Ölünün Kefenlenmesi

33) Ölünün yıkanma işi bitirildikten sonra kefenlenmesi gerekir.

Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesinden düşüp boynu kırılan ihramlı kimse ile ilgili hadiste:

“...Ve onu kefenleyiniz!..” diye bunu emretmiştir.

Buhari, Müslim

34) Kefen yahut kefenin bedeli ölenin malından verilir.

İsterse geriye bundan başka bir şey bırakmamış olsun. Çünkü Habbab bin Ered (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Allah Yolunda, Allah’ın rızasını arayarak hicret ettik. Bundan dolayı ecrimizi verecek olan Allah’tır. Bizden herhangi bir kimse kendi ecrinden hiçbir şey yemeden geçip gitti. Bunlardan birisi de Mus’ab bin Umeyr (Radiyallahu Anh)’dır. Uhud günü öldürüldü. Çizgili bir kumaş dışında ona ait hiçbir şey bulunmadı.

Bir rivayette:

Hiçbir şey bırakmadı. Çizgili kumaşı başının üzerine koyduğumuz vakit ayakları dışarıda kaldı. Ayaklarının üzerinden koyduğumuz vakit başı dışarıda kaldı.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Onunla başından itibaren örtünüz!”

Başka bir rivayette Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Onunla başını örtünüz ve ayakları üzerine izhir otunu koyunuz!”

Buhari, Müslim

35) Kefenin bütün bedenini örtecek şekilde uzun olması gerekir.

Çünkü Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anh)’ın hadisi bunu ifade etmektedir:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün bir hutbe irade etti. Ashabından ölen ve kefeni yeterince uzun olmayan bir kefen ile kefenlenip geceleyin mezara gömülen bir adamdan sözetti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kişinin namazı kılınmadan geceleyin kabre konulmasını insanın bu işe mecbur kalması hali dışında yasakladı ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sizden herhangi bir kimse kardeşini kefenlediği vakit kefenini eğer gücü yeterse olabildiğince güzel yapsın!”

Müslim, İbnu’l-Carud, Ebu Davud, Ahmed

36) Şâyet kefen buna yeterli gelmeyip, vücudun her tarafını örtebilecek kadar bol olmassa onunla baş kısmından itibaren örtülür, açıkta kalan kısmın üzerine bir parça izhir yahut başka türden ot konulur.

Bu hususta iki hadis vardır.

Birinci Hadis:

Habbab bin Ered (Radiyallahu Anh)’den gelen ve Musab (Radiyallahu Anh)’ın kıssası ile ilgili olan rivayette onun çizgili kumaşı ile ilgili olarak söylediği şu sözlerdir.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Siz o kumaşı baş tarafından itibaren üzerine örtünüz!”

Başka bir rivayette Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Onunla baş tarafını örtünüz ve ayakları üzerine de izhir otunu koyunuz!”

Buhari, Müslim

İkinci Hadis:

Harise bin Mudarrib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Ömer bin Habbab (Radiyallahu Anh)’ın yanına girdim. Karın bölgesinde yedi yere dağlama yaptırmıştı. Ömer bin Habbab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Şâyet Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i:

‘Sizden kimse ölümü temenni etmesin!’ buyururken işitmemiş olsaydım, hiç şüphesiz ben ölümü temenni edecektim. Kendimi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte tek bir dirhem sahibi değilken gördüm. Şu anda ise evimin bir tarafında kırkbin dirhem vardır. Sonra ona kefeni getirildi. Onu görünce ağladı ve şöyle dedi:

Fakat Hamza (Radiyallahu Anh)’ın siyah beyaz çizgili bir cübbeden başka bir kefeni bulunamamıştı. Bu cübbesi baştarafından konulduğu vakit ayaklarını örtmez, ayakları tarafından konulduğu vakit başını örtmezdi. Ayakları üzerine izhir otu konuldu.”

Ahmed, Tirmizi, Buhari, Müslim

37) Kefenler az gelir, ölüler çok olursa, ölüler topluluğunun tek bir kefene sarılması caizdir.

Aralarından daha çok Kur’an’ı bilenleri kıble tarafında öne geçirilir. Çünkü Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Uhud günü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hamza (Radiyallahu Anh)’ın yanından geçti. Burnu kesilmiş, organları parçalanmıştı. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

‘Şâyet Safiye kendi kalbinde bundan dolayı rahatsız olmayacak olsaydı leş yiyen kuşlar onu yesin diye öylece bırakırdım ta ki yüce Allah onu kuşların ve yırtıcı hayvanların karınlarından biraraya getirip haşredinceye kadar.’

