Kıyametin Küçük Alametleri Nelerdir?

1) Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Gönderilmesi

Sehl bin Saad es-Saidi (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) işaret ve orta parmağını birleştirdi ve buyurdu:

“Ben kıyametle şu ikisi gibi gönderildim.”

Buhari 5406, Müslim 2950

Kurtubi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dimiştir:

“Kıyametin alametlerinin ilki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in gönderilmesidir. Çünkü O, ahir zaman Nebisidir. Kendisi ile kıyamet arasında başka bir Nebi olmadığı halde gönderilmiştir.”

2) Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Vefat Etmesi

Avf bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Tebük gazvesinde deriden yapılmış bir çadır içerisindeyken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına geldim, şöyle buyurdu:

“Kıyametin kopmasından önce altı şeyi say! Benim ölümüm! Sonra Beytu’l-Makdis’in fethedilmesi! Koyunların kırıldığı gibi sizi yakalayıp helak edecek veba salgını! Sonra malın çoğalması ki bir kimseye yüz dinar verilir, buna karşın o kişi kızmaya devam eder! Sonra Arap evlerinden girmedik hiçbir ev bırakmayan bir fitne! Sonra sizinle sarı ırk arasında bir barışın olması! Bu barışın akabinde onlar antlaşmayı bozarlar ve her bayrağın altında on iki bin kişi olduğu halde seksen bayrak altında size saldırırlar!”

Buhari 2967

3) Beytu’l-Makdis’in Fethi

Avf bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Tebük gazvesinde deriden yapılmış bir çadır içerisindeyken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına geldim, şöyle buyurdu:

“Kıyametin kopmasından önce altı şeyi say! Benim ölümüm! Sonra Beytu’l-Makdis’in fethedilmesi! Koyunların kırıldığı gibi sizi yakalayıp helak edecek veba salgını! Sonra malın çoğalması ki bir kimseye yüz dinar verilir, buna karşın o kişi kızmaya devam eder! Sonra Arap evlerinden girmedik hiçbir ev bırakmayan bir fitne! Sonra sizinle sarı ırk arasında bir barışın olması! Bu barışın akabinde onlar antlaşmayı bozarlar ve her bayrağın altında on iki bin kişi olduğu halde seksen bayrak altında size saldırırlar!”

Buhari 2967

Beytu’l-Makdis’in fethi, Raşit Halife Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh)’ın zamanında hicretten on beş sene sonra gerçekleşmiştir.

4) Amvas Vebası

Avf bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Tebük gazvesinde deriden yapılmış bir çadır içerisindeyken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına geldim, şöyle buyurdu:

“Kıyametin kopmasından önce altı şeyi say! Benim ölümüm! Sonra Beytu’l-Makdis’in fethedilmesi! Koyunların kırıldığı gibi sizi yakalayıp helak edecek veba salgını! Sonra malın çoğalması ki bir kimseye yüz dinar verilir, buna karşın o kişi kızmaya devam eder! Sonra Arap evlerinden girmedik hiçbir ev bırakmayan bir fitne! Sonra sizinle sarı ırk arasında bir barışın olması! Bu barışın akabinde onlar antlaşmayı bozarlar ve her bayrağın altında on iki bin kişi olduğu halde seksen bayrak altında size saldırırlar!”

Buhari 2967

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in koyun kırımı (veba salgını) buyruğu hayvanların yakalandığı bir hastalıktır. Hayvanların burunlarında bir akıntı olur, akabinde hemen ölürler. Kıyametin bu alameti, Ömer (Radiyallahu Anh)’ın hilafetinde, Kudüs şehrinin fethinden sonra, Amvas vebasında ortaya çıkmıştır.”

5) Fitnelerin Ortaya Çıkması

Ebu Musa el-Eşari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyametin hemen önünde karanlık gecenin parçaları gibi fitneler olacak! Orada kişi mü’min olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayacak! Yine mü’min olarak akşamlayacak, kâfir olarak sabahlayacaktır! O fitneler zamanında, oturan kişi ayakta olandan, yürüyen kişi koşandan hayırlıdır. Okunuzu kırınız, kirişinizi kesiniz, kılıçlarınızı taşa vurunuz! Sizin yanınıza biri zorla girerse ev sahibi kimse, Âdem’in iki oğlundan en hayırlısı gibi olsun!”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), burada, Âdem (Aleyhisselam)’ın iki oğlundan öldüren Kâbil gibi değil de mazlum olarak öldürülen Hâbil gibi olsun demek istiyor.

Ebu Davud 4259, İbni Mace 3961

Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in münadisi: ‘Namaz toplayıcıdır!’ diye nida etti. Biz, hemen Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in etrafına toplandık. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Benden önceki her Nebiye, ümmeti lehine bildiği iyiliği onlara emretmesi ve onlar aleyhine bildiği şerri de yasaklaması hak olmuştur. Bu sizin ümmetinizin afiyeti, ilk dönemlerde kılındı. Sonunculara ise belalar ve hoşlanmayacağı işler isabet edecektir. Fitneler arka arkaya gelir de sonra ki fitne öncekinden daha büyük olur ve öncekini hafif bırakır. Fitne gelir de mü’min bir kimse:

−‘Beni helak edecek fitne budur’ der. Sonra o fitne gider ve yine fitne gelir de mü’min kul:

−‘İşte beni helak edici fitne budur, işte budur’ der. Herkim ateşten uzaklaştırılıp cennete girdirilmeyi isterse; Allah’a ve ahiret gününe iman eder halde ölüm kendisine gelsin ve insanlara kendisine yapılmasını istediği şeyi yapsın!”

Müslim 1844

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Karanlık gecenin parçaları gibi olan fitnelerden önce amellerde birbirinizle yarışın! O fitnelerde, kişi mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak akşama erer. Yahut kişi mü’min olarak akşamlar, kâfir olarak sabaha erer ve dini dünyalık bir meta karşılığında satar!”

Müslim 118

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu hadisin içeriği, insanın çaresiz veya mehtapsız zifirî karanlık gecenin karanlığı gibi üst üste yığılmış ve insanı meşgul eden fitneler vuku bulmadan önce salih amellerde yarışmasına teşviktir.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bu fitnelerden çetin bir fitne saydı ki o da, kişinin mü’min olarak akşamlayıp sabaha kâfir çıkmasıdır! Yahut tam tersi olmasıdır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu vasıflandırması o fitnenin büyüklüğü sebebiyledir. İnsan, bir günde bu şekilde imandan çıkıp küfre, küfürden çıkıp imana dönebiliyor. Allah en iyisini bilendir.

Fitnelerin çıkış yeri doğu tarafıdır. Buna işaret eden deliller.

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in doğu tarafına yönelmiş olarak şöyle buyurduğunu nakleder:

“Dikkat! Fitne buradandır! Dikkat! Fitne buradandır! Dikkat! Fitne buradandır! Şeytanın boynuzunun doğduğu yerdendir!”

