Senet yahut metnin halleri kendisiyle bilinen bir usul ilmidir.
Bu ilim: Usulü’l-Hadis, Mustalahu’l-Hadis, Ulumu’l-Hadis, İlmu Rivayeti’l-Hadis diye de anılmaktadır.
Kabul ve ret yönünden ravi ve mervi yani, senet ve metin üzerinde araştırma yapmaktır.
Mervi: Rivayet olunan demektir.
Hadislerden zayıf ve sahih hadisleri bilmektir.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e söz, fiil, takrirden yahut fıtri veya ahlaki vasıftan nispet edilen şeydir. Hadis, sünnet manasına da gelir.
Sözlü hadisin sayılamayacak kadar çok örneği bulunmaktadır. Onlardan birini zikredelim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Ameller ancak niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır...”
Buhari 1
Fiili hadisin de sayılamayacak kadar çok örneği bulunmaktadır. Bir tane örnek zikredecek olursak, Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığında ellerini omuz hizasına kadar kaldırırdı.”
Müslim 390/22
Takriri: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in huzurunda bir kimse şer’i bir söz veya fiil yapar yahut bir kimseden bir söz veya bir fiil kendisine nakledilir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de susar, güler vb. şekilde hareket ederse bu takriri sünnet diye adlandırılır. Abdullah bin Zeyd (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği Bilal-i Habeşi’nin ezan hadisidir. Abdullah bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz vakitlerinde insanları toplamak için çan (zil) yapılmasını emredince, rüyamda bir şahıs etrafımda elinde çanla dolaştı. Ben o şahsa:
−Ey Allah’ın! Kulu, elindeki o çanı satar mısın? dedim. O şahıs:
−Çanı ne yapacaksın? dedi. Ben de:
−Onunla insanları namaza çağıracağım, dedim. O şahıs:
−Sana çandan daha hayırlı bir şeye delillik edeyim mi? dedi. Ben de:
−Evet, dedim. O şahıs:
Allah-u Ekber Allah-u Ekber, Allah-u Ekber Allah-u Ekber.
Eşhedu Ella İlahe İllallah, Eşhedu Ella İlahe İllallah.
Eşhedu Enne Muhammeden Rasulullah, Eşhedu Enne Muhammeden Rasulullah.
Hayya Alassalah, Hayya Alassalah.
Hayya Ale’l-Felah, Hayya Ale’l-Felah.
Allah-u Ekber Allah-u Ekber La İlahe İllallah, dersin dedi. Sonra benden biraz uzaklaştı ve şöyle dedi:
Namaza kalktığın vakitte:
Allah-u Ekber Allah-u Ekber.
Eşhedu Ella İlahe İllallah.
Eşhedu Enne Muhammeden Rasulullah.
Hayya Alassalah, Hayya Ale’l-Felah.
Kad Kametissalatu, Kad Kametissalah.
Allah-u Ekber Allah-u Ekber La İlahe İllallah, dersin dedi. Sabah olunca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek gördüğüm rüyayı haber verdim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
“Bu hak bir rüyadır inşallah. Bilal’le birlikte kalkın gördüklerini Bilal’a söyle, Bilal onları ezan olarak okusun. Kuşkusuz ki, Bilal’ın sesi senden daha yüksektir.”
Bilal’le kalktık, ben ona söylüyordum o da okuyordu. Ömer (Radiyallahu Anh) Bilal’ın ezanını işitince ridasını sürükler bir halde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve şöyle dedi:
−Seni hak Rasul olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, Abdullah’ın gördüğünü ben de gördüm. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunun üzerine şöyle buyurdu:
−“Allah’a hamd olsun.”
Ebu Davud 499, Tirmizi 189, Darimi 1/268, İbni Mace 706, İbni Huzeyme 363, İbni Hibban Mevarid 287, Beyhaki 1/391, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/43, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 246
Bu kısım hadisler özellikle Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in fiziki yapısını anlatan hadislerdir. Mesela Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) orta boylu, geniş omuzlu, teninin rengi beyaza çalar esmerlikte, başı büyükçe, iki kaşının arası açık vb. hadislerdir. Bu hususta yazılan kitapların en değerlisi İmam Tirmizi’nin “Eş-Şemail’i-Muhammediye” adlı kitabıdır.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in güzel ahlakını anlatan hadislerdir. Bu hususta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Ben ancak ahlakın en değerlilerini tamamlamak için gönderildim.”
