Soru: Es-Salamu Aleykum. Oy kullanmakta bir sakıncası var mıdır?

Cevap: Ve Aleykum Selam. Alimler oy kullanmanın, KÜFÜR ve ŞİRK olduğunu söylüyorlar!

Oy Kullanmanın Hükmü!

Demokrasi: “Demos” (halk) ve “Kratos” (egemenlik ve otorite) kelimelerinden oluşmaktadır. Kısaca Demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesidir. Buna göre, demokrasi, halk idaresi anlamındadır.

Soru: Demokratik bir hükümette milletvekili veya başka görevde çalışmanın ve demokrasinin hükmü nedir? Demokratik yolla bir şahsın seçilmesinin ve oy kullanmanın hükmü nedir?

Cevap: Demokrasi insan sistemdir ve halkın kendi kendini yönetmesi demektir! Demokrasi, bu haliyle İslam’a terstir! Kuşkusuz ki, hüküm ve kanun koyma, ancak el-Aliyy vel-Kebir olan Allah’ındır! Kim olursa olsun insanlardan herhangi birine kanun koyma hakkını vermesi KÜFÜRDÜR ve ŞİRKTİR!

Dinler ve Çağdaş Mezhepler Ansiklopedisinin 1066, 1067/2 sayfasında şunlar belirtilmiştir:

Şüphesiz ki, itaatte, boyun eğmede veya kanun koymada modern şirkin görüntülerinden biri olarak demokratik sistemler karşımıza çıkar! Çünkü demokrasi, yaratanın mutlak kanun koyucu olarak otoritesini ortadan kaldırmaktadır!

(1) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

مَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِهِ إِلاَّ أَسْمَآءً سَمَّيْتُمُوهَا أَنْتُمْ وَآبَآؤُكُمْ مَّا أَنْزَلَ اللهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍ إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلَّهِ أَمَرَ أَلاَّ تَعْبُدُوا إِلاَّ إِيَّاهُ ذَالِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ

“Sizin Allah’ı bırakıp da taptığınız, kendinizin ve babalarınızın adlandırdığı uydurma birtakım isimlerden başka bir şey değildir! Allah onların doğruluğuna dâir hiçbir delil indirmemiştir! Hüküm ancak Allah’ındır. O, yalnız kendisine kulluk etmenizi emretmiştir. Bu dimdik ayakta duran bir dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler!”

Yusuf Suresi 40

(2) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلَّهِ

“Hüküm ancak Allah’ındır!”

En’am Suresi 57

(3) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قُلْ إِنِّي عَلَى بَيِّنَةٍ مِنْ رَّبِّي وَكَذَّبْتُمْ بِهِ مَا عِنْدِي مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِ إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلَّهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ

“De ki: Kuşkusuz ki, ben Rabbimden (gelen) apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir! Hüküm vermek, ancak Allah’ındır! (Demokrasinin değil!) (Allah) gerçeği anlatır ve O, (davayı çözüp) ayırdedenlerin en iyisidir/hayırlısıdır.”

En’am Suresi 57

(4) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

ثُمَّ رُدُّوا إِلَى اللهِ مَوْلاَهُمُ الْحَقِّ أَلاَ لَهُ الْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ الْحَاسِبِينَ

“Sonra da (o canları alınanlar) gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülürler. Haberiniz olsun ki, hüküm ancak Allah’ındır (demokrasinin değil!) ve hesap görenlerin en çabuğu Allah’dır.”

En’am Suresi 62

(5) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ رَبَّكُمُ اللهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِهِ أَلاَ لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ تَبَارَكَ اللهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

“Şüphesiz ki, Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş’a istiva etti. O, geceyi, durmadan onu kovalayan gündüze bürüyüp örter. Güneş, ay ve yıldızlar emrine boyun eğmiştir. İyi bilin ki yaratmak da emretmek de O’na mahsustur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!”

