Ebu İdris el-Havlânî (Rahmetullahi Aleyh)’den Ebu Zerr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah Tebareke ve Teâlâ’dan şöyle rivayet etti:
Allah Tebareke ve Teâlâ şöyle buyurdu:
يَا عِبَادِي! إِنِّي حَرَّمْتُ الظُّلْمَ عَلَى نَفْسِي، وَجَعَلْتُهُ بَيْنَكُمْ مُحَرَّمًا، فَلاَ تَظَالَمُوا
Ey kullarım! Şüphesiz ki, Ben zulmü kendi nefsime haram ettim! Onu sizin aranızda da haram kıldım. Buna müteakiben birbirinize zulmetmeyiniz!
يَا عِبَادِي! كُلُّكُمْ ضَالٌّ إِلاَّ مَنْ هَدَيْتُهُ، فَاسْتَهْدُونِي أَهْدِكُمْ
Ey kullarım! Benim hidayet ettiğim kimse hariç, hepiniz sapıksınız! Buna müteakiben Ben’den hidayet isteyin ki, Ben de size hidayet edeyim.
يَا عِبَادِي! كُلُّكُمْ جَائِعٌ إِلاَّ مَنْ أَطْعَمْتُهُ، فَاسْتَطْعِمُونِي أُطْعِمْكُمْ
Ey kullarım! Benim doyurduğum kişi hariç hepiniz açsınız! Buna müteakiben Ben’den yiyecek isteyin ki, Ben de size yiyecek vereyim.
يَا عِبَادِي! كُلُّكُمْ عَارٍ إِلاَّ مَنْ كَسَوْتُهُ، فَاسْتَكْسُونِي أَكْسُكُمْ
Ey kullarım! Benim giydirdiğim kişi hariç hepiniz çıplaksınız! Buna müteakiben Ben’den giyecek isteyin ki, Ben de sizi giydireyim.
يَا عِبَادِي! إِنَّكُمْ تُخْطِئُونَ بِاللَّيْلِ، وَالنَّهَارِ، وَأَنَا أَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا، فَاسْتَغْفِرُونِي أَغْفِرْ لَكُمْ
Ey kullarım! Şüphesiz ki, siz gece ve gündüz hata ediyorsunuz! Buna müteakiben Ben de günahların hepsini affederim. Buna müteakiben Ben’den bağışlanmanızı isteyin ki, Ben de size mağfiret edeyim.
يَا عِبَادِي! إِنَّكُمْ لَنْ تَبْلُغُوا ضُرِّي، فَتَضُرُّونِي، وَلَنْ تَبْلُغُوا نَفْعِي، فَتَنْفَعُونِي
Ey kullarım! Sizler asla Bana zarar vermeye ulaşamazsınız ki, Bana zarar verebilesiniz ve sizler asla Bana fayda vermeye ulaşamazsınız ki, Bana fayda verebilesiniz!
يَا عِبَادِي! لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ، وَآخِرَكُمْ، وَإِنْسَكُمْ، وَجِنَّكُمْ، كَانُوا عَلَى أَتْقَى قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ، مَا زَادَ ذَالِكَ فِي مُلْكِي شَيْئًا
Ey kullarım! Sizin evveliniz ve ahiriniz, insanınız ve cininiz, şayet sizden en takvalı bir adamın kalbine sahip olsanız o, Benim mülküme hiç bir şeyi ziyade etmez!
يَا عِبَادِي! لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ، وَآخِرَكُمْ، وَإِنْسَكُمْ، وَجِنَّكُمْ، كَانُوا عَلَى أَفْجَرِ قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ، مَا نَقَصَ ذَالِكَ مِنْ مُلْكِي شَيْئًا
Ey kullarım! Sizin evveliniz ve ahiriniz, insanınız ve cininiz, şayet sizden en günahkar bir adamın kalbine sahip olsanız o, Benim mülkümden hiç bir şeyi eksiltmez!
يَا عِبَادِي! لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ، وَآخِرَكُمْ، وَإِنْسَكُمْ، وَجِنَّكُمْ، قَامُوا فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ، فَسَأَلُونِي، فَأَعْطَيْتُ كُلَّ إِنْسَانٍ مَسْأَلَتَهُ مَا نَقَصَ ذَالِكَ مِمَّا عِنْدِي، إِلَّا كَمَا يَنْقُصُ الْمِخْيَطُ إِذَا أُدْخِلَ الْبَحْرَ
Ey kullarım! Sizin evveliniz ve ahiriniz, insanınız ve cininiz, şayet düz bir alanda ayakta toplansanız, Buna müteakiben Ben’den isteseniz, Ben de sizden her birinize istediklerini versem o, Benim katımda olanlardan ancak, bir iğnenin denize girdiği vakit, denizden eksilttiği kadar eksiltir!
يَا عِبَادِي! إِنَّمَا هِيَ أَعْمَالُكُمْ أُحْصِيهَا لَكُمْ، ثُمَّ أُوَفِّيكُمْ إِيَّاهَا فَمَنْ وَجَدَ خَيْرًا فَلْيَحْمَدِ اللهَ، وَمَنْ وَجَدَ غَيْرَ ذَالِكَ فَلَا يَلُومَنَّ إِلَّا نَفْسَهُ
Ey kullarım! Şüphesiz ki, ancak bunlar sizin amellerinizdir! Onları da sizin için sayıyorum! Sonra onları size eksiksiz vereceğim. Buna müteakiben kim hayır bulursa, buna müteakiben hemen Allah’a hamd etsin ve kim de hayırdan başkasını (yani şer) bulursa, buna müteakiben ancak kendi nefsini kınasın!
Ravi Said (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Ebu İdris el-Havlânî (Rahmetullahi Aleyh) bu hadisi rivayet ettiği zaman dizleri üzerine çökerdi!
Müslim 2577/55