Allah’ın Gökte Oluşu

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Göktekinin sizi yere batırmayacağından emin misiniz?.. Yoksa göktekinin üzerinize taş yağdıran bir fırtına göndermeyeceğinden emin misiniz?..”

Mülk 16, 17

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Güzel sözler ancak O’na yükselir. Onları da (Allah’a) salih ameller yükseltir.”

Fatır 10

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Onlar üstlerindeki Rablerinden korkarlar.”

Nahl 50

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Firavun: ‘Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap! Belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa’nın ilahını görürüm…’ dedi…”

Mü’min 36-37

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Doğrusu Allah, onu (İsa’yı) kendisine yükseltmiştir…”

Nisa 158, Âl-i İmran 55

Bu hususta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

a) Muaviye bin Hakem hadisinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), efendisinden tokat yiyen cariyeyi imtihan ederken:

−Allah nerede? diye sordu.

Cariye:

−Semadadır (semanın üzerindedir), diye cevap verince Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de bunu kabul ve ikrar etti.

Müslim 537/33

b) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“…Sizler yeryüzü ahalisine merhamet edin ki, semada bulunan (Allah) da size merhamet etsin.”

Ebu Davud 4941

c) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Ben semada olan Allah’ın emini (kendisine güvenileni) olduğum halde sizler bana güvenmiyor musunuz? Halbuki sabah akşam bana gökyüzünün haberi geliyor.”

Buhari 4045, Müslim 1064

(5) Onlar Kürsü ile Arş’ın hak olduğuna ve Arş’ın su üzerinde olduğuna inanırlar.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…O’nun Kürsü’sü gökleri ve yeri içine almıştır…”

Bakara 255

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için Arş’ı su üzerindeyken gökleri ve yeri altı günde yaratandır…”

Hud 7

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Arş’ı yüklenen ve onun etrafında bulunanlar Rablerini hamd ile tesbih ederler…”

Mü’min 7

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…O gün Rabbinin Arş’ını onlardan (meleklerden) sekizi üzerlerinde taşır.”

Hakka 17

Bu hususta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

“…O’nun (Allah’ın) Arş’ı su üzerindedir…”

Buhari 7289, Müslim 993/37

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yedi kat gök ile yedi kat yer, Allah’ın Kürsü’sü yanında, ancak genişçe çöl bir yere bırakılmış bir halka gibidir. Arş’ın Kürsü’ye üstünlüğü ise geniş çölün bu halkaya üstünlüğü gibidir.”

Ahmed 5/178-179, Bezzar 160, İbni Hibban el-İhsan 361

Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma), Kürsü’nün, iki ayağın konduğu yer olduğunu söylemiştir.

Hakim 3116, Mucemu’l-Kebir 12404

(6) Allah’ın iki eli vardır ve her iki eli de sağdır. O’nun her iki eli de açıktır, dilediği gibi infak eder.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah ‘Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir?’…dedi.”

Sa’d 75

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Bilakis O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi infak eder…”

Maide 64

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Rahman’ın iki eli de sağdır…”

Müslim 1827/18, Tirmizi 3589, Nesei 5344, İbni Huzeyme Tevhid 1/159-197, Beyhaki Esma ve Sıfat 2/55-56, Ahmed 2/160-6492, İbni Hibban İhsan 222-223, Hakim 1/64, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 46-50, 3136

(7) Onlar Yüce Allah’ın gecenin son üçte birinde yücelik ve büyüklüğüne yaraşır şekilde dünya göğüne indiğine inanırlar.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Rabbimiz gecenin son üçte biri kaldığı zaman dünya semasına iner ve şöyle der:

−Yok mu bana dua eden? Duasını kabul edeyim. Yok mu benden bir şey isteyen? İstediğini ona vereyim. Yok mu benden bağışlanma dileyen? Onu bağışlayayım.”

Bu hadis yaklaşık 28 sahabenin rivayet ettiği mütevatir bir hadistir.

Buhari 1096, Müslim 758/168

(8) Onlar Allah’ın kendisine yaraşır şekilde nefsi, yüzü, iki gözü, baldırı ve ayağı olduğuna, bunların da yaratılmışlara benzemediğine inanırlar.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“(Musa’ya hitaben) Seni, nefsim için seçtim.”

Ta-Ha 41

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ancak celal ve ikram sahibi Rabbinin yüzü baki kalacaktır.”

Rahman 27, Bakara 115

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferinde:

“Allah’ım! Senden, yüzüne bakma lezzetini ve Seninle buluşma şevkini bana lütfetmeni istiyorum!” diye dua etmiştir.

Ahmed 5/191, Mucemu’l-Kebir 4803, Hakim 1900

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İnkar edilmiş olana (Nuh’a) bir mükafat olmak üzere gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.”

Kamer 14, Ta-Ha 39, Tur 48

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah’ın gözü hakkında:

“Hiç şüphesiz ki, Rabbinin bir gözü kör (şaşı) değildir!” buyurmuştur.

