Fıtır Sadakasının Vucubiyeti

Allah (Azze ve Celle) Ramazan orucunun ikmal edilmesinin ardından fıtır sadakasını farz kılmıştır. Bu sadaka, oruçlunun faydasız ve kötü sözlerden arınması, yoksulların doyurulup bayram günü el açıp dolaşmamaları ve böyle bir günde zenginlerle aynı sevinç ve neşeye ortak edilmeleri için farz kılınmıştır. Fıtır sadakası zengin olsun fakir olsun her bir Müslümana farzdır. Bunun delili ise şu hadislerdir:

1) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasını, oruçlu için boş ve kötü sözlerden bir temizleyici ve fakirlere yiyecek olarak farz kıldı. Kim, bunu (fıtır sadakasını bayram) namazından önce verirse, bu makbul bir (fıtır) sadakası olur. Kim de bunu (fıtır sadakasını bayram) namazından sonra verirse, sadakalardan bir sadaka vermiş olur.”

Ebu Davud 1609, İbni Mace 1827, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2/332, Nevevî el-Mecmu 6/126

2) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasını, her Müslüman köle ve hür erkek ve kadın, küçük ve büyük üzerine hurmadan bir Sa’ yahut arpadan bir Sa’ olarak farz kıldı. Ve bu sadakanın insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini de emretti.”

Buhari 1434, Ebu Davud 1612, Nesei 2503, Tirmizi 670, Darekutni 2/153, İbni Hibban 3303

3) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında fıtır sadakasını yemekten (yani) buğdaydan bir Sa’ arpadan bir Sa’ hurmadan bir Sa’ ekit süzme yoğurttan bir Sa’ ve kuru üzümden bir Sa’ olarak çıkarırdık.”

Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Arpa, kuru üzüm, süzme yoğurt ve hurma bizim yemeğimiz idi.”

Buhari 1436, 1439, Müslim 985/17, Nesei 2511, Tirmizi 668, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/73, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 847

4) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Biz sadakayı (yani fıtır sadakasını) arpadan bir Sa’ olarak yedirirdik.”

Buhari 1436

5) Nafi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“...Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) büyük küçük infak ettiği kimselerin fıtır sadakalarını da verirdi. Hatta biz azatlı kölelerin ve çocuklarının fıtır sadakalarını da verirdi.”

Buhari 1440, Malik 1/285/55, Darekutni 2/152/66, Beyhaki 4/175, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 846

Buna göre bayram günü ve gecesinde, kendisinin ve geçiminden sorumlu olduğu kişilerin azığından ve zaruri temel ihtiyaçlarından fazla bir şeye sahip olan kişilere fıtır sadakası vaciptir.

Şevkanî Neylu’l-Evtar 4/251’de şöyle demiştir:

“Hak olan da budur. Çünkü naslar mutlaktır; özellikle zengin ve fakir diye belirtmemiştir!”

Müslüman, hem kendisi hem de geçiminden sorumlu olduğu kişiler adına fıtır sadakası verir. Mesela hanımı, çocukları, geçimlerini bizzat kendisi sağlıyor ise babası ve annesi adına fıtır sadakasını verir. Bu kimselerin kendilerine ait malları var ise, fıtır sadakasını bizzat kendilerinin vermesi daha evladır. Çünkü fıtır sadakasına bizzat muhatap olan kendileridir. Ana karnındaki cenin için ise, fıtır sadakası vermek icma ile vacip değildir! Aynı zamanda bu sünnet de değildir!

İbni Münzir el-İcma 1/45

Zira Osman bin Affan (Radiyallahu Anh)’dan bu hususta varit olan rivayet zayıftır!

Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 3/331

Ailenin geçimini sağlayan kişi, aile fertlerinin bir kısmı adına fıtır sadakası verme kudretinde değilse, gücü yettikleri adına vermesi kendisine vaciptir! Diğerlerinden sorumluluğu düşer. Fıtır sadakasını öncelikle kendi adına verir. Eğer bundan daha fazlasına güç yetiriyorsa, sırasıyla kölesi, hanımı, geçimlerini sağladığı annesi, babası, çocukları gerektiğinde aralarında kura çekerek, geçimlerini sağladığı mirasta akrabası olan kardeşleri, yakınlık derecesine göre diğer akrabaları. Akrabalarının yakınlık dereceleri eşit ise aralarında kura çeker.

