Geçersiz Batıl Talak Çeşitleri

(21) Kadını Nikahlamadan Talak Vermek Yoktur!

(31) Şuayb dedesi Abdullah bin Amr’dan şöyle tahdis etti:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kişi nikâhla malik olmadığı bir kadını boşaması yoktur!”

İbni Mace 2047, Ebu Davud 2190, 2191, Tirmizi 1118, Tayalisi 2265, İbnu’l-Carud 743, Darekutni 4/15, Hakim 2/305, Beyhaki 7/318, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/189, 207, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1751

(32) Misver bin Mahreme (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Nikâhlanmadan önce talak yoktur! Sahip olmadan köle azat etmek de yoktur!”

İbni Mace 2048, Ebu Davud 2190, 2191, 2192, Tirmizi 1181, Tayalisi 2265, İbnu’l-Carud 743, Darekutni 4/15, Hakim 2/304-305, Beyhaki 7/318, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/189, 190, 207, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1751

(22) Ölmek Üzere Olan Hastanın Talakı Yoktur!

(33) Rebîa bin Ebu Abdurrahman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’ın karısı, Abdurrahman (Radiyallahu Anh)’dan kendisini boşamasını talep etti! Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh) karısına:

−Hayız olup sonra da tuhura erip temizlendiğin vakit bana bildir, dedi. Kadın henüz hayız olmamıştı ki, Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh) hastalandı. Müteakiben kadın tuhura erip temizlendi ve temizlendiğini ona haber verdi. Abdurrahman (Radiyallahu Anh)’da dönüşü olmayan talakla kendisi için baki kalan kadını boşayacağı ondan başka kalmayan son ve tek talakla kadını boşadı. Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh) karısını boşadığı gün hasta idi. Osman bin Affan (Radiyallahu Anh), iddeti bittikten sonra kadını, hastalığından kurtulamayıp ölen Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’a mirasçı yaptı.”

Malik 2/572/40, 42, Said bin Mensur 1958, Beyhaki 7/363

(34) A’rec (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Osman bin Affan (Radiyallahu Anh), İbni Mukmil’e karılarını mirasçı yaptı. İbni Mukmil onları boşadığında hasta bulunuyordu.”

Malik 2/572/41

(23) İkrah Altındaki Kimsenin Talakı

(35) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İkrah altındaki kimsenin talakı yoktur! Köle azat etmesi de yoktur!”

İbni Mace 2046, Buhari Talikan 5349, Ebu Davud 2193, Darekutni 4/36, Hakim 2/198, Beyhaki 7/357, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/276, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2047

(36) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah, ümmetimin yanılmasını, unutmasını ve ikrah olunduğu şeyi bağışlamıştır.”

İbni Mace 2045, İbni Hibban Mevarid 1498, İbni Hazm İhkam 5/138, Darekutni 4/171

(37) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“...İkrah altındaki kimsenin talakı caiz değildir!”

Buhari Talikan 5350

(24) Delinin Talakı

(38) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Üç kişiden kalem kaldırıldı. Deli akıllanıncaya kadar bunlara sorumluluk yoktur!”

Ebu Davud 4398, Nesei 3432, Darimi 2/93, İbni Mace 2041, İbni Hibban 142, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/100

(39) Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Delinin talakı yoktur!”

Buhari Talikan 5350

(40) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Ömer (Radiyallahu Anh)’a zina etmiş bir deli kadın getirildi. Ömer (Radiyallahu Anh) o deli kadına verilecek hüküm hakkında insanlarla meşverette bulundu. Sonra kadının recm edilmesini, emretti. Kadın, Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh)’a uğratıldı. Ali (Radiyallahu Anh):

−Bu kadının durumu nedir? dedi. Falan oğullarının delisidir, zina etmiş de Ömer (Radiyallahu Anh) onun recm edilmesini emretti, dediler. Ravi dedi ki:

−Ali (Radiyallahu Anh):

−Onu geri çevirin! Dedi. Sonra kendisi de geldi ve:

−Ya Emire’l-Mü’minin! Üç kişiden kalemin kaldırıldığını bilmiyor musun!? Onlar:

−Deli, iyileşinceye kadar; uyuyan, uyanıncaya kadar; çocuk da, akıl baliğ oluncaya kadar, dedi. Ömer (Radiyallahu Anh):

−Evet, biliyorum, dedi. Ali (Radiyallahu Anh):

−Öyleyse bu kadın neden recm olunuyor? dedi. Ömer (Radiyallahu Anh):

−Hiçbir şey, dedi. Ali (Radiyallahu Anh):

−Bu kadını gönder gitsin! dedi. Ravi dedi ki:

−Ömer (Radiyallahu Anh) kadını gönderdi ve “Allah-u Ekber” diye tekbir getirmeye, başladı.”

Ebu Davud 4399, İbni Huzeyme 1003, İbni Hibban Mevarid 1497, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2/5

(25) Sarhoşun Talakı

(41) Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Hamza yaşlı develerin böğürlerini yardı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hamza (Radiyallahu Anh)’ı bu fiilinden dolayı kınamaya başladı. Bir de gördü ki, Hamza (Radiyallahu Anh) iki gözü kıpkızıl sarhoş olmuş. Sonra Hamza (Radiyallahu Anh), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Sizler babamın kölelerinden gayrı bir şey değilsiniz! dedi. Bu söz üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hamza (Radiyallahu Anh)’ın çok sarhoş olduğunu bildi, onun yanından dışarı çıktı sarhoş olduğu için ona hiçbir ceza uygulanmadı.”

Buhari Talikan 5350

(42) Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Delinin ve sarhoşun talakı yoktur!”

Buhari Talikan 5350

(43) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Sarhoş kimsenin talakı caiz değildir!”

Buhari Talikan 5330

(26) Vesvese Sahibi Kimsenin Talakı

(44) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Fiilen işlemedikçe ve dille söylemedikçe, ümmetimin kalbinden geçen şeyi Allah bağışlamıştır.”

İbni Mace 2040, Buhari 2334, Müslim 127/201, 202, Ebu Avane 224, 226, Ebu Davud 2209, Nesei 3433, Tirmizi 1183, İbni Mace 2040, Begavi Mesabih 44, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2062

(45) Ukbe bin Amir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Vesveseli kimsenin talakı caiz değildir!”

Buhari Talikan 5350

(27) Unutkan Kimsenin Talakı

(46) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah, ümmetimin yanılmasını, unutmasını ve ikrah olunduğu şeyi bağışlamıştır.”

İbni Mace 2045, İbni Hibban Mevarid 1498, İbni Hazm el-İhkam 5/138, Darekutni 4/171

(28) Çocuğun Talakı

(47) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Üç kişiden kalem kaldırıldı. Çocuk büyüyünceye kadar, bunlara sorumluluk yoktur!”

Başka bir rivayette Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Çocuk buluğ çağına gelip ihtilam oluncaya kadar.”

Ebu Davud 4389, Nesei 3432, Darimi 2/93, İbni Mace 2041, İbni Hibban 142, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/100

(29) Hayız Halindeki Talak Bidat ve Haram Olan Talaktır

(48) Abdurrahman bin Eymen (Rahmetullahi Aleyh), Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’ya şöyle dedi:

Karısını hayız halinde boşayan kişi hakkında görüşün nedir? Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) dedi ki:

−İbni Ömer’de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında karısını hayız halinde boşadı. Akabinde Ömer, bunu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e sordu ve:

−Abdullah ibni Ömer karısını hayız halinde iken boşadı dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de Ömer’e şöyle buyurdu:

−“Abdullah karısına dönsün!”

Ve karısının Abdullah’a iadesini emretti. Sonra da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Kadın hayızdan temizlendiği vakit isterse onu boşasın yahut boşamayıp tutsun!”

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Akabinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Talak Suresi 1. ayetini okudu:

“Ey Nebi! Kadınları boşadığınız vakit, onları iddetlerinin önünde (adetten temiz oldukları sırada) boşayın!..”

Müslim 1471/14

(49) Abdullah bin Dinar (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:

“Ey Nebi! Kadınları boşadığınız vakit, onları iddetleri içinde boşayın!..”

