Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem

Künyesi Ebu’l-Kasım, adı Muhammed bin Abdullah’tır. Nesebi soy kütüğü ise şöyledir: İbni Abdullah bin Abdulmuttalib bin Haşim bin Abdi Menaf bin Kusay bin Kilab bin Mürre bin Ka’b bin Lüey bin Galib bin Fihr bin Malik bin Nadr bin Kinane bin Huzeyme bin Müdrike bin İlyas bin Mudar bin Nizar bin Maad bin Adnan’dır.

Buhari 3601

Adnan ise İbrahim (Aleyhisselam)’ın oğlu İsmail (Aleyhisselam)’ın soyundandır.

Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Nebi ve Rasullerin sonuncusudur. Allah (Azze ve Celle) onu hem bütün insanlara, hem de cinlere elçi olarak göndermiştir. O, yaratılmışların en hayırlısı ve faziletlisi, Allah katında onların en değerlisi ve derecesi en yüksek olanıdır. Allah (Azze ve Celle) Onu alemlere rahmet olarak göndermiş, bazı özelliklerle onu diğer Nebi ve Rasullerden ayrı ve üstün tutmuştur. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Rasulü ve nebilerin sonuncusudur…”

Ahzab 40

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…De ki: Bu Kur’an bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu…”

En’am 19

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz seni ancak bütün insanlar için müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik…”

Sebe 28

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Biz seni ancak (bütün) alemlere rahmet olarak gönderdik.”

Enbiya 107

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bir zaman cinlerden bir topluluğu Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik…”

Ahkaf 29

Bu hususlarda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Ben devirden devire Ademoğulları neslinin en hayırlısından yaratıldım. Nihayet şu içinde bulunduğum topluluktan meydana geldim.”

Buhari 3343

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyamet günü olduğunda Nebilerin imamı, onların hatipleri ve şefaatlerinin sahibi övünmeksizin ben olurum.”

Tirmizi 3854

Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyamet günü Ademoğullarının seyidi/efendisi övünmeksizin benim. Hamd Sancağı Livau’l-Hamd övünmeksizin benim elimdedir. O gün Adem Aleyhisselam ve diğerlerinden benim sancağımın altında olmayan Nebi yoktur! Toprağı yarılacakların ilki de övünmeksizin benim.”

Tirmizi 3355

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Benim beş ismim var:

Ben Muhammed’im ve Ahmed’im. Ben, Allah’ın kendisiyle küfrü mahfettiği Mahi’yim. Ben insanların kendisini takip ederek toplanacakları Haşir’im ve ben Akıb’ım Nebilerin sonuyum.”

Buhari 3330

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Benden evvel hiç kimseye verilmeyen altı özellik bana verildi:

1) Bir aylık yola kadar korku salmak ile yardım olundum.

2) Yeryüzü bana mescit ve temizleyici kılındı. Bu sebeple ümmetimden her kime vakit ulaşırsa orada namazını kılsın.

3) Ganimet, benden önce hiç kimseye helal kılınmadığı halde bana helal kılındı.

4) Bana şefaat verildi.

5) Her nebi kendi kavmine has olarak gönderilmişti. Ben ise bütün insanlara gönderildim.

6) Bana cevamiu’l-kelim toplayıcı kelimeler lafzı az manası çok sözler verildi…”

Müslim 521/3, 523/5, Buhari 428, 2783, Ahmed 5/145, 21624, 21640

Allah-u Teâlâ ona Kitabı’nı indirmiş, mesajını tebliğle görevlendirmiş ve bu mesajı tebliğ ederken onu yanılmaktan korumuştur. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“O, heva ve hevesinden bir söz söylemez. O’nun konuşması, ancak vahyolunan bir vahiydir.”