İbni Useymîn eş-Şerhu’l-Mumti’ 2/677

Fıtır sadakası verecek kimsenin oruçlu olması gerekmez! Zira Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın yukarıda geçen hadisi “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasını küçüğe de büyüğe de farz kılmıştır” şeklindedir. Malum olduğu üzere yaşı küçük olanın oruç tutması gerekmez ve vacip değildir! Buna göre fıtır sadakasının loğusa halindeki kadınlar adına ayın tümünü loğusa olarak geçirseler de fıtır sadakası vermek vaciptir.

Fıtır Sadakasının Verileceği Vakit

6) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasının, insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini emretti.”

Buhari 1438, Ebu Davud 1612, Nesei 2503, Tirmizi 672, Darekutni 2/153, İbni Hibban 3303

7) Nafi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“...Halk fıtır sadakasını bayramdan bir veya iki gün önce veriyordu.”

Buhari 1440, Malik 1/285/55, Darekutni 2/152/66, Beyhaki 4/175, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 846

Fıtır sadakasının vacib olduğu vakit, Ramazan ayının en son günü güneş batımıyla başlar. Bayram namazının başlamasıyla sona erer. Fıtır sadakasının verilmesi için en faziletli vakit, fecirden sonra namazdan öncedir. Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasının, insanlar namaza çıkmadan önce verilmesini emretmiştir. Bununla beraber sahabenin uygulaması da caizdir. Fıtır sadakasını vermenin caiz olduğu vakit ise, sahabelerin yaptıkları gibi bayramdan bir veya iki gün önce verilmesidir.

Fıtır sadakasının ayın başında ya da ortasında verilmesi caiz değildir! Çünkü bu hususta delil sabit olmamıştır! Fıtır sadakası vakte bağlı bir ibadettir ve bunu bilen kimse fıtır sadakasını vakti dışında verdiği taktirde makbul değildir! Bu konuya ilişkin bilgisi bulunmayan bir kişi ise fıtır sadakasını eda etmiş olur. Allah en iyi bilendir.

Kim kasıtlı olarak fıtır sadakasını bayram namazından sonra verirse, günah işlemiş olur! Verdiği bu sadaka bir sadaka olarak ondan kabul olunmaz! Fakat herhangi bir sadaka yerine geçer. Çünkü Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın rivayetiyle gelen hadis şöyledir:

8) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“…Kim, bunu ( yani fıtır sadakasını bayram) namazından önce verirse, bu makbul bir (fıtır) sadakası olur. Kim de bunu (yani fıtır sadakasını bayram) namazından sonra verirse, sadakalardan bir sadaka vermiş olur.”

Ebu Davud 1609, İbni Mace 1827, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2/332, Nevevî el-Mecmu 6/126

Vakti çıktığı zaman fıtır sadakasının edası sakıt olmaz! Çünkü bu sadaka, hak sahipleri lehine verecek olan kişinin zimmetinde kalan bir vaciptir. Yoksullara verilmek üzere edası gereken bir borçtur. Ve ancak ödediği takdirde borcundan düşer.

İbni Hazm (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Kim, vakti çıkıncaya dek bu sadakayı vermezse, zimmetinde kalır. Bu kişinin malı, fıtır sadakasını hak edenlere aittir. Onların alacakları ve haklarındandır. Bu yüzden fıtır sadakası vermesi gereken kişinin bu sadakayı vaktinden sonra da olsa kesinlikle ödemesi gerekir!”

İbni Kudame el-Muğni 2/676’da fıtır sadakasını bayram gününden sonraya geciktirirse, kaza etmesi gerekir, demiştir.”

İbni Hazm el-Muhalla 6/143

Fıtır Sadakasının Verileceği Yerler

İlim ehlinin tercih olunan görüşüne göre fıtır sadakası sadece yoksullara yani günlük maişetini bulamayan kimse verilir.

9) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasını, oruçlu için boş ve kötü sözlerden bir temizleyici ve fakirlere yiyecek olarak farz kıldı…”

Ebu Davud 1609, İbni Mace 1827, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2/332, Nevevî el-Mecmu 6/126

Fıtır sadakası, zekat gibi şu sekiz kişiye verilir:

1) Fakirlere.

2) Miskinlere.

3) Zekât üzerine çalışanlara.

4) Kalpleri İslam’a ısındırılacak kimselere.

5) Azat olmak isteyen Müslüman kölelere.

6) Borçlulara.

