İman rükünlerinden biri de Allah-u Teâlâ’ın, Rasullerine indirdiği kitap ve suhuflara iman etmektir. Rabbani emir nasıl meleklerin hepsine iman etmeyi gerektiriyorsa aynı şekilde semavi kitapların hepsine de imanı gerektirmektedir. Bu da imanın bir cüzüdür, bu olmadan kişinin imanı tamam olmaz.
Allah-u Teâlâ, Kur’an’ı Nebimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e indirdiği gibi diğer kitaplarını da başka rasullerine indirmiştir. Bu kitaplardan bazısını Allah-u Teâlâ Kur’an’da isimlendirip bize bildirmiş, diğer bazılarını ise bildirmemiştir. Kur’an’da isimlerini zikredip bildirdiği kitapları şunlardır:
Allah-u Teâlâ Onu son Rasulü Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e indirmiştir. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Kâf, şanlı Kur’an’a andolsun.”
Kâf Suresi 1
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Biz onu anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik...”
Yusuf Suresi 2
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“O Allah’a hamd olsun ki, kuluna kitabı indirdi.”
Kehf Suresi 1
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Âlemlere uyarıcı olması için kuluna Furkan’ı indiren Allah ne mübarektir.”
Furkan Suresi 1
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“O Kâfirler Kur’an’ı işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. O delidir diyorlardı. Hâlbuki O âlemler için uyarıdan başka bir şey değildir.”
Kalem Suresi 51, 52
Allah-u Teâlâ Onu Musa (Aleyhisselam)’a indirmiştir. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Tevrat’ı biz indirdik Onda hidayet ve nur vardır. Allah’a teslim olmuş Nebiler, onunla Yahudilere hüküm verirlerdi. Rabbani âlimler ve rahipler de Allah’ın Kitabını korumakla görevli olduklarından Onunla hüküm verirler ve Onu gözetleyip korurlardı...”
Mâide Suresi 44
Allah-u Teâlâ Onu İsa (Aleyhisselam)’a indirmiştir. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Onların ardından yanlarındaki Tevrat’ı tasdik edici olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve Ona, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil’i verdik.”
Mâide Suresi 46
Allah-u Teâlâ Onu da Davud (Aleyhisselam)’a vermiştir. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Davud’a da Zebur’u verdik.”
İsra Suresi 55
Allah-u Teâlâ bazı Rasul ve Nebilerine de suhuflar vermiştir.
Kendisine suhuf verilen Rasullerden biride İbrahim (Aleyhisselam)’dır. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Yoksa kendisine, Musa’nın ve çok vefalı İbrahim’in suhufunda bulunanlar haber verilmedi mi?”
Necm Suresi 36, 37
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Muhakkak ki felaha eren, zekât veren ve Rabb’inin adını anıp namaz kılandır. Ama siz şu dünya hayatını tercih ediyorsunuz! Oysa Ahiret daha iyi ve daha kalıcıdır. Bu hüküm elbette ki önceki suhufta vardır, İbrahim ve Musa’nın suhufunda.”
A’la Suresi 14, 19
Diğer rasullere indirilen kitaplara gelince Allah-u Teâlâ onların isimlerini açıklamamıştır. Fakat Allah, her Rasulün kavmine tebliğ etmekle görevli olduğu bir risaleti olduğunu açılamıştır. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“İnsanlar bir tek ümmet idi, Allah Nebileri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetmek üzere içinde gerçekler bulunan kitaplar indirdi.”
Bakara Suresi 213
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Andolsun ki, biz Rasullerimizi açık delillerle gönderdik ve mizanı (ölçüyü) indirdik...”
Hadid Suresi 25
Kur’an’da adları anılan ve anılmayan kitaplara Allah’ın indirdiği bütün kitap ve suhufa iman ederiz şeklinde icmali bir iman gerekir. Allah’ın gönderdiğini söylemediği bir kitabıda Allah’a nisbet etmekten kaçınmak gerekir.
Allah kendisine nisbet ettiği kitapları hak, nur ve hidayet üzere indirmiştir. Onların hepsi Allah’ı Rububiyet, Ulûhiyet, O’nun güzel isimleri ve yüce sıfatlarında birleme üzere gelmiştir. Buna muhalif olarak o kitaplara nisbet edilen şeylerse beşerin tahrifinden başka bir şey değildir.
Tevrat hakkında Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Gerçekten Tevrat’ı biz indirdik, Onda hidayet ve nur vardır...”
