İhram İle İlgili Konular

(3) İhrama Girme Yerleri

(9) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Medine ahalisi Zulhuleyfeden, Şam ahalisi Cuheyfeden, Necd ahalisi Karn mevkiinden, itibaren ihrama girer telbiye getirir.”

Diğer rivayette Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yemen ahalisi de Yelemlem mevkiinden itibaren ihrama girer telbiye getirir.”

Buhari 1452, Müslim 1182/13, Malik 1/330, 331, Ebu Davud 1737, Nesei 2651, 2654, Tirmizi 831, İbni Mace 2914, İbni Hibban 3761, Beyhaki 5/26, Begavi 1858

(10) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine ahalisi için, Zulhuleyfeyi, Şam ahalisi için, Karnulmenazili, Yemen ahalisi için, Yelemlemi mîkat yerleri olarak tayın etti. Bu yerler o memleket ahalileri ve başka memleketten olup da hac ve umre yapmak isteyip yolları Bu mîkatlara uğrayan kimseler için mîkattır. Bu mîkatların berisinde, Mekke tarafındaki yerlerde bulunan kimselere de bulundukları mekânlar mîkattır. Mekke ahalisi Mekke’de ihrama girer.”

Buhari 1452, Müslim 1181/11, Ebu Davud 1738, Nesei 2656, 2653, Darimi 2/30, İbni Mace 2915, İbni Huzeyme 25909, İbnu’l-Carud 413, Beyhaki 5/29, Begavi 1859, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/238, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 996

(11) Ebu’z-Zubeyr şöyle dedi:

Cabir (Radiyallahu Anh)’a ihrama girme yeri sorulmuştu. Bunun üzerine Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Medine ahalisinin ihrama girme yeri, Zulhuleyfedir. Diğer yoldan Cuhfedir. Irak ahalisinin ihrama girme yeri, Zatıırktır. Necd ahalisinin ihrama girme yeri, Karndır. Yemen ahalisinin ihrama girme yeri, Yelemlemdir.”

Müslim 1183/1

(4) İhramlının Giysisi ve Ona Mubah Olan Fiiller

(12) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Bir kimse:

−Ya Rasulallah! İhrama giren kişi elbiselerden neler giyebilir? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Gömlekler, sarıklar, şalvarlar, bornuslar ve mestler giyemez! Fakat iki terlik bulamayan kimse mestlerini topuklarından aşağıya kadar kessin ve öyle giysin! Bir de ihramda olduğunuz müddetçe zağferan ve versle boyanmış bir şey de giymeyiniz!”

Buhari 1464, Müslim 1177, Malik 1/324, Ebu Davud 1824, Nesei 2669, Tirmizi 833, Darimi 2/31, İbni Mace 2929, İbnu’l-Carud 461, İbni Huzeyme 2599, İbni Hibban 3784, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/29, 32

(13) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Bir kimse ayağa kalktı ve:

−Ya Rasulallah! Bize ihramda hangi elbiseleri giymemizi emredersin, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Gömlekler, şalvarlar, sarıklar, bornuslar giyemez! Ancak iki terlik bulamayan kimse mestlerini topuklarından aşağıya kadar kessin ve öyle giysin! Bir de ihramda olduğunuz müddetçe zağferan ve versle boyanmış bir şey de giymeyiniz! İhramlı kadın yüzüne peçe takmasın, ellerine eldiven geçirmesin!”

Buhari 1730, Ebu Davud 1825, Nesei 2672

(14) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim Arafat’ta hutbe irad ederken şöyle buyurdu:

“İki terlik bulamayan iki mest giysin, izar bulamayan da şalvar giysin!”

