Ümmetin Bugünkü Hali

Bize Rabbinden aldığı dini öğreten Rasulümüz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) asırlar öncesinden ümmetinin fırkalara ayrılacağını, bunların büyük çoğunluğunun cehenneme gireceğini ve yalnızca bir fırkanın direkt cennete girmeye hak kazanacağını haber vermiştir.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yahudiler yetmişbir veya yetmişiki fırkaya ayrıldılar. Hristiyanlar da onlar kadar. Ümmetim ise yetmişüç fırkaya ayrılacaktır ve onlardan birisi hariç hepsi cehennemdedir.”

Sahabeler:

−Ya Rasulallah! Onlar kimlerdir? diye sorunca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−“Benim ve ashabımın üzerinde olduğu yoldan gidenler.”

Tirmizi 2778, 2779

Sayısı bildirilene ulaşmış mıdır? Bilinmez ama gerçekten de ümmet fırkalara bölünmüştür.

Şimdi onlardan en belirgin olanları gözden geçirelim:

1) Rafıziler

Şia ve taraftarlarıdır. Maalesef akidelerinin bozukluğu ve bunun boyutları hakkında konuşulmaya değmeyecek kadar perişan bir halde bulunmaktalar.

Özellikle devletlerini kurduktan sonra dünyanın dört bir köşesinde tehlikeli bir rol üstlenmeye başladılar. Sanki tek gayeleri Ehli Sünnet akidesinin yeryüzünden silinmesiymiş gibi çalışmakta ve bunun için her yolu mübah kabul ederek onlara karşı İslam düşmanı her toplulukla işbirliği yapmaktan sakınmamaktadırlar.

Bu tür faaliyetlerini yürütebilmek için bazı küfür beldelerinde çeşitli kurumlar kurmakta, kitap, gazete, dergi ve cd çıkararak zehirlerini özellikle ümmetin saf akidesini bozacak şekilde akıtmaya çalışmaktadırlar. Allah onlara muvaffakiyet vermesin ve onların tuzaklarına karşı bizlere yardımcı olsun.

İşin en acı tarafı ise bunların halen şanı yüce İslam’ın tek temsilcisi olarak algılanması ve bunun Müslümanların geneli arasında kabul görüyor olması.

2) Hariciler

Ümmetin içinden çıkan ve İslam ümmetinden ayrılan ilk fırka.

İsyan bayrağını açarak Ehli Sünnet’in metoduyla savaşacaklarını ilan ettiler. Ehli Sünnet alimlerinin onlara karşı kararlı mücadeleleri neticesinde güçleri zayıfladı. Ancak günümüzde tekrar gündeme oturmaya ve etkilerini yaymaya başladılar.

3) Hurafeciler

Tevhidi kalplere gömerek çeşitli bahanelerle şeriatı ayaklar altına alıp emperyalizme hizmet eden cemaat ve fırkalar.

Son zamanlarda daha çok çalışmakta ve sınırsız denecek kadar harcamalar yaparak kendi metotlarına çağıran müesseseler kurmaktadırlar.

4) Bid’at ve Şirk Ehli

Allah ile beraber başkasına şeyh, heykel, taş, ağaç, kabir vs. ibadet eden ve delilsizce dinde olmayan yeni ibadet şekilleri ihdas edenler.

Kalplerinde iman olduğu halde yanlış kılavuz edinmeleri sebebiyle işledikleri günahların büyüklüğünün bile farkında değiller. Ölülere yalvaran mı dersin kabirleri tavaf eden mi, taşa-ağaca çaput bağlayan mı dersin, yoksa Allah’tan korktuğu gibi hatta daha şiddetle yanında olmayan şeyhinden korkan mı, hepsi ve daha niceleri mevcut.

Ne yaptıklarını da, niçin yaptıklarını da bilmiyorlar, araştırma heves ve gayreti de göstermiyorlar. Çünkü kendileri Sırat Köprüsü’nden geçerken şeyhleri onları kollarından tutup cennete atacak! Girdi mi bir şeyhin kanatlarının altına, garantiledi cenneti! Bundan sonra her türlü davranış biçimi onlar için mübah…

Maalesef halen ülkemizin en kalabalık topluluklarından biri olmaya devam ediyorlar. Bu ülkede İslam’ın gayri İslami bir anlayışla yaşanmasının sebebi de bu olsa gerek!

5) Vurdumduymaz/Önemsemez Ezici Çoğunluk

Bu grubu pek aramaya gerek yok. Sokaklara bakanların gördüğü manzaraları oluşturan genel topluluk.

Niçin yaratıldığının farkında olmayan, kendisine sorulduğunda “Elhamdulillah Müslüman’ım!” dediği halde kime inandığını bilmeyen, “Sen benim kalbime bak kalbime! Kimsenin malını çalma, namusuna göz koyma yeter!” diyecek kadar cahil ve bu cehaletinin bilincine varamayacak kadar uyuşturulmuş insanlar yığını.

6) Sihirbaz, Medyum ve Falcı Gibi Düzenbazlar

İlmin olmadığı her yerde yaygın oldukları gibi ülkemizde de öyle yaygınlar ki.

Cehalet sebebiyle düçar olunan rahatsızlıklara tıp da çare bulamayınca bu düzenbazlara tek başvuru mercisi olarak başvurulmakta ve bu para tuzakları halkın anlamadığı birkaç yazı-çizi ile veya gaybi birkaç kehanetle insanları sömürmeye devam etmekteler. Hatta bazı basın yayın organları tarafından adres ve telefonları verilerek reklamları bile yapılmaktadır. Yıldız ve burçlar adı altında yapılan yayınlar da bu kısmın içinde önemli bir yer tutmaktadır.

7) Hristiyan ve Yahudiler

Ülkemizde azınlıktalar ancak her geçen gün sayıları ve etkinlikleri gözle görülür bir şekilde artış göstermekte.

Birçok İslam ülkesinde mevcut durumdalar. İbadethaneleri açık, inanç özgürlüğü gereği dinlerinin gereklerini sıkıntısızca yaşayabiliyorlar. Tüm dünya üzerinde maddi gücü ellerinde tutarak bunu Müslümanların inanç esaslarını bozmak için cömertçe sarf etmektedirler.

8) Tevhid Ehli

Ahiret kaygısı taşıyan, bu kaygı gereği hayatını Allah’ın istediği gibi geçirmeyi hedefleyen, ancak dinlerini her türlü şirk, küfür ve bid’atten arındırarak, Allah’ın ve Rasulü’nün övdüğü toplulukların sahabe, tabiin ve tebe-i tabiinin Kur’an ve sünnet anlayışlarına uygun şekilde öğrenip yaşamaya gayret eden azınlık.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ümmetimin en hayırlısı benim çağımda yaşayanlar, (yani sahabe) sonra onları takip edenler, (tabiin) sonra onları takip edenler (tebe-i tabiin) dir.”

Buhari 2440-2441, Müslim 2533, 2536

Ne yazık ki her hak ve doğru olan şeye bir kulp takarak onu insanların gözünde kötü göstermeyi amaçlayanların saldırılarına bu taife de muhatap olmuş, taassup ve taklitten uzak durmaya çalışan bu insanlar çeşitli isimlerle ilişkilendirilerek veya kendilerine bazı isimler verilip lakaplar takılarak hak yoldan sapmış sapık olarak gösterilmeye çalışılmaktadırlar. Allah kendi yolunda giden hak araştırıcılarının yar ve yardımcısı olsun! Amin…