Müslim 2905

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Fitnelerin ilk kaynak noktası doğu tarafı olmuştur. Orası Müslümanlar arasında bölünmeye sebep olmuştur. Bu, şeytanın istediği ve onu sevindiren şeylerdendir. Bid’atler de ilk orada türemiştir. Orada meydana gelen fitnelerden birkaçı; Raşit Halife Osman (Radiyallahu Anh)’ın öldürülmesi, Cemel vakası, Sıffîn vakası, Haricilerin ortaya çıkması, Harre vakası, Kur’an’ı Kerim’in mahlûk olduğunu söyleyenlerin ortaya çıkmasıdır.”

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İki büyük grup birbiriyle harp etmedikçe kıyamet kopmayacaktır! Her ikisinin davası aynı olduğu halde aralarında büyük bir savaş olacaktır!”

Buhari 6974

Bu savaş hicretin otuz altıncı yılında, iki grup arasında, Sıffîn Vakası diye bilinen savaşta gerçekleşmiştir. Bu iki grupta yetmişten fazla ordu vardı. İki gruptan yaklaşık yetmiş bin kişi öldürülmüştür.

Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh), ‘Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in fitne hakkındaki sözlerini kim aklında tutuyor?’ diye sordu. Huzeyfe (Radiyallahu Anh):

−Ben onu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in söylediği gibi ezberimde tutuyorum, dedim. Ömer (Radiyallahu Anh):

−Onu getir anlat, sen çok cüretkârsın, dedi. Ben:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu, dedim:

“İnsanın ehli, malı ve komşusu yüzünden uğradığı fitneye, namaz kılması, sadaka vermesi, iyiliği emretmesi, kötülükten alıkoyması kefaret olur.”

Ömer (Radiyallahu Anh):

−Hayır, sorduğum bu değil! Denizin dalgalanması gibi dalgalanacak fitneyi soruyorum, dedi. Huzeyfe (Radiyallahu Anh):

−Ey mü’minlerin emîri, o fitneden sana bir zarar yok! Çünkü seninle onun arasında kapalı bir kapı vardır, dedi. Ömer (Radiyallahu Anh):

−O kapı açılır mı, yoksa kırılır mı? dedi. Huzeyfe (Radiyallahu Anh):

−Kırılır, dedi. Ömer (Radiyallahu Anh):

−Bu, bir daha kapanmamaya daha elverişlidir, dedi. Biz, Huzeyfe (Radiyallahu Anh)’a:

−Ömer (Radiyallahu Anh) o kapıyı bildi mi? dedik. Huzeyfe (Radiyallahu Anh):

−Evet, yarının önünde bu gecenin geleceğini bildiği gibi bildi. Ben, Ömer (Radiyallahu Anh)’a yanlışları olmayan bir hadis söyledim, dedi. Huzeyfe (Radiyallahu Anh)’a o kapının kim olduğunu sormaya cesaret edemedik. Mesruk (Radiyallahu Anh)’a:

−O kapı kimdir? diye sor, dedik. Huzeyfe (Radiyallahu Anh):

−O kapı, Ömer’dir, dedi.”

Buhari 3366

Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle anlatıyor:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’nin yüksek evlerinden bir evden baktı ve şöyle buyurdu:

−“Benim gördüğüm şeyleri siz de görebiliyor musunuz?”

Sahabeler:

−Hayır, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Şüphesiz ki, ben evlerinizin aralarında meydana gelen fitneleri, oralarda yağmurun meydana geldiği gibi görmekteyim.”

Buhari 6930

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Fitneler çok ve genel olması açısından yağmura benzetilmiştir. Yani fitneler çok olacak ve tüm insanları kapsayacak. Tek bir grupta meydana gelmeyecek! Bu insanlar arasında cereyan eden harplere işarettir. Cemel vakası, Sıffîn vakası, Harre vakası, Osman (Radiyallahu Anh)’ın öldürülmesi, Hüseyin (Radiyallahu Anh)’ın öldürülmesi ve benzeri gibi… Bunda Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in açık bir mucizesi vardır.”

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu, ancak Medine’ye hastır. Çünkü Osman (Radiyallahu Anh) orada iken öldürülmüştür. Sonra fitneler diğer beldelere yayılmıştır. Cemel ve Sıffîn savaşı, Osman (Radiyallahu Anh)’ın öldürülmesi sebebiyle olmuştur. Nehrevan savaşı Sıffîn’deki hakem olayı sebebiyle çıkmıştır.

Bu asırda meydana gelen her savaş, ancak bir sebepten çıkmış, kendisi de başka bir olaya sebep olmuştur. Sonra Osman (Radiyallahu Anh)’ın öldürülmesi ve ona yöneltilen eleştirilerin en büyük sebebi, tayin ettiği valiler ve onları tayin etmesi üzere idi. Bunun ilk çıkış yeri Irak’tır ve orası doğu cihetindedir.”

6) İlmin Kaldırılması ve Cehaletin Ortaya Çıkması

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Size bir hadis söyleyeyim, onu benden sonra hiç kimse tahdis edemez! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İlmin azalması ve cehaletin ortaya çıkması kıyametin alametlerindendir!”

Buhari 239, 240

Şakik (Rahmetullahi Aleyh) şöyle anlatıyor:

Abdullah ibni Mes’ud ve Ebu Musa (Radiyallahu Anhum) ile beraberdim. O ikisi şöyle naklettiler:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyametten hemen önce cehalet indirilir ve ilim kaldırılır!”

Buhari 6931, Müslim 2672

İbni Battal (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bunların tamamı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kıyamet saatine dair verdiği haberlerdir. Biz bu alametleri gözlerimizle gördük ve idrak ettik. İlim azaldı ve cehalet ortaya çıktı.”

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh)’de bunun akabinde şunları eklemektedir:

“Bize göre İbni Battal ilmin bulunması ile beraber cehaletin çoğunluğunu göze alarak şahid getirmiştir. Hadiste kastedilen ise cehaletin yeryüzüne yerleşmesidir. Hatta ilmin çok ender bulunmasıdır. ‘İlim kabzedilir ve cehalet kalır’ ifadesiyle buna işaret edilmiştir. Bu da ilim ehlinden bir grubun kalmasını engellemez. Çünkü ilim ehli, o gün insanlar içinde önemsiz ve garip kalacaktır!

İlmin kaldırılması, âlimlerin ruhunun kabzedilmesi ile olur. Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki, Allah ilmi insanlardan söküp almaz! Fakat âlimlerin ruhunu kabzederek ilmi kaldırır. Nihayet hiçbir âlim kalmayınca halk, cahil insanları reis/emirler edinirler! Onlara birtakım sorular sorulur da (onlar da bilgisizce cevap vererek) hem kendileri sapıklığa düşerler hem de insanları düşürürler!”