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’yı işittim Talak Suresi 1. ayetini şu şeklinde okudu:

“Ey Nebi! Kadınları boşadığınız vakit, onları iddetlerinin önünde boşayın!..”

İmam Malik şöyle dedi:

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) bu kıraatle kişi karısını boşamak istediğinde, her tuhur döneminde bir kere talak vermesini kast ediyordu.

Malik 2/587/79, Begavi 9/201

(50) Nafi (Rahmetullahi Aleyh), Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’dan şöyle tahdis etti:

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında karısını hayız halinde iken boşamıştı. Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh) bu durumu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“Abdullah’a emret karısına geri dönsün! Sonra kadın hayızdan temizlenip tekrar hayız oluncaya, sonra tekrar temizleninceye kadar onu evinde tutsun! İkinci hayızdan temizlendikten sonra dilerse o kadını evinde evliliğini devam ettirmek için tutsun, dilerse cima şeklinde ona dokunmadan boşasın! İşte bu iki hayız ve tuhur dönemi, kadınların boşanmaları için Allah’ın emrettiği iddet süresidir!”

Malik 2/576/53, Buhari 5326, Müslim 1471/1, Ebu Davud 2179, Nesei 3390, Darimi 2/160, İbni Mace 2019, İbnu’l-Carud 734, Begavi 2351, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/6, 54, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2059

(30) Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Bekir ve Ömer’in Hilafetinin İlk Yıllarında Bir Celsede yapılan Üç Talak Sadece Bir Talak Kabul Edilirdi

(51) Tavus (Rahmetullahi Aleyh)’in oğlu babasından şöyle tahdis etti:

“Ebu es-Sehba, Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya:

−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Bekir ve Ömer’in emirliğinin ilk üç senesinde bir celsede yahut bir kelimede üç talak bir talak yapıldığını bilir misin? dedi. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’da:

−Evet, bilirim dedi.”

Müslim 1472/16, Ebu Avane 4531, Ebu Davud 2200, Nesei 3406, Hakim 2792, Begavi 14973

(52) Tavus (Rahmetullahi Aleyh)’den şöyle tahdis edildi:

“Ebu es-Sehba, Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya:

−Acayip işlerinden ve haberlerinden getir bakalım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) zamanında üç talak bir talak olmuyor muydu? dedi. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma):

−Elbette öyle oluyordu. Ömer (Radiyallahu Anh)’ın zamanında insanlar talakta acele etmeye başladılar. Ömer (Radiyallahu Anh)’da onların aleyhine bir ceza olarak ona cevaz verdi, dedi.”

Müslim 1472/17, Ebu Avane 4535

(53) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında, Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın hilafetinde ve Ömer (Radiyallahu Anh)’ın hilafetinin ilk iki senesinde üç talak bir talak sayılırdı. Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh):

−İnsanlar kendileri için teenni olan bir işte acele etmek istiyorlar. Keşke istedikleri şeyi onların aleyhine olarak imza etsek dedi ve onu yani onların acele ettikleri şeyi insanlar aleyhine imza etti.”

Müslim 1472/15, Ebu Avane 4534, Darekutni 4/46/137, Hakim 2793, Beyhaki 14972

(31) Zihar

Zihar: Kişinin karısına sen bana anamın sırtı gibisin! demesidir. Cahiliye devrinde bu ifadeyle kadınları boşamak, Arapların adetlerinden bir tanesi idi.

(54) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Sizden kadınlara zihar yapanlar, bilmelidir ki o kadınlar onların anaları değillerdir! Onların anaları, ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Onlar çirkin ve yalan olan bir söz söylüyorlar! (buna rağmen) Allah affedici bağışlayıcıdır.”

Mücadele Suresi 2

(55) Huveyle binti Malik bin Sa’lebe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Kocam, Evs bin Samit bana zihar yaptı ben de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip bu durumu kendisine şikayet ediyordum. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ise kocam hakkında benimle mücadele ediyordu. Sonra şöyle buyurdu:

−“Allah’tan kork! Kocan, amcanın oğludur!”

