Bilinsin ki cennet köşklerinin en yücesi en yükseği; önceki ve sonraki insanların efendisi Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in köşküdür. O köşk illiyiin tepesindedir. Firdevs’in makamlarının en üstündedir. Âlemlerin Rabbinin arşının altındadır. Yanında da Nebi ve Rasullerin köşkleri vardır.
Hafız ibni Kesir (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:
Bundan sonra bilinmelidir ki, cennetteki en yüksek makam ki arşa yakınlığından dolayı vesile denmiştir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in makamıdır.
Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bana salâvat okuduğunuz vakit benim için Allah’tan vesileyi isteyin.”
Sahabeler:
−Ey Allah’ın! Elçisi, vesile nedir? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ise şöyle buyurdu:
−“Cennetteki en yüksek makamdır. Bir kimse hariç ona kimse ulaşamayacaktır! O kimsenin ben olmasını ümit ediyorum.”
Müslim
Semure bin Cündeb (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), sabah namazını kıldığımızda yüzünü bize döner şöyle sorardı:
−“Sizden rüya gören var mı?”
Bizden rüya gören varsa anlatırdı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle derdi:
−“Maşaallah.”
Yine bir gün Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle sordu:
−“Sizden rüya göreniniz var mı?”
Biz:
−Hayır, dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
−“Fakat geceleyin bana iki adam geldiler, beni bir ağacın yanına çıkardılar. Bir eve girdik. O evden daha güzelini hiç görmemiştim. Evde birçok genç ve yaşlı erkek, kadın ve çocuklar vardı. Sonra o evden çıktık ve başka bir ağacın yanına geldik. İlkinden daha güzel bir eve girdik. O evde de genç, yaşlı ve erkek vardı. Ben:
−Gece beni dolaştırdınız, gördüklerimi bana anlatınız, dedim. Onlar:
−İlk girdiğimiz ev genel olarak tüm mü’minlerin yurdudur dediler ve ikinci evin şehidlerin evi olduğunu anlattılar. Sonra şöyle devam ettiler:
ꟷBen Cebrail’im, bu da Mikail’dir. Başını kaldır. Başımı kaldırdım. Bir de baktım ki, başımın üzerinde bulut gibi bir şey var. Onlar:
−Bu senin makamındır dediler. Ben:
−Bırakın da makamıma gireyim dedim. Onlar:
−Bu makam senindir. Fakat ömrün tamamlanmadı. Ömrün tamamlandığında makamına girersin dediler.”
Buhari
Bu hadis, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Firdevs cennetindeki makamından başka bir makamı olmadığı ifade etmez. Aksine O’nun birçok makamı ve köşkü vardır. Adn cennetindeki makamı onlardan sadece biridir.
Semure bin Cundeb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Geceleyin bana iki kişi geldi. Altın ve gümüş kerpiçlerden yapılmış bir şehre geldik. Orada öyle insanlarla karşılaştık ki, vücutlarının bir kısmı görülebilecek en son güzellikte, bir kısmı da görülebilecek en son çirkinlikte idi. O iki kişi:
−Gidin şu nehre girin dediler. Onlar da o nehre girdiler. Sanki çirkinlikleri gitmişçesine yanımıza geldiler. Güzel bir şekle girmişlerdi. O ikisi bana:
−Burası Adn cennetidir. Burası senin makamındır. Bir kısmı güzel olup bir kısımları çirkin olan topluluğa gelince onlar iyi amellerine kötü amelleri karıştıran kimselerdir. Allah onların kötülüklerinden vazgeçmiştir dediler.”
Buhari