(23) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır…”
Bakara Suresi 179
(24) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı! Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür).”
Bakara Suresi 178
(25) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Medine’de Kurayza ve Nadr diye iki kabile vardı. Nadr Kurayzadan daha şerefli idi. Kurayza’dan bir kişi Nadr’dan birini öldürse, ölene karşılık öldüren kimse öldürülürdü. Nadrdan bir kişi, Kurayzadan birini öldürse, katil öldürülmez aksine maktûle karşılık yüz vesak hurma öderdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Rasul olarak gönderilince Nadr’dan bir kişi Kurayzadan birini öldürdü. Kurayzalılar:
−Katili bize verin onu öldüreceğiz! dediler. Nadr:
−Bizimle sizin aranızda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hakemdir dediler ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldiler.
Bunun üzerine: “Eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver! Çünkü Allah adaletle hükmedenleri sever.” Maide Suresi 42. ayet indi. Ayetteki adalet cana karşı can öldürülür manasınadır.”
Ebu Davud 4494
(26) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“O Kitapta onlara: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralarda karşılıklı kısas yazdık…”
Maide Suresi 45
(27) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Halam er-Rubeyyı’ ensardan bir kızın ön dişini kırmıştı! Kızın kavmi er-Rubeyyı’e kısas yapılmasını isteyip Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldiler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kısası emretti.
Enes (Radiyallahu Anh)’ın amcası Enes bin Nadır:
−Hayır, vallahi ya Rasulallah! er-Rubeyyı’ın dişleri kırılmaz! dedi.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Ya Enes! Allah’ın Kitabında kısas vardır!”
Kızın kavmi er-Rubeyyı’ın kısas olmamasına razı olup diyeti kabul ettiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buna hayret etti de şöyle buyurdu:
−“Şüphesiz ki, Allah’ın kullarından öyle kimseler var ki, onlar Allah’a yemin etseler, Allah onların yeminlerini boşa çıkarmaz!”
Buhari 4333, Müslim 1675/24, Ebu Davud 4595, Nesei 4766, İbni Mace 2649, Albânî el-Fakr 125