Cehennem İle İlgili Ayetler

(1) Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:

فَاتَّقُوا النَّارَ الَّتِي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ

“…Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının! O ateş kâfirler için hazırlanmıştır!”

Bakara Suresi 24, Tahrim Suresi 66

(2) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قُلْ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَى جَهَنَّمَ وَبِئْسَ الْمِهَادُ

“İnkâr eden kimselere söyle; Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz! Orası ne kötü bir döşektir!”

Âl-i İmran Suresi 12

(3) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ فَأَمَّا الَّذِينَ اسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ أَكْفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ

“O gün bazı yüzler vardır ağarır, bazı yüzler de vardır kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denilir; İnanmanızdan sonra inkar mı ettiniz!? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın!”

Âl-i İmran Suresi 106

(4) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَ إِنَّ اللهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا

“O ayetlerimizi inkar edenleri yakında bir ateşe sokacağız, derileri piştikçe azabı tadsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz! Şüphesiz ki, Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.”

Nisa Suresi 56

(5) Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

وَكَذَالِكَ نَجْزِي مَنْ أَسْرَفَ وَلَمْ يُؤْمِنْ بِآيَاتِ رَبِّهِ وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَشَدُّ وَأَبْقَى

“İşte Biz, israf eden/haddi aşan ve Rabbinin ayetlerine inanmayan kimseleri böyle cezalandırırız! Elbette ahiretin azabı daha çetin ve daha süreklidir!”

Ta-Ha Suresi 127

(6) Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:

لِلَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنَى وَالَّذِينَ لَمْ يَسْتَجِيبُوا لَهُ لَوْ أَنَّ لَهُمْ مَّا فِي الأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لاَفْتَدَوْا بِهِ أُوْلَئِكَ لَهُمْ سُوءُ الْحِسَابِ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمِهَادُ

“Rablerine icabet edenlere en güzel karşılık vardır. Rablerine icabet etmeyenlere gelince, eğer yeryüzünde bulunan her şey ve bir o kadarı daha onların olsa, azaptan kurtulmak için hepsini feda ederlerdi! Hesabın en kötüsü onlar içindir! Varacakları yer ise cehennemdir! Orası ne kötü bir döşektir!”

Ra’d Suresi 18

(7) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالَ ادْخُلُوا فِي أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ مِّن الْجِنِّ وَالْإِنْسِ فِي النَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا حَتَّى إِذَا ادَّارَكُوا فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ أُخْرَاهُمْ لأُولاَهُمْ رَبَّنَا هَؤُلاء أَضَلُّونَا فَآتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِّنَ النَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلَكِن لاَّ تَعْلَمُونَ

“Allah şöyle dedi: Sizden önce geçen cin ve insan topluluklarıyle beraber ateşin içine girin! Her ümmet girdiğinde, yoldaşına/kardeşine lanet eder. Nihayet, hepsi orada bir araya gelince, sonrakiler öncekiler için şöyle derler: Rabbimiz! Bizi bunlar saptırdılar! Ateş azabını bunlara bir kat daha fazla ver. Allah şöyle dedi: Her biri için bir kat fazlası var, fakat siz bilmezsiniz.”

A’raf Suresi 38

(8) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلاَ يُنْفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ يَوْمَ يُحْمَى عَلَيْهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ هَذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنْفُسِكُمْ فَذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْنِزُونَ

“Altın ve gümüşü biriktirip de Allah’ın Yolunda infak etmeyenler var ya, işte onlara acı bir azabı müjdele! O biriktirilen altın ve gümüşlerin üzerleri o gün cehennem ateşinde kızdırılır, bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır! (Onlara denir ki:) İşte bu kendiniz için biriktirtiğinizdir. Biriktirtiğinizi tadınız!”

Tevbe Suresi 34, 35

(9) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَيُسْقَى مِنْ مَّاءٍ صَدِيدٍ

“Orada kanla karışık irinli sudan içirilecektir!”

İbrahim Suresi 16

(10) Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

يَتَجَرَّعُهُ وَلاَ يَكَادُ يُسِيغُهُ وَيَأْتِيهِ الْمَوْتُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍ وَمِنْ وَرَآئِهِ عَذَابٌ غَلِيظٌ

“Yutmaya çalışır, fakat boğazından geçiremez! Her yandan ölüm geldiği halde yine de ölemez! Bunun arkasından da daha çetin bir azap vardır!”

İbrahim Suresi 17

(11) Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:

لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ

“O cehennemin yedi kapısı vardır. Her bir kapıya onlardan bir kısmı taksim olunmuştur.”

Hicr Suresi 44

(12) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لاَ يَسْمَعُونَ

“Orada inim inim inleyecekler ve hiçbir şey de işitmezler!”