7) Allah’ın yolunda CİHAD eden ve davetçilere.

8) Yolda kalmış kimselere.

Tevbe Suresi 60

Ayette sözü geçen sekiz sınıf insandan başkasına verilmez! Fakir bulunmaması şartıyla bu diğer sınıftakilere de verilmesi caizdir.

İbnu’l-Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu sadakayı fakirlere tahsis etmek, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in uygulamalarındandır. Zekat verilen sekiz sınıfa bu sadakayı taksim etmezdi! Sahabelerden hiçbiri de, daha sonrakiler de böyle bir uygulamada bulunmamıştır!

İbnu’l-Kayyım Zadu’l-Mead 2/22

Fıtır Sadakası Nelerden Verilir?

Fıtır sadakasında verilmesi vacip olan şey, insanoğlunun yiyeceği şeylerdir. Kuru hurma, pirinç, şeker, süzme yoğurt vb. Fıtır sadakası verecek olan kişi, beldesinde çok olan yiyeceği hangisi ise o yiyecekten bir Sa’ verir. Cumhurun görüşü bu yöndedir.

10) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında fıtır sadakasını yemekten (yani) buğdaydan bir Sa’ arpadan bir Sa’ hurmadan bir Sa’ ekit süzme yoğurttan bir Sa’ ve kuru üzümden bir Sa’ olarak çıkarırdık.”

Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Arpa, kuru üzüm, süzme yoğurt ve hurma bizim yemeğimiz idi.”

Buhari 1436, 1439, Müslim 985/17, Nesei 2511, Tirmizi 668, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/73, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 847

Şeyhu’l-İslam ibni Teymiyye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in fıtır sadakasını kuru hurmadan bir Sa’ veya arpadan bir Sa’ olarak emretmesi insanların günlük azıkları olması sebebiyledir. Her belde halkı fıtır sadakalarını, beş sınıftan olmasa da kendi azıklarından verirler. Alimlerin çoğunluğuna göre beldesinin azığından verir. Sahih olan görüş budur. Sadakalarda asıl olan, fakirlerle eşitlik üzere olmasıdır. Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ailenize yedirdiğinizin orta yollu olanından…”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasını bir Sa’ kuru hurmadan veya bir Sa’ arpadan farz kılmıştır. Çünkü bunlar Medine halkının yiyeceklerindendir. Şayet bunlar onların yiyeceklerinden değilse, bilakis başka yiyecekleri kullanıyorlarsa, onları yiyecek olarak kullanmadıkları şeylerden vermekle mükellef kılmamış demektir.

Nitekim Allah-u Teâlâ kefaretlerde bu şekilde emir buyurmamıştır. Fıtır sadakası da kefaretler cinsindedir. Her ikisi de bedenle alakalıdır. Mal sadakası yani zekat ise bunun hilafınadır. Zekat, Allah-u Teâlâ’nın bahşettiklerinin cinsinden olan mal sebebi ile vaciptir.”

Şeyhu’l-İslam Mecmu’u’l-Fetava 21/205, 22/326

İbnu’l-Kayyım (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Her belde halkı kendi yiyeceklerinden bir Sa’ miktarında verir. En tercih olunan ve şeriatın kurallarına en yakın olan görüş budur. Yoksa yiyeceği balık veya pirinç ya da darı olan kimse nasıl olacak da kuru hurma ile mükellef kılınacaktır?!”

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasını kuru hurmadan bir Sa’ veya arpadan bir Sa’ olarak farz kılmıştır. Bunlar Medine’de o kimselerin en çok kullandıkları yiyeceklerdi. Yiyecekleri daha başka bir şey olan başka bir belde veya mahalle halkının ise, kendi yiyeceklerinden vermeleri gerekir. Yiyecekleri hububat haricinde süt, et ve balık gibi yiyeceklerden ise, fıtır sadakasını o yiyeceklerden verirler.

Alimlerin cumhurunun görüşü de bu yöndedir. Farklı bir şey söylenmesi mümkün olan olmayan isabetli görüş de budur. Zira maksat, yoksulların bayram günü açıklarını kapamak, beldelerindeki diğer insanların yedikleri ile eşit seviyeye çıkarılmalarıdır. Hangi tür yiyeceklerden verileceği naslarla belirtilmiştir.