Fazla bir zaman geçmedi, nihayet Kur’an’dan Mücadele Suresi 1. ayeti ziharın kefaretini bildiren ayetlere kadar indi. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah, kocası hakkında seninle mücadele eden ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözünü işitti! Allah ikinizin birbirinizle konuşmanızı işitir! Kuşkusuz ki, Allah işitendir, görendir.”

Ebu Davud 2214, İbni Hibban Mevarid 1334, İbnu’l-Carud 746, Tabarani Mucemu’l-Kebir 616, Beyhaki 7/389, Begavi 2364, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/410, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2087

(32) Zihar Yapan Kimsenin Kadınına Dokunmadan Önce Kefaret Vermesinin Vucubiyeti

(56) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kadınlarına zihar edip sonra söylediklerinden dönenler, kadınlarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuştursunlar! Size öğütlenen budur. Allah yaptıklarınızı haber almaktadır. Buna imkan bulamayan, karısına dokunmadan önce aralıksız iki ay oruç tutsun! Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyursun! Bu izah Allah’a ve Rasulüne iman ettiğiniz içindir. Bunlar Allah’ın hudutlarıdır, kafirler için elim bir azap vardır!”

Mücadele Suresi 3, 4

(57) Huveyle binti Malik bin Sa’lebe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Kocam, Evs bin Samit bana zihar yaptı ben de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip bu durumu kendisine şikayet ediyordum. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ise kocam hakkında benimle mücadele ediyordu. Sonra şöyle buyurdu:

−“Allah’tan kork! Kocan, senin amcanın oğludur!”

Fazla bir zaman geçmedi, nihayet Kur’an’dan Mücadele Suresi 1. ayeti ziharın kefaretini bildiren ayetlere kadar indi:

“Allah, kocası hakkında seninle mücadele eden ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti! Allah ikinizin birbirinizle konuşmanızı işitir! Çünkü Allah işitendir, görendir.”

Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Kocan bir köle azat etsin!”

Huveyle (Radiyallahu Anha):

−Köle azat edecek imkân bulamaz! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Peş peşe iki ay oruç tutsun!”

Huveyle (Radiyallahu Anha):

−Ya Rasulallah! Kocam ihtiyar bir adamdır, oruç tutamaz! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Altmış fakir doyursun!”

Huveyle (Radiyallahu Anha):

–Yanında tasadduk edecek bir şeyi yoktur! dedi. Huveyle (Radiyallahu Anha) dedi ki:

−Kocam için bir arak hurma getirildi. Ben de:

−Ya Rasulallah! Kocama bir arak hurma da ben verip yardım edeyim dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Çok güzel yaptın, git kocan adına onlarla altmış fakiri doyur ve amcanın oğluna dön!”

Arak: İçerisinde hububat tartılan ve altmış sa’ alan bir ölçek ismidir. Takriben “1.75” kg dır.

Ebu Davud 2214, İbni Hibban Mevarid 1334, İbnu’l-Carud 746, Tabarani Mucemu’l-Kebir 616, Beyhaki 7/389, Begavi 2364, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/410, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2087

(58) Seleme bin Sahr el-Beyâdî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben kadınlara, başkalarının isabet ettiğinden (yani cinsel ilişkiye girmesinden) daha fazla isabet eden bir kimse idim. Ramazan ayı girince istemeden bir şekilde karıma dokunurum da sabah oluncaya kadar o fiile tabi olurum diye korktum ve Ramazan ayı çıkıncaya kadar ona zihar yaptım! Bir gece o bana hizmet ediyordu, bir ara onun vücudundan bir yer açılıp göründü. Duramadım hemen onun üzerine indim. Sabaha erdiğimde kavmimin yanına çıktım ve haberi onlara anlattım. Onlara:

−Benimle beraber Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kadar yürüyün, dedim. Onlar da:

−Hayır, vallahi biz gitmeyiz! dediler. Ben de tek başıma, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gittim ve ona olayı haber verdim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki kere şöyle buyurdu:

−“Ya Seleme! Sen o fiili yapan adam mısın?”

Ben de:

−Evet, ben o kimseyim ve ben Allah’ın emrine sabrediciyim. Benim hakkımda Allah’ın sana gösterdiği hükmü ver, dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bir boyun köle azat et!”