Buhari Edebu’l-Müfred 274, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 45
İmam Buhari’nin Edebü’l-Müfred adında bir kitabı vardır.
a) Hadis ile eş anlamlıdır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den gelen şu haberlerde ve benzeri ifadeler kullanılır.
b) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in gayrından nakledilen haberler için kullanılır.
a) Sahabe ve tabiinin söz ve fiillerinden nakledilen şeylerdir.
b) Bazı âlimler eseri, hadis manasında da kullanmışlardır.
a) Merfu muttasıl ravileri birbirine bitişik hadis demektir.
b) Bir veya daha çok sahabenin rivayetlerini bir arada toplayan kitabın ismidir. Müsnedlerin en önemlisi ve en genişi Ahmed bin Hanbel’in Müsnedi’dir. İçerisinde 29.258 hadis vardır.
Hadisi senediyle rivayet eden kimsedir.
Hadisle, rivayet ve dirayet cihetiyle meşgul olup onların çoğunda ravilerinin halleri hakkında bilgi sahibi olan kimseye denir. Dirayet, hadisin içerdiği fıkhi hükümdür.
a-Muhaddisle eş anlamlıdır.
b-Hadisle, rivayet ve dirayet cihetiyle meşgul olup muhaddisten daha çok bilgi sahibi kimseye denir.
Üç yüz bin hadisi rivayet ve dirayet yönüyle ezbere bilen kimseye denir.
Bütün hadisleri rivayet ve dirayet yönüyle ezbere bilen kimseye denir.
Birinci Unsur: Sened
Metne ulaştırıcı raviler zinciridir.
Örneğin: İmam Malik, Nafi’den Abdullah ibni Ömer’den, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kuran hafızı kimsenin durumu, deve sahibi kimsenin durumu gibidir.”
Muvatta 1/ 202
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kuran hafızı kimsenin durumu, deve sahibi kimsenin durumu gibidir…”
İbni Ömer (Sahabe)
Nafi (Tabiin)
İmam Malik (Etbauttabiin aynı zamanda Musannif)
Mebde’i sened: Senedin başı yani senedin musannife bitişik olan tarafı.
Münteha’i sened: Senedin sonu yani senedin Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bitişik olan tarafı.
Bir senedin muttasıl ve munkatı olduğunu tesbit etmek için, her tabakadan ravinin doğum tarihi ve ölüm tarihi araştırılır. Ravilerin ilim tahsili için yolculukları, kimlerden ders aldıkları, kimlerle arkadaşlık ettikleri vs. tesbit edilir.
İkinci Unsur: Metin yani hadisin lafızlarıdır.
Buna yukarıda geçen: “Kuran Hafızı kimsenin durumu, deve sahibi kimsenin durumu gibidir,” hadisini misal verebiliriz.
İsnad iki manaya gelir:
a) Sened demektir.
b) Bir sözü veya bir fiili sahibine dayandırmak demektir.
İman etmiş olarak Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile karşılaşan ve Müslüman olarak ölen kimsedir.
Sahabe ile iman etmiş olarak karşılaşan ve Müslüman olarak ölen kimsedir. Tabiin, sahabenin öğrencisidir.
Cahiliyet devrini idrak etmiş, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında iman etmiş ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i hiç görmemiş, onunla karşılaşmamış kimsedir.
Bazı muhaddisler, muhadramı tabiin diye de adlandırmışlardır. Örneğin Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’ın öğrencisi Kufeli Alkame ve Veysel Karani diye bilinen Üveys muhadramdır, her ikisi de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i görmemiştir.
Mütevatir hadis beş şartı içeren hadistir.
1) Adet olarak çok ravinin rivayet etmesi.
Alimler bu adet hakkında ihtilaf etmişlerdir. Kimisi her tabakada yirmi kişi olması, kimisi kırk kişi olması şartı dahilinde mütevatirdir demişlerdir.