Buhari 1740, Müslim 1178/4, Ebu Davud 1829, Nesei 2670, Tirmizi 8834, İbni Mace 2931, İbni Hibban 3781, Tabarani Mucemu’l-Kebir 12810

(15) Safvan bin Yâ’lâ (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Keşke ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i kendisine vahy indiğinde görseydim der dururdu. Nihayet Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ci’râne mevkiinde bulunduğu sırada, üzerinde bir kumaş kendini gölgelendirmiş ve yanında ashabından bir grup insanlar var iken, güzel koku sürünmüş bir kişi yanına geldi de:

−Ya Rasulallah! Güzel koku süründükten sonra bir cübbe içinde umre için ihrama giren kimse hakkında ne buyurursunuz? dedi.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir müddet baktı. Müteakiben kendisine vahy geldi. Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu Anh), Ya’lâ (Radiyallahu Anh)’a gel diye işaret etti. Ya’lâ (Radiyallahu Anh) geldi başını Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i örtmekte olan örtünün altına soktu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüzü kızarmış, hırıltılı bir ses çıkartıyordu. Bu şekilde bir saat kadar kaldı. Sonra o hal Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den sıyrıldı ve şöyle buyurdu:

−“Biraz önce bana umreyi soran kimse nerede?”

Soruyu soran kimse arandı ve bulunup, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına getirildi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Üzerindeki kokuyu üç kere yıka ve üzerindeki cübbeyi de çıkar ve haccında yaptığın amellerini umrende de yap!”

Buhari 5079, Müslim 1180/6, Malik 1/328, Ebu Davud 1819, Nesei 2667, Tirmizi 836, İbnu’l-Carud 447, 449, İbni Hibban 3779, Humeydi 790, 791, Darekutni 2/231, Beyhaki 5/56, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/222

(5) İhrama Giren Kimsenin Gusül Abdesti Alması

(16) Abdullah bin el-Huneyn (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Abdullah ibni Abbas ve Misver bin Mahreme (Radiyallahu Anhum) Mekke’ye yakın Ebvâ mevkiinde ihramlının başını yıkama hususunda ihtilaf ettiler. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma):

−İhramlı kimse başını yıkayabilir, dedi. Misver (Radiyallahu Anh) ise:

−Yıkayamaz! dedi. Ravi Abdullah bin Huneyn (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

Bu ihtilaf üzerine Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) beni, Ebu Eyyub el-Ensari (Radiyallahu Anh)’a gönderdi. Ben Ebu Eyyub (Radiyallahu Anh)’ı bir kuyunun iki direği arasında bir bezle kendini perdelemiş olarak yıkanırken buldum. Kendisine selam verdim. Bu kimdir dedi. Ben:

−Abdullah bin Huneyn’im. Beni Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) sana gönderdi, senden Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ihramlı iken başını nasıl yıkıyor idi diye soruyorum dedim. Ebu Eyyub (Radiyallahu Anh) elini kendini perdeleyen bezin üzerine koydu ve bezi indirdi. Başı bana iyice gözüktü. Sonra kendisine su döken insana su dök dedi. O kimse de başına su döktü. Ebu Eyyub (Radiyallahu Anh) iki elini ileri geri götürerek başını ovdu ve:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işte böyle yaparken gördüm dedi.”

Buhari 1732, Müslim 1205/91, Ebu Davud 1840, Nesei 2664, Darimi 2/30, İbni Mace 2934, İbnu’l-Carud 441, İbni Huzeyme 2650, İbni Hibban 3948, Begavi 1983, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/418, 421

(6) İhramlının Tedavisi

(17) Nubeyh bin Vehb (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Biz, Eban bin Osman ile beraber yola çıktık. Melel mevkiine geldiğimizde Ömer bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh) gözlerinden rahatsız oldu. Revha’ya geldiğimizde ağrısı şiddetlendi. Eban bin Osman’a haber göndererek ne yapacağını sordu. Eban da ona:

−Gözlerine sabirli bir sargı bağla diye haber gönderdi. Zira Osman (Radiyallahu Anh) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ihramlı iken gözleri ağrıyan kimsenin gözlerini sabirli bezle bağladı diye kendisine tahdis etmiştir.”