A’raf Suresi 54

(6) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَقَالَ يَا بَنِيَّ لاَ تَدْخُلُوا مِنْ بَابٍ وَاحِدٍ وَادْخُلُوا مِنْ أَبْوَابٍ مُّتَفَرِّقَةٍ وَمَا أُغْنِي عَنْكُمْ مِنَ اللهِ مِنْ شَيْءٍ إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ للهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ

“Yakub şöyle dedi: “Ey oğullarım! (Şehre) bir kapıdan girmeyin! Ayrı ayrı kapılardan girin! (Olur ki herhangi bir musibetle karşılaşırsınız.) Bununla beraber ben, Allah’ın hükmünden hiçbir şeyi sizden gideremem! Hüküm ancak Allah’ındır. Ben ancak O’na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de O’na tevekkül etsinler!”

Yusuf Suresi 67

(7) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَهُوَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ لَهُ الْحَمْدُ فِي الْأُولَى وَالْآخِرَةِ وَلَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

“O öyle bir Allah’tır ki, kendisinden başka hakkı ile ibadet olunan hiç bir ilah yoktur! Dünyada da ahirette de hamd O’nundur! Hüküm de O’nundur ve siz O’na döndürüleceksiniz!”

Kasas Suresi 70

(8) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلَا تَدْعُ مَعَ اللهِ إِلَهًا آخَرَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

“Allah ila beraber başka bir ilaha kulluk etme! O’ndan başka ilah yoktur! O’nun Yüzünden başka her şey helak olacaktır. Hüküm O’nundur ve siz O’na döndürüleceksiniz!”

Kasas Suresi 88

(9) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

ذَالِكُمْ بِأَنَّهُ إِذَا دُعِيَ اللهُ وَحْدَهُ كَفَرْتُمْ وَإِنْ يُشْرَكْ بِهِ تُؤْمِنُوا فَالْحُكْمُ للهِ الْعَلِيِّ الْكَبِيرِ

“Bunun sebebi şudur: Zira siz bir olan Allah’a çağırıldığınız zaman inkar ederdiniz, O’na ortak koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, O en yüce, O en büyük olan Allah’ın!”

Mü’min Suresi Suresi 12

Herkim, demokratik sistemi ve onda ki yönetim şeklini bildiği halde kendini aday gösterir veya başkalarını bu sistemi kabul ederek aday gösterirse, bu büyük bir tehlikededir! Çünkü demokratik sistem İslam’a karşıdır! Demokrasiyi kabul etmek ve onun prensipleri ile çalışmak İslam’dan çıkmak ve mürted olma durumlarındandır! Yani demokrasi, şirktir!

İlmi ve Fetva Araştırmaları Daimi Konseyi Alimlerine Şu Soru Sorulmuştur:

Soru: Seçimlerde oy kullanmak ve aday göstermek caiz midir? Bilinmeli ki, ülkemizdeki partiler Allah’ın indirdiği ile hükmetmiyorlar!?

Cevap: Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen, İslam şeriatı ile çalışmayan bir hükümette yer alıp kendini aday göstermek Hiçbir Müslüman’a caiz olmaz! Bir Müslüman’ın bu hükümette çalışması veya seçimlerde bir başkasını seçmesi de asla caiz olmaz! Bu, İslam Milletinden çıkartan küfürdür!

Şeyh Abdulaziz bin Baz

Şeyh Abdurrezzak Afifi

Şeyh Abdullah bin Ğudeyyan

Şeyh Abdullah bin Guud.

Daimi Konsey Fetvaları 406, 407/23

Soru: Bildiğiniz gibi bizde anayasal seçimler adıyla seçimler vardır. Burada İslam’i yönetime çağıran partiler de var, İslam’i yönetimi istemeyenler de var. İslam’i yönetimi istemeyen ama namaz da kılan bir partiye oy kullanmanın hükmü nedir?

Cevap: İslam şeriatı ile yönetilmeyen ülkelerde Müslümanlara düşen, İslam şeriatıyla yönetilmek için çok fazla gayret etmeleridir. (İslam’i bir yönetim ancak ve ancak Allah’ın yolunda CİHAD ile olur.) Şunu hiç unutmamak gerekir ki, İslam şeriatını uygulamak istemeyenlere yardım etmek asla caiz değildir! Bilakis sahibini küfre götürür.