Ben elimi boynuma vurdum ve bundan başka malik olduğum boynum yoktur! dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Peş peşe iki ay oruç tut! İsabet ettiğine sadece oruçtan dolayı isabet ettin değil mi? O halde altmış fakir arasında bir vesk hurma yedir!”

Ben:

−Seni hak ile gönderen Zata yemin ederim ki, biz aç olarak yattık, bizim hiçbir yiyeceğimiz yoktur! dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Beni Züreyk sadakasını toplayan tahsildara git onlardan aldığı zekatı sana versin. Ondan bir vesk hurmayı altmış fakire yedir geri kalanını da sen ve ailen yiyiniz!”

Kavmimin yanına döndüm ve:

−Sizde bana karşı sıkıştırma ve kötü görüş; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ise genişlik ve güzel görüş gördüm. Şüphesiz ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), zekatlarınızı bana veya benim için vermenizi emretti! dedim.

Vesk: İçerisinde hububat tartılan ve altmış sa’ alan bir ölçek ismidir. Takriben “1.75” kg dır.

Ebu Davud 2213, Tirmizi 3299, Darimi 2/163, İbni Mace 2062, İbnu’l-Carud 744, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/37

(33) İla (Kişinin Ehline Yaklaşmamak Üzere Yemin Etmesi)

(59) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kadınlara yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme (hakkı) vardır. Eğer o süre içinde dönerlerse Allah bağışlayandır, merhamet edendir. Eğer boşanmaya kesin karar verirlerse, şüphesiz Allah işitendir, bilendir.”

Bakara Suresi 226, 227

(60) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Her hangi bir kimse karısına îla yapar ve bunun üzerinden dört ay geçerse o kimse durdurulur yani o kimse yemininde devam edemez! Nihayet o adam ya karısını boşar yahut karısına dönüp yeminini kefaretini verir. Dört ay geçinceye ve durduruluncaya kadar o kimse için talak meydana gelmez!”

Malik 2/556/18, Şafii 5/265-El-Ümm, İbni Abdulber 17/82, 83, Begavi 2362, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2085

(61) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“İla üzerine dört ay geçtiğinde, erkek kadını boşayıncaya kadar talak hükmü cari olamaz, durdurulur! Adam kadını boşayıncaya kadar, o kimse üzerine talak meydana gelmez!”

Bu görüş, Osman (Radiyallahu Anh), Ali (Radiyallahu Anh), Ebu’d-Derda (Radiyallahu Anh) Aişe (Radiyallahu Anha) ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından on iki kişiden nakledilmektedir.

Buhari 5371, Beyhaki 7/376, 377, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 7/169, 170, 172,

(34) Muhayyerlik

(62) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Eğer ikiniz Allah’a tevbe ederseniz, gerçekten kalbiniz haktan sapmıştı! Eğer Nebi’ye karşı birbirinize arka olursanız (bilin ki) Allah, Cebrail ve salih mü’minler onun dostu ve yardımcısıdır! Ayrıca melekler de ona arkadır.”

Tahrim Suresi 4. ayette buyurduğu, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in eşlerinden iki kadının kim olduğunu Ömer (Radiyallahu Anh)’a sormaya hırslı idim. Nihayet Ömer (Radiyallahu Anh) hac yaptı ben de onunla beraber hac ettim. Yolda giderken bir ara Ömer (Radiyallahu Anh) tuvalet için uzaklaştı ben de onunla beraber su kabı ile uzaklaştım. Ömer (Radiyallahu Anh) kazayı haceti için uzaklaştı, sonra geldi. Ben onun eline o kaptan su döktüm o da abdest aldı. Bu esnada ben:

−Ya Emire’l-Mü’minin! Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in eşlerinden “Eğer ikiniz Allah’a tevbe ederseniz, gerçekten kalbiniz haktan sapmıştı!..” buyurulan o iki kadın kimdir? dedim. Ömer (Radiyallahu Anh) bana:

−Ey ibni Abbas, hayret sana! Onlar Hafsa ile Aişe’dir dedi. Sonra Ömer (Radiyallahu Anh) o hadisi baştan alıp nakletti ve dedi ki:

−Ben Ensar’dan bir komşumla, Beni Ümeyye bin Zeyd yurdunda oturuyordum. Onlar Medine’nin doğusunda Avali denen yüksek yerlerde oturuyorlardı. Biz o komşumla Medine’ye Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına nöbetleşerek iniyorduk. Bir gün o iniyor, bir gün ben iniyordum. Ben indiğim zaman, o günkü vahiy haberlerini ve diğer haberleri ona getirirdim; o indiği zaman da bunun benzerini yapardı. Biz, Kureyş topluluğu kadınlara galip geliyorduk. Ensar’ın yanına geldiğimizde öyle bir kavim bulduk ki, kadınları onlara galip oluyor. Müteakiben bizim kadınlarımız da Ensar kadınlarından terbiye huy almaya başladılar. Bir gün ben karıma bağırdım, o da bana aynıyla karşılık verdi. Bana karşılık vermesini reddedip onu azarladım. Karım:

−Sana karşılık vermemden dolayı beni neden azarlıyorsun? Vallahi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in eşleri dahi ona karşılık veriyorlar ve onlardan biri o gün geceye kadar ona küsüyor, dedi. Onun sözleri beni korkuttu da:

−Onlardan bu işi kim yaparsa muhakkak ki, zarara uğrar dedim. Sonra elbisemi üzerime giyip Avail’den Medine’ye indim ve Hafsa’nın yanına girdim. Ona:

−Ey Hafsa! Sizlerden biri, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geceye kadar bütün gün boyunca öfkelendiriyor mu? dedim. Hafsa:

−Evet, dedi. Ben:

−Eğer öyle ise şüphesiz ki, zarara uğramış ve perişan olmuşundur! Sen Allah’ın, Rasulünün gazabından dolayı sana gazap etmesi ve helak etmesinden emin misin? Sen Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den hiçbir şey isteme, hiçbir hususta ona karşılık verme! Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den ayrı kalma! Senin için bir ihtiyaç belirirse onu benden iste! Sakın arkadaşının Ömer (Radiyallahu Anh) Aişe (Radiyallahu Anha)’yı kast ediyor, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e senden daha parlak ve daha sevgili olması seni aldatmasın! dedim. Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Biz o sırada Gassaniler bize savaş açmak için atlarını nallatıyorlar diye haber alıyorduk. Ensar’dan arkadaşım kendi nöbet günü Medine’ye indi, yatsı vakti bize döndü ve kapımı şiddetle vurdu ve:

−Ömer orada mı? dedi. Ben korktum ve hemen onun yanına çıktım. O:

−Bugün korkunç bir iş meydana geldi, dedi. Ben:

−O nedir, Gassaniler mi geldi? dedim. O:

−Hayır, fakat ondan daha büyük ve daha korkunç! Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) karılarını boşadı, dedi. Ben:

−Hafsa ziyan ve zarar etti. Ben bunun yakında olacağını zaten zannediyordum! dedim. Elbiselerimi üzerime giydim, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber sabah namazını kıldım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) meşrebe denen odasına girdi ve orada yalnızca kaldı. Ben de Hafsa’nın yanına girdim, Hafsa ağlıyordu. Ona:

−Seni ağlatan nedir? Ben seni bundan sakındırmadım mı? Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sizleri boşadı mı? dedim. Hafsa:

−Bilmiyorum! O, işte şu meşrebede yalnızca kalmaktadır dedi. Ben dışarı çıkıp minberin yanına geldim. Gördüm ki, minberin etrafında bazıları ağlar bir topluluk var. Ben de onların yanında biraz oturdum sonra içimde hissettiğim şey bana galip geldi de, içinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bulunduğu meşrebeye geldim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in siyah uşağına:

−Ömer için izin iste! dedim. Uşak içeri girip Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile konuştu sonra döndü ve:

−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile konuştum ve seni kendisine zikrettim. O sustu bir şey demedi, dedi. Ben oradan ayrıldım ve tekrar minberin yanındaki toplulukla beraber oturdum. Sonra içimde hissettiğim şey bana galip geldi de, gelip uşağa:

−Ömer için izin iste! dedim. O içeri girdi, sonra çıktı ve:

−Seni Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e zikrettim o sustu bir şey demedi, dedi. Ben tekrar minberin yanındaki toplulukla beraber oturdum. Sonra içimde hissettiğim şey bana galip geldi de, gelip uşağa:

−Ömer için izin iste! dedim. O içeri girdi, sonra çıktı ve:

−Seni Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e zikrettim, o sustu bir şey demedi, dedi. Ben geri dönüp ayrılırken, bir de uşak beni çağırdı ve:

−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana izin verdi dedi. Akabinde ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına girdim. Baktım ki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisiyle arasında bir döşek olmadan hasır örgüleri üzerine yan yatmış, bedeninin yan tarafına örgüler iz yapmış, dolgusu hurma lifi olan deriden bir yastık üzerine yaslanmış. Kendisine selam verdim, sonra ayakta olduğum halde:

−Ya Rasulallah! Kadınlarını boşadın mı? dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gözünü bana doğru kaldırdı ve şöyle buyurdu:

−“Hayır.”

Ben:

−Allah-u Ekber, dedim. Ayakta ve ünsiyet ister olduğum halde:

−Ya Rasulallah! Beni görmüş olsaydın, biz Kureyş topluluğu kadınlara galip bulunuyorduk. Medine’ye geldiğimizde bir topluluk bulduk ki, kadınları onlara galip geliyor dedim. Bu sözlerim üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülümsedi. Sonra şöyle devam ettim:

−Ya Rasulallah! Beni görseydin, Hafsa’nın yanına girdim ve ona:

−Aişe’yi kast ederek sakın arkadaşının, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e senden daha parlak ve daha sevgili olması seni aldatmasın! dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir daha gülümsedi. Ben onun gülümsediğini görünce oturdum. Gözümü kaldırıp evine baktım. Allah’a yemin ederim ki, evin içinde tabaklanmış üç deriden başka gözü çevirici hiçbir şey görmedim. Bunun üzerine:

−Ya Rasulallah! Allah’a dua et, ümmetine genişlik versin. İranlılar, Rumlar üzerine geniş verilmiştir; onlarsa Allah’a ibadet etmezlerken dünya kendilerine verilmiştir! dedim. Bunu söyleyince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dayanmış iken doğrulup oturdu ve şöyle buyurdu:

−“Ey Hattab’ın oğlu! Sen bu dünya nimetlerini mi düşünüyorsun? Şüphesiz ki, onlar güzellikleri dünya hayatında acele verilmiş olan kavimdir!”

Ben de:

−Ya Rasulallah! Benim için istiğfar et dedim. Hafsa o sözü Aişe’ye açıkladığı zaman, işte o sözden dolayı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarından yirmi dokuz gece ayrılıp yalnızlığa çekildi. Nebi, kadınlarına şiddetli öfkesinden ve Allah’ın kendisini “Ey Nebi! Niçin Allah’ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerini razı etmek için haram ediyorsun...” Tahrim Suresi 1. ayetiyle itap ettiğinde şöyle buyurdu:

−“Ben kadınların yanına bir ay girecek değilim!”

Nihayet yirmi dokuz gece geçince Aişe’nin yanına girdi ve onun nöbetine rast geldiği için onunla başladı. Aişe (Radiyallahu Anha):

−Ya Rasulallah! Sen bizim yanımıza bir ay girmeyeceğine yemin etmiştin. Sen ise bu gün iyice saydığıma göre yirmi dokuzuncu gecede sabaha erdin, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ay yirmi dokuz gecedir, bu ay da yirmi dokuz gece oldu.”

Aişe (Radiyallahu Anha):

−Allah bundan sonra:

“Ey Nebi! Eşlerine söyle: Eğer siz dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedelini vereyim ve güzellikle salıvereyim. Eğer siz Allah’ı ve ahiret yurdunu istiyorsanız, Allah sizden salih amel işleyenlere büyük bir mükafat hazırlamıştır.” Ahzab Suresi 28 ve 29. ayetini indirdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarından ilk olarak muhayyer etmeye benimle başladı. Ben de kendisini seçtim. Sonra diğer bütün kadınlarını muhayyer kıldı, onlar da Aişe (Radiyallahu Anha)’nın dediği gibi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i seçtiler.