2) Sened tabakalarından her tabakada bu çoğunluğun noksanlaşmaması.
3) Adeten o çoğunluğun, yalan üzere ittifakının mümkün olmaması.
4) Ravilerden hepsinin onu his siygası ile rivayet etmesi. Yani bana tahdis etti, bana nakletti, bana dedi ve benceri ifadeler kullanması.
5) Yakini ilmi ifade etmesi.
Her tarikte aynı lafızla rivayet edilmesidir. Örneğin, Ebu Katade (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i bu minder üzerinde iken işittim şöyle buyurdu:
“Kim benim söylemediğim sözü bana isnad edip söylerse, cehennemdeki oturma yerine hazırlansın!”
İbni Mace 35, Müslim 14, Tirmizi 2796, Darimi 244
Bu hadisi yaklaşık yetmiş sahabe rivayet etmiştir.
O hadisin lafzında değil de muhteviyatında mütevatir olan hadistir.
Örneğin: mestler üzerine mest etme, duada el kaldırma. Mütevatir hadislerin geneli bu nevindendir.
Mütevatir hadisle ilgili hadis kitapları derlenmiştir.
Kendisinde mütevatir hadisin şartları bulunmayan hadistir. Ahad hadis üç kısma ayrılır.
Senedin her tabakasında üç yahut daha ziyade ravinin bulunduğu ancak mütevatir derecesine çıkmayan hadistir.
Örneğin: Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:
Veda Haccı’nda Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim şöyle buyuruyordu:
“Allah ilmi kullarından çekip çıkarmak suretiyle değil, âlimlerin (ruhunu) kabzetmek suretiyle çekip alacaktır! Nihayet hiçbir âlim kalmayınca halk bir takım cahil kimseleri kendilerine başkanlar edinirler! Bunlara bir takım sualler sorulur, onlar da ilimleri olmadığı halde fetva verirler ve hem kendileri dalalete düşerler, hem de halkı dalalete düşürürler!”
Buhari 256, 257
Meşhur hadis birçok kişinin rivayet etmesiyle yayılmış ve meşhur olmuş da olur.
Çok nadir bulunan demektir. Aziz iki ravinin rivayet ettiği ve senedin her tabakasında iki ravinin bulunduğu hadistir.
Örneğin: Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kimde üç şey bulunursa imanın tadını tatmış olur! Allah ve Rasulü kendine başkalarından daha sevgili olmak; bir kimseyi yalnız Allah için sevmek; küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına hoşlanmamak.”
Buhari 171, Müslim 44/70
Ona fert de denir. Garib senedin tabakasından her hangi birinde ravilerin adedi teke düşen hadistir. Garib hadis, mutlak ve mukayyet olmak üzere iki kısma ayrılır.
O, tabiinin sahabeden tek kalarak rivayet ettiği hadistir.
Örnek: “Ameller niyetlere göredir…” hadisi.
O, tabiin tabakasından sonra herhangi bir tabakada ravinin tek kalmasıdır.
Örnek: Yahya bin Yahya dedi ki, İmam Malik’e: İbni Şihab sana Enes bin Malik (Radiyallahu Anh)’den, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fetih senesi Mekke’ye başında bir miğfer olduğu halde girdi, hadisini tahdis etti mi? diye sordum. İmam Malik: Evet, dedi.”
Müslim 1357, Buhari 5808
Hadis, kabul ve ret yönünden üç kısma ayrılır. Bunlar: Sahih, hasen ve zayıftır.
Sahih, zatı itibariyle sahih ve zatının gayri itibariyle sahih olarak iki kısma ayrılır.
Zatı itibariyle bir hadisi sahih kabul edebilmemiz için, hadisi rivayet eden zatın bir takım özelliklere sahip olması gerekir.
Bunlar; adalet ve zabt sahibi kimseler olmakla beraber senedi muttasıl, kendisinde şazlık ve illet bulunmaması gerekir. Ancak bu beş şart olursa zatı itibariyle sahih olur.
Akıllı, buluğ çağına ermiş, günahı kebairden uzak, mürüvveti ihlal edici sıfattan uzaktırlar.