Mâide Suresi 44
İncil hakkında ise Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Onların ardından yanlarındaki Tevrat’ı tasdik edici olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve Ona, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil’i verdik.”
Mâide Suresi 46
Semavi kitapların ana meselesi: İbadetlerle Allah’ı birleme ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamaktır. Bu mesele, bütün kitapların asıl mevzusu olup hiç değişmez esastır. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Senden önce gönderdiğimiz her rasule ‘Benden başka ilah yoktur, sadece bana kulluk edin’ diye vahy etmişizdir.”
Enbiyâ Suresi 25
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولاً أَنِ اعْبُدُوا اللهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَ
“Andolsun ki, biz her millet içinde; Allah’a kulluk edin tağuta tapmaktan da kaçının diye bir Rasul gönderdik…”
Nahl Suresi 36
Ayetlerde görüldüğü gibi, kitapların talim ettiği muhteviyat aynı olunca hepsine iman zorunlu olmaktadır. Ancak Allah’ın, Kur’an’ı diğer kitaplardan ayırdığı ona has özellikleri vardır. Onları şöyle sıralayabiliriz:
1) Kur’an Adem (Aleyhisselam)’dan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kadar inen ilahi talimin bir hulasasıdır. O, Allah’ı birleme, O’na ibadet ve itaat yönüyle önceki kitaplarda bulunan hükümlerin tasdikçisidir. Kur’an geçmiş kitaplardaki faziletlerin hepsini kendisinde cem etmiştir. Onlardaki hakkı ikrar ve itiraf eder, tahrif ve sonradan girme batıl şeyleri de beyan ve reddeder! Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Sana da kendinden önceki kitabı doğrulayıcı ve Onu kollayıp koruyucu olarak bu Kitabı hak ile indirdik.”
Mâide Suresi 48
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından uydurulacak bir şey değildir! Bu ancak kendinden öncekilerin tasdikçisi ve kitabın açıklamasıdır. Onda asla şüphe yoktur. Âlemlerin Rabb’i tarafından indirilmiştir.”
Yunus Suresi 37
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Bu Kur’an iftira edilmiş bir söz değildir! O ancak kendinden önceki kitapların tasdiki, her şeyin açıklanması, mü’min topluluk için de hidayet ve rahmettir.”
Yusuf Suresi 111
Kur’an beşeriyetin tamamı için genel bir şeriat getirmiştir. Onda insanlık için dünya ve ahiret saadetini sağlayıcı her şey vardır. Kur’an getirdiği şeriatla geçmiş toplumlara has ameli şeriatların hepsini nesih edip, her zaman ve her mekâna uygun kıyamete kadar ebedi kalıcı hükümler vazetmiştir.
2) Kur’an tahrif, önünden ve arkasından batılın yaklaşması gibi şeylerden uzak yegâne Rabbani kitaptır. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki, O zikri biz indirdik biz. Onun koruyucusu da elbette biziz.”
Hicr Suresi 9
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Onlar kendilerine gelen Kur’an’ı inkâr ettiler. Hâlbuki O eşsiz bir kitaptır. Ne önünden ne de arkasından Onun hükmünü boşa çıkaracak bir söz gelmez. O, hüküm ve hikmet sahibi çok övülen Allah’tan indirilmiştir.”
Fussilet Suresi 41, 42
Allah Kur’an’ı Rasulüne indirirken Onu sadece kendi toplumuna tebliğ etmesi için indirmemiştir. Aksine Onu bütün insanlığa tebliğ edip duyurması için indirmiştir. Bu yönüyle de Kur’an diğer kitaplardan ayrılır. Diğer kitaplara gelince, Allah’ın bize haber verdiğine göre müntesipleri tarafından tahrife uğratılmıştır. Yahudilerin kendi kitaplarında yaptıkları değişiklik ve tahrifatı Allah-u Teâlâ şöyle zikretmektedir:
“Şimdi siz, onların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa bunlardan bir grup vardır ki, Allah’ın sözünü işitirler de düşünüp akıl erdirdikten sonra bile bile onu değiştirirler.”
Bakara Suresi 75
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerinden kaydırıyorlar.”
Nisâ Suresi 46
Hristiyanların İncil’de yaptığı tahrifi anlatırkende Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Biz Hristiyanız diyenlerden de söz almıştık, ama uyarıldıkları şeyden ibret almayı unuttular. Bu yüzden kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara ne yaptıklarını haber verecektir. Ey kitap ehli, Rasulümüz size geldi, kitaptan gizlediğiniz şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da geçiyor. Gerçekten size Allah’tan bir nur ve açık bir kitap geldi.”
