Kıyametin Alametleri Detaylı

Ayet ve hadisler kıyametin yaklaştığını haber vermektedir. Bizler dünyanın son zamanlarını yaşıyoruz. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı ve onlar gaflet içinde yüz çeviriyorlar.”

Enbiya 1

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Saat (kıyamet vakti) yaklaştı…”

Kamer 1

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hususta şöyle buyurmuştur:

“Ben ve kıyamet saati işte böyle gönderildik.”

İki parmağını işaret edip uzattı ve:

“Ben kıyametin esintisinde (başlangıcında) gönderildim.”

Buhari 6425

Dünyanın kalan ömrü, geçen ömrüne göre oldukça azdır. Bununla beraber dünyanın ömrünün biteceği kıyamet vaktini Allah-u Teâlâ’dan başkası bilmemektedir. Yüce Allah onun vaktini bilmenin göklere de, yere de ağır geldiğini bildirmiş, gerek melek olsun, gerekse nebi ve rasul olsun onun vaktini hiçbir mahluka açıklamamıştır. Bu sebeple onu ancak Allah bilir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah’ın katındadır. Ama insanların çoğu bunu bilmez.”

A’raf 187

Nitekim meşhur Cibril hadisinde bildirildiği gibi, Allah’ın en değerli meleği olduğunda görüş birliği olan Cebrail (Aleyhisselam)’ın da onun vaktini bilmediği ortaya çıkmaktadır.

İbni Kesir (Rahmetullahi Aleyh)’in bildirdiği gibi kıyametin vaktine dair gelen hadislerin hepsi uydurma olup hiçbirinin aslı yoktur.

Ölüm Ötesi Tarihi 34

Kıyamet vakti bilinmediği gibi onun alametlerinin vakitleri de bilinmez. Ancak bazılarının sırası hakkında konuşulabilir.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıyamete kadar olacak birçok alameti haber vermiş ve ümmetini bunlardan haberdar etmiştir ki, bunlar Allah’ın gayb ilminden rasullerinden dilediğine dilediği kadarını bildirmesi kısmındandır:

Ebu Zeyd Amr bin Ahtab (Radiyallahu Anh) dedi ki:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizlere sabah namazını kıldırdı, sonra minbere çıkıp öğle vakti gelinceye kadar bize hitap etti. Sonra indi, öğle namazını kıldırdı. Sonra tekrar minbere çıktı ve ikindi vakti gelene kadar bize hitap etti. Sonra indi, ikindi namazını kıldırdı. Akabinde tekrar minbere çıkarak güneş batıncaya kadar bize hitap etti. Bu hutbelerinde bize olmuş ve olacak her şeyi anlattı. Onları en iyi bilenimiz, en iyi ezberleyenimizdir.”

Müslim 2892/25

Huzeyfe bin Yeman (Radiyallahu Anh) dedi ki:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıyamet kopuncaya kadar olacak her şeyi bana haber verdi. Benim o şeylerden kendisine sormadığım hiçbir şey kalmadı.”

Müslim 2891/24

Kıyametin Alametlerinin Kısımları

Kıyamet alametleri, genel olarak iki kısma ayrılır:

1) Kıyametin Küçük Alametleri: Bunlar uzunca bir süreye yayılmış olup devam eden çokça olaylardır.

2) Kıyametin Büyük Alametleri: Bunlar ise kıyamete yakın vakitlerde görülecek ve ilk defa ortaya çıkacak az sayıda, büyük olaylardır.

1) Kıyametin Küçük Alametleri

Bunlar oldukça fazladır. Bu alametlerin başlangıcı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in nebi olarak gönderilmesi, bitişi ise yeryüzünde ‘Allah Allah’ zikrinin kesilmesi ve orada insanların en şerlilerin kalmasıdır.

Ortaya çıkan veya çıkacak olan alametlerin hepsini sakınılması gereken birer yasak olarak algılamak doğru değildir. Bunlar birer işarettir, iyisi de olur, kötüsü de, helali de olur, haramı da.

Şimdi bu alametleri güç nisbetinde olup biten, görülüp devam eden ve henüz görülmeyenler şeklinde üç ayrı başlık altında delilleriyle inceleyelim:

1) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in gönderilmesi.

Buhari 6425

2) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefatı.

Buhari 2967

3) Kudüs’ün fethi. Kudüs’ün fethi Ömer (Radiyallahu Anh) zamanında hicri 16. yılda meydana gelmiştir.

Buhari 2967, Büyük İslam Tarihi 7/96, 99

4) Davaları bir olan iki grubun savaşmasıç. Alimlerin görüşüne göre bu savaş Ali (Radiyallahu Anh) ve beraberinde bulunanlar ile Muaviye ve beraberindekilerin yaptığı Sıffin Savaşı’dır ki, hicri 36. senede meydana gelmiştir.

Buhari 3380, 6974, Müslim 2888/17, İbni Hacer el-Askalani Fethu’l-Bari 13/107

5) Müminlerin şehid olup, amellerinin temizlenmesini sağlayan bir hastalığın yani taunun ortaya çıkması. Bu, Ömer (Radiyallahu Anh) zamanında Kudüs’ün fethinden sonra Filistin’in Amvas isimli beldesinde ortaya çıkan ve Amvas Taunu diye bilinen bir salgındır.

Buhari 2967, İbni Mace 4042, Fethu’l-Bari 6/334

6) Malların çoğalması ve sadaka verilecek bir kişinin dahi bulunamaması. Daha sahabe zamanında yapılan İran ve Bizans fetihleri sayesinde mal çoğalmış, raşid halife Ömer bin Abdulaziz (Rahmetullahi Aleyh) zamanında ise zekat verilecek bir kişi dahi bulunamayacak şekilde sel gibi akmıştır.

Buhari 6974, Müslim 1011/58

7) Hicaz topraklarında, Şam’daki develerin boyunlarını aydınlatan büyük bir ateşin çıkması. Hicri 654. senede Medine’de büyük bir ateş çıkmış ve bir ay kadar sürmüştü. Onun yüksekliği bir dağ gibi, genişliği de Medine şehri gibiydi. Onu, bulundukları yerden Şam ve civar halkı görmüştür.

Buhari 6972, Müslim 2902/42, Büyük İslam Tarihi 13/344, 353

8) Müslümanların Türklerle savaşmaları. Bu da Türklerin Müslüman olmadan önceki dönemlerinde olmuştur. Müslümanlar Selçuklularla 150 civarında savaş yaptılar. Hicri 600’lü yıllarda ise Cengiz Han komutasındaki Tatarlar yani Moğollar neredeyse bütün dünyayı ateşe verdiler, zarar vermedik bir ülke bırakmadılar. Son hükümdar Timur da dahil olmak üzere İslam beldelerinde taş üstünde taş bırakmadılar. Hicri 656 yılında Bağdat harap edildi ve son halife Mu’tasım öldürüldü. 657 senesinin Ramazan ayında ise Müslümanlar Ayn Calut Savaşı’nda onlara galip geldiler ve şerlerinden kurtuldular. Daha sonra Türkler Müslüman oldular, İslam’a ve Müslümanlara faydalı oldular.

Buhari 3367, Müslim 2912/65, Büyük İslam Tarihi 13/360-390

9) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in adına hadis uydurulması. Bu ağır fitne İslam’ın ilk dönemlerinde başlamış, hadis alimlerinin ravi zincirini oluşturan isnad sorma karşı hamlesiyle etkisi sınırlı kalmıştır. Mevzu hadislerle ilgili yazılmış kitaplarda bu hususun teferruatı bulunmaktadır.

Beyhaki, İbni Adiyy, İbni Kayyim el-Menaru’l-Münif, Yaşar Kandemir Mevzu Hadisler

10) Müslümanların imamlarını yani idarecilerini öldürmeleri, birbirlerine kılıç çekerek savaşmaları ve memleketlerine en şerlilerinin sahip olması.