Bu iki kısma ayrılır:
Zabt-ı Sadr: Ezberde muhafaza etmek.
Zabt-ı Kitabe: Yazarak muhafaza etmek.
Zabt-ı Sadr: Ravi işittiği hadisleri iyice ezberleyip kalbinde sabitleştirir ve ne zaman dilerse ilk işittiği gibi rivayet eder, onlara halel getirmez.
Zabt-ı Kitabe: Ravi işittiği hadisleri yazar, sonra onu şeyhe arz edip tashih ederek kitabın içindeki hadislerin bozulmasına engel olur, rutubet vb. sebeplerle yazıların birbirine karışmasını önler, başkasına eda edene kadar yanında bu şekilde koruyup saklar.
Senedin ravi tabakalarından hiç birinde ravinin düşmemesidir. Yani ravi tabakalarından her tabakada ravinin şeyhinden hadisi işitmiş olmasıdır.
Her hangi bir senedin muttasıl (bitişik) veya munkatı (kopuk) olduğu iki şeyle bilinir:
1) Muasarat yani ravilerin aynı asırda yaşıyor olması,
2) Muraat yani ravilerin birbirlerini görmüş olması. Ravi şeyhiyle aynı memlekette bulunuyorsa muraat olması ihtimallidir.
Şaz sika bir ravinin kendisinden daha sika bir raviye yahut kendi gibi birçok sika raviye muhalefet ederek rivayet ettiği hadistir.
İllet, hadisin sıhhatini yaralayıcı sened veya metin de gizli bir hastalıktır.
Adalet sahibi ve zabtı hafif kimselerle senedi muttasıl, kendisinde şazlık ve illet bulunmayan hadistir. İşte bu hadis başka bir tarikten daha gelirse “Sahih Li Gayri Zatihi” adını alır. Ancak zabtı hafif kimselerle senedi muttasıl ifadesiyle kastedilen, zatı itibariyle sahih hadis ravilerinin zabtına nispeten bu hadisin ravilerinin zabtı daha hafif kuvvette olacaktır, demektir.
Hasen de, zatı itibariyle hasen, zatının gayrı itibariyle hasen olmak üzere ikiye ayrılır:
Adalet sahibi ve zabtı hafif kimselerle senedi muttasıl, kendisinde şazlık ve illet bulunmayan hadistir. Zatı itibariyle hasen, zatının gayri itibariyle sahihle aynı anlama gelir, aynı anlamda kullanılır.
Mestur vb. kimselerin rivayetinde olduğu gibi kabul edilmeyip tevakkuf halinde olan hadistir. Kendi gibi başka bir hadisin teyit etmesiyle derecesi yükselir ve kuvvet kazanır. İşte bu hadis hasen li gayri zatihi diye adlandırılır.
Zayıf hadis, kendisinde hasen hadisin şartları bulunmayan hadistir. Zayıf hadisin birçok kısımları vardır:
Senedinin bidayetinde bir ve daha çok ravinin düştüğü hadistir. Muallak hadis için Buhari’nin sahihinde misal çoktur.
Örnek: Buhari, Kitabu’l-İman Selam vermek İslam’dandır babında şöyle dedi:
“Ammar bin Yasir, Herkim üç şeyi bir araya toplarsa imanı cem etmiş olur. Nefsine karşı da olsa insaflı olmak, herkese selam vermek ve fakirken de infak etmek dedi.”
Buhari 182
Görüldüğü gibi İmam Buhari, Ammar’ın bu sözünü muallak olarak rivayet etmiş, kendisiyle Ammar arasındaki senedi zikretmemiştir.
Senedinin vasatında (ortasında) peş peşe olmamak kaydıyla bir ve daha fazla ravinin düştüğü hadistir.
Örnek: Hakim’in, Abdurrezzak, Süfyan Es-Sevri, Ebu İshak, Zeyd bin Yüseyyi’den Huzeyfe (Radiyallahu Anh) tarikiyle rivayet ettiği hadistir. Huzeyfe (Radiyallahu Anh) dedi ki:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Eğer Ebu Bekir’i emir yaparsanız, o dünyaya karşı isteksiz, ahirete karşı istekli ve bedeni zayıf bir kimsedir.”