Çünkü o kimseler bayram günü yiyecek edinmek adetine sahip değillerdi. Bayram günü yedikleri senenin sair günlerindeki gibiydi. Bu nedenle Kurban Bayramı günü yiyecekleri kurbanlıkların etleri olduğu için bu etlerden fakire ve ziyarete gelene yedirmekle emrolunmuşlardır.

Belde halkının adeti bayram günü çeşitli yiyecekler yapmak/edinmek ise, kendi yiyeceklerinden yoksullara vermeleri caiz ve hatta meşru kılınmıştır. Bu görüş, ifade edilmesi caiz muhtemel bir görüştür. Allah en iyi bilendir.”

İbnu’l-Kayyım İ’lamu’l-Muvakkı’în 2/12, 2/40

Fıtır Sadakasını Para Olarak Vermek Caiz Değildir!

Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Fıtır sadakasının para olarak verilmesinin caiz olduğunu söyleyenler hata etmektedirler! Böyle söyleyerek nassa muhalefet etmektedirler!

11) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasını, her Müslüman köle ve hür erkek ve kadın, küçük ve büyük üzerine hurmadan bir Sa’ yahut arpadan bir Sa’ olarak farz kıldı…”

Buhari 1434, Ebu Davud 1612, Nesei 2503, Tirmizi 670, Darekutni 2/153, İbni Hibban 3303

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Rabbinin emri doğrultusunda bu farizayı para olarak değil, o zamanki yöre halkının tükettiği yiyeceklerden tayin ederek farz kılmıştır! Hadisin manasından şu ortaya çıkmaktadır. Fıtır sadakasının maksadı, fakir ve miskinlerin yeni ve temiz elbiseler giymeleri ve sair şekiller ile hayat standartlarının yükseltilmesi değildir!

Bu sadakanın maksadı; onların bu günde ve bayramdan sonra gelen diğer günlerde yiyecek ve içeceğe ihtiyaçlarının kalmamasıdır. Bayramdan sonra dediğim zaman, bayramın sadece fıtır günü (Ramazan Bayramının ilk günü) olduğunu kasdediyorum. Yoksa ikinci ve üçüncü günlerinin bayram ile mutlak olarak hiç bir alakası yoktur!

Ramazan Bayramı sadece bir gündür. Kurban bayramı ise dört gündür. Öyleyse fıtır sadakasının bu şekilde, o zamanda alışılagelmiş olan yiyecekler arasından farz kılınmasının amacı, fakir ve miskinlerin Ramazan Bayramı günü ile ondan sonra gelen günlerde yeme ve içmeye muhtaç bırakılmamalarıdır. Bir insan çıkıp da “Hayır! Biz değerini para olarak verelim! Fakirler için bu daha üstündür!” dediğinde iki kere hata etmiş olur!

Birinci hatası; nassa muhalefet etmektir! Zira mesele taabbudi bir meseledir. Bu konuda söylenecek en hafif söz budur.

İkinci hatası ise; cidden çok tehlikelidir! Zira bu iddianın anlamı şudur:

“Şeriatın hakim olan sahibi ki o, alemlerin Rabbidir. Rasulüne ümmeti için bu yiyeceklerden bir Sa’ vermelerini farz kılması hususunda vahyettiği zaman; fakir ve miskinlerin maslahatlarının ne olduğunu, bu yiyeceklerin değerini para olarak vermenin daha efdal olduğunu iddia edenlerin anladığı kadar bilmiyor ve anlamıyordu.”

Eğer para olarak değerinin verilmesi daha efdal olsaydı, asıl olan bu olur, yiyecek vermek ise bu aslın yerine geçen bir şey sayılırdı. Çünkü paraya sahip olan, bu parayı ihtiyaçları doğrultusunda nasıl harcayacağını daha iyi bilirdi. Yiyeceğe ihtiyacı varsa yiyecek, içeceğe ihtiyacı varsa içecek, giyeceğe ihtiyacı varsa giyecek alırdı.

Peki, öyleyse, şeriatın sahibi para olarak değerini veya dinar veya dirhem vermeyi değil de neden yiyecek vermeyi farz kıldı? Demek ki bir amacı var! Bunun içindir ki bu farizayı, bu hadiste ve diğerlerinde bildirilen yiyecek çeşitleriyle sınırlandırmıştır.

Bazı insanların bu nassı tatbik etmek yerine fıtır sadakasını para olarak vermeye kalkışmaları, şeriat sahibini, güzel bir şeriat yapamamış olmakla itham etmek demektir.