Buhari 256

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Bu hadis, geçen hadisteki ilmin kabzedilmesini açıklamaktadır. İlmin kabzedilmesi, hafızların kalplerinden silinmesi değildir! Bunun manası, ilmi taşıyanların vefat etmesidir.

Bundan sonra insanlar cahilleri baş edinirler, onlar da cahilce hükmederler. Hem kendileri dalalete düşerler hem de halkı dalalete düşürürler. Burada ilimle kastedilen Allah’ın Kitabı ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetinin bilinmesidir. Bu, Nebilerden miras alınan ilimdir. Çünkü âlimler, Nebilerin varisleridir. Hadiste kastedilen, dünyalık bilgiler değildir! Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Onlara soru sorulur, onlarda ilimsiz fetva verirler. Hem kendileri dalalete düşerler hem de insanları düşürürler!”

Çünkü dalalet, ancak dinî bilgisizlikten olur.

Şeyh Hamud şöyle demiştir:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den, sahabelerden ve onlardan sonraki ilim ve hidayet âlimlerinden miras kalan ilmi, insanlardan çoğu terk ettiler. Bu ilme merak salan, ilgilenen azaldı. Birçok insanın dikkati gazete ve dergilere yöneldi. Ya da bunlar gibi sırf cehalet içeren bir takım şeylere yöneldi.

Bu tür cehalet bizim zamanımızda çıktı ve yerleşti. Yeryüzünün doğusunda, batısında son derece yaygınlaştı. Özelde, genelde had safhada yayıldı. Birçok insan bunlara tutuldu ve bunları bilim, kültür ve çağdaşlık olarak nitelendirdi.

Bunlarla ilgilenen de onlara göre kültürlü çağdaş insan oldu. Ne gariptir ki, bazı sefihler, ahmaklık ve sapıklıkta ileri giderek dinî ilimlerle uğraşan insanı irticacı diye isimlendirdiler. Faydalı ilim kitaplarını da nefretlerinden ve küçümsemelerinden ‘Safra Kitaplar’ diye adlandırdılar!”

İslam’ın şartları bilinmez hale gelene kadar ilim azalmaya ve cehalet artmaya devam edecektir!

Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Elbise nakşının eskiyip gittiği gibi İslam da eskiyip gider. Hatta oruç nedir, namaz nedir, kurban nedir, sadaka nedir bilinmez hale gelir. Allah’ın Kitabı bir gecede göğe yükseltilir. Hatta yeryüzünde ondan bir ayet bile kalmaz. Çok yaşlı erkek ve çok yaşlı kadınlardan oluşan bir takım insanlar kalacak ve biz babalarımızı ‘La ilahe illallah’ kelimesi üzerine bulduk da biz de bu kelimeyi söylüyoruz derler.”

Huzeyfe (Radiyallahu Anh) bu hadisi nakledince orada bulunan Sıla isimli şahıs:

−Namaz nedir, oruç nedir, kurban nedir, sadaka nedir bilmezken, ‘La İlahe İllallah’ onlara ne yarar sağlayacak? diye sorar. Huzeyfe (Radiyallahu Anh) onun sorusuna cevap vermez. Sıla da bu soruyu üç kere tekrarlar.

Bunun üzerine Huzeyfe (Radiyallahu Anh):

−Ey Sıla! Bu onları ateşten kurtarır! der ve bunu üç kere tekrarlar.

İbni Mace 4049

Bundan daha büyüğü ise Allah-u Teâlâ’nın isminin yeryüzünde anılmaz hale gelmesidir.

Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yeryüzünde Allah denildiği müddetçe kıyamet kopmaz!”

Müslim 148

İbni Kesir (Rahmetullahi Aleyh) şöyle diyor:

Bu hadisin manası hakkında iki görüş vardır:

Birinci Görüş: Hadisin manası: ‘İşlenen hiçbir kötülük yasaklanmaz, kötülük yapan hiç kimse kötülüğü görüldüğü halde neden böyle yapıyorsun diye kınanmaz! Nihayet bu hal, Allah’ın adı anılmayana kadar böyle devam eder’ şeklinde tabir olunmuştur. Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) hadisinde geçtiği gibi yeryüzünde şerli insanlar kalır ki onlar hiçbir iyiliği emretmez ve hiçbir kötülüğü de yasaklamazlar!

Ahmed bin Hanbel Müsned 2/134

İkinci Görüş: Yeryüzünde Allah’ın anılmaması ve isminin bilinmemesidir. Bu da zamanın bozulduğu, insan neslinin helak olduğu, küfrün, günahların ve isyanın çoğaldığı vakittir!

7) Mescidlerin Süslenmesi ve İnsanların Mescidlerle Övünmeleri

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanların mescid/cami inşa ederek övünmeleri, kıyametin alametlerindendir!”

Ebu Davud 449, İbni Mace 739

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlar yapılan mescidlerle/camilerle övünürler. Sonra da oraları çok az (ibadet ve ilimle) ihya ederler!”

Buhari 541, Fethu’l-Bari 2/67

Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Sizler, Yahudi ve Hristiyanların mabetlerini süsledikleri gibi mecidleri/camileri süsleyeceksiniz!”

Buhari 541

Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in mescidinin tavanı hurma yaprakları ve soyulmuş hurma dallarıyla örtülüydü.”

Buhari 541, Fethu’l-Bari 2/67

Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh), mescidin yapılmasını emretti ve ustaya şöyle dedi:

“İnsanları yağmurdan koru! Kırmızı ve sarı renkleri kullanmaktan kaçın! Aksi takdirde insanları fitneye düşürürsün!”

Buhari 541, Fethu’l-Bari 2/67

Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“İnsanların üzerine öyle bir zaman gelir ki, mescidlerde toplanırlar da içlerinde mü’min yoktur!”

Hakim el-Müstedrek 8414

Bugün insanlar mescidleri kırmızıya sarıya boyamakla kalmadılar, elbise nakışı gibi nakışla süslemeye kadar gittiler. Melikler, halifeler mescid inşa ettirmede, süslemede birbirlerine övünmeye başladılar. Hatta bu işte acayip dereceye geldiler.

Münavi şöyle demiştir:

“Mescidleri süslemek, Mushafları yaldızlamak yasaklanmış bir harekettir. Çünkü böyle yapmak kalbi meşgul eder. Huşudan, tefekkür ve Allah’ın karşısında boyun bükmekten kalbi oyalar. Şafii âlimlerine göre, Kâbe bile olsa mescidleri altınla, gümüşle süslemek haram, başka bir şeyle süslemekse mekruhtur!”

8) Emanetin Kaybolması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir mecliste konuşurken bir bedevi geldi ve:

−Kıyamet ne zaman? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konuşmasına devam etti. Oradakilerden bazısı:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bedevinin dediğini duydu ama hoşlanmadı, dediler. Bazısı da:

−Hayır, işitmedi, dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sözünü bitirince şöyle buyurdu:

−“O, kıyameti soran nerede?”