Müslim 1204/89, Ebu Davud 1838, Nesei 2710, Tirmizi 952, İbnu’l-Carud 443, İbni Huzeyme 2654, İbni Hibban 3954, Tayalisi 85, Humeydi 34, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/65

(7) İhramlı Bir Özür Sebebiyle İhramdan Çıkar Şartı

(18) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) amcası Zübeyr bin Abdulmuttalib’in kızı Dubâa’nın yanına girdi ve:

“Herhalde hacca gitmek istiyorsun?”

Dubâa:

−Vallahi kendimi hasta hissediyorum! dedi. Rasulullah ona (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ey Dubâa? Sen hac et hacca niyet ederken ey Allah’ım! Beni hac amellerinden alıkoyduğun yerde ihramdan çıkacağım şeklinde şart yap.”

Buhari 5182, Müslim 1207/104, Nesei 2767, İbnu’l-Carud 420, İbni Hibban 3773, 3774, Tabarani Mucemu’l-Kebir 24/833, Beyhaki 5/221, Begavi 2000

(19) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Zübeyr bin Abdulmuttalib’in kızı Dubâa Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

−Ben ağır bir kadınım, hac da etmek istiyorum! Bana ne emredersin dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Hac niyetiyle ihrama gir ve beni hac amellerinden alıkoyduğun yerde ihramdan çıkacağım şeklinde şart yap.”

Müslim 1208/106, Ebu Davud 1776, Nesei 2765, 2766, Tirmizi 1941, Darimi 2/34, 35, İbni Mace 2938, İbnu’l-Carud 415, İbni Hibban 3775, Tabarani Mucemu’l-Kebir 12023, Darekutni 2/34, 35, Beyhaki 5/221, 222

(8) Nifas ve Hayızlının İhramı

(20) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hayız ve nifaslı olan kadınlar, mikata geldikleri vakit, yıkanırlar, ihrama girerler ve Kâbe’yi tavaf etmenin dışında hac menseklerinin hepsini yerine getirirler.”

Ebu Davud 1744, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/364, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 1818

(21) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Esma bin Umeys, Ebu Bekir’in oğlu Muhammed’i Zulhuleyfe’deki Şecere mevkiinde dünyaya getirdi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Bekir’e Esma’nın gusül abdesti almasını ve telbiye getirmesini emretti.”

Müslim 1209/109, Ebu Davud 1743, İbni Mace 1911

(9) İhrama Girerken Güzel Koku Sürünmek

(22) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i ihrama girerken, ihramı için, bir de ihramdan çıkışı için Kâbe’yi tavaf etmeden önce güzel koku ile kokulandırırdım.”

Buhari 1462, Müslim 1191/46, Ebu Davud 1745, Nesei 2683, 2684, Darimi 2/33, İbni Mace 2926, İbnu’l-Carud 414, İbni Hibban 3766, Begavi 1863, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/39, 181, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 1047

(23) Saîd bin Cubeyr (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) ihrama girdiğinde zeytinyağı ile Ya’lanırdı. Mansur (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

−Ben Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’yı ihrama girerken koku sürünmekten çekindiğini İbrahim en-Nehaî’ye söyledim. O bana söyle dedi:

−Sen onun sözünü ne yapacaksın? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in fiili uygulaması ona muhalif olarak sabit olmuştur. Bana el-Esved, Aişe (Radiyallahu Anha)’dan tahdis etti o, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i ihramlı iken, başının ayrım yerlerindeki kokunun parlaması hala gözümün önündedir! dedi.”

Buhari 1462, Nesei 2693, 2695

(10) İhramda Hacamat Yaptırmak

(24) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ihramlı iken kendisine hacamat yaptırdı.”

Buhari 1728, Müslim 1202, Ebu Davud 1835, Nesei 2845, 2846, Tirmizi 839, Darimi 2/37, İbni Mace 3081, İbnu’l-Carud 442, İbni Hibban 3951, Begavi 1984, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/221

(25) İbni Buheyne (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ihramlı iken Mekke yolunda Lahyu Cemel mevkiinde başının ortasına hacamat yaptırdı.”