Sonra onu çizgili bir kumaş ile kefenledi. Bununla başını örttüğü zaman ayakları görünür, ayakları tarafından örtündüğü zaman başı görünür idi. Bu sebeple baş tarafını örttü. Onun dışında şehidlerden hiçbir kimsenin namazını kılmadı ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

‘Bugün ben sizin için bir şahidim.’

Enes (Radiyallahu Anh) dedi ki:

Öldürülenler çoktu. Kefen yapılacak kumaşlar ise azdı. Üç ya da iki kişi bir kabirde konuluyordu.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Hangileri Kur’an’ı daha çok biliyor’ diye soruyor ve o lahde öne geçiriliyordu. Bir kefen ile iki ya da üç kişiyi kefenledi.”

Ebu Davud, Tirmizi, İbni Sad, Hâkim, Beyhaki, Ahmed, Taberani, Ebu Nuaym

38) Şehidin elbiselerinin çıkartılması caiz değildir!

Bu elbiseler üzerinde olduğu halde defnedilir. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud’da öldürülenler hakkında şöyle buyurmuştur:

“Onları elbiseleri ile sarıp sarmalayınız!”

Başka bir rivayette:

“Kanlarıyla onları elbiselerine sarıp sarmalayınız!”

Ahmed, Nesei, Ebu Davud

39) Şehidin elbiseleri üzerinde olduğu halde bir ya da daha fazla bezle kefenlenmesi müstehabtır.

Nitekim Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mus’ab bin Umeyr ile Hamza (Radiyallahu Anhuma)’yı böyle yapmıştır.

Ebu Davud, Tirmizi, İbni Sad, Hâkim, Beyhaki, Ahmed, Taberani, Ebu Nuaym

40) İhramlı kimse içinde öldüğü iki ihram bezi ile kefenlenir.

Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesinden düşüp, boynu kırılan ihramlı kimse hakkında şunları söylemiştir:

“...Onu ihram için giydiği iki bez ile kefenleyiniz!..”

Nesei, Taberani

41) Kefende bazı hususlar müstehabtır.

Birincisi: Beyazlık

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Beyaz elbiseler giyiniz! Çünkü onlar sizin elbiselerinizin en hayırlılarıdır. Ölülerinizi de onunla kefenleyiniz!”

Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Beyhaki, Ahmed, Hâkim, Nesei, İbnu’l-Carud

İkincisi: Kefenin Üç Bez Olması

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle demiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) pamuktan oldukça beyaz Yemen dokuması üç bez ile kefenlendi. Bunlar arasında gömlek ve sarık yoktu. Bunların içine özel bir şekilde yerleştirildi.”

İbnu’l-Carud, Beyhaki, Ahmed

Üçüncüsü: Bu Bezlerden Birisi Eğer İmkân Olursa Çizgili Olur

Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Sizden herhangi birisi ölür de imkân bulursa çizgili bir bez ile kefenlensin!”

Ebu Davud, Beyhaki

Dördüncüsü: Kefenin Üç Defa Tütsülendirilmesi

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Ölüyü tütsülendirecek olursanız, onu üç defa tütsülendiriniz!”

Ahmed, İbni Ebi Şeybe, İbni Hibban, Hâkim, Beyhaki

Ancak bu hüküm ihramlı olan kimseyi kapsamaz. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesinden düşüp, boynu kırılan ihramlı kimse hakkında şunları söylemiştir:

“...Ona hoş koku sürmeyiniz!..”

42) Kefende aşırıya kaçmak ve üçden fazla olması caiz değildir!

Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Çünkü bu durum Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kefenlenme şekline muhaliftir. Bu malı boşa harcamakdır. Malın boşa harcanması ise yasaktır! Özellikle hayatta olanın mala olan ihtiyacı daha fazladır.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz Allah sizin için üç şeyi hoş görmemiştir! Dedikoduyu, malı boşa harcamayı ve çokça soru sormayı.”

Buhari, Müslim, Ahmed

Kefeni çok kullanmak ve pahalı olanını seçmek övülmeye değer bir davranış değildir! Eğer bu hususta şer’î hüküm varid olmasaydı, kefene para vermek, malı boşa harcamak olurdu. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın şu sözleri ne kadar güzeldir. Elbiselerinden birisinin kendisine kefen olarak kullanılmasını isterken ona:

−Bu eski bir bezdir, denilmesi üzerine:

−“Yeni elbise hayatta olana daha yakışır!” demiştir.”

43) Kadın da kefenlenme hususta erkek gibidir.

Çünkü aralarında fark gözetmeyi gerektirecek hiç bir delil bulunmamaktadır!