Ahmed 5/389 No 23691

11) Karanlık gecelerin safhaları gibi olan fitnelerin ortaya çıkması. O fitneler esnasında insan mü’min olarak sabahlar, kafir olarak akşamlar. Yahut mü’min olarak akşamlar, kafir olarak sabahlar. Dinini dünyadan bir mal karşılığı satar.

Müslim 118/186

12) Nebilik iddiasında bulunan otuza yakın yalancının ortaya çıkması.

Buhari 3380, Müslim 2923/84

13) Emanete riayet edilmemesi.

Buhari 6948, Müslim 143/230

14) İlmin kalkması ve cehaletin ortaya çıkıp çoğalması.

Buhari 240, Müslim 2671/8

15) Bilgisiz tacirlerin başkalarına sorarak alışveriş yapmaları.

Nesei 4434

16) Allah’a kulluk ve hayır amellerin azalması.

Buhari 6931

17) Zinanın çoğalması.

Buhari 240, Müslim 2671/8

18) İçkinin çoğalması ve başka bir isim verilerek helal sayılması.

Ahmed 5/318 No 23085, İbni Mace 3384, Buhari 5650

19) Çalgı aletlerinin çıkması ve helal sayılması

Buhari 5650, İbni Mace 4020

20) Faizin çoğalması.

Terğib ve Terhib 4/150, Taberani

21) İnsanların helal-haram gözetmeden kazanmayı düşünmeleri.

Buhari 1907, Nesei 4432

22) Bu ümmetin yetmiş üç fırkaya ayrılması.

İbni Mace 3992

23) Yahudi ve Hristiyanların izinden gidilmesi.

Buhari 7202, Müslim 2669/6

24) Kadınların şarkı söylemeye başlamaları.

İbni Mace 4020

25) Bütün Müslümanların evine girecek bir fitne.

Buhari 2967

26) Mescitlerin süslenmesi ve bununla övünülmesi.

Nesei 689, İbni Mace 739

27) Binaların yükseltilmesi ve koyun çobanlarının bu hususta yarışmaları.

Buhari 6975, Müslim 5/9

28) İnsanların evlerini kumaşlara süslü elbiselere benzetmeleri.

Buhari Edebü’l-Müfred 458

29) İnsanları sopalayan güvenlik güçlerinin zalimlere yardımcı olmaları.

Terğib ve Terhib 2/239, Mucemu’l-Kebir

30) Cariyenin efendisini doğurması.

Müslim 5/9

31) Katilin neden öldürdüğünü, öldürülenin de neden öldürüldüğünü bilmemesi ve kişinin komşusunu, kardeşini ve babasını öldürmesi şeklinde öldürme olaylarının çoğalması

Buhari 6934, Edebü’l-Müfred 118, Müslim 2672/10, 2908/56

32) Düşmanlık, nefretleşme, kin tutma, akrabalık bağının kesilmesi ve kötü komşuluk ilişkilerinin baş göstermesi.

Ahmed 10/ 26-31, Hakim 1/75-76

33) Zamanın kısalması.

Buhari 6931, Müslim 2672/11

34) Ticaretin çoğalıp yaygınlaşması.

Nesei 4434, Ahmed 5/333, Hakim 4/445-446

35) Alışveriş merkezlerinin birbirine yakın olması.

Ahmed 2/519 No10735, Mecmau’z-Zevaid 7/ 327

36) İnsanların yalnızca kendilerini düşünmeleri.

Ahmed 5/389 No23695, Mecmau’z-Zevaid 7/309

37) Şiddetli cimriliğin kalplere yerleşmesi.

Buhari 6931, Müslim 2672/11

38) İhlaslı insanların azalması.

Ahmed 11/181-182, Hakim 4/435

39) Alimlerin vefat etmeleri ve insanların cahillerden fetva almaları.

Buhari 256, Müslim 2673/13

40) Ümmet içinde putlara ibadet eden ve şirk koşanların ortaya çıkması.

Buhari 6971, Müslim 2907/52

41) Kaderciler ve zındıklardan hayvan şekline çevrilen, yere batırılan ve taşlananların olması.

Ahmed 2/91 No5639, 5867, 6208, Tirmizi 2280, İbni Mace 4061

42) Yaşlıların gençlere benzemeye çalışmaları.

Ebu Davud 4212, Nesei 5043, Ahmed 4/156 No274

43) Düşük dereceli insanların yüksek makamlara gelmesi.

Ahmed 15/37-38, Müslim 5/9

44) Alçak oğlu alçakların, insanların en mutlusu olmaları.

Tirmizi 2305, Ahmed 5/389 No 23692

45) Yalan şahitliğin yayılmasıyla yalancının doğrulanması, doğrunun da yalanlanması.

İbni Mace 4036, Ahmed 15/37-38

46) Yalanın artması ve haberlerin yalan çıkması.

Müslim 6, 7

47) İhanet edene güvenilip, güvenilir adama hain denmesi.

İbni Mace 4036, Ahmed 15/37-38

48) Depremlerin çoğalması.

Buhari 6974

49) Ani ölümlerin çoğalması.

Mecmau’z-Zevaid 7/325

50) Kadınların örtülü olmalarına karşın çıplakmış gibi giyinmeleri.

Müslim 2128/125, Taberani, Mucemu’s-Sağir 232

51) İslam’ın teşvik ettiği sünnetlerin ihmal edilmesi ve önemsenmemesi.

Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 649

52) Yalnızca tanıdık insanlara selam verilmesi.

Ahmed 5/326, 333

53) Bir erkeğe elli kadın düşecek şekilde erkeklerin azalması.

Buhari 240, Müslim 2671/8

54) Arap Yarımadası’nın tekrar yeşil bahçelere ve ırmaklara sahip olması.

Müslim 1012/60, 706, 2281/10

55) Emniyet ve güvenliğin artması.

Buhari 3370

56) Acemlerden Huz ve Kirman halkı ile savaş yapılması.

Buhari 3368

57) Mü’minin gördüğü rüyanın doğru çıkması.

Tirmizi 2372

58) Bir günlük hilalin iki günlükmüş gibi kalın olması.

Mecmau’z-Zevaid 3/146, 7/325

59) Bol ama verimi az yağmurların olması.

İbni Mace 4036, Ahmed 2/263 No 7554

60) Fırat Nehri’nin altın bir dağ ortaya çıkarması neticesinde o altını almaya çalışanların % 99’unun birbirini öldürmesi.

Buhari 6973, Müslim 2897/29

61) Yırtıcı hayvanların ve cansız varlıkların insanlarla konuşması. Kişinin kamçısı veya ayakkabı bağı sahibiyle konuşur, kişinin baldırı kendisinden sonra ailesinin yaptıklarının haber verir.

Ahmed 3/83-84, No 11814, Tirmizi 2272

62) Bela ve sıkıntıların çokluğundan dolayı ölümün temenni edilmesi ve mezardakilere gıpta edilir hale gelinmesi.

Buhari 6970, Müslim 2907/53

63) Rumların yani Hristiyanların insanların en çoğu olmaları.

Müslim 2898/35

64) Rumların anlaşmayı bozarak 12.000 kişilik 80 ayrı ordu ile taarruz ederek Müslümanlarla savaşmaları. Neticede Müslümanlar galip gelir.

Buhari 2967, Müslim 2899/37, 2900/38

65) İstanbul’un (yeniden) fethi.

Müslim 2897/34

66) Kahtan kabilesinden birinin insanları sevk ve idare etmesi.

Buhari 6971, Müslim 2910/60

67) İslam’ın ve Müslümanların garip olmaları ve iki mescit Kabe ile Mescid-i Nebevi arasında toplanmaları.