Buhari 5734, Müslim 1203/88, Nesei 2850, Darimi 2/37, İbni Mace 3481, İbni Hibban 3953, Beyhaki 5/65, Begavi 1985

(11) İhramlının Başını Tıraş Edip Fidye Vermesi

(26) Ka’b bin Ucre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Hudeybiye’de bitler yüzüme saçılır halde ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına taşındım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ben meşakkatin sende bu dereceye ulaştığını bilmiyordum! Sen bir koyun bulabilir misin?”

Ben:

−Hayır, dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Üç gün oruç tut yahut her bir fakire yarım sa’ olmak üzere altı fakire yiyecek ver ve başını tıraş et!”

Ka’b bin Ucre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bakara Suresi 196. ayet hususi olarak benim hakkımda geldi, fakat o umumi olarak size de şamildir. Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İçinizden hasta olan yahut başından bir rahatsızlığı bulunan (bundan dolayı tıraş olmak zorunda kalan) kimse, oruçtan, sadakadan veya kurbandan (biriyle) fidye vardır.”

Bir Sa’: Dört Müd veya 1.120 dirhemlik bir ölçü birimidir. Yani: 1.917 kg dır.

Buhari 4212, Müslim 1201/85, Tirmizi 2973, İbni Mace 3089, Tayalisi 1062, Tabarani Mucemu’l-Kebir 19/300, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/242

(27) Ka’b bin Ucre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye’de yanı başımda durdu. O vakit başımdan bitler saçılıyordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Başındaki haşereler sana eza veriyor mu?”

Ben:

−Evet dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“O halde başını tıraş et!”

Ka’b bin Ucre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bakara Suresi 196. ayet benim hakkımda indi. Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İçinizden hasta olan yahut başından bir rahatsızlığı bulunan (bundan dolayı tıraş olmak zorunda kalan) kimse, oruçtan, sadakadan veya kurbandan (biriyle) fidye vardır.”

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:

−“Üç gün oruç tut yahut altı fakire bir ferak sadaka ver veya kolayına gelen bir hayvanı kurban et!”

Ferak: Medine’de bilinen bir ölçü ismidir. Üç Sa’ hububat alır. Yani: 8.751 kg dır ve onunla hububat ölçülür.

Buhari 1708

(12) İhramlıya Av Yapmasının Yasak Oluşu!

(28) Ebu Katade (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hac görevini yapmak için Medine’den yola çıktı. Onunla beraber sahabeler de yola çıktılar. Ravha’ya ulaştıklarında düşmanların kendilerine saldıracaklarını Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e haber verdiler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içlerinde Ebu Katade (Radiyallahu Anh)’ın da bulunduğu sahabelerden bir grubu gönderdi ve şöyle buyurdu:

“Sizler deniz sahili yolunu tutunuz, nihayetinde buluşuruz!”

Onlar deniz sahili yolunu tuttular. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den ayrıldıktan sonra Ebu Katade (Radiyallahu Anh) hariç hepsi ihrama girdiler, yalnız o ihrama girmedi! Onlar giderlerken bir ara yaban eşeği sürüsü gördüler. Ebu Katade (Radiyallahu Anh) yaban eşeklerinin üzerine hücum etti ve onlardan bir dişi eşek vurdu. Onların hepsi binitlerinden indiler ve onun etinden yediler. Birbirlerine:

−Bizler ihramlı olduğumuz halde av eti yiyebilir miyiz? dediler. Yaban eşeğinin etinden arta kalanı yanlarımızda taşıdık. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldikleri vakit dediler ki:

−Ya Rasulallah! Biz ihrama girmiştik, Ebu Katade ise ihrama girmemiş haldeydi. Bir sürü yaban eşeği gördük. Ebu Katade onların üzerine hücum etti ve onlardan bir tanesini öldürdü. Bizler binitlerimizden inip onun etinden yedik. Sonra birbirimize:

−Bizler ihramlı olduğumuz halde av etini yiyebilir miyiz? dedik. Onun etinden arta kalanı yanımızda taşıyıp buraya getirdik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sizden hiç kimse Ebu Katade’ye o yaban eşeğine hücum etmesini emir yahut işaret etti mi?”

