Sabır İle İlgili Ayetler

(1) Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:

وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلاَّ عَلَى الْخَاشِعِينَ

“Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım isteyin! Kuşkusuz ki, sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım istemek, huşu duyanların dışındakilere çok zordur ağır gelir!”

Bakara Suresi 45

(2) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ إِنَّ اللهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım isteyin! Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle beraberdir.”

Bakara Suresi 153

(3) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ

“Andolsun ki, sizi biraz korkuyla, biraz açlıkla ve biraz mal, can ve ürünlerden yana eksiltmekle imtihan edeceğiz! Öyleyse sabredenleri müjdele.”

Bakara Suresi 155

(4) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

لَيْسَ الْبِرَّ أَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنْ آمَنَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَالْمَلآئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيِّينَ وَآتَى الْمَالَ عَلَى حُبِّهِ ذَوِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَالسَّآئِلِينَ وَفِي الرِّقَابِ وَأَقَامَ الصَّلاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِرِينَ فِي الْبَأْسَآءِ والضَّرَّاءِ وَحِينَ الْبَأْسِ أُولَئِكَ الَّذِينَ صَدَقُوا وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir! Fakat iyilik, o kimselerin iyiliğidir ki, Allah’a ve ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebilere iman etmişlerdir. Mal sevgisine rağmen onu yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolda kalmışlara ve kölelerin kurtuluşuna vermişlerdir. Namazı kılmış, zekat vermiş, ahitleştikleri zaman da ahitlerini yerine getirmişlerdir. Zorda, darda ve savaşta da sabırlıdırlar. İşte doğruyu söyleyenler onlardır! Takva sahibi olanlarda onlardır.”

Bakara Suresi 177

(5) Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:

وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِ قَالُوا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

“Calut ve askerleriyle karşılaştıkları zaman da; Ey Rabbimiz! Bize bol sabır ver, sebatımızı arttır ve kafirlerin toplumuna karşı da bize yardım et, demişlerdi.”

Bakara Suresi 250

(6) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قُلْ أَؤُنَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِّنْ ذَالِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللهِ وَاللهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ ﴿١٥﴾ اَلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ﴿۱٦﴾ اَلصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ ﴿۱٧﴾

“Size daha hayırlısını haber vereyim mi? Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki, biz iman ettik. Öyleyse bizim günahlarımızı bağışla ve bizi cehennemin azabından da koru diyerek sabreden, sadık olan, ibadetlerinde ve itaatlerinde sürekli olan, mallarını da Allah’ın yolunda harcayan ve seher vaktinde de Allah’tan mağfiret dileyen muttakiler için Allah’ın katında tertemiz eşler ve altından ırmaklar akan ve ebedi kalacakları cennetler vardır.”

Âl-i İmran Suresi 15, 16, 17

(7) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿أَمْ حَسِبْتُمْ أَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ اللهُ الَّذِينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَيَعْلَمَ الصَّابِرِينَ

“Yoksa siz, Allah, içinizden Cihad edenlerle sabredenleri belli etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız!?”

Âl-i İmran Suresi 142

(8) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴿لَتُبْلَوُنَّ فِي أَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذِينَ أَشْرَكُوا أَذًى كَثِيرًا وَإِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَإِنَّ ذَالِكَ مِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ﴾

“Muhakkak ki, mallarınız ve canlarınız konusunda, imtihana çekileceksiniz! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de, müşriklerden de, muhakkak ki, eza verici söz işiteceksiniz! Eğer sabreder ve sakınırsanız, kuşkusuz ki, bu azmedilmesi gereken işlerdendir.”

Âl-i İmran Suresi 186

(9) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

يَآ أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اصْبِرُو وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Ey iman edenler! Sabredin! (Düşman karşısında) sebat gösterin! Allah’ın yolunda aralıksız Cihad ederek nöbet tutun ve Allah’tan korkun ki, kurtuluşa erebilesiniz!

Al-i İmran Suresi 200

(10) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَا تَنْقِمُ مِنَّآ إِلاَّ أَنْ آمَنَّا بِآيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَآءَتْنَا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ

“(Sihirbazlar Firavun’a şöyle dediler:) Sen bizden sadece (Musa’nın vasıtasıyla) bize gelmiş olan Rabbimizin ayetlerine inandığımız için öç/intikam alıyorsun! Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır boşalt/yağdır ve bizi Müslümanlar olarak öldür!”

A’raf Suresi 126

(11) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَأَطِيعُوا اللهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Allah’a ve Rasulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin! Aksi halde korkuya kapılırsınız ve rüzğarınız/kuvvetiniz gider! (Yani devletiniz gider!) Sabredin! Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle beraberdir!”

Enfâl Suresi 46

(12) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

اَلْآنَ خَفَّفَ اللهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ أَنَّ فِيكُمْ ضَعْفًا فَإِنْ يَكُنْ مِّنْكُمْ مِّئَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِئَتَيْنِ وَإِنْ يَكُنْ مِّنْكُمْ أَلْفٌ يَغْلِبُوا أَلْفَيْنِ بِإِذْنِ اللهِ وَاللهُ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Şimdi Allah sizde zaaf olduğunu bilmiş ve (yükünüzü) hafifletmiştir. Buna göre eğer sizden sabırlı yüz kişi olursa, iki yüz kişiye galip gelirler! Eğer sizden bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler! Allah sabredenlerle beraberdir!