Enbiya Suresi 100

(13) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ فَالَّذِينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِّنْ نَّارٍ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُؤُوسِهِمُ الْحَمِيمُ

“İşte şu iki hasım, Rableri hakkında çekişip durmuşlardır. Sonuçta küfre sapanlar için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülmektedir!”

Hac Suresi 19

(14) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يُصْهَرُ بِهِ مَا فِي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُ

“Bu suyla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir!”

Hac Suresi 20

(15) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

 وَلَهُم مَّقَامِعُ مِنْ حَدِيدٍ كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ أُعِيدُوا فِيهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ

“Bir de onlar için demirden kamçılar vardır. Ne zaman oradan ve oradaki ıztırabdan çıkıp kurtulmak isteseler; her defasında oraya geri çevrilirler. Yakıcı azabı tadın, denir.”

Hac Suresi 21, 22

(16) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِذَا رَأَتْهُمْ مِّنْ مَّكَانٍ بَعِيدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظًا وَزَفِيرًا وَإِذَا أُلْقُوا مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُقَرَّنِينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُورًا

“Cehennem, onları uzak bir yerden gördüğü zaman, onlar onun kaynayan öfkesini ve uğultusunu işitirler! Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: Nerdesin ey ölüm!”

Furkan Suresi 12, 13

(17) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

لاَ تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُورًا وَاحِدًا وَادْعُوا ثُبُورًا كَثِيرًا

“Bugün bir ölüm çağırmayın! Birçok ölümü davet edin!”

Furkan Suresi 14

(18) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَأَمَّا الَّذِينَ فَسَقُوا فَمَأْوَاهُمُ النَّارُ كُلَّمَا أَرَادُوا أَن يَخْرُجُوا مِنْهَا أُعِيدُوا فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذِي كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ

“Fasıklık edenlere gelince, olanların varacakları yer ateştir! Oradan/cehennemden her çıkmak istediklerinde, oraya geri çevrilirler ve onlara şöyle denir; Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın!”

Secde Suresi 20

(19) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لاَ يُقْضَى عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا وَلاَ يُخَفَّفُ عَنْهُمْ مِّنْ عَذَابِهَا كَذَالِكَ نَجْزِي كُلَّ كَفُورٍ

“İnkar edenlere gelince, onlar için de cehennemin ateşi vardır! Ne haklarında hüküm verilir ki, ölsünler ne de azapları hafifletilir! İşte Biz, her nankör olanı böyle cezalandırırız! (Onlar bunu hak etmişlerdir)”

Fatır Suresi 36

(20) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَآءَكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ نَّصِيرٍ

“(Cehennemin) İçinde onlar (şöyle) feryat edip; Ey Rabbimiz! Bizi çıkar da (şimdiye kadar) yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım, diyeceklerdir. (Onlara:) Size orada (dünyada) öğüt alabilecek olanın düşünüp ders alabileceği kadar bir ömür vermedik mi!? Üstelik size uyarıcı (elçiler ve davetçiler de) gelmişti! Öyleyse (azabı) tadın! Artık zalimler için bir yardımcı yoktur!”

Fatır Suresi 37, Mü’min Suresi 50

(21) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

لَهُمْ مِّنْ جَهَنَّمَ مِهَادٌ وَمِنْ فَوْقِهِمْ غَوَاشٍ وَكَذَالِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ

“Onlar için cehennemden (ateşten) yataklar ve üstlerine de (yine ateşten) örtüler/yorganlar vardır! İşte Biz, zalimleri böyle cezalandırırız!”

A’raf Suresi 41

(22) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ يُضْلِلِ اللهُ فَمَا لَهُ مِنْ وَلِيٍّ مِّنْ بَعْدِهِ وَتَرَى الظَّالِمِينَ لَمَّا رَأَوُا الْعَذَابَ يَقُولُونَ هَلْ إِلَى مَرَدٍّ مِّنْ سَبِيلٍ

“Allah kimi saptırırsa, bundan sonra artık onun hiçbir dostu yoktur! Zalimleri görürsün ki, azabı gördükleri zaman, geri dönecek bir yol var mı? derler!”

Şura Suresi 44

(23) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

أَذَالِكَ خَيْرٌ نُّزُلاً أَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ

“İkram olarak, bu mu daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı?”

Saffat Suresi 62

Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِي أَصْلِ الْجَحِيمِ

(24) “Şüphesiz ki, o cehennemin ta dibinden çıkan bir ağaçtır.”

Saffat Suresi 64

(25) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

طَلْعُهَا كَأَنَّهُ رُؤُوسُ الشَّيَاطِينِ فَإِنَّهُمْ لَآكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُونَ مِنْهَا الْبُطُونَ

“Tomurcukları meyveleri şeytanların başları gibidir. Onlar ondan mutlaka yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.”