Müslim 146/232

68) Kabe’yi yıkmayı amaçlayan bir ordunun Beyda mevkiinde yere batırılması.

Müslim 2883

69) Cahcah isimli azatlı bir adamın melik (idareci) olması.

Müslim 2911/61, Ahmed 2/329 No 8346

70) Müslümanların Yahudilerle savaşması. Bu savaşta taş ve ağaçlar Garkad ağacı hariç arkalarına saklanan Yahudileri haber verir.

Buhari 3369, Müslim 2922/82

71) Kur’an’ı Kerim’in bir gece ansızın göğe kaldırılması.

İbni Mace 4049

72) İslam’ın eskimesi. Namaz, oruç, hac ve sadaka bilinmez olur. Yalnızca çok yaşlı insanlar kelime-i tevhidi söylerler.

İbni Mace 4049

73) Medine’nin, içinden kötü kişileri çıkarttıktan sonra harap olması.

Müslim 1381/437, Buhari 1758

74) Yemen’den çıkacak ipekten daha yumuşak bir rüzgarın kalbinde iman bulunan herkesin ruhunu alması.

Müslim 117/185

75) Mekke’nin değerinin kalkması ve Kabe’nin bir daha onarılmayacak şekilde Habeşli cılız bacaklı birisi tarafından yıkılması ve onun içindeki hazineyi çıkarmaları.

Ahmed 2/291 No: 7897, 8099, 8604, Müslim 2909/57

2) Kıyametin Büyük Alametleri

Bunlar kıyametin kopmasına yakın görülecek olan büyük olaylardır.

Kur’an’da ve hadis kitaplarında bu alametler zikredilmesine karşın hangi sırayla meydana geleceğini beyan eden açık bir delil yoktur. Bu alametler farklı hadislerde, belli bir sıra takip edilmeden toplanmıştır. Hatta aynı sahabiden rivayet edilen aynı lafızlı iki hadiste bile alametlerin sıralaması farklılık arz etmektedir.

Öyleyse alametlerin meydana geliş sırası, farklı rivayetlerdeki geliş şekliyle olayların birbirinin peşi sıra olmasına göre bilinir. Aynı şekilde ilk olan alametler hususunda da alimler arasında görüş farklılıkları vardır.

Bütün rivayetler bir araya getirildiğinde Şerafettin Hasan bin Muhammed et-Tıybi (Rahmetullahi Aleyh)’in şu görüşü ve tasnifi haklılık kazanmaktadır.

Kıyametin Büyük Alametleri İki Sınıftır:

A) Kıyamete Yakın Olan Alametler

1) Deccal’in ortaya çıkması.

2) İsa (Aleyhisselam)’ın yeryüzüne inmesi.

3) Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin yeryüzünü istila etmeleri.

4) Üç ayrı kara parçasının yere batması.

B) Kıyametten Hemen Önce Ortaya Çıkacak Alametler

1) Dumanın ortaya çıkması.

2) Güneşin batıdan doğması.

3) Dabbetü’l-Arz’ın ortaya çıkması.

4) İnsanları önüne katıp sevk eden bir ateşin ortaya çıkışı.

Fethu’l-Bari 11/352-353

Buna göre Tıybi, bu alametleri ikiye ayırarak sıralamaktadır ki, bu gerçekten ince ve güzel bir taksimdir. Kıyamete yakın olan alametlerin görüldüğü birinci kısım, tevbe edip Allah’a dönmeleri konusunda insanları uyarmaktadır.

O vakitte insanlar henüz mü’min ve kafir olarak ayrılmazlar. İkinci kısım ise, kıyametten hemen önce olacak alametleri içermektedir. O vakitte insanlar mü’min ve kafir olarak ayrılmaya yeni yeni başlayacaklardır.

Nitekim duman çıktığında mü’minler onun tesiriyle nezle olacak, kafirler ise şişeceklerdir. Sonra güneşin batıdan doğmasıyla tevbe kapısı kapanacak ve kafir kişinin iman etmesi veya tevbe edenin tevbesi artık ona fayda vermeyecektir.

Bundan sonra Dabbetü’l-Arz ortaya çıkacak ve insanlardan kimin mü’min kimin kafir olduğu anlaşılacaktır. Çünkü o hayvan kimin mü’min kimin kafir olduğunu açıkça söyleyecektir. En son olarak da, Yemen’den bir ateş çıkacak ve insanları, son nefeslerini verecekleri ve de mahşer alanı olan Şam’a sevk edip orada toplayacaktır.

Bu sekiz alametten önce Mehdi (Aleyhisselam) gelecek, mü’minler Deccal’i öldürmek için onun etrafında toplanacaklar, sonra İsa (Aleyhisselam) inecek ve Mehdi’nin arkasında ona uyarak namaz kılacaktır.

Bu büyük alametlerden ilki görülmeye başlandı mı, diğerleri de ard arda görülür. Bu hususta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle demektedir:

“Alametlerin birbiri arkasından gelmesi, aynı ipte dizili incilerin peş peşe dökülmesi gibidir.”

İbni Hibban Sahih 1883, Mecmau’z-Zevaid 7/331, Taberani Mucemu’l-Evsat, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 3227

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Alametler ipte dizili inci gibidir. Eğer ip koparsa (ilk alamet görülürse) hepsi tek tek dökülür.”

Ahmed 2/220 No 7040, Mecmau’z-Zevaid 7/321

Özellikle İsa (Aleyhisselam)’ın ölmesiyle kıyametin kopması arasındaki alametler çok kısa bir zaman içinde olacaktır.

Şimdi büyük alametleri tekrar sıralayalım, sonra da tek tek inceleyelim:

1) Mehdi (Aleyhisselam)’ın gelmesi.

2) Deccal’in ortaya çıkması.

3) İsa (Aleyhisselam)’ın yeryüzüne inmesi.

4) Ye’cüc ve Me’cüc’ün ortaya çıkması.

5) Üç büyük çöküntü.

6) Dumanın ortaya çıkması.

7) Güneşin batıdan doğması.

8) Dabbetü’l-Arz’ın ortaya çıkması.

9) İnsanları toplayıp sevk eden ateş.

1) Mehdi Aleyhisselam’ın Gelmesi

Ahir zamanda Muhammed bin Abdullah isimli Ehli Beyt’ten birisi, doğu tarafından çıkacak ve Allah onunla bu dini güçlendirecektir. O kişi Fatıma (Radiyallahu Anha)’nın soyundan, Hasan (Radiyallahu Anhuma) yoluyla gelir. Alnı şakaklarına kadar açık, burnu uzun ve kıvrık, uç tarafı ince ve ortası kemerlidir.

Doğu tarafından, bayrakları siyah olan bir topluluk onun zaferine yardımcı olacak, onun alt yapısını kuracak ve ordusunu oluşturacaktır.

Allah (Azze ve Celle) bir gecede Mehdi (Aleyhisselam)’ı ıslah eder ve eski halinden başka bir hale çevirir. O insanların arasında anlaşmazlıkların ve depremlerin olduğu bir zamanda ortaya çıkacaktır. Yeryüzü ondan önce zulüm ve haksızlıklarla dolu olduğu gibi, onun gelmesiyle adalet ve doğrulukla dolacak, gökte ve yerde bulunan herkes ondan razı olacaktır.

Yedi sene idarede bulunacak, onun zamanında Allah-u Teâlâ bol yağmur yağdıracak, yerden de bolca ürün çıkacak, mal sayılamayacak kadar çoğalacak ve ümmet arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. İsa (Aleyhisselam) gökten inince onun arkasında namaz kılacaktır.