Çünkü onlara göre kendilerinin yaptığı bu sözde şeriat, fakirler için güya daha faydalı ve daha efdalmiş! Kişi eğer böyle kasdediyor olsa, bununla kafir olur! Ancak bunu kasdetmiyorlar. Ne var ki, hatanın ta kendisi olan bir söz söylüyorlar.

Öyleyse fıtır sadakasını şeriatın hakim olan sahibi tarafından nassedilmiş olanlar dışında bir şey ile vermek asla caiz değildir! O da her durumda fıtır sadakasını yiyecek olarak vermektir.

Silsiletu’l-Huda Ve’n-Nûr Kaset No: 274

12) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında fıtır sadakasını yemekten (yani) buğdaydan bir Sa’ arpadan bir Sa’ hurmadan bir Sa’ ekit süzme yoğurttan bir Sa’ ve kuru üzümden bir Sa’ olarak çıkarırdık.”

Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Arpa, kuru üzüm, süzme yoğurt ve hurma bizim yemeğimiz idi.”

Buhari 1436, 1439, Müslim 985/17, Nesei 2511, Tirmizi 668, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/73, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 847

Bu hadis onların, depolandırılması elverişli olan yiyeceklerden fıtır sadakasını verdiklerini beyan etmektedir. Hal böyle ise, insanlar arasında yaygın olan yiyecekte depolandırma için uygun olacaktır. Böylesi azık olduğundan fıtır zekâtı için yeterlidir.

İrşâd es-Sârî İbrahim Şakra 3/90

Fıtır sadakasının değer olarak yani para ile çıkartılması meşru değildir! Çünkü Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yiyecek olarak verilmesini emretmiştir! Sahabe de Allah’ın ve O’nun Rasulünün emirlerine ittiba gereğince ancak yiyecek olarak vermişlerdir. Dolayısıyla bu büyük hükme muhalif davranmamamız gerekmektedir. Sevgili kardeşim, Allah’ın emrine uy ve O’nun şiarlarını işlenmez hale getirme!

Muhammed İbrahim Şakra şöyle demiştir:

Çok tuhaf karşıladığım bir şey de; fıtır sadakasının değer olarak para ile çıkartılmasına cevaz verenlerdir!

Derler ki:

“Para fakire faide getirir, belki kendi ve çocukları için giyeceğe veya belki de istediği başka bir yiyeceği satın alma ihtiyacında olabilir...” Ancak bu bahane geçerli değildir! Çünkü bugün de olduğu gibi geçmişte de insanların paraya ihtiyaçları vardı. Sahabe arasında birçok altın ve gümüşe sahip olan zenginler vardı. Sana göre Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) acaba neden altın ve gümüşten söz etmedi!

Fıtır sadakasına yetecek kadarını niçin belirtmedi dersin?! Müslümanlar arasında fakir olanları vardı, belki de paraya olan ihtiyaçları buğday, hurma, veya arpadan daha fazlaydı?! Eğer Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu unuttu ise Allah unutmaz! Çünkü Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:

“Senin Rabbin unutkan değildir!”

Meryem Suresi 64

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e fıtır sadakasının cinsinin yiyecek olarak tayini konusunda inen, Allah’ın ona vahyettiğinden farklı mıdır?! İnsan, onun vahiy olduğundan şüpheye düşmez! Dolayısıyla aklın rey’i ile şeriatın vahyi reddedilmez!

İrşâd es-Sârî 92

İlim ehlinin tercih olan sahih görüşe göre fıtır sadakasının yiyecek cinsinden değil de para veya mesela giysi olarak değerini vermek caiz değildir. Değeri ile veren kimsenin fıtır sadakası makbul değildir!

Çünkü ibadetlerde asıl olan Kitap ve Sünnet’e dayanmasıdır. Hiç kimsenin herhangi bir ibadeti belli bir keyfiyetle yapması Allah’tan veya “Herkim, bizim şu işimizde ondan olmayan bir şeyi ihdas ederse o merduddur!” diyen Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den varid olması durumu müstesna olmak üzere caiz değildir!

Allah-u Teâlâ, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in diliyle Müslümanların geneline bir Sa’ yiyecek veya bir Sa’ kuru hurma olmak üzere fıtır sadakasını farz kılmıştır. Buna muhalefet etmek caiz değildir! Çünkü Allah-u Teâlâ ayette şöyle buyurmaktadır:

“Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar!”