Sahabeler:

−Hayır! dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“O halde bu av etinden artanı yiyiniz.”

Buhari 1719, Müslim 1196/56, Malik 1/350/76, Ebu Davud 1852, Nesei 2815, 2824, Tirmizi 847, İbni Mace 3093, İbnu’l-Carud 435, Begavi 1988

(13) İhrama Girerken Hediye Kurbanını Taklit ve İşâr Etmek

(29) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazını Zulhuleyfede kıldırdı. Sonra kurbanlık dişi devesinin getirilmesini emretti. Deve getirilince onun hörgücünün sağ yüzeyinde çizik attı ve kanını biraz çıkarıp üzerine nişan yaptı. Boynuna da iki nal parçasından gerdanlık taktı. Sonra binek devesine bindi. Binek devesi kendisini Beyda mevkiine yükselttiği zaman hacca niyet ederek telbiye getirdi.”

Telbiye: “Lebbeyk Allahumme Lebbeyk, Lebbeyk La Şerike Leke Lebbeyk, İnne’l-Hamde Ve’n-Ni’mete Lek, ve’l-Mulke Lâ Şerike Lek.”

Müslim 1243/205, Ebu Davud 1752, Nesei 2781, 2790, Tirmizi 906, Darimi 2/65, 66, İbni Mace 3097, İbni Hibban 4000, Tayalisi 2696, Tabarani Mucemu’l-Kebir 12902, Begavi 1893, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/344

(14) Hediyelik Kurban Devesi Topalladığı Zaman Ne Yapılır?

(30) Musa bin Seleme el-Huzeli şöyle tahdis etti:

Ben ve Sinan bin Seleme umre yapmak niyetiyle yola çıktık. Sinan yanında kurbanlık bir deve götürüyordu. Yolda giderken kurbanlık deve yorgun düşüp yürüyemez oldu. Deve yürümekten kesilince Sinan bunun hükmünü bilemekten aciz kalıp ona nasıl muamele yapacağını kestiremedi. Eğer şehre varırsam bunun hükmünü mutlaka soracağım diye yemin etti. Bir kuşluk vakti Bathaya indiğimiz zaman, haydi Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya gidelim ve bu meseleyi ona anlatalım dedi. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya kurbanlık devesinin halini anlattı. Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

−Tam bilene düştün. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kimseyle on altı adet kurbanlık deve yolladı ve o şahsı kurbanları hususunda emir yapıp onları Mekke’de kesmesi için gönderdi. O Şahıs biraz gitti sonra döndü ve:

−Ya Rasulallah! Develer yürümekten kesilip yolda kalanı olursa ne yapacağım? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Onu boğazla, sonra devenin hediye kurbanı olduğunun alameti boynundaki gerdanlık nallarını kanına bulaştır, sonra bu kanlı nallar ile devenin hörgücünün yanını damgala. Sen ve kafile arkadaşlarından hiç kimse bunun etinden yemeyin!”

Müslim 1325/377, Ebu Davud 1763, İbni Mace 3105, İbni Huzeyme 2578, İbni Hibban 4025

(15) Hediye Kurbanına Binmenin Caizliği

(31) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurbanlık devesini götüren bir kimse gördü ona şöyle buyurdu:

“Deveye bin!”

O şahıs:

−Bu kurbanlıktır dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ona bin!”

O şahıs:

−İkincisinde veya üçüncüsünde bu kurbanlıktır deyince, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Yazıklar olsun sana, o deveye bin!”

Buhari 1607, Müslim 1322/371, Malik 1/377, Ebu Davud 1760, Nesei 2799, İbni Mace 3103, İbnu’l-Carud 427, 428, İbni Hibban 4014, 4016, Tayalisi 2596, Humeydi 1003, Begavi 1054, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/312

(32) Ebu’z-Zubeyr (Rahmetullahi Aleyh) dedi ki:

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma)’dan işittim kendisine kurbanlık deveye binmenin hükmü sorulduğunda cevaben şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim şöyle buyurdu:

“Kendisine mecbur kaldığın müddetçe başka bir binit bulana kadar ona maruf şekilde bin!”

