Gıybet Etmek Haramdır!

Müslümanların gıybetini etmek ve aleyhinde konuşmak birçok toplantının eğlencesi haline gelmiş! Hâlbuki Allah bu davranışı yasaklamış, kullarına ondan nefret etmelerini bildirmiş ve nefislerin iğrendiği çirkin bir örnekle onu örneklendirmiştir.

(1) Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلاَ تَجَسَّسُوا وَلاَ يَغْتَبْ بَّعْضُكُمْ بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللهَ إِنَّ اللهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ

“Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Kuşkusuz ki, zannın bir kısmı günahtır! Birbirinizin gizli şeylerini araştırmayın! Biriniz, diğerinizi arkasından çekiştirmesin! Sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemeği sever mi? İşte bundan iğrendiniz. O halde Allah'tan korkun! Şüphesiz ki, Allah, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.”

Hucurat Suresi 12

(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ الَّذِي جَمَعَ مَالاً وَعَدَّدَهُ

“Yazıklar olsun! (İnsanları) diliyle çekiştiren, kaş göz işareti yapıp alay edenlerin tümüne! O ki, mal biriktirdi ve onu saydı da saydı!”

Humeze Suresi 1, 2

Gıybetin ne anlama geldiğini Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu sözleriyle açıklamıştır.

(3) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Gıybet nedir biliyor musunuz?”

Sahabeler dediler ki:

−Allah ve Rasulü en iyi bilendir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Kardeşini hoşlanmayacağı bir şekilde onu zikretmendir!”

Sahabeler dediler ki:

−Söylediğim şey kardeşimde olsa da mı? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Eğer söylediğin şey onda varsa, gıybetini yapmış olursun! Şayet bu onda yoksa şüphesiz ki, ona iftira etmiş olursun.”

Müslim 2001/4

Gıybet, Müslümanı kendisinde bulunan hoşlanmadığı bir özelliğiyle anmandır. Bu; bedeniyle, diniyle, yaşantısıyla, ruhsal durumuyla, ahlakıyla ve yaratılışıyla ilgili olabilir. Bunun çeşitli şekilleri vardır. Örneğin; kusurlarını belirtmek veya dalga geçmek kastıyla bir davranışını anlatmaktır.

İnsanlar, gıybet konusunda duyarsız davranırlar. Oysa gıybet, Allah’ın katında kötü ve çirkindir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu sözü bunun delildir.

(4) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Faiz, yetmiş iki şubedir. Faizin en küçüğü, kişinin annesiyle zina etmesi gibidir! Şüphesiz ki, faizin en şiddetlisi ise gıybet ederek kardeşinin namusuna dil uzatması gibidir!”

Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 1871

(5) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki kabre uğradı ve şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki, bunlar azap olunuyorlar! Bununla beraber büyük bir günahtan dolayı da azap olunmuyorlar! Onlardan biri koğuculuk/gıybet yapardı, diğeri ise bevlinden/sidiğinden sakınmazdı!”

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaş bir hurma fidanı istedi. Buna müteakiben çubuğu ikiye bölerek bir parçasını birinin diğer parçasını da diğerinin kabri üzerine dikti. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bunlar kurumadığı sürece azapları hafifletilir.”

İbnu’l-Carud 130, Buhari 346, Müslim 292/111, Ebu Davud 20, Nesei 31, Tirmizi 70, Darimi 1/188, İbni Mace 347, İbni Ebi Şeybe 1/252, İbni Hibban 3128, Begavi Mesabih 230, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/225

Gıybet edilen toplulukta bulunan kimsenin bu kötü davranışı engellemesi ve gıybeti edilen kardeşini savunmasını gerekir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu sözleriyle buna teşvik etmiştir.

(6) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kardeşinin namusunu savunanın, Allah kıyamet günü yüzünü cehennemden korur.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 6/450, Albânî Sahihu’l-Cami’ 6238

(7) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraberdik. Buna müteakiben pis bir koku saçan bir rüzgâr yükseldi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bu nedir, biliyor musunuz? Bu, mü’minleri gıybet edenlerin rüzgarıdır! (Yani kötü kokusudur!)”

Buhari Edebu’l-Müfred 732, Ahmed bin Hanbel Müsned, Ebu Avane

(8) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında pis bir kokulu bir rüzgâr esti. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kuşkusuz ki, münafıklardan bir kısım insanlar, Müslümanlardan bir kısım insanları gıybet ettiler de, bu rüzgar onun için gönderildi!”

Buhari Edebu’l-Müfred 733

(9) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim, gıybet hususunda kardeşinin ırzını (yani şeref ve haysiyetini) korursa, o kimseyi ateşten kurtarması Allah’ın üzerine bir borçtur.”