Bedevi:

−Ben buradayım, Ey Allah’ın Rasulü! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:

−“Emanet kaybolduğu zaman, kıyameti bekle!”

Bedevi:

−Emanetin kaybolması nasıldır? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“İş ehli olmayana havale edilirse, kıyameti bekle!”

Buhari 214

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) hadisle ilgili olarak şöyle demişti:

“…İşlerin ehli olmayana havale edilmesi, cehaletin galip gelip ilmin kaldırılmasından kaynaklanmaktadır. Bu da kıyametin alametleri cümlesindendir. Bunun muktezası, ilim var olmaya devam ettiği sürece kıyamette genişlik vardır.”

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hadiste emanetin kalplerden nasıl kaldırılacağını açıklamıştır.

Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizlere iki olay anlattı ki ben onlardan birini gördüm. Diğerini de beklemekteyim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle anlattı:

“Emanet, salih kimselerin gönüllerinin derinliğine indi. Sonra onlar Kur’an’ı ve sünneti öğrendiler.”

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize ilmin kaldırılmasını anlattı:

“Bilgili kişi uykuya dalar. O uyurken emanet kalbinden silinir. Emanetin izi, nokta halinde, yanık yeri gibi kalır. Sonra o kişi bir uyku daha uyurken emanetin geri kalanı da alınır. Bunun izi de balta sallayan bir işçinin avucundaki kabarcık gibi kalır. Şu halde emanet, senin ayağına düşürdüğün bir ateş parçasının düştüğü yeri şişirip senin onu bir kabarcık şeklinde görmen gibidir. Hâlbuki o kabarcıkta bir şey yoktur. İnsanlar sabaha erip alış verişe başlarlar. Hiç kimse emaneti eda etmek imkânını bulamaz! ‘Falan oğulları içinde emin bir adam vardır, emaneti ona verelim’ denilir. Bir kimse için ‘Ne akıllı, ne zarif, ne de güçlü!’ denilir. Hâlbuki onun kalbinde hardal tanesi kadar iman yoktur!”

Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“Bana öyle bir zaman geldi ki, o zamanda ben ‘kiminle alış veriş edeceğim?’ diye tasalanmazdım! Eğer alış-veriş yaptığım Müslüman ise onu, beni aldatmaktan İslam alıkoyardı. Yok, Hristiyan ise onu da vali alıkoyardı. Bugün ise ben falan ve falandan başka kimseyle alışveriş yapamıyorum.”

Buhari 6419

Kim, günümüzdeki insanların hallerini düşünse, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ne kadar doğru söylediğini anlar.

9) Geçmiş Ümmetlerin Yollarına Uyulması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ümmetim, geçmiş ümmetlerin yoluna karış karış, kulaç kulaç uymadıkça kıyamet kopmaz!”

Sahabeler:

−Ey Allah’ın Rasulü! Fars ve Rumların yoluna mı? dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“İnsanlardan sadece onları kastediyorum!”

Buhari 7201

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Karış ve kulaç ile onlara uymanın çok olacağı örneklendirilmek istenmektedir. Burada kastedilen, küfürde onlara uymak değil, günah ve bir takım hükümlere muhalefette onlara uymaktır. Bu da, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in açık bir mucizesi olup onun haber verdiği gibi vuku bulmuştur.”

Muhlib (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ümmetinin, geçmiş ümmetler gibi sonradan uydurulan bid’atlara ve hevalarına uyacaklarını bildirmiştir. Birçok hadiste, kıyamete yakın kimselerin şerli kimseler olduğunu ve kıyametin de sadece en şerli insanlar üzerine kopacağını söylemiştir. Dinin kıvamı ve ayakta duruşu ise dinî ilimlerde yetişmiş değerli kimselerin yanında, onlarla birlikte olacağını haber vermiştir.”

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sakındırıp uyardığı birçok hâdise vuku bulmuştur. Kalanları da vuku bulacaktır.”

10) Malın Çoğalıp Yaygın Olması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Aranızda mal çoğalıp taşmadıkça kıyamet kopmaz! Hatta mal sahibi, sadakasını kim kabul eder diye tasalanır! Nihayet mal sahibi, sadakayı bir kimseye arz eder de kendisine arz edilen; Benim mala ihtiyacım yoktur! der.”

Buhari 1339

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Bu hadiste üç hale işaret vardır.

Birinci Hal: Sadece malın çoğalmasına işaret vardır. Bu hal, sahabe zamanında gerçekleşmiştir. Çünkü hadiste Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Aranızda mal çoğalır.”

İkinci Hal: Malın çokluğundan dolup taşmasına işarettir. Yani kimse, diğerinin malını almaya tenezzül etmez hale gelmiştir. Bu da sahabe asrının sonlarında, tabiin asrının başlarında meydana gelmiştir. Çünkü hadiste:

“mal sahibi… tasalanır” ifadesi vardır. Bu, Ömer bin Abdulaziz (Rahmetullahi Aleyh) dönemine uygulanabilir.

Üçüncü Hal: Malın haddinden fazla bollaşıp herkesin zengin olacağına işarettir. Mal sahibi sadakasını kabul edecek kimse bulamamaktan tasalanacak. Hatta sadakayı hak etmeyen birine arz edecek de o kimse almaktan çekinerek mala ihtiyacım yoktur! diyecek.

Bu zaman, İsa (Aleyhisselam) zamanıdır. Bu sonuncu halin şu şekilde olması da muhtemeldir. Ateş çıkar, insanlar mahşere toplanma işi ile meşgul olurlar. Hiç kimse mala iltifat etmez. Aksine olabildiğince azaltmaya çalışır.”

11) Arap Arazilerinin Bahçelikler ve Nehirlere Dönmesi

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Mal çoğalıp taşmadıkça kıyamet kopmaz! Nihayet bir kimse malının zekâtını çıkarır da, kabul eden kimse bulamaz! Arap arazileri, bahçelikler ve nehirlere dönmeden kıyamet kopmaz!”

Müslim 3/201

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Arap arazileri, bahçelikler ve nehirlere dönmeden…”

Bunun manası:

“İnsanlar arazileri bırakacak ve arazilerden yüz çevirecekler. Ziraat yapılmayan ve sularından içilmeyen bir şekilde boş kalacak. Bu da erkeklerin azlığı, harplerin çokluğu, fitnelerin peş peşe çıkması, arzuların azlığı, boş vaktin olmaması ve bunlara önem verilmemesi sebebiyledir.”