Hakim 3/142/4785
Bu hadisin senedinin iki yerinde ınkıta (kopukluk) vardır!
Birincisi: Senette adı geçen Abdurrezzak, Süfyan Es-Sevri’den bir şey işitmemiştir! Dolayısıyla Abdurrezzak’la Süfyan arasında adı anılmayan bir ravi bulunmaktadır! Abdurrezzak, Süfyan’dan mevsul olarak rivayet ettiği zaman, Numan bin Ebi Şeybe El-Cenedi vasıtasıyla rivayet ederdi.
İkincisi: Süfyan Es-Sevri, Ebu İshak’tan bir şey işitmemiştir! Süfyan, Ebu İshak’tan bir şey rivayet edeceği zaman, Şüreyh vasıtasıyla rivayet ederdi.
Senedin her hangi bir yerinde peş peşe iki ve daha çok ravinin düştüğü hadistir. Örnek: Hakim, “Ulumu’l-Hadis” adlı kitabında El-A’meş tarikiyle Eş-Şa’bi’den:
“Kıyamet gününde bir kimseye:
−‘Şunları, şunları yaptın,’ denilir. O kimse de:
−‘Hayır, bunları yapmadım,’ der. Bunun üzerine onun ağzına mühür vurulur!”
Hakim Ulumu’l-Hadis 83
El-A’meş bu hadisi Eş-Şa’bi’den muğdal olarak rivayet etmiştir.
Senedinin sonunda ravinin düştüğü hadistir. Yani, tabiinin senedden sahabeyi düşürerek direkt Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den rivayet ettiği hadistir. Örnek: Ebu Davud dedi ki, Vehb bin Bakıyye, Halid, Yunus, Hasan El-Basri’den o şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Biriniz bir topluluğa namaz kıldırdığında, onların en zayıf olanına göre kıldırsın. Kuşkusuz ki, onun arkasında namaz kılanlardan yaşlı, zayıf, ihtiyaç sahibi, hasta ve evi uzak olan olabilir.”
Ebu Davud el-Merasil 37
Bu hadis mürseldir! Çünkü Hasan El-Basri her ne kadar tabiin imamlarından biriyse de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i görmemiştir! Dolayısıyla arada sahabe olmadan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den rivayet ettiği hadisler mürseldir!
Ravi hadis işittiği şeyhinden, ondan işittiğini zikretmeksizin işitmediği şeyleri rivayet etmesidir ki, bu şekilde rivayet ettiği hadislere müdelles hadisler denir! Örnek: Ali bin Haşreme dedi ki:
“Süfyan bin Üyeyne’nin yanında oturuyorduk. Bir ara Süfyan:
−Ez-Zühri dedi. Kendisine:
−Ez-Zühri size bunu tahdis etti mi? denildi. Süfyan sukut etti, cevap vermedi. Sonra Süfyan yine:
−Ez-Zühri dedi. Kendisine:
−Sen bunu Ez-Zühri’den işittin mi? denildi. Süfyan:
−Hayır, onu Ez-Zühri’den işiten kimseden de işitmedim. Ancak onu bize, Abdurrezzak, Ma’mer’den Ez-Zühri tarikiyle rivayet etti, dedi.”
Not: Tedlis yapılarak rivayet edilen hadise müdelles denir. Tedlis yapana ise müdellis denir.
Tedlisin kısımları:
a) Tesviye tedlisi
b) Şeyh tedlisi
c) Sukut tedlisi
Bazı alimlere göre, tedlis zinadan daha ağır bir suçtur. Aynı zamanda tedlis hadiste en kötü illettir.
Zahiri sahih olmakla beraber sahihliğini yalanlayıcı senedinde veya metninde gizli bir illet bulunan hadistir. Örnek: Musa bin Ukbe, Suheyl bin Ebi Salih, babasından Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) tarikiyle rivayet ettiği hadistir. Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herkim bir meclisde oturur ve orada ileri-geri konuşması çok olursa, oradan kalkmadan önce, ‘Subhaneke Allahumme Ve Bihamdike La İlahe İlla Ente Estağfiruke Ve Etubu İleyk’ desin.”