Müslim 1324/375, Ebu Davud 1761, Nesei 2801, İbni Hibban 4015, Begavi 1056, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/317

(16) İhram

(33) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yüksek sesle telbiye okuması, Zulhuleyfe’den devesi onu Beyda mevkiinde dümdüz doğrulttuğu zamandır.”

Buhari 1444

(34) Salim babası Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’yı şöyle derken işitmiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidin yanından başka bir yerde telbiye etmedi, yani ancak Zulhuleyfe mescidinde telbiye etti.”

Buhari 1463, Müslim 1186

(17) Telbiye Getirmek

(35) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den saçlarını zamklı bir madde ile toplayıp yapıştırmış olduğu halde ihramda yüksek sesle telbiye ederken işittim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu sözleri söylüyordu:

“Lebbeyk Allahumme Lebbeyk, Lebbeyke La Şerike Leke Lebbeyk, İnne‘l-Hamde Ve’n-Ni’mete Lek, ve’l-Mülke Lâ Şerike Lek.”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bu kelimeler üzerine ziyade yapmıyordu.

Buhari 5936, Müslim 1184/19, Ebu Davud 1812, Nesei 2747, Tirmizi 825, Darimi 2/34, İbni Mace 2918, İbni Huzeyme 2261, İbni Hibban 3799, Darekutni 2/225, Beyhaki 5/44, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/3

(36) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in nasıl telbiye söylediğini elbette iyi bilirim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) telbiyesinde:

“Lebbeyk Allahumme Lebbeyk, Lebbeyke La Şerike Leke Lebbeyk, İnne‘l-Hamde Ve’n-Ni’mete Lek.”

Buhari 1470

(18) Telbiye Getirirken Sesi Yükseltmek!

(37) Hallad bin es-Saib el-Ensari babasından rivayet ederek şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bana Cebrail Aleyhisselam geldi, ashabıma ve beraberimde bulunanlara tahlil veya telbiye ikisinden birini kastediyor getirirken seslerini yükseltmelerini kendilerine emretmemi bana emretti!”

Ebu Davud 1814, Nesei 5/162, Tirmizi 820, İbni Mace 2922, Malik 1/334, Darekutni 2/238, Begavi 1867

(19) Hac İçin İhram Vaciptir

(38) Musa bin Nafi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Bir defasında temettu hacısı olarak umre niyetiyle Mekke’ye geldim. Tevriyeden üç gün önce Mekke’ye girdik. Mekke halkından bazı kimseler bana:

–Senin haccın Mekkelilerin haccına dönmektedir! dediler. Ben de Ata bin Ebi Rebah (Radiyallahu Anh)’ın yanına gittim ve kendisinden fetva istedim. Ata şöyle dedi:

−Bana Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle rivayet etti:

−Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Mekke’ye kurbanlık develer gönderdiği hac günü, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber hac etmiştir. Sahabeler o gün, İfrad hac niyetiyle ihrama girip telbiye etmişlerdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara şöyle buyurdu:

−“Haccınızı umreye çevirin! Beyti tavaf, Safa ile Merve arasını sa’y etmek ve saçlarınızı kısaltmak suretiyle ihramlarınızdan çıkınız! Sonra ihramsız olarak Mekke’de ikamet ediniz! Terviye günü olduğu vakit hacca niyetle ihrama girip telbiye getiriniz! Önceki İfrad haccınızı bu şekilde haccı temettu yapınız!”

Sahabeler:

−Ya Rasulallah! Biz ilk ihrama girişimizde hac diye isimlendirdiğimiz halde, o haccımızı nasıl temettu yaparız? dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sizler benim emrettiğim şeyleri yapınız! Eğer ben de kurban sevk etmemiş olsaydım, şüphesiz ki, size emrettiğim gibi yapardım! Fakat kurbanım varacağı yere ulaşıncaya yani Mina’da kesilinceye kadar ihramlıya haram olan şeylerden hiç birisi bana helal olmaz!”