Saffat Suresi 65, 66, Duhan Suresi 43, 46, Vakıa Suresi 52, 53

(26) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ

“Sonra onların, o yedikleri üzerine kaynar su karıştırılmış bir içecekleri vardır.

Saffat Suresi 67

(27) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهِيمِ

“Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içecekler!”

Vakıa Suresi 55

(28) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

هَذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ

“İşte bu, kaynar su ve irin. Tatsınlar onu.”

Sad Suresi 57, Nebe Suresi 25

(29) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

هَذَا فَوْجٌ مُّقْتَحِمٌ مَّعَكُمْ لاَ مَرْحَبًا بِهِمْ إِنَّهُمْ صَالُوا النَّارِ

“İşte şunlar da sizinle beraber (cehenneme) girecek olanlardır! Onlara merhaba yoktur! Kuşkusuz ki, onlar ateşe gireceklerdir!”

Sad Suresi 59

(30) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

لَهُم مِّن فَوْقِهِمْ ظُلَلٌ مِّنَ النَّارِ وَمِن تَحْتِهِمْ ظُلَلٌ ذَلِكَ يُخَوِّفُ اللهُ بِهِ عِبَادَهُ يَا عِبَادِ فَاتَّقُونِ

“Onların üstlerinden ateşten gölgeler, altlarından da (ateşten) gölgeler vardır. İşte Allah kullarını bu durumdan korkutur. Ey kullarım! Benden korkun!”

Zümer Suresi 16

(31) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِذِ الْأَغْلَالُ فِي أَعْنَاقِهِمْ وَالسَّلاَسِلُ يُسْحَبُونَ

“Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir.”

Mü’min Suresi 71

(32) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

سَرَابِيلُهُم مِّن قَطِرَانٍ وَتَغْشَى وُجُوهَهُمْ النَّارُ

“Gömlekleri katrandandır, yüzlerini ateş kaplar.”

İbrahim Suresi 50

(33) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِهِ مِنْ عَذَابِ الْحَمِيمِ

“Sonra başının üstüne, kaynar su azabından dökün!”

Duhan Suresi 48

(34) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ

“O gün cehenneme: Doldun mu? deriz. O da: Daha yok mu? der.”

Kaf Suresi 30

(35) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلاَئِكَةٌ غِلاَظٌ شِدَادٌ لاَ يَعْصُونَ اللهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun! Onun başında sert davranan, pek şiddetli, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.”

Tahrim Suresi 6

(36) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ وَمَا جَعَلْنَا أَصْحَابَ النَّارِ إِلاَّ مَلاَئِكَةً

“Üzerinde on dokuz (muhafız melek) vardır. Biz cehennemin bekçilerini hep meleklerden yaptık.”

Müddessir Suresi 30, 31

(37) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ كُلَّمَا أُلْقِيَ فِيهَا فَوْجٌ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَا أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌ

“Cehennem neredeyse öfkesinden çatlayacak! Her topluluk onun içine atıldıkça, onun bekçileri onlara: Size bir uyarıcı gelmemiş miydi? diye sorarlar.”

Mülk Suresi 8

(38) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّهَا لَإِحْدَى الْكُبَرِ نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ

“Kuşkusuz ki, o (cehennem), büyük (belâ)lardan biridir. İnsan için bir uyarıcıdır!”

Müddessir Suresi 35, 36

(39) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

لاَ يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلاَ شَرَابًا

“Orada ne bir serinlik, ne de içilecek bir şey tatmazlar.”

Nebe Suresi 24

(40) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

لَيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلاَ مِنْ ضَرِيعٍ لاَ يُسْمِنُ وَلاَ يُغْنِي مِنْ جُوعٍ

“Onlar için pis kukulu dikenden başka yiyecek de yoktur! O da ne besler, ne de açlığı giderir!”

Ğaşiye Suresi 6, 7

(41) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنْسَانُ وَأَنَّى لَهُ الذِّكْرَى

“Ve cehennem de getirildiği zaman. İşte o gün insan anlar, ama artık anlamanın kendisine ne yararı var?”

Fecr Suresi 23

(42) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

الَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى الْأَفْئِدَةِ إِنَّهَا عَلَيْهِم مُّؤْصَدَةٌ فِي عَمَدٍ مُّمَدَّدَةٍ

“Öyle bir ateş ki, tırmanıp kalplerin üstüne çıkar. O, onların üzerine kapatılıp kilitlenecektir! (Kendileri,) Uzatılmış direkler arasında (bağlı) olarak (kalacaklardır).”

Hümeze Suresi 7, 8, 9