Anlatıldığına göre imam Müslim, bu hadisi mezkur senediyle imam Buhari’ye sorar. Buhari:
−Bu hadis güzeldir. Eğer o, illetli olmasaydı dünyada ondan daha sahihini bilmiyorum. Sebebi ise:
−Bize bu hadisi Musa bin İsmail tahdis etti ve dedi ki, Bize Vuheyb tahdis etti ve dedi ki, Bize Suheyl, Avn bin Abdullah’tan hadisi lafızlarıyla beraber rivayet etti. Buhari dedi ki:
−Bu sened senin zikrettiğin senetten daha evladır. Çünkü o senetteki Musa bin Ukbe’nin Suheyl bin Salih’ten bir şey işittiği zikredilmemektedir!
Eşit kuvvette çeşitli tariklerle rivayet edilen hadistir. İddırab senette olduğu gibi metinde de olur. Örnek: Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’in rivayet ettiği hadistir. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
−Ya Rasulallah! Görüyorum ki, ihtiyarladınız. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:
“Beni, Hud ve kardeşleri ihtiyarlattı!”
Darekutni dedi ki:
“Bu hadis sadece Ebu İshak tariki ile rivayet edilmiştir! Onun aleyhine yaklaşık on cihetten ihtilaf edilmiştir! İhtilaf edenlerden kimisi onu mürsel olarak, kimisi de mevsul olarak rivayet etmiştir!”
Fasıla (aralık) koymadan hadisin senedine veya metnine ondan olmayan bir şey girdirmektir! Hadisin metnine girdirilen şey, genelde kelimeyi tefsir maksadı için yapılır. Müdrec hadis, kendine yabancı bir şey girdirilen hadis demektir. Örnek: Buhari’nin rivayet ettiği, vahiy gelmeden önce Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in mağaraya gittiği orada ibadet ettiği ile ilgili hadiste Aişe (Radiyallahu Anha)’nın söylediği “O taabbuddur” sözü bu kabildendir.
Buhari 146
Bu hadisteki mezkur ifade, kimileri tarafından Aişe (Radiyallahu Anha)’ya, kimileri tarafından ravilerden Zuhri’ye nispet edilmiştir. Hadisin metnine eklenen müdrec kelime, hadisin manasına zarar vermez ise ve onun senedine eklenen müdrec isim, ravinin ismini veya künyesini değiştirmez ise hadisi zayıflatmaz!
Sika bir ravinin birçok sika ravilere yahut kendinden daha ziyade sika raviye muhalefet ederek rivayet ettiği hadistir! Bu imam Şafi’nin tarifidir. Diğer muhaddisler bunun tarifinde ravinin tek kalması demişlerdir ki doğru olan Şafi’nin tarifidir.
Zayıf bir ravinin, mütabeat veya şahidsiz münferiden rivayet ettiği yahut zayıf bir ravinin, sika bir raviye muhalefet ederek rivayet ettiği hadistir! Birinci Kısma Örnek: İmam Tirmizi’nin Hammad bin İsa El-Cüheni, Hanzala bin Ebi Süfyan el-Cumahi, Salim bin Abdullah, babası İbni Ömer, Ömer bin el-Hattab tariki ile rivayet ettiği şu hadistir:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dua ettiği vakit, onlarla yüzünü meshetmeden onları salmazdı!”
Tirmizi 3386
Bu hadis münkerdir! İmam Tirmizi bu hadisi rivayet ettikten sonra bu hadis gariptir, bu hadisi Hammad bin İsa’nın hadisi olarak bilmekteyiz, bu hadisi rivayette Hammad tek kalmıştır!
Hammad bin İsa, hadisi zayıf olan kimsedir! Ebu Hatim onun hakkında: Zayıftır, dedi. Ebu Davud da: Zayıftır, münker hadisler rivayet eder, dedi. Hakim ve En-Nekkaş: O, İbni Cüreyc ve Cafer Es-Sadık’tan uydurma hadisler rivayet eder, dediler!