Şeyh Yusuf Vabil ise şöyle demiştir:

“Bana zahir olan görüşe göre, İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh)’in yorumunda şüphe vardır. Çünkü Arap toprakları suyu az, nebatı olmayan, kurak bir yerdir. Sularının çoğu yağmur sularından ve kuyulardan sağlanmaktadır. Eğer sahipleri, arazileriyle meşgul olmayıp ziraat yapmazlarsa arazileri bahçeliklere ve nehirlere dönüşmez. Hadisin zahiri şuna delalet eder:

Arap beldelerinde sular çoğalacak, hatta akarsular olacak. Bunlarla da nebat bitecek. Bahçeler, ormanlar meydana gelecek. Bu asırda nehir gibi akan pınarların çıkması ve bunlarla birçok ziraat yapılması bunu kuvvetlendirir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiği olacaktır.”

Muaz bin Cebel (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Tebük gazvesinde şöyle buyurdu:

“Sizler inşallah yarın, Tebük pınarına varacaksınız. Sizler o pınara kuşluk vakti girmedikçe asla gitmeyeceksiniz! Sizden herkim o pınarın yanına giderse ben gelmedikçe asla suya el sürmesin!”

Nihayet pınarın yanına geldik. İki adam bizden önce suya gelmişlerdi. Pınarın suyu, ayakkabı tasması gibi içerden akıyordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) pınarın yanına önceden gelen iki kişiye şöyle buyurdu:

−“Bu pınarın suyuna el sürdünüz mü?”

Onlar:

−Evet, dediler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara kızdı ve Allah’ın dilediği kadar ağır sözler söyledi. Sonra insanlar, elleri ile azar azar su aldılar ve suları bir kapta topladılar. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kapta ellerini ve yüzünü yıkadı. Sonra o suyu pınarın içine iade etti. Bunun üzerine pınar bol bol akmaya başladı. Nihayet insanlar suya kandılar. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ya Muaz! Şayet uzun bir hayat yaşarsan buraların bahçelerle dolduğunu görmen muhtemeldir.”

Müslim 7/160

Allâle Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu hadisin müjdeleri ortaya çıkmıştır. Arap yarımadasının bazı yerlerinde Allah’ın bolca ihsan ettiği hayır ve bereketlerden, sulama aletleriyle çöl arazisinin ortasından bol miktarda su çıkarılıyor. Yine bazı mahalli gazetelerde okuduğumuza göre, Fırat nehrini Arap yarımadasına taşıma gibi bir düşünce var. Umulur ki var olma yoluna çıkmıştır, bekleyenler için yarınlar yakındır.”

12) Ay’ın İkiye Bölünmesi

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kıyamet yaklaştı ve ay ikiye bölündü.”

Kamer Suresi 1

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraberdik. Ay ortadan bölündü ve iki parça haline geldi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize şöyle buyurdu:

“Şahid olunuz, şahid olunuz!”

Buhari 4812, Müslim 2801

13) Hicaz’da Bir Ateşin Çıkması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hicaz arazisinde bir ateş çıkıp bu ateş Busra’daki develerin boyunlarını aydınlatana kadar kıyamet kopmaz!”

Buhari 6972, Müslim 2902

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bizim zamanımızda (654 yılında) Medine’de bir ateş çıkmıştı. Medine’nin doğu tarafında, Harre’nin arka tarafında çıkan çok büyük bir ateşti. Şam’ın tamamında ve diğer beldelerde herkes tarafından biliniyordu. Bana, bunu gören bir Medine’li haber vermişti.”

İbni Kesir (Rahmetullahi Aleyh)’de şunları nakleder:

“Busra’da yaşayan bedevilerden çoğu Hicaz’da çıkan bu ateşin ışığının develerin boyunlarını aydınlattığına şahid olmuşlardır.”

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh)’de şöyle demiştir:

“Kurtubi ve diğer âlimlerin anladığı gibi bana göre bu hadisten anlaşılan ateş, Medine’nin arka sokaklarında çıkan ateştir. Ancak insanları mahşere toplayan ateş başka bir ateştir.”

14) Nebi Olduğunu İddia Edenlerin Ortaya Çıkması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yaklaşık otuz kadar yalancı deccal çıkmadıkça kıyamet kopmaz! Bunların hepsi kendilerinin Allah’ın Rasulü olduklarını iddia edeceklerdir!”

Buhari 3380

Yine Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ahir zamanda bir takım yalancı deccallar olacaktır! Sizin ve babalarınızın işitmediği hadisler getirirler. Sizleri onlardan şiddetle sakındırıyorum! Onlar, sakın sizleri sapıtıp fitneye düşürmesinler!”

Müslim 7

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanının sonlarında buyruğunun doğruluğu anlaşılmıştır. Yemame’de Müseylime, Yemen’de Esved el-Ansi çıkmıştır. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın hilafetinde Esed oğullarından Tuleyha çıkmıştır. Temim oğullarından Secah çıkmıştır. Şebib bin Rib’î, ki Secah’ın özel danışmanı ve hocasıydı, onun hakkında yazdığı şiirde şöyle diyor:

“Nebimiz kadın oldu onun etrafında dolaşıyoruz.

Diğer insanların Nebileri ise erkekler olmuştur.”

Esved el-Ansi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefatından önce öldürülmüştür. Müseylime, Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın hilafeti döneminde öldürülmüştür. Tuleyha, tevbe edip sahih rivayete göre Ömer (Radiyallahu Anh)’ın hilafetinde Müslüman olarak vefat etmiştir. Secah’ın da tevbe ettiği sabittir, tarihî haberleri nakledenlerin nakillerinde mevcuttur.

Sonraları ilk Nebi olduğunu iddia eden Muhtar bin Ebi Ubeyd Sakafi’dir. Muhtar, Abdullah bin Zubeyr’in hilafetinin başlarında Kûfe’yi ele geçirmiştir. Ehl-i Beyt’i sevdiğini ileri sürerek insanları Hüseyin (Radiyallahu Anh)’ın katillerini bulmaya çağırmıştır. İnsanlar da ona tabi olmuşlardır.

Muhtar, Hüseyin (Radiyallahu Anh)’ın katline karışan yahut yardım edenlerin birçoğunu öldürmüş, insanlar da onu sevmişlerdir. Sonra Nebilik iddia etmesini şeytan ona süslü göstermiştir. Muhtar da kendisine Cibril (Aleyhisselam)’ın geldiğini söylemiştir.

Yalancı Haris de Nebilik iddia edenlerdendir. Abdullah bin Mervan’ın hilafetinde ortaya çıkmış ve öldürülmüştür. Abbasîlerin hilafetinde bir grup da Nebilik iddia etmiştir.

Hadiste kastedilen, sıradan Nebilik iddia eden değildir. Kuşkusuz bu gibileri sayılmayacak kadar çoktur. Çoğunda bu delilik ve benzeri gibi sebeplerden meydana gelmiş olabilir. Hadiste kastedilen Nebilik, kendini savunabilecek güçlü taraftarları olan ve insanların Nebi olabilir diye hakkında şüphe ettiği kimselerdir.