Nur Suresi 63

Fıtır sadakasının para olarak verilmesi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ve raşid halifelerinin sünnetine muhaliftir! Çünkü onlar fıtır sadakasını kendi zamanlarında para bulunmasına ve paraya olan ihtiyaçlarına rağmen yiyecek olarak vermişlerdir. Onların toplumları fakirlik ve paraya ihtiyaç bakımından bizim toplumlarımızdan daha çetin şartlar içerisindeydi.

Allah-u Teâlâ zekat için değişik çeşitleri teşri kılmıştır. Her çeşitle ilgili olarak da kendi cinsinden verilmesini nassen bildirmiştir. Mesela ekinlerle ilgili olarak ekinlerden, para ile ilgili olarak paradan, hayvanlarla alakalı olarak hayvanlardan vermeyi, kefaretlerle ilgili olarak giysi ve yiyecek vermeyi ve köle azad etmeyi teşri kılmıştır. Ramazan Bayramı ile ilgili olarak da fıtır sadakasının yiyeceklerden verilmesini teşri kılmış, yiyecekle birlikte başka bir şey zikretmemiştir!

Bu farklılık göstermektedir ki, söz konusu naslar, hepsi yerli yerinde olarak Allah-u Teâlâ’nın kasdetmiş olduğu şeylerdir.

Fıtır sadakasının yiyecek olarak verilmesi Sa’ ölçüsü ile disipline edilmiştir. Para olarak verilmesi ise bu disipline uymaz! Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasını değişik cinslerden tayin etmiştir. Bunların değerleri de genellikle farklılık arz eder. Bu da değerin muteber olmadığını gösterir. Muteber olan miktar yani Sa’dır. Yoksa kişinin fıtır sadakası hangi şeyin değerine göre hesap edilecek?

Fıtır sadakasının yiyecek olarak verilmesi her zamana, her mekana ve her duruma uygun düşmektedir. Şu an olduğu gibi savaş zamanlarında, enflasyon dönemlerinde, stokçuluk, pahalılık ve yüksek fiyat hallerinde paranın ne kadar kıymeti vardır? La Havle Vela Kuvvete İlla Billah!

Fıtır sadakasının yiyecek olarak verilmesi üç mezhebin de Malikîler, Şafiîler ve Hanbelîlerin içinde yer aldığı ilim ehlinden geniş bir cumhurun görüşüdür. Sadece İmam Ebu Hanife buna muhalefet etmiştir!

Bu imamların bu konu hakkında ki bazı sözleri:

İmam Malik (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Kişinin fıtır sadakası yerine herhangi bir bedel (kıymet) koyması makbul değildir! Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu şekilde emretmemiştir!”

İmam Malik el-Mudevvenetu’l-Kübra 2/358

İmam Şafiî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Fıtır sadakasında değer makbul değildir!”

Meşhur Şafiîlerden İmam Nevevi de Şerhu Muslim 7/60’da şöyle demiştir:

“Fakihlerin geneli fıtır sadakasının para olarak verilmesini caiz görmemiştir!”

İmam Şafiî el-Mecmu 6/110; el-Umm 2/72

İmam Ahmed bin Hanbel Müsned bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Fıtır sadakası, para olarak verilmez!” Kendisine Ömer bin Abdilaziz kıymeti ile alırdı, denildiğinde şöyle söylemiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sözünü bırakıp falan şöyle söylüyor diyorlar!”

İmam Ahmed bin Hanbel Müsned el-Muğnî 2/358

Müslüman cumuhurun görüşüne göre amel ettiği ve sadakasını yiyecek olarak verdiği zaman İmam Ebu Hanîfe de dahil tüm imamlar nezdinde beraat-ı zimmeti sağlamış olur. Ama yiyecek varken değerini vermesi durumunda günah işlemiş olur ve alimlerin çoğunluğunun görüşüne göre vacibi yerine getirme sorumluluğu üzerinde kalır!

13) Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“…Herkim şüpheli şeylerden sakınırsa dinini ve ırzını şüpheden beri etmiştir!..”

Buhari 206, Müslim 1599/107, Ebu Davud 3329, Nesei 4465, Tirmizi 1219, Darimi 2/245, İbni Mace 3984, İbni Hibban 721, İbnu’l-Carud 555, Begavi 2031, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/269, 271, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2075

Önemli Uyarı!