(10) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَأَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَآ أَنْزَلَ اللهُ وَلاَ تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ أَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَا أَنْزَلَ اللهُ إِلَيْكَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ أَنَّمَا يُرِيدُ اللهُ أَنْ يُصِيبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ

“Onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma! Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler! Eğer (verdiğin hükümden) yüz çevirirlerse bil ki, (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına bela etmek ister. Kuşkusuz ki, insanların çoğu da zaten fasıktır! Yoksa onlar cahiliye hükmünü mü istiyorlar? Yakîn bir bilgi ile inanan bir topluluk için, Allah’tan daha güzel hüküm veren kim vardır!?”

Maide Suresi 49, 50

Bu nedenle Allah-u Teâlâ, İslam şeriatı ile hükmetmeyenleri kafir olmakla açıkladı! Onlara yardım etmeyi ve onlara velayet vermekten sakındırdı! Mü’minleri ise eğer inanmış kimseler ise takva yolunu tutmalarını emretti.

(11) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَتَّخِذُوا الَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَآءَ وَاتَّقُوا اللهَ إِنْ كُنْتُمْ مُّؤْمِنِينَ

“Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve eğlenceye alanları ve kâfirleri dost edinmeyin! Eğer mümin iseniz Allah’tan korkun!”

Maide Suresi 57

İlmi ve Fetva Araştırmaları Daimi Konseyi

Şeyh Abdulaziz bin Baz

Şeyh Abdurrezzak Afifi

Şeyh Abdullah Bin Ğudeyyan

Daimi Konsey Fetvaları 373/1

Muhammed bin Salih el-Useymin (Rahmetullahi Aleyh) Şerhu’l-Mumti’de Müslümanların seçimlere katılmalarının mümkün olmadığını söylemiştir!

Şerhu’l-Mumti 8/10

Şeyh en-Necmî, Muhammed Eman Cami’ ve Şeyh Salih el-Fevzan’da seçimlere katılmanın caiz olmadığını ve bunun kafirlere benzemek olduğunu açıklamışlardır.

El-Mevridi’l-Azbi’z-Zulal 240, Hakikatu’d-Dimokratiyye 33, 34, Şeyh Fevzan’ın İnternet Sitesi Fetva No 8027, Es’iletu’l-Menahici’l-Cedide 207

Şeyh Rebi bin Hâdi el-Medhali, Ebu’l-Hasen es-Suleymani’ye son reddiyesinde şöyle demiştir:

Diyorsun ki:

Seçimler konusu içtihadî bir meseledir!

Ben de derim ki:

Seçimlerin içtihadi bir mesele olduğunu söylemek asla caiz değildir! Bilakis bu sapıklık meselelerindendir! Yahudi ve Hristiyanların uydurdukları kafir demokrasi pisliklerinden birisidir!

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Yahudi ve Hristiyanlara tabi olmayı en şiddetli bir şekilde kötülemiş ve şöyle buyurmuştur:

“Elbette sizler, sizden öncekileri karış karış, kulaç kulaç izleyeceksiniz! Hatta onlar bir keler deliğine girseler, sizler de gireceksiniz!”

Dediler ki:

Ey Allah’ın Rasulü! Onlar Yahudi ve Hristiyanlar mı?

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Başka kim olacaktı?”

Buhari 3456, Muslim 2669

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Bundan sonra; Şüphesiz ki, sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabıdır. Yolların en hayırlısı Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yoludur. İşlerin en şerlisi sonradan uydurulan şeylerdir! Dine sonradan sokulan her şey bid’attır! Her bid’at sapıklıktır ve her sapıklık ta, ateştedir!”

Müslim 867, Nesei 3/188, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/371

Yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz ki, aranızdan yaşayacak olanlarınız, birçok ihtilaflar görecektir! Sizlere sünnetime ve hidayet edilmiş Raşid halifelerimin sünnetine sarılmak düşer. Ona azı dişlerinizle tutunun! Sizleri sonradan çıkarılan işlerden sakındırırım! Zira her bid’at sapıklıktır!”

