmaz!”

Tirmizi 1421, İbni Mace 2662

(38) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Had cezaları mescidlerde tatbik edilmez ve baba da çocuğuna karşı kısasla öldürülmez!”

Tirmizi 1422, İbni Mace 2599, 2661

(21) Çocuklar Arasında Kısas Yoktur!

(39) İmran bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Fakir insanların çocuğu zengin insanların çocuğunun kulağını kopardı. Kulağı koparan çocuğun ailesi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldiler ve hallerinden şikâyette bulunup:

−Ya Rasulallah! Bizler fakir insanlarız, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de o çocuk üzerine diyetten bir şey yapmadı.”

Ebu Davud 4590, Nesei 4765

(22) Kim Birinin Evini Onun İzni Olamadan Gözetlerse ve Ev Sahibi Gözetleyenin Gözünü Çıkardığında Ona Kısas Yoktur!

(40) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim bir kavmin evinin içine, ev sahiplerinin izni olmaksızın bakarsa, ev sahipleri için bakan kimsenin gözünü çıkarmaları helal olur ve o kişinin gözü de heder olmuştur! Gözü çıkaran kimseye ne diyet ne de kısas yoktur!”

Müslim 2158/43, Ebu Davud 5172, Nesei 4875, İbnu’l-Carud 790, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/277, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2227

(41) Sehl bin Sa’d (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir adam Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kapısındaki delikten içeriye bakmıştı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uzun bir demir tarakla başını kaşıyordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) delikten bakan kimseyi görünce şöyle buyurdu:

“Eğer bana baktığını bilseydim bu demiri gözüne saplardım!”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devamla şöyle buyurdu:

“İzin istemek sadece göz cihetinden korunmak için yapılmıştır!”

Buhari 6770, Müslim 2156/40, İbni Hibban 6001

(23) İyileşene Kadar Yaralamalarda Kısas Yoktur!

(42) Abdullah bin Amr bin As (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir adam diz kapağından bir boynuzla dürtülerek yaralandı. Akabinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Kısasımı yap, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“İyileşinceye kadar tehir et.”

Adam sonra yarası iyileşmeden Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yine geldi ve:

−Kısasımı yap, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de yaralayan adama kısas yaptı. Yaralanan adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yine geldi ve:

−Ya Rasulallah! Topal oldum, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ben (seni) acele etmekten (seni) yasaklamıştım (ama sen) bana asi oldun! Allah seni ecirden uzaklaştırdı ve topallığını boşa çıkardı!”

Sonra da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), sahibi iyileşinceye kadar yaralamalarda kısas yapılmasını yasakladı!

Ahmed bin Hanbel Müsned 2/217, İbni Ebi Şeybe, Darekutni 4/, Beyhaki 8/67, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2237

(24) Nefsi Müdafada Kısas Yoktur!

(43) İmran bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir adam başka birinin elini ısırdı. Adam elini süratle çekince, ısıranın ön dişi veya dişleri çıkıp düştü. Bu olay Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e götürüldü. Isıran Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den onun aleyhine yardım istedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adama şöyle buyurdu:

−“Bana neyi yapmamı söylüyorsun? Bana, erkek devenin ısırdığı gibi, onun elini ısırman için, elini senin ağzına koymasını ona emretmemi mi istiyorsun? Eğer kısas istiyorsan elini ona ver nihayet onu ısırsın! Sonra da dilersen onun ön dişini çıkar.”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kısası iptal etti ve şöyle buyurdu:

−“Senin için diyet de yoktur!”

Nesei 4872