Zamanımızda Hindistan’da Gulam Ahmed Kadıyani çıkmış, Nebi olduğunu, beklenen Mesih olduğunu, İsa (Aleyhisselam)’ın gökte diri olmadığını ve bunun gibi daha birçok saçma batıl iddialarda bulunmuştur. Allah (Azze ve Celle), âlimlerden bir cemaati ona reddiye yapmaları için muvaffak kılmıştır. Âlimler, onun alçaklığını ve yalanını ortaya çıkarmışlardır. Sonunda gebermiştir, Allah’a hamd olsun.

15) Türklerle Savaş Yapılması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Müslümanlar, Türklerle muharebe etmeden kıyamet kopmaz! Onlar, öyle bir kavimdir ki yüzleri deri üzerine deri kaplanmış kalkanlar gibidir. Kıl elbiseler giyerler ve kıl ayakkabılar içinde yürürler.”

Buhari 2742, Müslim 2912

Amr bin Tağleb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz ki, sizin keçe ayakkabılar giyen bir kavimle savaşmanız kıyamet alametlerindendir! Sizin, yüzleri geniş ve deri üzerine deri kaplanmış kalkanlar gibi olan kavimle savaşmanız kıyamet alametlerindendir!”

Buhari 2741

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Müslümanlar, Emeviler döneminde Türklerle savaşmışlardır. Türklerle Müslümanlar arasında tampon bir bölge bulunuyordu. Azar azar toprakları fethedilip onlardan esir alınınca, krallar, onlardaki kuvvet ve kudrete meylettiler. Hatta Abbasi halifesi Mutesim’in askerlerinin çoğu Türklerdendi. Sonra Türkler ona galip geldiler ve oğlu Mütevekkil’i öldürdüler.

Sonra diğer oğullarını da teker teker öldürdüler. Deylem memleketi karışıncaya dek bu böyle devam etti. Sonra Türklerden şamanist krallar, yabancı memleketlere galip geldiler. Sonra Memlûkilere Sebeketkin ailesi galip geldiler. Sonra Selçuklular bölgeye hâkim oldular. Bunların toprakları Irak, Şam ve Rum topraklarına kadar uzamıştı. Sonra onların tebaasından kalanları Zengiler, Eyyubîler, Şam’da Türkler (yerli halktan) fazla oldular. Mısır, Şam ve Hicaz topraklarına hâkim oldular.

Beşinci yüzyılda Selçuklulara, Guz kabilesi karşı çıktı. Beldeleri harap ettiler, insanlara saldırdılar. Sonra daha büyük musibet Tatarlar ortaya çıktı. Cengiz Han’ın çıkışı altıncı yüzyıldan sonradır. Özellikle doğu tarafı onun sayesinde devamlı tutuşturulan bir ateşe dönmüştür. Onların şerrinin ulaşmadığı hiçbir belde kalmamıştır. Sonra Bağdat’ın harap edilmesi ve Halife Mustesim’in 656 yılında öldürülmesi onların eliyle gerçekleştirilmiştir.

Sonra onların kalanları yeryüzünü harap etmeye devam etmişlerdir. Nihayet onların sonuncusu El-Lenk bu kelimenin manası topal demektir. İsmi Timur’dur. Şam diyarını dolaşmış, orayı ifsat etmiş Suriye’nin başkenti Dımeşk’i yaktırmıştır. Hatta orası temelleri üzerine göçmüş, harabeye dönmüştü. Rum topraklarına ve Hindistan’a girmiştir. Allah, onun ruhunu kabzedene kadar uzun müddet yaşamıştır. Sonra oğulları ülkeyi paylaşmışlardır. Anlattığım bu olayların geneli ile Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haberinin doğruluğu ortaya çıkmıştır.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kanture oğulları, ümmetimden mülkünü alacak ilk kimselerdir.”

Hadiste Kanture oğulları ile kastedilen Türklerdir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in “ümmetim” ifadesiyle kastettiği nesep ümmetidir, davet ümmeti değildir! Yani Arapları kastetmiştir. Allah en iyisini bilir. Bunun üzerine Tatarlar hicri yedinci asrın başlarında ortaya çıkmışlardır. Onlar Türklerdendir. Çünkü Türklerin vasıflarında olan özellikler Tatarlara uyar.

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Bunların tamamı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in mucizelerindendir. Türklerle savaş yapılmıştır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların vasıflarını şöyle zikrediyor:

“Gözleri küçük, yüzleri kırmızı, burunları basık, yüzleri geniş, sanki deri üzerine deri kaplanmış kalkan gibi kıldan ayakkabı giyerler.

Bunların tamamı bizim zamanımızda var olmuştur. Müslümanlar, birçok kere onlarla savaşmışlardır. Kerim olan Allah’tan akıbetimizi tüm Müslümanlar için hayır etmesini, işlerinde ve sair hallerinde onlara daima lütufta bulunmasını ve korumasını diliyoruz. Salât ve selam, heva ve hevesinden değil, sadece kendisine vahiy edileni konuşan Rasule olsun.”

16) Yabancı Milletlerle Savaşılması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Siz, yabancı milletler, Huz ve Kirman kabileleri ile savaşmadıkça kıyamet kopmaz! Onların yüzleri kırmızı, burunları basık, gözleri küçüktür. Sanki yüzleri deri üzerine deri kaplanmış kalkanlar gibidir. Ayakkabıları da keçedir.”

Buhari 3368

Bu hadiste, Huz ve Kirman kabileleri zikredilmiştir. Vasıfları Türklere benzese de bunlar Türk değildirler.

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu hadis, Türklerle yapılan savaşı anlatan hadis değildir! Her iki hadisin arası ise her iki taifenin de çıkacağını uyarmak olarak cem edilir.”

17) Güvenliğin Yaygınlaşması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir yolcu, yolu kaybetme endişesi dışında hiçbir şeyden korkmadan, Irak ile Mekke arasında gidinceye kadar kıyamet kopmaz!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 2/370

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu hadisi, sahabe zamanında Müslümanların fethettiği beldelere İslam ve adalet yayılınca gerçekleşmiştir. Hadisin bu hükmünü ibni Adiyy (Radiyallahu Anh)’in hadisi de teyit eder.

İbni Adiyy (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında iken bir adam gelip fakirlikten şikâyet etti. Sonra biri gelip eşkıyalar tarafından yol kesilmesinden şikâyet etti. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:

−“Ey Adiyy! Sen Hire şehrini gördün mü?”

Ben:

−Hayır, görmedim ama hakkında bana haber verildi, dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sana hayat uzun olursa bir kadının mahfili içinde Hire’den yolculuk edip Allah’tan başka kimseden korkmadan gelip Kâbe’yi tavaf edeceğini görürsün!”

Buhari 3370

Bu hadisin hükmü, ikinci kez şerrin, zulmün ve haksızlığın yerini iyilik ve adaletin alacağı zaman yani Mehdî ve İsa (Aleyhisselam)’ın zamanında olacaktır.