İbni Hibban 1/178, Hakim 1/174, 176, 177, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/126, Ebu Davud 4607, İbni Mace 42, Bezzar 10/137, Taberani 18/245, 248, 249

Şeyh Rebi bin Hâdi el-Medhali, Ebu’l-Hasen es-Suleymani’ye son reddiyesinde şöyle devam eder:

Demokrasi seçimlerini yapanlar, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ve Raşid halifelerin sünnetine en ilgisiz kalan insanlardır! Seçimlerin sayılamayacak kadar kötülükleri vardır. Nitekim bu konuda birçok eserler yazılmıştır. Allah fesattan yasaklar. Senin sapıklıkları içtihadi mesele sayma ve hafife alma konusundaki bu menhecin, Rafızilik, Haricilik, Kabircilik gibi sapıklıklara kapı açar!

Diyorsun ki:

Selefîler arasında bu meselelerde daha önce de ihtilaf vardı. Kuveyt’teki Selefîler seçimlere katılma görüşündeler. Bizler ise Yemen’de bu görüşte değildik. Bu gün uygun gören de var, görmeyen de var.

Ben de derim ki:

Sen ve senin menhecinde olup sana körü körüne tabi olanlar bunu uygun görüyorlar. Selefilere gelince, onların İslam’î duruşları sabittir. Sakın karıştırma! Demokratik seçimler hakkında selefilerin ihtilaf ettikleri meselelerden saymaya kalkışma!

Nitekim Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) Kuveyt’te İhyau’t-Turas cemiyetinde demokratik seçim sapıklığına katılma konusuna dalan ve gruplaşan kimseleri reddederek görüşlerini çürütmüştür!

Rebi bin Hadi el-Medhali, Tenbihu’l-Magrur İla Ma Fi Makali Ebi’l-Hasen ve Menhecihi Mine’d-Dalal ve’ş-Şurur

Şeyh Muhammed el-İmâm (Rahmetullahi Aleyh)’e şöyle bir soru sorulmuştur:

Siyasi partilere üye olmak caiz midir?

Şeyh Muhammed el-İmâm (Rahmetullahi Aleyh) şöyle cevap vermiştir:

“Siyasi partiler laikliğin gruplarıdır! Laiklik ise; dinsizliktir! Yani Allah’ın Hak dinini din edinmemektir! Hatta laiklik, Allah katından indirilmiş ve değişikliğe uğramamış dini dahi kabul etmez! Laiklik, mesela batıda tahrif edilmiş ve değiştirilmiş Tevrat ve İncil’i de kabul etmez! Kendi iddialarına göre Musa ve İsa (Aleyhime’s-Selam)’dan kaldığını ileri sürdükleri Yahudilik ve Hristiyanlığı da kabul etmez! Yani bu laikler, Allah (Azze ve Celle)’nin katından bir dinin indiğine iman etmezler!

Sonra Müslümanlar arasında laiklik yayıldı ve şu kaidelerini ortaya koydular:

“Din Allah içindir, vatan ise herkes içindir.”

Yine laikler:

“Din kul ile Rabbi arasındadır, kaidesini yaydılar.”

Yani namaz ve oruç, ibadet edenin ibadetidir. Ama hükümler, ahlak, muameleler, siyasi ve iktisadi meselelere gelince bunlarda insanların hükmüne müracaat edilmesi ve insanların kanun koyması görüşündedirler! Bu konularda İslam Dininin hükmünü kabul etmezler! Müslümanların arasında bu laiklik/dinsizlik çoğaldı. Bu, batılı devletlerin laikler için seçtiği laiklik olup Müslümanlar arasında da bulunmaktadır.

Bütün bunlara göre; partiler, laik partiler ile bid’at ve sapıklık içeren partiler arasındadır. Bu partilere girmek dinen caiz değildir! Bilakis bu haram, hatta haramların en büyüklerindendir. Zira bunda günahta yardımlaşmak, sapıklık üzere düşmanlık ve haddi aşma vardır! Özellikle siyasi partiler, ister seçim yoluyla gelip barış devrimi denilen, demokrasi kanunlarıyla amel eden demokratik devrim partileri olsun, isterse askeri devrimle gelenler olsun fark etmez!