Bunun üzerine sahabeler Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in emrettiği gibi yaptılar.

Buhari 1488

(39) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bizler, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber İfrad hac ile telbiye ederek geldik. Aişe (Radiyallahu Anha)’da umre ile ihrama girerek geldi. Serif mevkiine geldiğimiz zaman Aişe (Radiyallahu Anha) hayız oldu. Nihayet Mekke’ye geldiğimizde Kâbe’yi tavaf ve Safa ile Merveyi de sa’y ettik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizden yanında kurbanlık bulunmayan kimselere ihramdan çıkmalarını emretti. Biz hangi şeyle helal oluyor dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“İhramlıya haram olan şeylerin hepsi size helâldir!”

Bunun üzerine biz kadınlarla münasebet yaptık, kokular süründük ve elbiselerimizi giyindik. Arafe ile aramızda dört gün kalmıştı. Sonra terviye Zilhicce ayının sekizinci günü yüksek sesle telbiye getirdik. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aişe (Radiyallahu Anha)’nın yanına girdi ve onu ağlar halde buldu şöyle buyurdu:

−“Neyin var?”

Aişe (Radiyallahu Anha):

−Benim halim şudur ki, ben hayız oldum! İnsanlar ihramdan çıktıkları halde ben ne ihramdan çıkabildim ve ne de Beyti tavaf edebildim. Şimdi ise insanlar hacca gidiyorlar dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Şüphesiz ki, bu Allah’ın, Adem’in kızları üzerine yazmış olduğu bir şeydir. Dolayısıyla yıkan ve sonra hac niyetiyle ihrama gir!”

Aişe (Radiyallahu Anha)’da böyle yaptı ve mevkıflar da bulundu. Nihayet temizlenince Kâbe’yi tavaf ve Safa ile Merve arasında sa’y etti. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sen hac ve umrenden birlikte çıktın!”

Aişe (Radiyallahu Anha):

−Ya Rasulallah! Ben gönlümde Beyti tavaf etmediğimi bilip dururken nasıl hac etmiş olurum? dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ey Abdurrahman! Bunu götür ve Tenimden umre yaptır!”

Bu, Minadan Muhassab mevkiine indikleri gece olmuştu.

Müslim 1213/136

(40) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) Yahya’nın rivayetinde şöyle dedi:

“Biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber İfrad hacca niyet ederek ihrama girip telbiye getirdik. Bu hadis İbnu Avn (Radiyallahu Anh)’ın rivayetinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İfrad hacca niyet ederek ihrama girip telbiye getirdi şeklindedir.”

Müslim 1231/184

(41) Esma (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

İhramlılar olarak yola çıktık. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kimin yanında kurbanlık varsa o, ihramlı hali üzere sabit kalsın! Kimin de yanında kurbanlık yoksa o, ihramdan çıksın!”

Benim yanımda kurbanlık yoktu, bu yüzden ben ihramdan çıktım. Kocam Zübeyr’in yanında kurbanlık vardı, bu nedenle o, ihramdan çıkamadı. Ben elbisemi giyinip çıktım ve Zübeyr’in yanına oturdum. Zübeyr bana:

−Yanımdan kalk dedi. Ben de ona:

−Üzerine atlamamdan mı korkuyorsun? dedim.

Müslim 1236/191

(42) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in umre ile hacca birlikte niyet ederek:

“Lebbeyke Umreten ve Haccen.” diyerek yüksek sesle telbiye getirdiğini işittim.

Müslim 1251/214, Ebu Davud 1795, Nesei 2728, Tirmizi 821, İbni Mace 2968, İbnu’l-Carud 430, İbni Hibban 3930, İbni Ebi Şeybe 4/542, Tayalisi 2121, Begavi 1881, 1882, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/282