İbni Adiyy (Radiyallahu Anh) hadisinde bahsedilen güven içinde Hire’den Mekke’ye yolculuk etmek fiilen sahabe zamanında gerçekleşmiş ve ibni Adiyy (Radiyallahu Anh) hadisinin devamında zikredilmektedir. Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) hadisinde bir kişinin, Irak’tan Mekke’ye, yolu kaybetmenin dışında hiçbir şeyden korkmadan gidip gelmesi kıyamet alameti olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla bu, kıyamet saatine yakın bir zamanda meydana gelecektir. (Mütercim)

18) Güvenlik Güçlerinin ve Zalimlerin Avenelerinin Çok Olması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ömür sana uzun olursa ellerinde sığırkuyrukları gibi bir şeyler bulunan topluluğu görmen yakındır! Onlar, sabahtan öğleye kadar Allah’ın gazabında yol alırlar! Öğleden akşama kadar da Allah’ın kızgınlığında yürürler!”

Müslim 2857

Yine Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ateş ahalisinden iki sınıf vardır ki, ben onları görmedim. Bir topluluk ki yanlarında sığırkuyrukları gibi bir takım kırbaçlar var, onlarla insanlara vuruyorlar!”

Müslim 2128

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu hadis, Nebilik mucizelerinden biridir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiği şey gerçekleşmiştir. Kırbaçlılara gelince onlar polis ve benzeri emniyet mensuplarıdır.”

19) Faizin Yaygınlaşması

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kimse malı helalden mi haramdan mı kazandığını önemsemeyecektir!”

Buhari 1926

Günümüz insanları, bankaların faize dayalı işlemlerinin çokça artmasıyla oluşan durumunu düşünürse, Nebimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiğine ne kadar uygun olduğunu görür.

20) Zinanın Yaygınlaşması

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İlmin kaldırılması, cehaletin yerleşmesi, içkinin içilmesi ve zinanın ortaya çıkması kıyamet alametlerindendir!”

Müslim 2671, Buhari 240

Bundan daha büyüğü, zinanın helal sayılmasıdır. Ebu Malik el-Eşari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ümmetimden bir takım topluluklar olacak, onlar zina etmeyi, ipek elbise giymeyi, içkiyi ve çalgı aletlerini mubah sayacaklardır!..”

Buhari 5650

Kurtubi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu hadis, nübüvvet alametlerinden bir alamettir. Çünkü o, olacak şeyleri haber vermiştir. Özellikle bu zamanda aynen haber verdiği şeyler meydana gelmiştir.”

Kurtubi (Rahmetullahi Aleyh)’in zamanında o alametler çıkmışsa, bizim zamanımızda daha yaygın olması doğaldır.

Şeyh Hamud (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Kendini İslam’a nispet eden birçok beldede zina için özel mekânlar yapılmıştır. O özel yerlerin dışında zaten yaygındır. Aksine bundan daha kötüsü, bu zamanda, fahişelere fuhuş yapmaları için özel merciler tarafından ruhsat veriliyor olmasıdır.”

21) Çalgı Aletlerinin Ortaya Çıkması ve Helal Sayılması

Sehl bin Saad es-Saidi (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ahir zamanda yere batma, taşlanma ve suret değişmesi olacaktır!”

Denildi ki:

−Bu ne zamandır? Ey Allah’ın Rasulü! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Çalgı aletleri ve şarkıcılar ortaya çıktığındadır!”

Tirmizi 2309

Bu alamet, geçmiş asırlarda ortaya çıkmıştır. Günümüzde daha çoğalmış ve yaygınlaşmıştır. Hadiste işaret edildiği gibi, şarkıcı erkekler ve kadınlar çoğalmıştır. Bundan daha büyük musibetse birçok insanın çalgı aletlerini helal saymasıdır. Böyle olanlara, ‘suretleri değişecek, taşlanarak helak olacaklar ve yere batırılacaklar’ diye tehdit vardır.

Ebu Malik el-Eşari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ümmetimden bir takım kavimler gelecek; zinayı, ipeği, içkiyi ve çalgı aletlerini mubah sayacaklar! Yine bir takım topluluklar bir dağın yanına konaklayacaklar. Onlara ait koyun sürüsü ile çoban her sabah onlara gelecek. Bunlara bir fakir ihtiyacı için gelecek de ona;

−‘Bize yarın gel’ diyecekler. Allah dağı geceleyin onların üzerine indirip bir kısmını helak edecek, diğerlerini de kıyamet gününe kadar maymunlar ve domuzlar şekline çevirecektir!”

Buhari 5650

22) İçkinin Çok İçilmesi ve Helal Sayılması

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İlmin kaldırılması, cehaletin yerleşmesi, içkinin içilmesi ve zinanın ortaya çıkması kıyamet alametlerindendir!”

Buhari 240

Ebu Malik el-Eşari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ümmetimden bir takım kavimler gelecek; zinayı, ipeği, içkiyi ve çalgı aletlerini mubah sayacaklar. Yine bir takım topluluklar bir dağın yanına konaklayacaklar. Onlara ait koyun sürüsü ile çoban her sabah onlara gelecek. Bunlara bir fakir ihtiyacı için gelecek de ona;

−‘Bize yarın gel’ diyecekler. Allah dağı geceleyin onların üzerine indirip bir kısmını helak edecek, diğerlerini de kıyamet gününe kadar maymunlar ve domuzlar şekline çevirecektir!”

Buhari 5650

İbni Arabî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu hadisteki mananın ‘içkinin helal olduğuna inanırlar’ şeklinde olması muhtemeldir. Ya da bu, önemsememekten kinaye olabilir. Yani helal bir şeyi önemsemedikleri gibi içkiyi de önemsemeden içerler.”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ne kadar doğru söylediği zamanımızda ortaya çıkıyor. Bütün kötülüklerin anasına, ‘alkollü içecekler’ diyorlar. Daha beteri ise bazı İslamî beldelerde açıktan satılması ve alenen içilmesidir! Uyuşturucu maddelerin benzeri görülmemiş şekilde yaygınlaşması çok büyük tehlike ve bozulmanın sinyallerini vermektedir. Önce de sonra da emir Allah’a aittir.

23) Yüksek Binaların Yapılması

Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Cebrail (Aleyhisselam), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kıyametin ne zaman kopacağını sorduğunda ona şöyle cevap vermişti:

−“Bu konuda sorulan, sorandan daha bilgili değildir!”

Cebrail (Aleyhisselam):

−‘Bana kıyametin alametlerini söyle’ dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Cariyenin efendisini doğurması, çıplak, fakir koyun çobanlarının yüksek bina yapmada birbirleriyle yarışmalarını görmendir!”

