Hamd, dualara icabet eden sıkıntıları gideren Allah’a; salât ve selam Allah’ın şahsiyetiyle nübüvveti tamamladığı Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e olsun.
Şüphesiz bütün insanlar dua ve Allah’a sığınmaya özel bir ihtiyaç duyar. Sıkıntıların giderilmesinde, ihtiyaçların görülmesinde, onlara gelen bela ve fitnelerin izalesinde, dua insan için zaruri ihtiyaçtır.
Dua, müminin kuvvetli silahı, belayı def edip kazayı reddettiği sağlam kalesidir.
Dua, yolunu kaybetmişlerin, mahzun ve zulme uğrayanların sığınağıdır. Onlar bu kaleye sığınıp onda karar kılarlar.
Dua, en büyük ibadetlerden biridir. Sadakatle dua eden kimse, Rabbine bağlanır ve yaratılmışlardan yüz çevirir. Kalbi ile onlara iltifat etmez. Çünkü kullar onun için ne zarar ne fayda ne ölüm ne hayat ne de başka bir şeye muktedir olamazlar.
Kerem, feyz ve yüksek cömertlik sahibi Allah’ı tesbih ederim. Kulun ihtiyaçlarını kendisinden istemesini ibadet yapmıştır ve bunu ona emretmiş, onun terkedilmesini de en açık şekilde kınamıştır. Bu ibadeti terkeden kimseyi kendisine karşı büyüklük taslayan biri saymış ve şiddetle onu tehdit etmiştir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Rabbiniz buyurdu ki; Bana dua edin size icabet edeyim. Şüphesiz ki, bana ibadet etmekten kibirlenenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir.”
Gafir Suresi 60
Dua, ibni Kayyım (Rahmetullahi Aleyh)’in tarif ettiği gibi: Kişiye fayda verecek şeyleri talep etmek, zarar verecek şeyleri istememektir.