Müslim 156/247, Ebu Davud 4282, 4285, Tirmizi 2331, 2333, İbni Mace 4082, 4086, Ahmed 1/84 No: 645, 3571, 3573, 4098, 4279, Mecmau’z-Zevaid 7/313, 314, Hakim 4/557, 558, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 711, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 6734, 6736

Mehdi (Aleyhisselam)’ın gelişiyle ilgili hadisler manevi mütevatir derecesinde olup Ehli Sünnet alimlerine göre onun gelmesine iman etmek vaciptir. Bu hadisleri Muhammed bin Cafer el-Kettani, ‘Mütevatir Hadisler’ ismiyle tercüme edilen kitabında derlemiştir.

2) Mesih Deccal’in Gelmesi

Mesih kelimesinin 50 tane manası vardır. Bunların içinde ‘doğru söyleyen’ ile ‘saptıran yalancı’ gibi birbirinin zıddı manalar da vardır.

Allah-u Teâlâ iki tane mesih yaratmıştır ki, biri diğerinin zıddıdır. Mesih İsa (Aleyhisselam) doğru söyleyen ve insanlara doğru yolu gösterendir.

Mesih Deccal ise, insanlık için yaratılmış en büyük fitnelerden birisi olup çok yalan söyleyen ve insanları saptırandır. Ona mesih denme sebebi iki gözünden birinin silik olması veya yeryüzünün tamamını kırk günde dolaşarak ayak basmadık bir yer bırakmayacak olması da olabilir.

Deccal ise, mübalağalı ism-i fail olup anlamı, görülmemiş ve duyulmamış yalanlar söyleyerek hakkı batıla karıştıran, gerçeği ters çeviren demektir.

Deccal denilince akla, çok yalan söyleyen kişi gelmekle beraber asıl kastedilen kıyametin kopmasından önce ortaya çıkıp insanları olağanüstü haller göstererek saptıracak olan ademoğullarından bir insandır. İnsanlar onu bilsinler ve sakınsınlar diye birçok özellikleri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından bizlere bildirilmiştir. Deccal’in özellikleri şunlardır:

1) Kırmızı yüzlü.

2) İri yarı.

3) Kısa boylu.

4) Bacak arası açık.

5) Kalın boyunlu.

6) Alnı açık.

7) Bol ve kıvırcık saçlı.

8) Sevimsiz.

9) Genç.

10) Eğri bir adamdır.

11) Sağ gözü şaşıdır.

12) Çukur ve tümsek olmayan bir halde silme düzdür.

13) Sol gözünün üzerinde de görmeye engel olan kalın bir perde vardır.

14) Alnında ‘KAFİR’ anlamında K-F-R harfleri vardır ki, bunu okuma bilen bilmeyen her Müslüman okuyabilir.

15) Kendisi kısır olup çocuğu olmayan bir Yahudidir.

Buhari 6976-6980, Müslim 2933, 2934, 2937, 2942, Ebu Davud 4316-4320, Ahmed 2/291 No 7892, 4/20 No 16368

Muaz (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Beytü’l-Makdis’in imarı Medine’nin harabına, Medine’nin harabı büyük savaşın çıkışına, büyük savaşın çıkışı İstanbul’un fethine, İstanbul’un fethi de Deccal’in çıkışına delalet eder’ buyurdu.”

Ebu Davud 4294

Deccal’in Ortaya Çıkışı İle Öldürülüşü Arasında Cereyan Edecek Olaylar İse Şunlardır:

Şam ile Irak arasında Horasan’da ortaya çıkar, İsbehan Yahudilerinden yetmiş bin kişi ona tabi olur. Yeryüzünde kırk gün kalır ve iki mukaddes belde olan Mekke ile Medine dışında ayak basmadık bir yer bırakmaz.

Bu kırk günden birincisinin uzunluğu bir sene gibi, ikincisinin uzunluğu bir ay gibi, üçüncüsünün uzunluğu bir hafta gibi ve kalan günler de bilinen günler gibidir. Toplam olarak yeryüzünde 439 gün kalır.

Dolaştığı beldelerde insanları kendisinin ilahlığını tanımaya davet eder, davetine inanalar için göğe emreder de yağmur yağar, toprağa emreder de her türlü bitkiyi çıkarır. Davetini kabul etmeyenlere şiddetli musibetler ve kıtlık isabet eder. Deccal bir harabeye uğrayarak içindeki hazineleri çıkarmasını emreder. Bunun üzerine oranın hazineleri, bal arılarının arı beyinin peşinden gittiği gibi Deccal’in peşi sıra giderler.

Onun yanında ekmekten ve etten dağlar ile iki tane akarsu vardır ki, bunlardan birisi beyaz bir su, diğeri de alevlenen bir ateştir. Halbuki bunların aslı tam tersi olup ateş gibi olan, serin bir su, su gibi olan da bir ateştir.

Deccal genç bir mü’mini öldürüp diriltir. Ancak o genç, onun yalancı Mesih Deccal olduğunu ilan eder, buna karşın Deccal ona bir daha zarar veremez. Nihayet İsa (Aleyhisselam) gökten iner ve Beytü’l-Makdis Kudüs civarında onu öldürerek bu büyük fitneyi ortadan kaldırır.

Müslim 2934, 2937, 2939, 2942, 2944, Buhari 6979, İbni Mace 4072

Deccal Ortaya Çıktığında Şerrinden Korunmak İçin Şunlar Yapılmalıdır:

1) Ondan uzak durulmalı,

2) Karşılaşmaktan kaçılamamışsa davetine uyulmamalıdır. Çünkü onun iddia ettiği gibi bir ilah olmadığına dair çokça alamet vardır. Gözünün şaşı olması, bir insan oluşu, alnında ‘kafir’ yazması, genci öldürememesi vb.

3) Ateşine girmek ya da suyundan içmek zorunda kalınırsa ateşine girilmelidir.

4) Kehf Suresi’nin ilk 10 ayeti ezberlenmeli ve o görüldüğünde Kehf Suresi okunmalıdır. Bunlar da onun şerrinden korunmaya yardımcıdır.

Müslim 809/257, 2934, 2937, Ebu Davud 4315, 4319, 4321, 4323

Mesih Deccal’in kıyamete yakın bir vakitte ortaya çıkacağı ve bazı harikuladelikler göstereceği ile ilgili hadisler mütevatir olup Kettani, Mütevatir Hadisler’de bu hadisler hakkında bilgi vermiştir.

3) İsa Mesih Aleyhisselam’ın Yeryüzüne İnmesi

Mesihlerin ikincisidir. Allah (Azze ve Celle) onu babası olmaksızın Meryem (Aleyhesselam)’dan doğmasını takdir ettiği, Allah’ın kelimesi ve kendinden bir ruh olan İsa (Aleyhisselam)’dır.

Nisa 171

Bilindiği gibi İsa (Aleyhisselam), Ben-i İsrail’e yani Yahudilere gönderilen nebilerden birisiydi. Onlar birçok nebiyi öldürdükleri gibi onu da öldürmek istediler. Ancak Allah-u Teâlâ buna müsaade etmedi ve onu kendi katına yükseltti. Allah-u Teâlâ, Kur’an’ı Kerim’de İsa (Aleyhisselam)’ın öldürülmediğini ve çarmıhada gerilmediğini, başka birinin ona benzetildiğini ve o benzetilen kişiyi öldürdüklerini, Allah’ın İsa’yı kendine yükselttiğini, dolayısıyla halen diri olduğunu haber vermektedir. Allah-u Teâlâ, Kur’an’ı Kerim’de İsa (Aleyhisselam)’ın kıyametin yaklaşması hakkında bir alamet olduğunu bildirmektedir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz Allah’ın Rasulü olan Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demelerinden dolayı Yahudileri yıldırım çarptı. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat o öldürdükleri kendilerine İsa’ya benzetildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana kuşku içindedirler. Bu hususta tam bir bilgileri yoktur, sadece zanna uyuyorlar. Onu yakinen öldürmediler. Bilakis Allah onu kendisine yükseltti. Allah Aziz’dir, Hakim’dir.”