Mâide Suresi 14, 15
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Yahudiler; Üzeyr Allah’ın oğludur dediler. Hristiyanlar da: Mesih Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla ifade ettikleri sözleridir. (Sözlerini) önceki kâfirlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları helak etsin, nasılda iftira ediyorlar.”
Tevbe Suresi 30
Bu ayet Yahudi ve Hristiyanların Allah’a çocuk isnat edip iftirada bulunarak kitaplarını tahrif ettiklerine en açık bir örnektir. Kur’an bu tahrifi İhlâs suresindeki “Kendisi doğurmamıştır ve (başkası tarafından da) doğrulmamıştır.” İhlâs suresi 3. ayetiyle tashih edip düzeltmiştir. Allah-u Teâlâ eş ve çocuk edinmekten münezzehtir. Rasullere gelince onların hepsi birer beşerdir. Ancak, Allah-u Teâlâ onları vahiy ve onu insanlara tebliğ etmekle hususi kılmıştır. Rasullerin sonuncusu Nebimize hitaben Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“De ki; Ben de sizin gibi bir insanım! İlahınızın bir tek ilah olduğu bana vahiy olunuyor...”
Kehf Suresi 110
Ehli kitabın kendi kitaplarında yaptığı tahrif ise genel olarak üç kısma ayrılmaktadır:
Kur’an buna şu ayetle işaret ediyor. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Yahudilerin yaptıkları zülüm ve birçok kimseyi Allah’ın Yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine temiz ve güzel şeyleri onlara yasakladık. Men edildikleri halde faizi almaları ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü böyle yaptık.”
Nisa Suresi 160, 161
Görüldüğü gibi kitaplarında bulunan mevcut hükme rağmen çeşitli hileler yaparak insanların mallarını batıl olarak yemektedirler. Bununla da kalmayıp şöyle demektedirler: Yahudiler kendi aralarında faiz alamaz, birbirleri ile olan ilişkilerinde de emanete riayet şarttır. Ama Yahudi olmayan biriyle olan ilişkilerinde faizin bir sakıncası yoktur, artı onun malını da yiyebilirsin. Onların bu halini Kur’an bize şöyle anlatıyor. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Kitap ehlinden öyleleri vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana öder. Onlardan öyleleri de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başında beklemeden onu sana ödemez. Onlar: Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah’a karşı bile bile yalan söylüyorlar.”
Âl-i İmran Suresi 75
Bu gün Tevrat’ta olan bir hükme göre, Yahudi ancak Yahudi komşusuna ve kendi dindaşına karşı dürüst davranmakla yükümlüdür. Yahudi olmayanın malını çalması, ona yalan söylemesi bir Yahudi için günah değildir.
Değiştirme ve ilave yoluyla yapılan tahrifin de birçok örneği vardır. Yahudiler Tevrat’a Allah’ın indirmediği birçok hurafe türü şeyler ilave ettiler. Onlardan bazısı Allah’a iftira ve rasuller hakkında ağza alınmayacak çirkin kelimelerdir. Bunlardan bazısını Kur’an bize nakletmektedir. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki, Allah ‘Allah fakirdir, biz zenginiz’ diyenlerin sözlerini işitti. Onların dediklerini ve haksız yere nebileri öldürmelerini yazacağız ve yangın azabını tadın diyeceğiz. Bu, sizin ellerinizin yapıp takdim ettiği karşılığıdır. Allah kullara asla zulmetmez.”
Âl-i İmran Suresi 181, 182
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Yahudiler; Allah’ın eli bağlıdır dediler. Kendi elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır, Allah’ın iki eli de açıktır, dilediği gibi verir.”
Mâide Suresi 64
Tevrat’ta bunlardan daha çirkin ifadeler bulmak da mümkündür.
Hristiyanların İncil’de yaptığı tahrif Yahudilerin tahrifinden pek de aşağı değildir. Mesela, İsa (Aleyhisselam)’ın ilahlığı ve aynı zamanda Allah’ın Rasulü oluşu, Allah’ın üç oluşu: ‘Baba, oğul, Ruhu’l-Kudüs’ bu ve emsali şeyler İncil’e yapılmış ilavelerdir. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Allah, ancak Meryem’in oğlu Mesih’tir diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih: Ey İsrail oğulları, benim Rabb’im ve sizin Rabb’iniz olan Allah’a kulluk edin! demişti.”
