İman

İmanın Rükünleri:

İmanı genel bir tarifle tarif edecek olursak, iman: Dinin getirdiği şeyleri dil ile ikrar etmek, İslamdan başka uyulması gereken din olmadığına kalp ile iman etmek ve Allah’ın şeriat kıldığı hükümlere göre kalp ve uzuvlarla amel ekmektir. Makbul olması için amelde şu iki şey şart koşulur:

1) Amelin, Kur’an ve pak sünnette Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in, getirdiği hükümlere uygun olması gerekir.

2) Birde, Allah için halis, şirk karışmamış olması gerekir.

Birincisi: Allah’a İman

Allah’a, bilerek ve itaat ederek tevhidin gerçekleşeceği şeylere ve ilmi veya ameli haberlere kesin iman etmektir.

İkincisi: Meleklere İman

İsimlerine, sıfatlarına ve amellerine dair Kitap ve sünnette sahih delillere genel yahut ayrıntılı ifadelerle olarak iman etmektir. Onlar nurdan yaratılmışlardır. Allah onları kendisine ibadet ve itaat etmeleri için yaratmıştır. Onların isimleri vardır: Cebrail, Mikail, İsrafil ve benzeri onların yaratılışı şeytanların zıddına hoş ve güzeldir. Onların beşeri kıyasa sığmaz harika güçleri vardır.

Üçüncüsü: Rasullere İman

Allah’ın, insanları doğru yola iletmek için gönderdiği nebiler ve rasullerdir. Allah’ın salât ve selamı onların üzerine olsun. Onlar diğer bütün insanlardan daha faziletlidirler. Kim buna karşı çıkarsa, o küfre girmiştir. Onlara genel olarak iman etmenin vacip olduğu gibi, kendi hakkında delil sahih olup ismi sabit olanlara da iman etmek vaciptir. Onların ilki Adem (Aleyhisselam) sonuncuları Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’dir. İbrahim, Musa, Davud, Süleyman, Yunus, Lût ve İsa onlardan birkaçıdır. Allah’ın en faziletli salât ve selamı onların üzerine olsun.

Dördüncüsü: Kitaplara İman

a) Kitapların tamamının Cebrail (Aleyhisselam) vasıtasıyla Allah katından indirilmiş olduğuna iman etmektir.

b) İndirilen kitaplar: Musa (Aleyhisselam)’a indirilen Tevrat, Davut (Aleyhisselam)’a indirilen Zebur, İsa (Aleyhisselam) ya indirilen İncil ve Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e indirilen Kur’an’dır.

c) Tevhit davetini terk eden yahudi ve hristiyanlar tarafından kendilerine indirilmiş kitaplarda tahrif meydana gelmiştir. Sonra Allah’ın tahriften koruduğu kitapların sonuncusu Kur’an gelmiştir.

d) Kur’an, geçmiş semavi kitapları neshedicidir. Kuran’a uymamız bize vaciptir.

e) Kur’an Allah’ın kelamıdır, harfleri ve manaları Allah katından inmedir, mahlûk değildir. Allah’tan başlamıştır, Ona dönecektir. Kur’an, mûcez ve kendisine inenin doğruluğuna delalet eder. Kuran, okuyarak ibadet ettiğimiz bir vahiydir. Allah onu Cebrail (Aleyhisselam) vasıtasıyla indirmiştir.

Mücez: Ona icaz da denir. Manası: Az ve basit kelimelerle derin, geniş ve özlü manalar içermesidir.

f) Kur’an ziyade ve eksiltme kabul etmeksizin kıyamet gününe kadar korunmuştur.

g) Kur’an, Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den rivayet edilen hadislerle tefsir edildiği gibi selefin ifadeleriyle de tefsir edilebilir. Soyut görüş ile tefsir yapılması caiz değildir. Çünkü bu, bilmeden Allah’a iftira etmektir. Kur’an’ı tevil ve manalarını asıl konumundan çıkartarak tahrif etmek küfürdür.

h) Kur’an, hikayedir, ibarelerdir, mecazdır yahut Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kendi yanından getirdiği hikmetin feyzidir demek caiz değildir, aksine küfürdür.

Beşincisi: Ahiret Gününe İman

Toplanma ve hesap gününe iman etmektir. Ahiret hakkında sahih olan haberlere, takaddüm eden alametlerine, Arş, kürsi, sırat, cennet ve cehennem ve benzeri şartlarına iman etmektir.

Altıncısı: Kadere, Hayrına ve Şerrine İman

a) Allah’ın olacak olan şeyleri olmadan önce bildiğine.

b) Allah mahlukatın kaderlerinin Levh-i Mahfuz’da yazdığına.

c) Allah’ın dilediği şeylerin olacağına, dilemediği şeylerin de olmayacağına.

d) Allah her şeye güç yetiren, her şeyin yaratıcısı, dilediğini yapan olduğuna.

e) Allah’ın dilemesi ve iradesi olduğuna, kulun da dilemesi ve iradesi olduğuna iman etmektir. Ancak kulun dilemesi, Allah’ın dileme ve iradesi altındadır. Örneğin kul: Bizi doğru yola ilet der, dua eder.

Allah, kuluna olan rahmeti sebebiyle, doğru yola nasıl ulaşacağını bilmesi için ona Nebiler gönderip onun için kitap indirmiştir. Kul Nebinin sözüne uyarsa, Allah’ın fazlıyla ve kendi seçmesiyle doğru yola ulaşmış olur. Kul, eğer Nebinin sözünden yüz çevirirse sapıtır ve bu Allah’ın kaderine göre seçim yapmasıdır.

f) Yaratılmazdan önce ecellerin yazılmış olduğuna, rızıkların taksim edilmiş olduğuna, insanların cennetlik mi cehennemlik mi olduğunun yazılmış olduğuna iman etmektir.

İhsan

İhsan, İslam derecelerinin en yücesi ve Allah’a en sevimli olanıdır. İhsan, Allah’a görüyormuşçasına ibadet etmektir, sen Onu görmesen de O seni görüyor. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ki, Allah muttakiler ve ihsan sahibi insanlarla beraberdir.”

Nahl 128