Nisa 157, 158

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Muhakkak ki o (İsa), kıyamet saati için bir bilgidir…”

Zuhruf 61

İsa (Aleyhisselam) hakkında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den varid olan hadisten anlaşıldığına göre kıyamet saati yaklaşıp Deccal ortaya çıktığı esnada İsa (Aleyhisselam) bir sabah vakti adaletli bir hakem olarak Şam’ın doğusundaki beyaz bir minarenin yanına, ellerini iki meleğin kanatlarına koyarak inecektir.

Müslümanların imamının arkasında sabah namazını kılacak, Mesih Deccal’i öldürecek ve Müslümanlar onun taraftarı olan Yahudilerin köklerini büyük bir savaş neticesinde yeryüzünden sileceklerdir.

İsa (Aleyhisselam), yeryüzünde Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şeriatı ile hükmederek Hristiyanların tazim ettikleri haçı kıracak, aslen yenmesi haram olan ve Hristiyanlarca etinin yenmesi helal sayılan domuzu öldürecek ve cizyeyi kaldıracaktır. Çünkü Ehli Kitabı İslam dinine zorlayacak, aksi takdirde cizyeyi kabul etmeyip onlarla İslam üzere savaşacaktır.

Allah onun zamanında İslam dışındaki tüm dinleri ortadan kaldıracak ve İslam yeryüzündeki tek din olacaktır.

İsa (Aleyhisselam), Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerine karşı Müslümanları bir kaleye sığındıracak ve Allah-u Teâlâ, onun duasının bereketiyle o iki kavmi bir gecede helak edecektir.

İsa (Aleyhisselam) yeryüzünde toplam kırk sene kalacak, bu dönemde dünya bolluk ve bereketle, huzur ve asayişle dolacak, kimse kabul etmeyecek derecede mal çoğalacak, vahşi hayvanlarla evcil hayvanlar ve insanlar bir arada yaşayacak, kimse kimseye rahatsızlık ve zarar vermeyecektir.

İsa (Aleyhisselam), umre ve hac ibadetlerini yerine getirmek için telbiye getirecektir. Eceli geldiğinde de vefat edecek ve Müslümanlar ona cenaze namazı kılacaklardır.

Buhari 3263, 3264, Müslim 155/242, 246, 156/247, 2897/34, 2937/110, Ebu Davud 4324, Ahmed 2/406 No 9259, 9630, 9632

İsa Aleyhisselam’ın Nitelikleri:

İsa (Aleyhisselam), hamamdan yeni çıkmış gibi kızıl, buğday tenli, esmerlerin en güzelinden, kıvırcık uzun saçlı, saçları taranmış, orta boylu ve geniş göğüslüdür. Yeryüzüne indiği anda üzerinde sarımsı iki parça elbise bulunacak, başını eğdiğinde su damlayacak ve başını kaldırdığında su damlacıkları inci taneleri gibi dökülecektir.

Nefesi, gözünün gördüğü yere kadar yayılacaktır. İsa (Aleyhisselam)’ın nefesini hisseden her kafir derhal ölecektir. Beytü’l-Makdis’e yakın ve bilinen bir belde olan Lüdd Kapısı civarında Deccal ile karşılaştıklarında, Deccal tuzun suda eridiği gibi eriyecek ancak İsa (Aleyhisselam) onu kendi elleriyle öldürecektir.

İsa (Aleyhisselam)’ın yeryüzünde kalacağı süre hakkında sahih olarak iki rivayet vardır, 7 ve 40 sene. Alimler bu rivayetlerin arasını şöyle cem etmişlerdir:

İsa (Aleyhisselam)’ın göğe yükseltildiğinde 33 yaşında olduğuna dair rivayetler vardır. Dünyaya inmesinden sonra ise yedi sene daha kalacak ve toplam ömrü kırk yaş olacaktır. En doğrusunu Allah bilir.

Buhari 3257-3259, Müslim 168/272, 169/273, 2937/110, 2940/116, Ebu Davud 4324

Mehdi (Aleyhisselam)’ın gönderilişi ve Deccal’in ortaya çıkması ile ilgili hadisler gibi İsa Mesih (Aleyhisselam)’ın yere inişiyle ilgili hadisler de mütevatir olup Kettani, Mütevatir Hadislerde bu hadisler hakkında bilgi vermiştir. Dolayısıyla bu hadislere iman edip kabullenmek vaciptir, inkar etmek ise kişinin durumunu tehlikeye düşürür.

Bununla beraber tarih boyunca ümmetin önemli bir kesimi tarafından yapıldığı gibi; Mehdi’nin gönderilişi ve İsa (Aleyhisselam)’ın yeryüzüne inişi ile ümmetin toparlanma sürecine girecek olması uyuşukluk ve tembelliğe bir kalkan yapılmamalı, İslam’ın bize öğrettiği gibi ümmet bilincini yayarak ve yaşatarak bir duvarın tuğlaları gibi olmaya gayret gösterilmeli ve:

“Mü’minler ancak kardeştirler…” Hucurat 10 Emr-i ilahisi daima şiarımız olmalıdır.

4) Ye’cüc ve Me’cüc’ün Ortaya Çıkışı

Allah-u Teâlâ, İsa (Aleyhisselam)’ın eliyle Deccal fitnesini ortadan kaldırdıktan sonra diğer büyük bir fesat daha ortaya çıkacaktır ki o da, Ye’cüc ve Me’cüc isimli iki kavmin yeryüzünü istila etmeleridir. Bu olay İsa (Aleyhisselam) henüz hayattayken olacaktır.

Allah-u Teâlâ, Kur’an’da iki yerde bu iki kavimden bahsetmektedir.

Kehf 94-98, Enbiya 96, 97

Tefsirlerde aktarılan bilgilere göre Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin soyu Nuh (Aleyhisselam)’ın oğlu Yafis’e dayanmaktadır. Nitekim Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“Nuh’un çocukları üç tanedir: Sam, Ham ve Yafis. Sam Arapların atası, Yafis Rumların (Türklerin) atası ve Ham da Habeşlilerin (Sudanlıların) atasıdır.”

Ahmed 5/10-11 No 20375

Kehf Suresi’nde anlatıldığı gibi, Zü’l-Karneyn (Aleyhisselam) hemen hemen hiç söz anlamayan bir kavme uğradı. Bu kavim kendilerine zarar veren Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerini ona şikayet ettiler ve onlarla kendi aralarına onların geçmelerini engelleyecek tarzda bir set yapmasını istediler.

Bunun üzerine Zü’l-Karneyn (Aleyhisselam) geçidin iki yanına genişliğine ve yüksekliğine dolduracak şekilde demir kütlelerini yığdırtarak bunları yaktırdı. Nihayet demirler kor halini alınca erimiş bakır istedi ve o korun üzerine döktürdü. Nihayet bu, Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin delmeye ve aşmaya güç yetiremeyecekleri şekilde muhkem bir set oldu.

Katade (Rahmetullahi Aleyh) bu settin çizgili bir elbise gibi olduğunu, bir kısmının siyah ve diğer kısmının kırmızı renkli olduğunu söylemiştir.

Camiu Li Ahkami’l-Kur’an 11/131

Hicri 227-232 yılları arasında halifelik yapan Zalim Harun el-Vasık iktidarı döneminde bazı emirlerini bir akıncı birliği ile beraber bu setti görmek üzere gönderdi ve yerini tespit etmelerini istedi. Onlar uzun mesafeler katederek onu buldular. Set fevkalade yüksek ve erişilmez idi, ona ve çevresindeki dağlara güç yetirilemeyecek gibiydi.