Necm 3, 4

O halde, bütün cin ve insanların, hatadan korunmuş ve tüm alemlere gönderilmiş olan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e iman ve itaat etmeleri, onu herkesten daha fazla sevmeleri ve kendilerine tek örnek olarak kabul etmeleri zorunludur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Rasulü’ne iman edin…”

Hadid 28

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Herkim Allah’a ve Rasulü’ne iman etmezse bilsin ki biz, kafirler için alevli bir ateş hazırladık.”

Fetih 13

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Muhammed’in nefsi elinde olana Allah’a yemin ederim ki, bu ümmetten Yahudi ve Hristiyan herhangi bir kimse beni işitir de benimle gönderilene iman etmediği halde ölürse muhakkak ateş ahalisinden olur.”

Müslim 153/240

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Rasul’e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin…”

Nisa 59

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Andolsun ki sizin için Rasulullah’ta, Allah’ı ve ahiret gününü uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”

Ahzab 21

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Rasulü’nden ve Allah yolunda cihat etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirene kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.”

Tevbe 24

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hiç biriniz, ben kendisine çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz.”

Buhari 170, Müslim 44/70

Allah-u Teâlâ, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yapılacak itaati kendisine itaat saymış, ona yapılacak isyan ve yalanlamayı ise kendisine yapılmış isyan ve ayetlerini yalanlama saymıştır. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Herkim Rasul’e itaat ederse, muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur…”

Nisa 80

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bana itaat eden kimse muhakkak ki ancak Allah’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden de Allah’a isyan etmiş olur…”

Buhari 2766, 6986, İbni Mace 3

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Onların söylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler açıkça Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar.”

En’am 33

Allah-u Teâlâ, Rasulullah’a itaati, kullarının kendisine olan sevgilerinin göstergesi kabul etmiş, kullarını sevmeyi ve günahlarının bir kısmını bağışlamayı ona itaate bağlamıştır. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“De ki: Eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın…”

Âl-i İmran 31

Şüphesiz ki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e itaat, ancak emrettiklerini yapmak, yasakladıklarından uzaklaşmak, her meselede sünnetine teslim olup hükmüne razı olmak ve şeriatine bağlanmakla yerine getirilmiş olur. Anlaşmazlıklara düşüldüğünde onun hükümlerine dönüp teslim olmak imanın gereklerindendir. Çünkü onun haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Rasul size ne verdiyse onu alın, sizi neyden sakındırdıysa da artık ondan sakının ve Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah, cezası pek şiddetli olandır.”

Haşr 7

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İyi bilin ki, bana Kur’an verildi, Kur’an’la beraber onun bir benzeri daha verildi. İyi bilin ki, yakında midesi tok, rahat koltuğunda oturan birisi:

‘Şu Kur’an’a sımsıkı sarılın, O’nda helal bulduğunuzu helal sayın, haram bulduğunuzu da haram sayın!’ der.”

Ebu Davud 4604

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…İşte o Ümmi Nebi, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder. Onlara temiz şeyleri helal kılar, pis şeyleri ise haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri kaldırır…”

A’raf 157, Tevbe 29

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“…Dikkat! Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in haram kıldığı şey, Allah’ın haram kıldığı gibidir!”

Tirmizi 2801, İbni Mace 12

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hayır, Rabbine andolsun ki, onlar aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir darlık duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.”

Nisa 65

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Rasul’e ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah’a ve Rasulü’ne döndürün. Şayet Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.”

Nisa 59

Bütün bunların sebebi İslam dininin, Allah’ın Kitabı ve Nebisi’nin sünnetiyle tamamlanmış olmasıdır. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum…”

Maide 3

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Siz sevap kazanmak için aracı olun. Ancak Allah, Nebisi’nin diliyle dilediği hükmü verecektir.”

Buhari 1358, 6015, 7344, Tirmizi 2811

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sizi Allah’a yaklaştırıp ateşten uzaklaştırıcı hiçbir şeyi terk etmedim, hepsini size emrettim, sizi Allah’tan uzaklaştırıp ateşe yaklaştırıcı hiçbir şeyi terk etmedim, hepsini size yasakladım.”