Buhari 5275, Müslim 1479/30, 31, Ebu Avane 4575, Tirmizi 3318, İbni Hibban 4268

(63) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Ey Nebi! Eşlerine söyle: Eğer siz dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedelini vereyim ve güzellikle salıvereyim...” ayetleri inince Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benim yanıma girdi ve şöyle buyurdu:

−“Ya Aişe! Ben sana bir işi zikredeceğim. O işte baban ve annenle meşveret edinceye kadar, acele etmemende üzerine bir şey yoktur!”

Aişe (Radiyallahu Anha):

−Vallahi, babamın ve annemim bana kendisinden ayrılmayı emreder olmadığını bildi, dedi. Aişe (Radiyallahu Anha) dedi ki, sonra bana:

−“Ey Nebi! Eşlerine söyle; Eğer siz dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedelini vereyim ve güzellikle salıvereyim...” ayetlerini okudu. Bunun üzerine:

−Bu hususta babam ve annemle mi meşveret edeceğim? Ben Allah ve Rasulünü seçtim! dedim.”

İbni Mace 2053, Buhari 2468, Müslim 1475/35, İbni Hibban 4268, Ahmed bin Hanbel Müsned 222

(64) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi kendisiyle beraber kalmak yahut boşanmak hususunda muhayyer bıraktı. Biz de kendisini ihtiyar ettik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu muhayyerliği talaktan bir şey saymadı.”

İbni Mace 2052, Ebu Davud 2203, Tirmizi 1188

(35) Haram Sözü Talak Değildir!

(65) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Kişi karısını, o bana haramdır! diye kendisine haram ettiği zaman o söz bir şey değildir! Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) Ahzab Suresi 21. ayeti okudu:

“Andolsun ki, Rasulullah’ta sizin için çok güzel örnekler vardır…”

Buhari 5342

(66) Said bin Cübeyr (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Kişinin haram kılmasında yani; kişi karısına sen bana haramsın deyip onu kendisine haram etmesinde, bu yemindir, bu kişi kefaret verir. Sonra Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) Ahzab Suresi 21. ayetini okudu:

“Andolsun ki, Rasulullah’ta sizin için çok güzel örnekler vardır…”

Müslim 1473/18, Buhari 4889, İbni Mace 2073, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/225, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2088

(36) Bâin Talak İle Boşanan Kadın Başka Bir Kimsenin Balçığını Tatmadan, Önceki Kocasıyla Nikahlanması Haramdır!

(67) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Boşama iki defadır. (Bundan sonra kadını) ya iyilikle tutmak ya da güzelce salıvermek gerekir. Onlara verdiklerinizden bir şeyi geri almanız, size helal değildir! Eğer erkek yine boşarsa, artık bundan sonra kadın, başka bir kocaya varmadan kendisine helal olmaz!”

Bakara Suresi 229, 230

(68) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rifâa el-Kurazi’nin karısı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Ben Rifâa’nın nikahında idim. O beni boşadı ve boşanmamı kesinleştirdi. Ben de daha sonra Abdurrahman bin Zübeyr ile evlendim. Ancak onunla bulunan elbisenin saçağı gibidir, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sen tekrar Rifâa’ya dönmek mi istiyorsun? Hayır; sen ikinci kocanın balçığı tadıncaya, o da senin balçığını tadıncaya kadar bu olmaz!”

Buhari 2428, 2429, Müslim 1433/111, Ebu Avane 4318, Nesei 3409, Tirmizi 1118, Darimi 2/161, İbni Mace 1932, İbnu’l-Carud 683, Begavi 2361, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/34, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1887

(69) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Bir kimse bir kadınla evlenir, sonra o erkek kadını boşar, bu sefer kadın başka bir erkekle evlenir, o ikinci erkek kadına duhul yapmadan boşarsa, bu kadının tekrar ilk kocası ile evlenmesi helal olur mu? diye soruldu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Hayır! İkinci koca kadının balçığından tadıncaya kadar bu helal olmaz!”

Müslim 1433/114, Ebu Davud 2309, Nesei 3407, İbni Hibban 4122