Oranın yapısı demir ve bakırdandı, üzerinde büyük kilitler olan büyükçe bir kapısı vardı, oradaki burçlardan birinde kerpiçler ve işçi kalıntıları mevcuttu, settin yanında da komşu krallıklardan bekçiler bulunmaktaydı. Bu birliğin oraya gidişi ile memleketlerine dönüşü arası iki seneden fazla sürmüştü.

İbni Kesir Tefsiri 10/5081, 5082

Bu iki kavim o günden beri bu seddi delmeye çalışmaktadırlar. Her gün seddi bir miktar delerler. Nihayet güneş ışığını görmeye yaklaşınca başlarındaki amirleri:

−Kazıyı bırakıp dönün, kalanı yarın kazarız, der. Allah (Azze ve Celle)’de seddi eskisi gibi sağlam hale getirir. Allah’ın dilediği vakte kadar bu olay sürekli tekrar eder. Nihayet onların vakitleri tamamlanıp Allah onları insanların üzerine göndermeyi dilediğinde onlar seddi yine kazarlar ve delme işini tamamlamaya yaklaştıklarında amirleri:

−Kazmayı bırakıp dönün, inşallah yarın kazarsınız, diyerek istisnada bulunur. Ertesi gün seddin yanına vardıklarında onu inşa olmuş halde değil de bıraktıkları gibi bulurlar ve seddin kalanını kazarak yeryüzü halkının üzerine saldırırlar.

Bu esnada Allah-u Teâlâ İsa (Aleyhisselam)’a:

−Ben şimdi Bana ait olan birtakım kullar çıkardım. Hiç kimsenin onlarla savaşmaya gücü yetmez. Bu sebeple sen yanındaki kullarımı Tur Dağı’na sığındır ve orayı onlar için sağlam bir sığınak ve kale yap! diye vahyeder.

Seddi delen Ye’cüc ve Me’cüc kavimleri insanlara saldırırlar, canlarını ve mallarını ifsad ederler, yeryüzündeki bütün suları içerler. Hatta bu iki kavim şu an İsrail sınırları içinde Hayfa kentinin doğusunda bulunan Taberiye Gölü’ne uğrar ve suyunu içmeye başlarlar. Kalabalığın sonu oraya uğrar, su bulamayınca şaşırırlar da:

−Yemin olsun bir zamanlar burada su vardı, derler. Onlar öyle kalabalıktırlar ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların kalabalıklığını bize bir kutsi hadiste şöyle tasvir eder:

“Cehenneme gönderileceklerin miktarı her 1000 kişiden 999’udur.

Ashabın:

−Geriye kalan o binde bir hangimiz olabilir? sorusuna Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle cevap vererek ümmetini sevindirmiştir:

−“Sevinin, sizden her bir kişiye karşılık Ye’cüc ve Me’cüc’den 999 kişi vardır. Sizler mahşer halkının toplamı içinde beyaz bir öküzün derisindeki siyah bir tüy veya siyah bir öküzün derisindeki beyaz bir tüy mesabesindesiniz…”

Buhari 4576, Müslim 222/379

Bu iki kavim yeryüzüne hakim olurlar. En son olarak İsa (Aleyhisselam) ve yanındakileri Tur Dağı’nda kuşatıp oraya hapsederler. Öyle ki, yiyecek ve içeceklerin tükenmesi, temin de edilememesi sebebiyle o Müslümanların her birine verilecek bir öküz kafası yüz altından değerli olacaktır.

Yeryüzü halkının işini bitirdiklerine kanaat edildiğinde Ye’cüc ve Me’cüc kavminden bir kişi:

−Şu yeryüzü halkının işini bitirdik, şimdi gökyüzü halkıyla savaşacağız, der. Onlardan birisi mızrağını göğe doğru fırlatır ve Allah’ın dilemesiyle o mızrak kana bulanmış olarak yere düşer. Bunun üzerine onlar büyüklenerek:

−Gökyüzü halkını da öldürdük, derler. Müteakiben İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları Allah-u Teâlâ’ya dua ve niyazda bulunurlar da, Allah-u Teâlâ o iki kavmin üzerine, boyunlarına musallat olacak deve ve davarların burunlarında bulunan bir kurtçuk gönderir. Bu kurtçuklar onları boğazlarından yakalar. Onlar çekirge sürüsünün ölümü gibi ölürler ve birbirlerinin üstüne yığılıp kalırlar.

Ertesi gün onların helak oldukları anlaşılınca İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları sığındıkları kaleden inerler. Yeryüzünde bu iki kavmin fertlerinin yağlarının ve pis kokularının doldurmadığı bir karış yer bulunmaz.

Müslümanlar ellerinde kalan hayvanları salıverirler ancak o iki kavmin leşleri dışında bir yiyecek bulamazlar. Onların leşlerini yiyerek ot yiyip semizlendikleri gibi semizlenirler ve memeleri sütle dolar. Müslümanlar onların ok, yay ve kalkanlarından yedi yıl boyunca ateş yakarlar.

İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları Allah’a niyazda bulunurlar ve Allah birtakım kuşlar gönderir. Bu kuşlar o kokmuş cesetleri Allah’ın dilediği bir yere taşırlar. Sonra Allah-u Teâlâ şiddetli bir yağmur gönderir, o yağmur her tarafı yıkayıp temizler, ayna gibi parlatır. Sonra yere:

−Ürünlerini bitir, bereketini geri getir, denilir. Öyle ki, bir kalabalık bir tek nar ile doyar, onun kabuğunun altında gölgelenir. Süt bereketlenir de bir sağmal hayvandan sağılan süt kalabalık bir cemaate yeter.

Bolluk ve bereket yeniden çoğalır, huzur ve asayiş artar. İsa (Aleyhisselam) vefat eder, halk onun üzerine cenaze namazını kılar. İnsanlar bu haldeyken Allah-u Teâlâ tatlı bir rüzgar gönderir, o rüzgar Müslüman olan insanları koltuk altlarından yakalar ve ruhlarını alır. Artık geriye kıyametin tepelerine kopacağı en şerli insanlar topluluğu kalır.

Müslim 2937/110, Tirmizi 2341, 3359, İbni Mace 4075, 4076, 4079, 4080

5) Üç Büyük Çöküntü (Hasıf)

Kıyametin kopmasından önce vuku bulacak on büyük alametin zikredildiği hadiste üç büyük hasıftan bahsedilmekte, ancak bunun teferruatı hakkında pek bilgi verilmemektedir.

Müslim 2901/39, Ebu Davud 4311, Tirmizi 2274, İbni Mace 4055

Hasıf, yere batma ve yerin çökmesi şeklinde olur. Nitekim eski ümmetlerden bazısı işledikleri günahlardan dolayı yere batırılarak cezalandırılmıştır. Kibirli bir şekilde yolda yürürken yere batırılan ve kıyamet gününe kadar da batırılacağı haber verilen kişi de bu şekilde cezalandırılanlardandır.

Buhari 5850

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiğine göre bu ümmetten de yere batırılarak cezalandırılacak olanlar bulunacaktır ki, bunlar kaderciler ve zındıklardır.

Ahmed 2/91 No 5639, 5867, 6208, Tirmizi 2280, İbni Mace 4061

Kıyametin büyük alametlerinden biri olarak zikredilen bu hasıf, yerin çökmesi şeklinde olacaktır. Bu çöküntülerden birisi yeryüzünün doğusunda, diğeri batısında ve üçüncüsü de Arap Yarımadası’nda olacaktır. Bu çöküntüler henüz gerçekleşmemiştir, şimdiye kadar gerçekleşen irili ufaklı çöküntüler küçük çöküntü kısmından olup küçük alametler kısmındandır, Allah-u a’lem.