Begavi 4111, Beyhaki 13443

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e itaat edip her halinde ona uymaya gayret etmek; hidayete ulaşmaya, merhamete mazhar olmaya, günahların bağışlanmasına ve neticede en büyük kurtuluş olan cennete girmeye sebeptir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“De ki: Allah’a itaat edin, Rasul’e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz artık Rasul’ün sorumluluğu kendisine yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz hidayet bulmuş olursunuz.”

Nur 54

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun ve ona iman edin ki, (Allah) günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem verici bir azaptan korusun.”

Ahkaf 31

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah’a ve Rasulü’ne itaat edin ki merhamet olunasınız.”

Âl-i İmran 132

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerini nimetlendirdiği nebiler, sıddiklar, şehidler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne iyi arkadaştırlar.”

Nisa 69

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Ümmetimin hepsi cennete girecektir ancak, imtina edenler çekinenler giremeyecektir’ buyurdu.

Sahabeden bazıları:

−İmtina edenler kimlerdir ya Rasulallah? diye sorunca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Kim bana itaat ederse cennete girer, herkim de bana asi olursa o imtina etmiş olur’ buyurdu.”

Buhari 7143

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yapılan itaatsizlik amellerin boşa gitmesine ve kabul görmemesine, onun sünnetlerini önemsemeyip isyan etmek cehenneme girilmesine bir sebeptir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e olan iman ve itaatlerini ağızlarıyla söyleyip de yüz çevirenler mü’min değildir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin ve Rasul’e itaat edin de amellerinizi boşa çıkarmayın.”

Muhammed 33

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kim Allah’a ve Rasulü’ne isyan eder ve O’nun sınırlarını aşarsa, Allah onu içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.”

Nisa 14

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“…Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse ona elem verici bir azap vardır.”

Fetih 17

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah’a ve Rasul’e iman ve itaat ettik.’ diyorlar, sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Onlar mü’min değildir.”

Nur 47

Bütün bu anlatılanlar ancak meşru ölçülerde yapılmalı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bulunduğu yüce mevkiden nübüvvet mevkisinden daha yukarıya, haşa ilahlık mevkisine yükseltilmemeli, bu mevkiden aşağı da indirilmeden hakkı verilmeli, ifrat aşırılık ve tefritten ihmal sakınılarak ikisinin arası orta bir yol izlenmelidir.

Bu hususta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Hristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övmede haddi aştığı gibi siz de beni övmede haddi aşmayın. Ben ancak Allah’ın bir kuluyum. Benim için ‘Allah’ın Kulu ve Rasulü’ deyin.”

Buhari 3261

Son olarak Rasulleri tanımak ve onlara iman etmenin faydalarından birkaçını zikredelim:

1) Onların sıfat, siret ve hallerini bilmek, onlara imanın tamamlayıcı unsurları arasındadır.

2) Rasullerin, özellikle de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in üzerimizdeki haklarından biri de onları samimi olarak sevmektir. Onları gereği gibi tanımadan ise bu mümkün değildir.

3) Yüce Allah’ın, bizim içimizden, bizleri temizleyen, Kitabı ve hikmeti öğreten, dalaletten sonra hidayeti öğreten Rasuller gönderdiğini bilmek; bu lütuf ve kereminden dolayı Allah’a şükretmemize sebep olur.

4) Rasuller mü’minlerin eğiticileridir. Çünkü hayır ve şer onların vasıtasıyla öğrenilir. Kendisinin gerçek terbiyecisi, temizleyicisi ve öğretmeni hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak mü’min için ciddi bir eksikliktir.

5) Rasullerin yeterince tanınmasıyla mü’minler için uyulacak güzel örnekler ortaya çıkar.

6) Allah’ın Rasullerini yeterince tanıyan kimseler, kendilerine indirilen kitapları ve en önemlisi Allah’ın kullarından muradını isteklerini en iyi şekilde kavrayıp hayatlarını buna uygun bir hale getirebilirler.