İkinci Kısma Örnek: İmam Ahmed’in en-Nadr bin Şeyban tarikiyle rivayet ettiği hadistir. en-Nadr dedi ki:
Ebu Seleme’ye, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiği şeyi tahdis ettiğinde babandan işittiğin şeyi bana rivayet et, dedim. Ebu Seleme:
Babam bana Ramazan ayı hakkında rivayet etti ve dedi ki:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kuşkusuz ki, Allah size Ramazan ayı orucunu farz kıldı. Ben de size onda ibadet yapmayı sünnet yaptım. Herkim iman edip ecrini Allah’tan umarak oruç tutar ve ibadetleri yerine getirirse, annesinin kendisini dünyaya getirdiği gün gibi günahlardan çıkar.”
Ahmed bin Hanbel Müsned 1/191, 195, Nesai 2207, 2209, İbni Mace 1328
Bu senette en-Nadr bin Şeyban bulunmaktadır, o zayıftır! O, bu hadisi rivayet ederken hata yapmıştır ve hadisi Ebu Seleme ve Ebu Seleme’nin babası tarikiyle rivayet etmiştir. Hadis alimlerine göre, Ebu Seleme babasından hiçbir şey işitmemiştir. Bu hadisin münker oluşunun birinci ciheti burasıdır.
Bu hadisin münker oluşunun ikinci ciheti, sika ve hafız büyük hadis imamlarından Yahya bin Said, Ez-Zühri ve Yahya bin Kesir bu hadisi Ebu Seleme ve Ebu Hureyre tariki ile merfu olarak; “Herkim iman edip ecrini Allah’tan umarak oruç tutarsa geçmiş günahları bağışlanır...” şeklinde rivayet etmişlerdir.
En-Nadr bin Şeyban, bu hadise:
a) Onun senedinde kendinden daha sika ve adet bakımından daha çok kimselere muhalefet etmiştir!
b) Hadisin metninde de ona muhalefet ederek lafızlarını değiştirmiş onda olmayan şeyleri eklemiştir. Dolayısıyla hadis En-Nadr tarikiyle münkerdir!
Not: Sika bir ravinin zayıf bir raviye muhalefet ederek rivayet ettiği hadise mahfuz hadis denir.
“Kalb” kelimesinden türemedir. Ters yüz olmak, alt üst olmak demektir. Hadisin senedinin veya metninin önünün arkasına gelmesidir. Maklub hadise örnek: Aişe ve Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhum)’dan rivayet edilen şu hadistir:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bilal ezanı gece okuyor. Siz Abdullah ibnu Ümmi Mektum’un ezan okumasını işitinceye kadar yeyip içiniz.”
Buhari 667, Müslim 109/2
Bu hadis, ters yüz edilmiş ve şu şeklinde rivayet edilmiştir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Abdullah ibnu Ümmi Mektum ezan okurken yeyiniz ve içiniz. Bilal ezan okuyunca oruç tutunuz!”
Senedinde yalanla itham olunan ravi bulunan hadistir. Buna örnek: İmam Tirmizi’nin rivayet ettiği şu hadistir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Hilekar adam, iyiliğini başa kakan ve cimri kişi cennete giremez!”
Tirmizi 1965
Bu hadisin senedinde Fergat es-Sebahı isimli şahıs vardır, bu şahıs yalanla itham olunmuş biridir. Ebu Hatim El-İlel’de bu hadis münkerdir, diyor.
Sözlükte: Vaz kelimesinden yerine koymak, ihdas etmek anlamındadır. Mevzu ise, konulan, ihdas edilen demektir. Mevzu aynı zamanda bir şeyi uydurmak demektir.
Istılahta: Senedinde yalancı veya hadis uyduran ravi bulunan hadistir. Örnek: Abdurrahim bin Zeyd El-Ammi, babasından, Said bin Cübeyr ve Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) tariki ile İbni Mace’nin rivayet ettiği:
“Herkim Ramazanı Mekke’de idrak eder, oruç tutar ve gücü yettiği kadar ibadet ederse, Allah o kul için yüz bin Ramazan ayı sevabı yazar.”
