(1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Altını altınla tartısı tartısına ve misli misline, gümüşü gümüşle tartısı tartısına ve misli misline mübadele etmek caizdir. Herkim artırır veya fazla isterse şüphesiz ki, o fazlalık faizdir!”
Müslim 1588/84, Ebu Avane 4202, 5432
(2) Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bir dinarı iki dinar, bir dirhemi de iki dirhem bedelinde satmayın!”
Müslim 1585/78, Ebu Avane 5434
(3) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Altınla altın, gümüşle gümüş misli misline ve elden ele alınıp verilir. Herkim artırır veya fazla almak isterse, mutlaka faiz yapmış olur! Bunda alan da veren de eşittir!”
Müslim 1584/82, Nesei 4579, İbnu’l-Carud 648, Tayalisi 2225, Ebu Ya’la 1217, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/49, 66
(4) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Altını altınla satmayınız! Ancak bunlardan bazısını bazısının fevkinde ziyade etmeksizin artırmadan misli misline satabilirsiniz. Gümüşü gümüşle satmayınız! Ancak bunlardan bazısını bazısının fevkinde ziyade etmeksizin artırmadan misli misline satabilirsiniz. Altını gümüşle, gümüşü de altınla nasıl dilerseniz öyle satınız. Bunlardan gaib müddeti belirlenmiş olanı hazır ve peşin olanla satmayınız!”
Buhari 2000, Müslim 1584/75, Malik 2/632/30, Nesei 4584, Tirmizi 1241, İbnu’l-Carud 649, Tabarani Mucemu’l-Evsad 355, 936, 1678, Beyhaki 5/276, Begavi 2061, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/4, 51, 61, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 5/189
(5) Fadâle bin Ubeyd (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Biz, Hayber günü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraberdik. Biz Yahudilerden bir ukıyye altını iki dinara veya üç dinara satın alıyorduk. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Altın ile altını ancak tartısı tartısına alıp satın!”
Müslim 1591/91, Ebu Avane 5372
(6) Ebu Kılabe (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
“Ben, Şam’da içerisinde Müslim bin Yesar’ın bulunduğu bir halakada idim. Derken Ebu’l-Eş’as geldi. Bunun üzerine insanlar:
−Ebu’l-Eş’as! Ebu’l-Eş’as! dediler. Ebu’l-Eş’as oraya oturdu. Ben:
−Ey kardeşimiz! Bize Ubade bin es-Samit hadisini tahdis etsen, dedim. Ebu’l-Eş’as:
−Evet, bizler Muaviye insanların başında emir olduğu halde bir savaş yaptık ve birçok ganimetler elde ettik. Elde ettiğimiz ganimetlerin arasında bir de büyük bir gümüşten kap vardı. Muaviye bir adama, insanların elde ettiği atiyyelere bedel o kapı satmasını emretti. İnsanlar da o kabı satın almak için, birbiriyle yarıştılar. Bu, Ubade bin es-Samit’e ulaştığında ayağa kalktı ve:
−Şüphesiz ki, ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in altına bedel altının, gümüşe bedel gümüşün, buğdaya bedel buğdayın, arpaya bedel arpanın, hurmaya bedel hurmanın, tuza bedel tuzun satılmasını yasakladığını işittim. Ancak bu maddelerin aynısını aynı ile eşit olarak satılmasını istisna etti. Herkim de artırır veya fazla almak isterse, mutlaka faiz yapmış olur. Bunun üzerine insanlar satın aldıkları eşyayı geri iade ettiler. Bu olay Muaviye’ye ulaştı da o, hatip olarak ayağa kalktı ve:
−Bazı adamlara ne oluyor ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işitmediğimiz hadisler rivayet ediyorlar. Biz de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bulunuyor ve onunla arkadaşlık ediyorduk, dedi. Bunun üzerine Ubade bin es-Samit ayağa kalktı ve yukarıdaki hadisi tekrar etti sonra da:
−Muaviye bunu kerih görse de veya Muaviye’nin burnu yere sürtülse de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiğimiz hadisleri elbette rivayet edeceğiz. Vallahi hiç ışık bulunmayan karanlık gece içinde ordusunun arasında onunla arkadaşlık etmemem benim için pek önemli değildir, dedi.”
Müslim 1587/80, Ebu Avane 5393, Nesei 4576, İbni Mace 22549
(7) Amir bin Yahya (Rahmetullahi Aleyh) şöyle haber verdi.
Biz bir savaşta Fadâle bin Ubeyd ile beraberdik. Bana ve arkadaşlarıma bir gerdanlık ganimet oldu. Bu gerdanlıkta altın, gümüş ve değerli taş vardı. Ben bu gerdanlığı satın almak istedim ve bunu Fadâle’ye sordum. Fadâle şöyle dedi:
−Gerdanlığın altınını çıkar, çıkardığın altını terazinin bir kefesine, ona bedel olarak hazırladığın kendi altınını da diğer kefesine koy. Sonra onu ancak misli misline olarak alabilirsin. Kuşkusuz ki, ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:
“Herkim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, misli misline olmanın dışında almasın!”