6) Duhan (Duman)

İnsanların alışkın olmadığı alametlerin ilki olan duman hakkında Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Göğün, insanları bürüyerek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle! Bu, elem verici bir azaptır. (İşte o zaman insanlar):

−Rabbimiz! Bizden (bu) azabı kaldır, doğrusu biz artık iman edenleriz (derler).”

Duhan 10-12

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de bu duman hadisesinden çeşitli kereler bahsetmiş ve kısmen teferruatını haber vermiştir. Buna göre kıyamete yakın bir vakitte apaçık olacak ve herkes tarafından görülecek bir duman gökle yer arasında meydana gelerek insanları saracaktır.

Bu duman sebebiyle insanlar azap duyacaklar, mü’minler nezleye tutulmuş gibi olacaklar, kafirlerin de nefesleri kesilecek, şişecekler, kızaracaklar ve sonunda duman kulaklarından çıkacaktır. Bir rivayete göre bu duman yeryüzünde 40 gün kalacaktır. Neticede insanlar, bunun Allah tarafından kendilerine gönderilen bir ikaz ve azap olduğunu anlayacaklar, akabinde bu azabı kaldırması için Allah’a dua edeceklerdir.

“Biz azabı birazcık kaldıracağız ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.” Duhan 15. ayetinden Allah-u Teâlâ’nın onlardan bu duman azabını istekleri üzere kaldıracağı, ancak onların adetleri üzere tekrar küfre geri dönecekleri ve bu ikazı da kulak arkası edecekleri anlaşılmaktadır.

“Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün (kıyamet günü), kesinlikle intikamımızı alırız.” Duhan 16. ayetinden de Allah-u Teâlâ’nın onları azaplandırma işini, gözlerin korkudan dışarı fırlayacağı kıyamet gününe ertelemekte olduğu anlaşılmaktadır. O şiddetli günün azabından Allah’ın rahmetine sığınırız!..

Müslim 2798/39, 2901/39, Nevevi Müslim Şerhi 5/2744, İbni Kesir Tefsiri 13/7180, 7185, Ölüm Ötesi Tarihi 146, 148

7) Güneşin Batıdan Doğması

Kıyametin büyük alametlerinin yedincisi güneşin, her zamankinin aksine doğudan değil de battığı yerden doğmasıdır. Bu hususta Kadı İyad (Rahmetullahi Aleyh)’in dediği gibi; bunun gibi kıyamet alametlerine dair olan hadisler, Ehli Sünnet’e mensup bütün fıkıh, hadis ve kelam alimleri tarafından zahiri manalarıyla kabul edilmiş ve başka türlü yorumlanmamıştır.

Nevevi, Müslim Şerhi 1/310

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bildirdiğine göre, güneş batıdan doğmadan kıyamet kopmayacaktır. Güneşin battığı yer tarafında genişliği yetmiş yıllık mesafe olan bir kapı vardır ki, buna tevbe kapısı denilir.

Bu kapı, güneş batıdan doğuncaya kadar daima açık olacak ve tevbe eden herkesin tevbesi kabul edilecektir. Güneşin battığı yerden doğması hadisesi vuku bulduğunda, o kapı da kapanacak ve artık hiç kimseden tevbe kabul edilmeyecek, daha önce iman etmemiş veya imanından bir hayır elde edememiş insanların imanları kendilerine bir fayda sağlamayacaktır.

Halbuki o dehşetli alameti gören bütün insanlar iman edecekler, ancak bu nafile geçersiz bir iman olacaktır.

Yine kavranması zor, ancak iman edilmesi vacip olan gaybi haberlerden birisi de Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bildirdiğine göre şöyledir:

“Güneş her gün battıktan sonra Arş’ın altındaki müstekarrına karar kılma, yerleşme yeri gider ve secde etmek için izin ister. Kendisine secde için izin verilir, secde eder ve bu halde kalır. Nihayet kendisine:

−Kalk, geldiğin yerden geri dön! denilir. Bu hal rutin olarak ta ki insanların her türlü çirkinliği aşikare yaptığı bir döneme kadar her gün devam eder. Belirlenen o vakit geldiğinde güneşe:

−Kalk ve battığın yerden doğ! denilir. Bunun üzerine güneş batı tarafından doğar. Bu alamete şahit olan insanların hepsi imana gelir, ancak tevbe kapısı artık kapanmıştır. İşte o gün, şu ayette bize bildirilen gündür:

“…Rabbinin ayetlerinden/delillerinden bazısı geldiği gün, önceden iman etmeyen veya imanından bir hayır kazanmayan kimseye (o günkü) imanı hiçbir fayda vermez.” En’am 158

Buhari 3017, 4362, 4696, 6974, Müslim 157-159, Ebu Davud 4310, 4312, Tirmizi 2281, 3265, 3266, 3763, 3764, İbni Mace 4068, 4070, Ahmed 5/145 No: 21625, 21679, 21734, 21791, 21874, İbni Kesir Tefsiri 6/2873, 2878

8) Dabbetü’l-Arz’ın Ortaya Çıkması

Kıyamete oldukça yakın bir vakitte ortaya çıkacak alışkın olunmayan alametlerin ikincisi, yerden bir Dabbe’nin canlı hayvanın bir kuşluk vakti insanların arasına çıkması ve onlarla konuşmasıdır.

Bu hususta Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Söz aleyhlerine gerçekleştiğinde onlara yerden bir dabbe çıkartırız. O dabbe, onlara hitaben insanların ayetlerimize yakinen kesin olarak inanmadıklarını söyler.”

Neml 82

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den Dabbetü’l-Arz’ın ortaya çıkacağına dair sahih rivayetler nakledilmiştir. Onlardan birisi şudur:

“Dabbe çıkar ve insanların burunlarını damgalar. Sonra o damgalananlar sizin içinizde yaşarlar. Hatta deve satın alan birine diğeri:

−Onu kimden aldın? diye sorar, o da:

−Burnu damgalı olanların birinden aldım, der.”

Ahmed 5/268 No 22664, Buhari Tarih 3/172, Mecmau’z-Zevaid 8/9, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 322

Ancak onun niteliği, nerede ve nasıl ortaya çıkacağı, başka neler yapacağı hakkında birbirine muhalif, sıhhatleri hakkında da fikir sahibi olamadığımız birçok rivayetler nakledilmiş ve bunlara dayalı görüşler ortaya sürülmüştür.

Hafız İbni Kesir değerli tefsirinde şöyle demiştir:

“Bu canlı, ahir zamanda insanların bozulduğu ve Allah’ın emirlerini terk ederek gerçek dini değiştirdikleri sırada ortaya çıkar. Allah-u Teâlâ, onlar için yerden bir canlı çıkaracaktır. Bu canlının Mekke’den çıkacağı da, Mekke’nin dışında başka yerlerden çıkacağı da söylenmiştir. O canlı, insanlarla durumları hakkında konuşacak yani hitap edecektir.”

İbni Kesir Tefsiri 11/6176-6177

Bu Dabbe’nin sahip olacağı söylenen vasıflardan; uzunluğunun 60 zira yani 30 metre, insan yüzlü, öküz başlı, domuz gözlü, fil kulaklı, dağ keçisi boynuzlu olduğu, boynuzları arası mesafenin bir fersah yani 5000 metre olması, devekuşu boyunlu, aslan göğüslü, kaplan renkli, kedi böğürlü, koç kuyruklu, deve ayaklı oluşu, önünden kaçan kimsenin ondan kurtulamadığı, arkasından koşan kimsenin ona yetişemediği, Musa (Aleyhisselam)’ın asasını ve Süleyman (Aleyhisselam)’ın mührünü taşıması gibi hakkında söylenen şeylerden hiçbirinin delili yoktur.

Hakkında sahih bir nass gelmediği için bu konunun peşine düşmek ve kesin bir hüküm vermek doğru olmaz. Ancak bize bildirildiği kadarına iman etmeli ve teslim olmalıyız.