İbni Mace 3117
Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) bu hadis hakkında şöyle demektedir:
−“Bu hadis mevzudur, onun üzerinde mevzuluk alametleri pırıl pırıl parlamaktadır. Bu hadisi mevzu yapan ondaki, Abdurrahim bin Zeyd El-Ammi’dir. İbnu Main onun hakkında:
−Pis bir yalancıdır demektedir. İbni Ebi Hatim ise:
−O, hadisleri terk olunandır demektedir.”
Albânî Silsiletu’l-Ahâdisi’d-Daîfa 832
Zayıf hadisler içerisinde en şiddetli ve şerlisi mevzu hadislerdir.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Allah’a nispet ettiği ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den bu şekilde rivayet edilen hadistir. Kutsi hadisin lafızları ve manası Allah’a aittir. Örnek: Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim:
“Yüce Allah; Kulumu (gözlerinden mahrum ederek bu) iki sevgilisiyle imtihan ettiğim vakit kulum sabrederse, iki sevgilisi yerine ona cenneti veririm.”
Buhari 5694
Lafız ve manası Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e ait olan hadistir, hadislerin geneli bu kısımdandır. Yukarıda zikredilen kavli veya fiili hadislerin hepsi bu kısma örnek teşkil eder.
1) Kuran tilavet edilerek kulluk edilir. Yani; Kuran okunarak Allah’a kulluk edilir.
Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
“Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyunuz.”
Müzzemmil Suresi 20
Yine Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
“Kur’an okunduğu zaman dinleyin ve susun ki, merhamet olunasınız.”
A’raf Suresi 204
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Herkim Allah’ın Kitab’ından bir harf okursa onun için o harfe bedel hasene vardır. Her hasene için on misli hasene vardır.”
Albânî Sahihu’l-Cami’ 6469
2) Kuran’ın, hem lafız, hem de manası Allah’a aittir.
3) Kuran vecizdir yani, az kelimelerle, derin ve birçok manalar ifade eder.
Örneğin: Kuran 600 şu kadar sayfa olmasına rağmen, onun onlarca, yüzlerce cilt tefsiri bulunmaktadır.
Merfu kelimesi sözlükte: Yükseltilen, ulaştırılan manasına gelir.
Hadis ıstılahında merfunun manası: Her senedin sonunda Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in adı geçerse o hadis merfu hükmündedir, senedin muttasıl veya munkatı olması bunu değiştirmez. Örnek: Ebu Musa El-Eşari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Aç olanı doyurun! Hastayı ziyaret edin ve esiri esaretten kurtarın!”
Buhari 5691
Senedin sonu sahabede bitiyor, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yükselmiyorsa bu sened mevkuf sened olarak adlandırılır. Diğer bir tabirle bir söz, bir fiil sahabeye nispet ediliyorsa bu söz veya fiil mevkuf ismini alır. Ömer (Radiyallahu Anh)’ın:
“Nebilerin dışında Ebu Bekir’den daha hayırlı bir kimsenin üzerine güneş doğmamıştır.” sözü mevkuf hadis için bir örnektir.
Tabiin imamlarına fiil veya sözlü ifadelerden nispet edilen şeydir. Tabiinin fetva ve sözlerini ifade eder. Bazı muhaddisler buna “eser” de demişlerdir.
1) Hadisi bir kişi diğer kişiye rivayet ederken:
Haddeseni (Bana rivayet etti)
Haddesena (Bize rivayet etti)
Ahbarani (Bana haber verdi)
Ahbarana (Bana haber verdi)
Ve benzeri ifadeler kullanır.
2) Bu haddeseni veya haddesena ve benzeri ifadeleri kullanırken onların arasında “an” ve “enne” gibi edatları girdirir. Eda esnasında bu edatların kullanıldığı hadise “Muanan” veya “Müenen” hadis denir. Bu eda şeklinin hadis ilmiyle alakası, muanan hadisi rivayet eden kimse müdellis ise hadis zayıf hadisler kısmına girer. Değilse bu edat hadisin sıhhatine pek zarar vermez!
Sika bir ravinin rivayet ettiği herhangi bir hadisi, başka sika bir ravinin mezkur hadisin senedinde veya metninde ziyade yaparak rivayet etmesidir. Buna, namazın teşehhüdünde parmağı hareket ettirmeyi örnek olarak zikredebiliriz.