Yine bu partiler iki şeyi bir arada barındırır. Siyasi partiler fitnelerin ve sapıklıkların kaynağıdır. Müslümanları fazlasıyla parçalamakta ve zayıflatmaktadır. Düşmanlar için Müslümanlara karşı gedikler açmaktadır. Daha bunun gibi Müslümanlara zararlı olan birçok meseleleri vardır. Güç ve kuvvet ancak Allah’tandır. Allah’a ve ahiret gününe iman eden için partilere girmek caiz değildir!

Bilakis Müslümanlara farz olan, tek grup olan Allah’ın seçtiği Allah’ın grubu olmaları, tek ümmet olmalarıdır ki, o da salih selefin ve onlara güzellikle uyanların üzerinde bulundukları nübüvvet menhecine tabi olan İslam Ümmetidir. Allah en iyisini bilendir.”

Şeyh Muhammed el-İmam (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Seçimler, Allah’a ortak koşma kapsamındadır! Bu itaatte şirktir! Zira seçimler demokrasi nizamının bir parçasıdır ki, bunu İslam düşmanları, Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak için koymuşlardır! Kim onu razı olarak, istekle, sahih olduğuna inanarak kabul ederse, Allah (Azze ve Celle)’nin emrine muhalefet hususunda İslam düşmanlarına itaat etmiş olur! Bu ise itaatte şirkin ta kendisidir!

(12) Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

أَمْ لَهُمْ شُرَكَاءُ شَرَعُوا لَهُمْ مِّنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَنْ بِهِ اللهُ وَلَوْلاَ كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ تَرَى الظَّالِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا كَسَبُوا وَهُوَ وَاقِعٌ بِهِمْ

“Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyi kendileri için dinden bir şeriat koyan ortakları mı var? Eğer önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, muhakkak ki aralarında hükmolunurdu. Şüphesiz ki zalimler için acı bir azab vardır! Zalimleri, işledikleri şeylerin azabından korkan kimseler olarak görürsün ki, bu, mutlaka onların başına gelecektir!..”

Şura Suresi 21, 22

(13) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

إِنَّ الَّذِينَ ارْتَدُّوا عَلَى أَدْبَارِهِم مِّن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدَى الشَّيْطَانُ سَوَّلَ لَهُمْ وَأَمْلَى لَهُمْ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لِلَّذِينَ كَرِهُوا مَا نَزَّلَ اللَّهُ سَنُطِيعُكُمْ فِي بَعْضِ الْأَمْرِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِسْرَارَهُمْ

“Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra arkalarına (yine eski küfürlerine) dönenlere, şeytan hatalarını süslemiş ve (günah işlemelerini) kolaylaştırmış ve onları uzun emellere, umutlara düşürmüştür. Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara:

‘Bazı hususlarda size itaat edeceğiz’ dediler. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor.”

Muhammed Suresi 25, 26

(14 Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَإِنْ أَطَعْتُمُوهُمْ إِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ

“…Onlara itaat ettiğiniz takdirde, şüphe yoktur ki, siz de müşriklerden olursunuz!”

En’âm 121

Bu seçimler, Allah’ın Kanunlarından mıdır, yoksa beşerin kanunlarından mıdır? Eğer Allah’ın Kanunlarındandır derlerse bu, Allah’a karşı büyük bir iftiradır! Laik anayasalar Müslümanların ülkelerinde mevcuttur. Bu seçimlerin laik düzenlerin uygulaması olduğunun en büyük şahididir. Eğer:

“Beşerin kanunlarındandır,” derlerse, beşerin kanunlarını nasıl kabul edebilirsiniz? Böyle bir kanun koymanın hükmü nedir? Ayet, seçimleri düzenleyen demokrasi kurucularının, insanlar için şeriat koyma hususunda Allah’a ortak koşmakta olduklarını açıklamıyor mu? Seçimleri kabul eden kimse, yaratılmışları şeriat koyucu olarak görmüyorsa, yaratılmışlar nasıl şeriat koyucu olurlar?