Aynı şekilde bu canlının akıbeti hakkında da herhangi bir delil bulunmadığı gibi, bu hususa dair bir görüşe de ulaşamadım.

Müslim 2941/118, Ebu Davud 4310, İbni Mace 4069, İbni Kesir Tefsiri 11/6176, 6181, Kurtubi Tefsiri 13/231, 237

9) İnsanları Önüne Katıp Sevk Eden Ateş

Kıyametin büyük alametlerinin sonuncusu ise, Yemen’in Aden ile Hadramevt şehirleri civarından büyük bir ateş çıkmasıdır. Bu ateş insanları kuzeye, Şam topraklarına yani Şam topraklarıyla kastedilen alan, bugünkü Suriye topraklarına ilaveten Ürdün, Irak ve Türkiye topraklarından bir kısmını içine alan geniş bir bölgedir. İşte bu bölgeye doğru göç etmek zorunda bırakacaktır.

Artık bu alametten sonra kıyamet kopacak, imtihan bitip hesap görme ve karşılıkların verileceği ebedi hayat başlayacaktır. Bu hususta Kur’an’da bir delil bulunmamakla beraber Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Sizler şu on alameti görmedikçe kıyamet kopmayacaktır: Duman, Deccal, Dabbetü’l-Arz, güneşin batıdan doğması, İsa bin Meryem (Aleyhisselam)’ın yeryüzüne inişi, Ye’cüc ve Me’cüc, birisi doğuda, birisi batıda ve diğeri de Arap Yarımadası’nda olmak üzere üç yer çöküntüsü. Bu alametlerin sonuncusu ise, Yemen’den Aden’in en uzak yerinden çıkıp insanları göç ettiren onları haşrolunacakları yere doğru önüne katarak süren bir ateştir.”

Müslim 2901/39-40, Ahmed 4/6-7

Bu hadisin şerhinde İmam Maverdi şöyle demektedir:

“Aden ve Yemen’in en uzak noktasından çıkacak olan bu ateş, hadiste açıklandığı gibi insanları haşredip toplayacaktır.”

Nevevi, Müslim Şerhi 5/2745

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Kıyamet gününden önce Yemen’in Hadramevt şehrinden veya Hadramevt Denizi tarafından bir ateş çıkacak ve insanları haşredecek toplayacaktır.’ Sahabe:

−Ya Rasulallah! Bu durumda bize ne emredersin? diye sorunca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Size Şam’ı tavsiye ederim’ buyurdu.”

Tirmizi 2314, Ahmed 2/8 No 4536, 5146, 5376, 5738, 6002

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘İnsanlar dünyanın son döneminde bazı şeylere rağbet edip onları isteyen ve bazı şeylerden korkanlar olarak üç grup halinde haşrolunurlar: İkincisi İkisi bir deve üzerinde, üçü bir deve üzerinde, dördü bir deve üzerinde, hatta onu bir deve üzerinde sevk olunurlar. Bunların kalanlarını yani üç gruptan üçüncüsünü ise, bir ateş haşredip toplar. Onlar nerede kaylule yaparlarsa ateş de onlarla beraber kaylule yapar. Onların geceledikleri yerde onlarla beraber geceler, onların sabahladıkları yerde onlarla beraber sabahlar, onların akşamladıkları yerde onlarla beraber akşamlar’ buyurdu.”

Kaylule: Öğle ile ikindi vakitleri arasında yapılan ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından da yapılması tavsiye edilen uykunun adıdır. Bu uykunun insana faydası tıbben de tespit edilmiştir.

Buhari 6438, Müslim 2861/59

İbni Kesir (Rahmetullahi Aleyh)’in de dediği gibi bu hadiste ravilerden kaynaklanan bir hazf eksiltme olduğu aşikardır. Çünkü üç gruptan bahsedilmekte, ancak iki grubun durumu hakkında bilgi verilmektedir. Şu hadiste eksik olan birinci grup hakkında bilgi verilmektedir:

“İnsanlar kıyamet gününde üç grup halinde haşredilirler: Bir grup yiyeceğini yemiş, giyeceğini giymiş ve bineğine binmiştir…”

Ahmed 5/164-165 No 21788

Hafız İbni Kesir (Rahmetullahi Aleyh) bu hadisleri zikrettikten sonra şöyle demiştir:

“Bu hadislerde bahsedilen haşir, dünyanın son vakitlerinde mevcut olan insanların, haşir yeri olan Şam diyarında üç sınıf olarak toplanmaları demektir. Bu üç sınıftan biri yiyeceğini yemiş, giyeceğini giymiş ve bineğine binmiştir. İkinci grup bazen bineğe biner, bazen de yaya gider. Bunlar binek azlığından dolayı iki kişi bir deveye, üç kişi bir deveye ve on kişi bir deveye nöbetleşe binerler. Üçüncü gruba gelince; Aden’in derinliklerinden çıkıp insanları her taraflarından kuşatan ateş, onları önüne katıp yaya olarak mahşer sahasına götürür.”

Ölüm Ötesi Tarih 183

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) ise şöyle demiştir:

“Alimler, bu haşrin, kıyametten ve Sur’a üflenmesinden hemen önce, dünyanın son vakitlerinde olduğunu söylemişlerdir. Bunun delili ise, ateşin o insanlarla beraber kaylule yapması, sabahlaması ve akşamlamasıdır. Çünkü kıyamet koptuktan sonra sabahlama, akşamlama vs. yoktur. Müslim’in zikrettiği gibi bu, kıyamet alametlerinin sonuncusudur.”

Nevevi, Müslim Şerhi 5/2718-2719

Tüm bu rivayetlerden Şam bölgesinin, insanların toplanacağı haşir alanı olduğu anlaşılmaktadır. Şüphesiz ki bu, o diyarın faziletinden kaynaklanmaktadır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Şam diyarını övmüş, orası için dua etmiş ve oraya yerleşmeyi teşvik etmiştir:

1) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ne mutlu Şam’a!” Bizler:

−Ya Rasulallah! Bu hangi sebepten ötürüdür? dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−“Çünkü Rahman’ın melekleri kanatlarını Şam’ın üzerine germiştir” buyurdu.

Tirmizi 4211

2) Muaviye bin Hayde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Ya Rasulallah! Bana nereyi tavsiye edersin? diye sorunca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−“İşte şurayı, dedi ve eliyle Şam tarafını gösterdi.”

Tirmizi 2288

3) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yapılacak olan savaş gününde Müslümanların sığınağı, Şam şehirlerinin en hayırlısından biri olan ve kendisine Dimeşk denilen şehrin yanındaki el-Ğuta olacaktır.”

Dimeşk: Suriye’nin şimdiki başkenti olan Şam şehridir.

Ebu Davud 4298

4) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

“Ey Allah’ım! Şam’ımızda bize bereket ihsan et! Ey Allah’ım! Yemen’imizde bize bereket ihsan et! diye dua etti.”

Buhari 6954, Tirmizi 4210

5) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yakında işler sizin muhtelif ordulara ayrılmanız şeklinde olacak; bir ordu Şam’da, bir ordu Yemen’de ve bir ordu Irak’ta olacaktır.” Bunun üzerine İbni Havale (Radiyallahu Anh):

−Ya Rasulallah! O zamana yetişirsem benim için onlardan birini seç ki orayı tercih edeyim, deyince Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sen Şam’ı seç! Orası Allah’ın arzının en hayırlısıdır. Allah kullarından en hayırlı olanları orası için seçer. Şayet Şam’a gitmeyi istemezseniz Yemen’i seçin ve havuzunuzdan için. Şüphesiz ki Allah Şam’a ve ahalisine benim için vekil olmuştur.”

Ebu Davud 2483