Maide Suresi 72
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Allah üçün üçüncüsüdür diyenler, elbette kâfir olmuştur. Oysa yalnız bir ilah vardır ve (ondan) başka ilah yoktur...”
Mâide Suresi 73
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Meryem oğlu Mesih, rasulden başka bir şey değildir. Ondan önce de rasuller gelip geçmiştir. Annesi de sıddıka idi. İkisi de (herkes gibi) yemek yerlerdi...”
Mâide Suresi 75
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Allah demişti ki; Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara: ‘Allah’ı bırakarak, beni ve annemi, ilah edinin’ dedin? (İsa) dedi ki: ‘Hâşâ, Sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, Sen bunu bilirsin, Sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben Senin nefsinde olanı bilmem, Kuşkusuz ki, gaybları bilen yalnız Sensin Sen!”
Mâide Suresi 116
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Allah, kendilerine kitap verilenlerden: Onu insanlara açıklayacaksınız ve gizlemeyeceksiniz diye söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü arkalarına atıp umursamamışlar ve yok pahasına onu satmışlardı. (Böyle yapmakla ne kötü bir şey satın aldılar.)”
Âl-i İmran Suresi 187
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar, ama yine de onlardan bir grup bile bile hakkı gizlerler.”
Bakara Suresi 146
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Meryem oğlu İsa da; Ey İsrail oğulları! Ben size Allah’ın gönderdiği bir Rasulüm, benden önce gelen Tevrat’ı tasdik edici ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir Rasulü müjdeleyici olarak geldim, demişti. Fakat (İsa’nın müjdelediği Rasul) onlara apaçık deliller getirince; Bu apaçık sihirdir, dediler!”
Saf Suresi 6
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Allah Nebilerden şöyle söz almıştı; Size kitap ve hikmet verdim, şimdi yanınızda bulunan (kitapları) tasdik edici bir nebi geldiğinde, ona mutlaka iman edecek ve yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi, bu hususta ahdimi aldınız mı? demişti. Kabul ettik, dediler. O halde şahid olun, ben de sizinle beraber şahid olanlardanım dedi. Artık kim bundan sonra dönerse, işte onlar fasıklardır.”
Âl-i İmran Suresi 81, 82
Allah’ın bu emirlerine rağmen ehli kitap Rablerine asi olarak açıklamakla emrolundukları hükümleri insanlardan gizlediler ve Allah’ın ayetlerini az bir pahaya sattılar. Buhari ve Müslim’deki Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’ın rivayet ettiği şu hadis onların kendi kitaplarına karşı tutumlarını ortaya koyan en bariz örnektir. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle demiştir:
Yahudiler Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldiler ve O’na kendilerinden bir adamla bir kadının zina ettiğini zikrettiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara şöyle buyurdu:
−“Siz recm hakkında Tevrat’ta ne buluyorsunuz?”
Onlar:
−Biz zina edenlerin ayıplarını ortaya koyup teşhir ederiz, bunlar bir de değnekle dövülürler dediler. Abdullah bin Selam onlara:
−Yalan söylediniz, Tevrat’ta recm ayeti vardır! dedi. Bunun üzerine onlar Tevrat’ı getirdiler ve kitabı açtılar. Yahudilerden biri elini recm ayetinin üzerine koydu, ondan önceki ve sonraki ayetleri okumağa başladı. Abdullah bin Selam ona:
−Elini kaldır! dedi. O da elini kaldırınca recm ayeti görülüverdi. Yahudiler:
−Ya Muhammed! Abdullah bin Selam doğru söyledi, gerçekten Tevrat’ta recm ayeti vardır dediler. Zinanın sabit olması üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zina eden bu iki kişinin recm edilmelerini emretti. Onlar da recm edildiler. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma):
−Ben, onlar recm edilirken Yahudi erkeğini, kadını atılan taşlardan korumak için kadının üzerine meyleder halde gördüm, demiştir.
Buhari 6697, Müslim 1699/26
Kur’an’ın diğer kitaplardan ayrıldığı bir başka yönü de onun bütün insanlar ve cinlerin kitabı olmasıdır. Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“O (Kitap) âlemler için ancak bir öğüttür.”
Kalem Suresi 52
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Kuşkusuz ki Allah katında din İslam’dır...”