Ahmed bin Hanbel Müsned, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 5/209

(10) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Kimin yanında bir mü’min gıybet edilir de onu savunursa, (ona karşı yapılan gıybeti engellerse), Allah o kimseye dünyada ve ahirette hayır ile mükafat verir. Kimin de yanında bir mü’min gıybet edilir de, (o gıybet edilene) yardım etmezse, bu hareketinden dolayı Allah o kimseye dünya ve ahirette kötülük ile cezası verir. Hiç kimse, bir mü’mini gıybet etmekten daha kötü bir lokma yutmuş olamaz! Eğer mü’minin arkasında bildiği bir gerçeği söylerse, buna müteakiben kuşkusuz ki, o mü’mini gıybet etmiş olur! Eğer bilmediği bir şeyi söylerse, buna müteakiben kuşkusuz ki, o mü’mine iftira etmiş olur!”

Buhari Edebü’l-Müfred 734

(11) Amr bin As arkadaşlarından bir toplulukla beraber yürürken ölmüş bir katır ile karşılaştılar! Bu hayvan şişmişti. (Yani çürümüştü) Bunun üzerine Amr bin As şöyle dedi:

“Allah’a yemin ederim ki! Sizden birinizin, karnını doyuruncaya kadar bu ölmüş katırdan yemesi, bir Müslümanın etini yemesinden (yani gıybet etmesinden) daha hayırlıdır!”

Buhari Edebuü’l-Müfred 736

(12) Adamın biri, Sufyan bin Uyeyne (Rahmetullahi Aleyh)’in yanında Müslümanların gıybetini yapıyor ve onları eleştiriyordu!

Bunu duyan Sufyan bin Uyeyne (Rahmetullahi Aleyh) adamın yanına gelerek ona şöyle dedi:

–Acaba doğuda kâfirlerle hiç ‘CİHAD’ ettin mi? diye sordu. Adam:

–Hayır, dedi. Sufyan bin Uyeyne (Rahmetullahi Aleyh):

–Peki, ya batıda kâfirlerle hiç ‘CİHAD’ ettin mi? diye sordu. Adam yine:

–Hayır, dedi. Bu sefer Sufyan bin Uyeyne (Rahmetullahi Aleyh):

–Peki, güneyde kâfirlerle hiç ‘CİHAD’ ettin mi? diye sordu. Adam:

–Hayır, dedi. Bu sefer yine Sufyan bin Uyeyne (Rahmetullahi Aleyh):

–Peki, kuzeyde kâfirlerle hiç ‘CİHAD’ ettin mi? diye sordu. Adam:

–Hayır, dedi. Bu cevabı alan Sufyan bin Uyeyne (Rahmetullahi Aleyh) o adama şöyle dedi:

–Allah’ın düşmanları olan kâfirler senin elinden bu kadar emin olmuşken sus da biraz da Müslümanlar senin şu dilinden emin olsunlar!

Beyhaki Şuabu’l-İman 5/314

(13) Rebi’ bin Haysem (Rahmetullahi Aleyh)’e arkadaşları şöyle dedi:

Seni hiç birinin gıybetini yaparken görmüyoruz! Bunun üzerine Rebi’ bin Haysem (Rahmetullahi Aleyh)’de arkadaşlarına şöyle dedi:

–“Ben kendi halinden hoşnut değilim ki, başkalarının kusurları ile uğraşayım!”

Abdullah bin Mübarek ez-Zühd 69, 70

(14) Adamın biri, Ömer bin Abdulaziz (Rahmetullahi Aleyh)’e Sıffin Savaşına katılanlar hakkında ne diyorsun, diye sordu? Bunun üzerine Ömer bin Abdulaziz (Rahmetullahi Aleyh)’de şöyle dedi:

–“Allah-u Teâlâ, Sıffin Savaşında akıtılan kanlara benim elimi bulaştırmadı. Ben de Sıffin Savaşı hakkında konuşarak (yani gıybet ederek) dilimi kana bulaştırmak istemiyorum!”

Hattabî el-Uzle 41

(15) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim, kardeşinin ırzından (yapılan gıybeti) reddederse, Allah da kıyamet gününde o kimsenin yüzünü cehennem ateşinden reddeder. (Yani cehennem ateşinden kurtarır.)”

Tirmizi 1996

(16) Vuheyb bin Verd (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Allah’a yemin olsun ki! Gıybeti terk etmek, bana altından bir dağı tasadduk/infak etmekten daha sevimlidir.”

Et-Tevhîb ve’t-Tenbih 169