Bu ihtilaf, akidevî bir ihtilaf olmayıp taabbudî bir hususa ilişkin olsa da değerin verilmesinin caiz olduğunu ifade eden görüşün meşhur olmasından dolayı önemli meseleler arasına girmiştir. Öyle ki avamdan bazı kimseler fıtır sadakasını yiyecek olarak veren kişilerin bu yaptıklarını hoşnutsuzlukla karşılamaktadırlar!

Alimlerin ve vaizlerin şunu bilmeleri gerekir: Bu görüşün bu şekilde geniş çaplı olarak genelleştirilmesi büyük bir tehlike içermektedir! Allah’ın indirmiş olduğu şeriatın suretinin değiştirilmesi söz konusudur.

Allah’a karşı takvalı olun! Şeriatın resmini muhafaza edin ki değişikliğe maruz kalmasın! Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetini muhafaza edin ki felaha eresiniz.

Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Andolson ki, Allah’ın Rasulünde sizin için en mükemmel bir örnek vardır…”

Ahzab Suresi 21

“De ki: Eğer siz, Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın! Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”

Âl-i İmran Suresi 31

Fıtır Sadakasının Miktarı

Fıtır sadakasında vacip olan miktar, belde halkının en çok kullandığı yiyecekten olmak üzere bir Sa’dır.

14) Ebu Saîd el-Hudrî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında fıtır sadakasını yemekten (yani) buğdaydan bir Sa’ arpadan bir Sa’ hurmadan bir Sa’ ekit süzme yoğurttan bir Sa’ ve kuru üzümden bir Sa’ olarak çıkarırdık.”

Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Arpa, kuru üzüm, süzme yoğurt ve hurma bizim yemeğimiz idi.”

Buhari 1436, 1439, Müslim 985/17, Nesei 2511, Tirmizi 668, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/73, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 847

Sa’ın Ne Kadar Olduğu

Bir Sa’ dört müdde eşittir. Müddün aslı da Lisanu’l-Arab 3/400, en-Nihaye 4/38’de yer aldığı üzere:

“Adamın iki elini açması ve avuçlarını yiyecekle doldurması ile ölçülür.” Sa’ın ne kadar olduğu konusunda ilim ehli iki görüşe ayrılmıştır:

Birinci Görüş: Sa’ın, lugattaki manasına binaen mutedil bir adamın müddü yani iki avucu ile ölçüleceğini, söyleyenler.

İkinci Görüş: Sa’ın Medine halkının müddü ile ölçüleceğini söyleyenler. Tercih olan görüş budur.

15) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Mikyal (hububat ölçüsü), Medine halkının kullandığı mikyale, ağırlık da Mekke halkının kullandığı ağırlığa göredir.”

Nesei 4594

Sa’da hububat ölçülerinden biridir. Dolayısıyla Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanındaki Medine halkının Sa’ ölçüsü esas alınmalıdır. O Sa’ ölçüleri zamana, mekana ve insanlara göre değişiklik arz etmektedir. Bu yüzden belirlenmesi zordur.

Miktarla İlgili Bazı Konular

1) Sa’ bir hububat ölçüsüdür. Sabit bir ağırlık birimine denk değildir!

Çünkü Sa’ın ağırlığı, ölçülen şeylere göre değişiklik gösterir. Mesela bir Sa’ buğdayın ağırlığı, bir Sa’ pirinçle ve bir Sa’ kuru hurma ile aynı değildir. Bir Sa’ kuru hurmanın ağırlığı da, Sa’ ile ölçülen şeylerin çeşitlerine göre farklılık gösterir.

2) İmam Nebevî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bir Sa’ yaklaşık olarak; 3 litre 280 mili litreye eşittir. 2 kilo 40 gram iyi buğdaya ve 2 kilo 176 gram buğdaya eşit olduğu da ifade edilmiştir.

3) Bazı yiyeceklerin Sa’ ya tekabül eden ağırlıkları şöyle tespit edilmiştir:

Şekerin 1 Sa’ = 3,240 kg

Mısır Pirincinin 1 Sa’ = 3,200 kg

Buğdayın 1 Sa’ = 3,150 kg

Kırmızı Mercimeğin 1 Sa’ = 2,950 kg

Fasulyenin 1 Sa’ = 2, 950 kg

Yeşil Mercimeğin 1 Sa’ = 2,850 kg

İthal Baklanın 1 Sa’ = 2,750 kg

Kuru Üzümün 1 Sa’ = 2,300 kg