Âl-i İmran Suresi 199
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Kim İslam’dan gayrı bir din isterse, bilsin ki, o (din) ondan kabul edilmeyecek ve o, ahirette zarar edenlerden olacaktır.”
Âl-i İmran Suresi 85
Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu ümmetten Yahudi, Hristiyan veya herhangi bir kimse beni işitir de sonra benimle gönderilen şeye iman etmediği halde ölürse, muhakkak ki, o kişi ateş/cehennem ehlinden olur!”
Müslim 153/240
Bu meziyet, diğer meziyetlerden ayrı bir özelliktir. Kur’an Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e, bütün insanlara tebliğ edilmek üzere indirilmiştir. Muayyen bir kavme tebliğ edilmek üzere indirilmemiştir. Önceki kitaplar ise muayyen toplumlara geliyordu. Kur’an kıyamete kadar insanlar üzerinde Allah’ın hücceti olup insanların onu tahrif etmemeleri için de Allah tarafından korunmaya devam edecektir.
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Allah’ın Kitabı’nı okuyanlar, namaz kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızktan (Allah için) gizli ve açık sarf edenler, asla batmayacak bir ticaret umarlar.”
Fatır Suresi 29
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki, bunda tefekkür eden bir toplum için ayetler vardır.”
Ra’d Suresi 3
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler! Rabb’imiz, bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azıbından koru, derler.”
Âl-i İmran Suresi 191
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden dolayı şu helâldir, şu haramdır demeyin, sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz!”
Nahl Suresi 116
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin...”
Mâide Suresi 87
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayanlarla savaşın!”
Tevbe Suresi 29
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“İman edenler, Rab’lerinden gelen hakka uymuşlardır...”
Muhammed Suresi 3
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Eğer siz yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere sokarız...”
Nisâ Suresi 31
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Kim Allah’ın yasaklarına saygı gösterirse bu Rabb’inin katında kendisi için iyidir. Artık o pis putlardan ve yalan sözden kaçının!”
Hac Suresi 30
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“İşte bu Allah’ın hudududur. Onu çiğnemeyin!”
Bakara Suresi 187, 229
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Bu misalleri, düşünsünler diye insanlara veriyoruz.”
Haşr Suresi 21
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Bu kıssayı anlat, belki onlar tefekkür ederler.”
A’raf Suresi 176
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Andolsun ki, onların (rasullerin) kıssalarında akıl sahipleri için ibretler vardır...”
Yusuf 111
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Mü’minler; (savaş hakkında) keşke bir sure indirilseydi. Fakat muhkem bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanları sana ölümden bayılıp düşen kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün.”
Muhammed Suresi 20
Muhkem: Hükmü açık.
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Kitabı sana O indirdi. Onun bazı ayetleri muhkemdir, bunlar kitabın anasıdır. Diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde sapma olanlar, fitne çıkarmak ve kendilerine göre onları tevil etmek için müteşabih ayetlere ittiba ederler. Oysa onların tevilini Allah’tan başka hiç kimse bilemez! İlimde yüksek payeye erişenler ise; Ona iman ettik, hepsi Rabb’imizin katındandır, derler...”
Âl-i İmran Suresi 7
Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Sen Kur’an’ın yalnız müteşabih ayetlerine uyan dalalet ehli kimseleri gördüğünde, işte onlar Allah’ın bu ayette isim ve sıfatlarını söylediği kimselerdir, artık hepiniz onlardan sakınınız!”
Buhari 4246, Ebu Davud 4598
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“İşte bunlar Allah’ın hudutlarıdır, onları çiğnemeyin. Kim Allah’ın hudutlarını çiğnerse işte onlar zalimlerdir.”
Bakara Suresi 229
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Kim Allah’a ve O’nun Rasulüne karşı gelir ve O’nun hududunu çiğnerse, Allah onu ebedi kalacağı ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.”
Nisâ Suresi 14
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Sen hikmet ve güzel öğütle Rabb’inin yoluna davet et, onlarla en güzel şekilde mücadele et...”
Nahl Suresi 125
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“İçinizde hayra davet eden, iyiliği emreden ve kötülüğü men eden bir topluluk olsun; işte onlar felaha eren kimselerdir.”
Âl-i İmran Suresi 104
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki, sen onları doğru yola davet ediyorsun.”
Mu’minûn Suresi 73
Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyuruyor:
“De ki; İşte benim yolum budur, Allah’a basiretle davet ederim.”
Yusuf Suresi 108