Buhari 6978, Müslim 2933/101

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“O gün baldır açılır ve secdeye çağrılırlar, ancak buna güç yetiremezler.”

Kalem 42

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıyamet günü hakkında şöyle buyurdu:

“…Rabbimiz baldırını açar, derhal O’nun azametinden dolayı her mü’min erkek ve kadın secde eder. Yalnız dünyada insanlara göstermek ve işittirmek için secde edenler secdesiz kalır. Secde etmeye gider ama sırtı tek bir tabakaya döner.”

Müslim 182, 183, Buhari 4903, 7310, 7311

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“…Fakat cehennem dolmak bilmez. Allah ona ayağını koyar da o:

−Yetişir, yetişir, yetişir, der. İşte o zaman cehennem dolar, bir kısmı diğer kısmına büzülür…”

Buhari 4785, Müslim 2846/36

(9) Onlar Allah-u Teâlâ’nın kıyamet gününde kulların arasında hüküm vermek için yüceliğine yakışır bir şekilde mahşer sahasına geleceğine inanırlar.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hayır, yeryüzü dağılıp parça parça edildiğinde, Rabbin gelip, melekler de saf saf dizildiğinde…”

Fecr 21, 22

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“…(Putperestler, Yahudiler ve Hristiyanlar ateşe sevk olunduktan sonra) Meydanda sadık olsun, facir olsun muvahhid mü’minler kalır. Alemlerin Rabbi onlara, gördükleri suretin dışında başka bir surette gelir ve:

−Neyi bekliyorsunuz? Her ümmet kulluk yaptığının peşine düştü, diye seslenir…”

Müslim 182, 183, Buhari 7310, 7311

(10) Onlar, mü’minlerin cennette Rablerini göreceklerine, kendisi ile konuşacaklarına iman ederler.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacak, Rablerine bakacaklardır.”

Kıyamet 22-23

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki sizler Rabbinizi, dolunayı gördüğünüz gibi görecek ve O’nu görmekte hiçbir zorluk çekmeyeceksiniz.”

Buhari 633, Müslim 633/211

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İyilik edenlere iyilik (cennet) ve ziyade (fazlalık) vardır…” Yunus Suresi 26. ayetini okudu ve:

“Cennet ehli cennete ve cehennem ehli de cehenneme girince bir davetçi:

−Ey cennet ehli! Muhakkak sizin için Allah katında bir vaat vardır. Allah o vaadi size tam olarak yerine getirmek ister, der.

Allah Tebareke ve Teâlâ:

−Ziyadeleştirmemi artırmamı istediğiniz bir şey var mı? diye sorar.

Onlar da:

−Yüzlerimizi ağartmadın mı? Bizleri ateşten kurtarıp cennete girdirmedin mi? derler. Müteakiben Allah (zatı ile kulları arasındaki) hicabı açar da onlar O’na bakar dururlar. Allah’a yemin olsun ki Allah onlara zatına bakmaktan daha sevimli ve daha fazla göz aydınlığı olacak hiç bir şey vermemiştir.”

Müslim 181/297, 298, Tirmizi 2676, İbni Mace 187, Ahmed 4/332, 19143

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

“Cebrail Aleyhisselam, Cuma günü hakkında bahsederken şunları da söyledi:

‘…Rabbin Azze ve Celle cennette beyaz miskten daha güzel kokan bir vadi yarattı. Cuma günü olunca İlliyyin’den Kürsüsü’ne iner. Sonra Kürsü’yü nurdan minberlerle çevirir, nebiler gelir ve onların üzerine otururlar. Sonra minberleri altın koltuklarla çevirir ve sıddıklar ile şehidler gelerek onların üzerine otururlar. Daha sonra da cennet ehli gelir ve kum yığınlarının üzerine otururlar. Müteakiben Rableri Tebareke ve Teâlâ tecelli eder ve onlar da O’nun yüzüne bakarlar…’ buyurdu.”

Terğib ve Terhib 7/398, İbni Ebi’d-Dünya, Taberani Evsad, Bezzar, Ebu Ya’la

(11) Onlar Allah’ın işitme, görme, ilim, kudret, izzet, kelam, hayat, beraberlik, sevgi, rahmet, öfke, rıza gibi gerek Kitabı’nda vasfettiği, gerekse Nebisi vasıtasıyla belirttiği sıfatları kabul ederler ve ‘bunların nasıllığını ancak Allah bilir, biz bilemeyiz’ derler.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Muhakkak ki Ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm.”

Ta-Ha 6

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“O bilendir, hikmet sahibidir.”

Tahrim 2

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Allah Musa ile gerçekten konuştu.”

Nisa 164

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah onlardan razı olmuştur…”

Maide 119

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Muhakkak ki Allah iyilik edenleri sever.”

Bakara 195

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’ın kendilerine öfkelendiği bir kavmi dost edinmeyin!”

Mümtehine 13