Geçen ayeti nasıl anlamamız gerekir o halde? “Seçimlere katılmak caizdir,” diyen kimse bununla yetinmiyor, daha da çamura batarak:

“Oy kullanmak vaciptir, bunu terk eden günahkârdır ve emaneti eda etmemiştir,” diyor!”

Şeyh Muhammed el-İmam Mefasidu’l-İntihabat 25

Şeyh Muhammed el-İmam (Rahmetullahi Aleyh), Mefasidu’l-İntihabat kitabında demokrasinin birçok pisliklerini anlatmış, demokratik seçimlerde oy kullanmanın caiz olmadığına dair doyurucu açıklamalar yapmış ve “iki zarardan hafif olanına katlanmak,” kaidesiyle oy kullananların şüphelerini çürütmüştür!

Şeyh Yahya el-Hacuri (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Eğer sana seçimlerde oy kullanmanın hakikati nedir diye sorarlarsa, sen de ki:

O Allah’ın hak dininden uzak olan demokrasi nizamıdır ve kafirlere benzemektir! Onlara benzemek ise asla caiz değildir! Oy kullanmakta birçok zararlar vardır ve Müslümanlara hiçbir faydası da yoktur! En önemli zararları şunlardır:

Çoğunluk hesabıyla hak ile batılın ve hak ehliyle batıl ehlinin eşit sayılması vela ve beranın yani Allah için dostluk ve Allah için düşmanlık ilkesinin kaybolması, Müslümanları parçalaması, aralarına kin, düşmanlık, partilerle gruplaşma, taassup, aldatma, hile ve yalan sokması, vakitlerin ve malların zayi edilmesi, kadınların saygınlığının yok edilmesi, İslamî din ilimlerine ve ehline karşı güvenin sarsılmasıdır!

El-Mebadiu’l-Mufide 30

Yine Şeyh Yahya el-Hacuri (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Zaruretlerin sınırını din belirler.”

Âlimler şöyle derler:

“Zaruret; insanın canı veya malı hususunda tahammül edemeyeceği zarardır.” Bazı insanlar zaruret kaidesini öyle genişletiyorlar ki, sakalı kesmeyi, rezillikleri seyretmeyi, pantolon giymeyi, kadın erkek karışık okullarda okumayı, partileri ve oy kullanmayı dahi zaruret görmektedirler! Bunlar zaruret değil bilakis haram olan şeylerdir!”

El-Kenzu’s-Semin 5/131

Şeyh Yahya el-Hacuri (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Hangi delil seçimlere katılmayı mubah kılabilir? Bu kafirleri taklittir! Oy kullanmanın kafirleri taklid olması yeter. Hayır vallahi, ilimden az bir nasibi olan alim veya sünnetin kokusundan koklamış kimse bir tarafa, akıl sahibi bir kimse dahi oy kullanmanın Allah (Azze ve Celle)’nin dininden olduğunu söylemeye cüret edemez! Bu ancak kafirlerin işidir!”

Celsetun Saa Fi’r-Reddi Ale’l-Muftiyyine bi’l-İzaa

Şeyh Abdusselam Berces (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bilinmektedir ki, bu parlementolara girmek, hakikatte dinin zaruretler hususundaki maksatlarının da kaybedilmesidir! Çünkü bu dini temelinden yıkmaktır! Dinin en yüksek gayesi olan Allah’ın birlenmesini gerçekleştirme esası düşürülmektedir.”

Abdusselam Berces el-Hucecu’l-Kaviyye 37, 38

Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Oy kullanarak seçimlere katılmak zalimlere meyletmektir! Çünkü Sahih İslam’i kültüre sahip her Müslüman bilir ki, parlamento düzeni ve seçimler İslam düzeninden değildir!”

Hataru’l-Muşareke Fi’l-İntihabat Adlı Kaset

Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh)’e şöyle denildi:

“Ey şeyh! İşittiğimize göre bazı şartlarda parlamentoya girmeye cevaz vermişsiniz?!”

Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Hayır! Caiz değildir! Bu şartlar pratik değil, teoriktir. Hangi şartları zikrettiğim size ulaştı mı?”

Soruyu soran:

“Birinci şart insanın nefsini muhafaza etmesidir.”

Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

“Peki, bu mümkün müdür?”

Soruyu soran:

“Hiç tecrübe etmedim!”

Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“İnşallah tecrübe etmezsin! Bu şartların gerçekleşmesi mümkün değildir! Bizler insanlardan birçoğunun hayatlarında, giyimlerinde, sakallarında, bu meclislere girdikleri zaman değişmeler ve bozulmalar meydana geldiğine şahid oluruz!

Onlar bu işlerini temize çeker, takip ettikleri yolun bunu gerektirdiğini söylerler…

Bazı insanlar parlamentolara İslam’i Arap elbisesiyle girmiş, kısa bir zaman sonra ise giyim şekilleri değişmiştir!

Bu bozulmanın mı yoksa düzelmenin mi göstergesidir?”

Soruyu soran:

“Cezayir’deki kardeşleri ve siyasi alanda yaptıklarını mı kastediyorsunuz?”

Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Tavsiye etmeyiz! Bu günlerde herhangi bir İslam ülkesinde siyasi çalışmayı tavsiye etmeyiz!”

Silsiletu’l-Hedyi’n-Nur 2/352, Medariku’n-Nazar Fi’s-Siyase 345

Allah-u Teâlâ’nın bizim için seçmiş olduğu, ‘İSLAM’ dini ile demokrasinin ters düştüğü şeyler!

(1) Allah’ın Kitab’ı Kur’an’ı Kerim’e göre içki haramdır! Ama demokrasiye göre içki helaldir! Çünkü içkiyi, demokrasi ile yöneten devlet kendisi üretiyor!

(2) Allah’ın Kitab’ı Kur’an’ı Kerim’e göre zina haramdır! Ama demokrasiye göre zina helaldir! Çünkü demokrasi ile yöneten devlet, kendi genel evlerinde zina yaptırıyor! Üstelik kişi zina yaparken güven içerisinde olması için polis, jandarma ve zabıta gibi güvenlik güçleri nöbet tutuyor!

(3) Allah’ın Kitab’ı Kur’an’ı Kerim’e göre faiz haramdır! Ama demokrasiye göre helaldir! Çünkü faizi, demokrasi ile yöneten devlet kendisi veriyor!

(4) Allah’ın Kitab’ı Kur’an’ı Kerim’e göre miras taksiminde erkeğin hakkı kadının hakkının iki mislidir! Ama demokrasi ile yöneten devlete göre erkek ve kadının hakkı eşittir!

(5) Allah’ın Kitab’ı Kur’an’ı Kerim’e göre kumar haramdır! Ama demokrasiye göre helaldir! Çünkü kumarı, demokrasi ile yöneten devlet kendisi oynatıyor! Milli Piyango, İddaa, Spor Toto ve At Yarışları gibi!

Önemli Not: Allah’ın izni ile bu kadar izahtan sonra kişi oy vermeden önce düşünmelidir. Acaba oy vererek demokrasinin yanında mı olmak ister? Yoksa oy vermeyerek bizi yaratan, bize rızık veren ve bizim için helal ve haram koyan alemleri Rabbi Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın yanında mı olmak ister!

Oy kullanmanın ve demokrasiye destek vermenin haram olduğunu söyleyen alimler

(1) Şeyh Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî

(2) Şeyh Abdulaziz bin Baz

(3) Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin

(4) Şeyh Salih el-Fevzan

(5) Şeyh Abdurrezzak Afifi

(6) Şeyh Abdullah bin Ğudeyyan

(7) Şeyh Abdullah bin Guud

(8) Şeyh en-Necmî

(9) Şeyh Muhammed Eman Cami’

(10) Şeyh Rebi bin Hadi el-Medhali

(11) Şeyh Muhammed el-İmâm

(12) Şeyh Yahya el-Hacuri

(13) Şeyh Abdusselam Berces