Müslim 1591/92, Ebu Avane 5373
(8) Fudâle bin Ubeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Hayber’in fethedildiği sene Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e üzerinde altın ve kıymetli taş bulunan bir gerdanlık getirildi. Ravi Ebu Bekir ve Ahmed bin Meni’ şöyle dediler:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir gerdanlık getirildi. Üzerinde altınla asılmış taşlar vardı. Gerdanlığı dokuz veya yedi dinara bir kimse satın almıştı. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Hayır, altınla taşı birbirinden ayırmadıkça bu doğru olmaz!”
O kimse:
−Ben taşları kast etmiştim! dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Hayır, onları birbirinden ayırmadıkça bu olmaz!..”
Ebu Davud 3351, 3352, Darekutni 3/3/1, Beyhaki 5/292, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1356
(9) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Hurma hurmayla, buğday buğdayla, arpa arpayla, tuz tuzla misli misline elden ele alınıp verilir. Herkim artırır veya fazla ister ve alırsa şüphesiz ki, faiz yapmıştır. Ancak bunların cinsleri hurmayla arpa gibi ayrı ayrı olursa bu müstesnadır.”
Müslim 1588/83, Nesei 4573
(10) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“...Buğdayla buğday, arpayla arpa, hurmayla hurma ve tuz ile tuzu misli misline ve elden ele alınıp verilmesi caizdir. Herkim artırır veya fazla almak isterse, mutlaka faiz yapmış olur! Bunda alan da veren de eşittir!”
Müslim 1584/82, Nesei 4579, İbnu’l-Carud 648, Ebu Ya’la 1217, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/49, 50, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 5/189
(11) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Bilal, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e berni nevi iyi cins hurma getirdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de Bilal’e şöyle buyurdu:
−“Bu hurma neredendir?”
Bilal:
−Yanımızda kötü hurmadan vardı. Kötü hurmanın iki sa’ını berninin bir sa’ı karşılığında sattım. Bunu berniden Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yedirmek için yaptım, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Eyvah eyvah; bu faizin kendisidir! Bu faizin kendisidir! Böyle yapma! Fakat iyi hurma satın almak istediğin zaman, kötü hurmayı sat, sonra iyi hurmayı satın al!”
Buhari 2144, Müslim 1594/96, Nesei 4571, İbni Hibban 5022, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/62
(12) Ebu Said el-Hudri ve Ebu Hureyre (Radiyallahu Anhum) şöyle dediler:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kimseyi Hayber üzerine amir tayin etti. Bu kimse cenib denen bir nevi hurma getirdi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Hayber’in bütün hurmaları böyle mi?”
Adam:
−Hayır, vallahi ya Rasulallah! Biz bu iyi hurmanın bir sa’ı ile cem hurmanın iki sa’ını; iyi hurmanın iki sa’ı ile cem hurmanın üç sa’ını değiştiririz, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Böyle yapma! Cem hurmayı parayla sat, sonra bu parayla cenib denilen hurmayı satın al!”
Cem: İyisi ve kötüsü karışık hurma demektir.
Buhari 2039, Müslim 1593/95, Malik 2/623/21, Nesei 4567, Darimi 2/258, İbni Hibban 5021, Darekutni 3/17, Beyhaki 5/291, Begavi 2064, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1340
(13) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Biz cem hurmadan rızıklanıyorduk. Cem birçok hurmanın karıştırılmışıdır. O karışık hurmanın iki sa’ını iyi cinsten bir sa’ hurmaya satıyorduk. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“İki sa’ hurmayı bir sa’ hurmaya; iki dirhemi bir dirheme satmayın!”
Buhari 1924, Müslim 1595/98, Nesei 4570, İbni Mace 2256, İbni Hibban 5024, Beyhaki 5/291, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/49, 50
(14) Busre bin Said (Rahmetullahi Aleyh) şöyle tahdis etti:
Ma’mer bin Abdullah kölesini bir sa’ buğday ile gönderip, bunu sat sonra onun karşılığında arpa satın al, dedi. Köle gitti ve bir sa’ ve sa’ın biraz fazlası arpa aldı. Ma’mer’in yanına geldiğinde bunu haber verdi. Ma’mer ona:
−Neden böyle yaptın? Git ve bunu sahibine geri ver! Misli misline olmasının dışında bir şey alma! Şüphesiz ki, ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyuruyorken işittim:
−“Taam taama mukabil misli mislinedir.”
O gün bizim yiyeceğimiz arpa idi, dedi. Ma’mer’e:
−Arpa buğday cinsinden değil ki, denildi. Ma’mer:
−Ben onların birbirine benzemesinden korkarım! dedi.
Müslim 1592/93, Beyhaki 5/283, 285, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/400, 401
(15) Ebu Salih ez-Zeyyat (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Ben, Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh)’ı:
Dinar ile dinar, gümüş ile gümüş ziyadesiz alınır verilir derken işittim. Ben Ebu Said (Radiyallahu Anh)’a:
−Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) böyle söylemiyor, dedim. Ebu Said (Radiyallahu Anh)’da:
−Ben, Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya gidip bunu sordum ve:
−Sen bu görüşünü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den mi işittin? Yoksa Allah’ın Kitab’ında mı buldun? dedim. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
−Ben bunların hiç birini iddia etmiyorum! Sizler Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i benden daha iyi bilirsiniz. Ancak Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh) bana, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu haber verdi:
−“Faiz ancak veresiye alış veriştedir!”
Buhari 2001, Müslim 1596/101, Nesei 4595, İbni Mace 2257, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1338