Enfâl Suresi 66

(13) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَاتَّبِعْ مَا يُوحَى إِلَيْكَ وَاصْبِرْ حَتَّى يَحْكُمَ اللهُ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ

“Sana vahyolunana uy! Allah hükmünü verinceye kadar da sabret! Allah, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”

Yûnus Suresi 109

(14) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَلَئِنْ أَذَقْنَاهُ نَعْمَآءَ بَعْدَ ضَرَّاءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ السَّيِّئَاتُ عَنِّي إِنَّهُ لَفَرِحٌ فَخُورٌ ﴿١۰﴾ إِلاَّ الَّذِينَ صَبَرُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُولَئِكَ لَهُمْ مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ

“Andolsun ki, başına gelmiş bir sıkıntıdan sonra kendisine bir nimet/hayır tattırsak kötülük artık benden gitti der! Kuşkusuz ki, o şımarıp böbürlendi. Ancak sabredenler ve salih amel işleyenler böyle değildir! İşte bunlar için mağfiret ve büyük bir mükafat vardır!”

Hûd Suresi 10, 11

(15) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

تِلْكَ مِنْ أَنبَآءِ الْغَيْبِ نُوحِيهَا إِلَيْكَ مَا كُنْتَ تَعْلَمُهَا أَنْتَ وَلاَ قَوْمُكَ مِنْ قَبْلِ هَذَا فَاصْبِرْ إِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ

“Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir! Bundan önce ne sen ne de kavmin bunları bilmiyordunuz! O halde sabret! Kuşkusuz ki, akıbet/sonuç elbette ki, takva sahiplerinindir. (Yani Allah’tan sakınanlarındır)”

Hûd Suresi 49

(16) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَاصْبِرْ فَإِنَّ اللهَ لاَ يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ

“Sabret! Şüphesiz ki, Allah ihsan sahiplerinin/iyilik edenlerin ecrini zayi etmez!”

Hûd Suresi 115

(17) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَجَآؤُوا عَلَى قَمِيصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنْفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَاللهُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ

“Kardeşleri Yusuf’un gömleğine sahte kan bulaştırarak getirmişlerdi! Babaları Yakub da; Hayır! dedi, nefisleriniz sizi aldatmış ve bu işe sevk etmiştir! Artık bana düşen, güzelce sabretmektir! Ne diyeyim, sizin bu anlattıklarınız karşısında Allah’tan başka yardım edebilecek hiç kimse olamaz!”

Yûsuf Suresi 18

(18) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

قَالُوا أَإِنَّكَ لَأَنْتَ يُوسُفُ قَالَ أَنَا يُوسُفُ وَهَذَا أَخِي قَدْ مَنَّ اللهُ عَلَيْنَا إِنَّهُ مَنْ يَتَّقِ وَيِصْبِرْ فَإِنَّ اللهَ لاَ يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ

“Onlarda şöyle demişti; Sen gerçekten Yusuf musun? O da demişti ki, ben Yusuf’um ve buda kardeşimdir. Allah bize lutfetti. Şüphesiz ki, kim Allah’tan korkar ve sabrederse, muhakkak ki, Allah iyilik edenlerin ecrini zayi etmez!

Yûsuf Suresi 90

(19) Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَالَّذِينَ صَبَرُوا ابْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلاَةَ وَأَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلاَنِيَةً وَيَدْرَؤُونَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ أُولَئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِ

“Onlar Rablerinin yüzünü isteyerek sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de gizli ve açık olarak (Allah’ın yolunda) verirler ve kötülüğü de iyilikle defedenler. İşte ahiret yurdunda en güzel akibet bunlar içindir.”

Ra’d Suresi 22

(20) Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:

سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ

“Sabrettiğinizden dolayı size selam olsun. İşte (dünya) yurdunun akıbeti (olan Cennet) ne güzeldir! (derler)”

Ra’d Suresi 24

(21) Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:

وَمَا لَنَا أَلاَّ نَتَوَكَّلَ عَلَى اللهِ وَقَدْ هَدَانَا سُبُلَنَا وَلَنَصْبِرَنَّ عَلَى مَا آذَيْتُمُونَا وَعَلَى اللهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ

“Bize yollarımızı göstermiş olduğu halde biz neden Allah’a tevekkül etmeyelim!? Bize yaptığınız eziyetlere mutlaka sabredeceğiz! Bu sebeple tevekkül edenler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler!”

İbrahim Suresi 12

(22) Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:

وَالَّذِينَ هَاجَرُوا فِي اللهِ مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا لَنُبَوِّئَنَّهُمْ فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَلَأَجْرُ الْآخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ﴿٤١﴾ الَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

“Zulme uğradıktan sonra Allah’ın yolunda hicret edenleri biz, dünyada mutlaka güzel bir yere yerleştiririz. Keşke bilmiş olsalardı, ahiretin sevabı daha büyüktür! İşte bunlar, sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir!”

Nahl Suresi 41, 42

(23) Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:

وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُمْ بِهِ وَلَئِنْ صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِّلصَّابِرينَ

“Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size ne yapıldıysa onun dengiyle ceza verin! Eğer sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.”

Nahl Suresi 126

(24) Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:

وَاصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ إِلاَّ بِاللهِ وَلاَ تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلاَ تَكُ فِي ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ

“Sabret! Senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir! Onlara üzülme! Kurdukları hileli tuzak ve planlardan dolayı da telaşlanıp sıkıntıya düşme!”

Nahl Suresi 127