Müslim 8

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Çöl ahalisi ya da onlar gibi yoksul ve muhtaç kimselere dünya malının yayılıp genişlemesidir. Nihayet onların yüksek bina yapmakta birbirlerine övünür hale gelmeleridir.”

Nevevi Müslim Şerhi 1/159

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu alamet, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanına yakın bir vakitte meydana gelmiş alametlerdendir. Yüksek bina yapmakta yarışmanın manası ev yaptıran kimsenin evinin yüksekliğinin diğerinin evinden fazla olmasını istemesidir. Burada kastedilen, evlerin süslenmesinden insanların birbirlerine övünmeleridir şeklinde olabilir. Ya da daha genel mana olabilir. Bunların çoğu zamanımızda bulunmaktadır ve artmaya devam etmektedir.”

İbni Hacer Fethu’l-Bari 13/88

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiği durum, bizim zamanımızda daha bariz ortaya çıkmıştır. İnsanlar yüksek bina yapmakta birbirleriyle yarış içine girdiler. Hatta bu iş, gökdelenler yapmaya kadar gitti.

24) Cariyenin Efendisini Doğurması

Ömer bin Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Cebrail (Aleyhisselam), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kıyametin ne zaman kopacağını sorduğunda ona şöyle cevap vermişti:

−“Bu konuda sorulan, sorandan daha bilgili değildir!”

Cebrail (Aleyhisselam):

−‘Bana kıyametin alametlerini söyle’ dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Cariyenin efendisini doğurması, çıplak, fakir koyun çobanlarının yüksek bina yapmada birbirleriyle yarışmalarını görmendir!”

Müslim 8

Âlimler arasında bu alamet hakkında görüş ayrılığı vardır.

Birinci Görüş: Hattabî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Cariyenin efendisini doğurmasının anlamı şudur; İslam beldelere yayılır, cariyeler çoğalır ve insanlar cariyelerinden çocuk sahibi olurlar. Bir adamın cariyesinden olan kızı, kendi annesinin efendisi olur. Çünkü babanın mülkü takdirde çocuğa döner.”

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) bu görüşü âlimlerin çoğunun kabul ettiğini söyler.

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Fakat Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu manayı kastediyor olmasında şüphe vardır. Cariyelerden çocuk edinmek, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bunu bildirdiği zamanda da mevcuttu. Şirk beldelerine girilmesi ve zürriyetlerinin esir alınıp köleleştirilmesi İslam’ın ortalarında olmuştur. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in buyruğunda geçen ‘kıyamet alametleri’ sözü henüz olmamış, kıyamete yakın zamanda meydana gelecek olaylara işarettir.”

İkinci Görüş: Kralları cariyelerin doğurmasıdır. Doğuran kadın, kralın tebaasından olur, kral da tebaasının efendisidir.

Üçüncü Görüş: Şüpheli bir birleşmeyle cariye, efendisinden başka bir kimseden çocuk meydana getirir ya da cariye, bir köleyle nikâhlı olarak veya zina ederek bir çocuk dünyaya getirir. Sonra bu iki hal çerçevesinde sahih bir satışla cariye başkasına satılır. Nihayet o, satılıp alınarak ellerde dolaşır ve onu, dünyaya getirdiği oğlu veya kızı kendisini satın alır da onun efendisi olur.

Dördüncü Görüş: Çocukların anne babalarına asi olup kötü davranmalarının çoğalmasıdır. Yani çocuk, annesine, efendinin kölesine davrandığı gibi muamele eder. Hakir görme, kızma, dövme ve kendisine hizmet ettirme gibi… Bu olaya mecazen cariyenin efendisini doğurması denilmiştir. Ya da kastedilen, terbiye veren efendi şeklinde ise o zaman hakikat olur.

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bana göre kapsamlı oluşundan dolayı, bu görüş, diğer görüşlerden daha isabetlidir. Çünkü böylesi bir durum, bu olayın var olmasıyla birlikte ortamın alışılagelmemiş bir şekilde bozulacağına işaret ediyor.

Bu olay kıyametin yakında kopacağına işaret eder. Sonra işlerin tam tersine döneceğine, terbiye edenlerin terbiye edilen durumuna, alçakların yüksek durumuna geleceklerine işarettir. Bu görüş, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in diğer alametteki koyun çobanlarının yüksek bina sahibi olmaları alametine uygundur.”

Beşinci Görüş: Cariyeler, ahir zamanda erkeğin yakını, sırdaşı olarak işaret edilecektir. Büyük bir adamın altında cariye olacak, hür kadın olmayacaktır. Bundan dolayı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözüne:

“Çıplak koyun çobanlarının yüksek bina yapmada birbirleriyle yarışacakların görmendir!” sözünü bitiştirmiştir.

25) Öldürme Olaylarının Çoğalması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herc çoğalmadıkça kıyamet kopmaz!”

Denildi ki:

−Herc nedir? Ey Allah’ın Rasulü! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Öldürmedir, öldürmedir!”

Buhari 6974, Müslim 8/417

Yine Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Nefsimi elinde bulunduran zata yemin ederim ki, insanlar üzerine, katil neden öldürdüğünü maktul de neden öldürüldüğünü bilmediği zaman gelmeden dünyanın sonu gelmez!”

Denildi ki:

−Bu nasıldır? Ey Allah’ın Rasulü! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Herc meydana geldiği zamandır. Öldüren de öldürülen de ateştedir!”

Müslim 2908

Son asırlarda, milletler arasında çıkan çetin savaşlarda binlerce insan yok olup gitmiştir. Hatta biri diğerini öldürüyor da onu buna sevk eden şeyi bilmiyordu. İşte böylece Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haberinin doğruluğu ortaya çıkıyordu.

26) Zamanın Yaklaşması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İlim sökülüp alınmadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman yaklaşmadıkça, öldürmek sadece öldürmekten ibaret olan herc çoğalmadıkça, sizde mal çoğalıp taşmadıkça kıyamet kopmaz!”

Buhari 986

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Zaman yaklaşıncaya hatta bir yıl bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi, bir gün bir saat gibi, bir saat de ateşte kuru otun yanması gibi oluncaya dek kıyamet kopmaz!”

Tirmizi 2434

Zamanın yaklaşması hakkında âlimlerin birçok görüşleri vardır:

Birinci Görüş: Bununla kastedilen, zamanda bereketin azalmasıdır. İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu olay bizim zamanımızda meydana gelmiştir. Günlerimiz o kadar hızlı geçiyor ki daha önceki asırlarda zamanın böyle hızlı geçtiğini duymadık.”

İkinci Görüş: Burada kastedilen, Mehdî ve İsa (Aleyhisselam) zamanıdır. İnsanların hayattan zevk almaları, emniyetin yaygınlaşması ve adaletin galip gelmesidir. Çünkü insanlar bolluk günlerini uzun olsa da kısa görür, zor günleri kısa olsa da uzun sayarlar.

Üçüncü Görüş: Dinin azlığından dolayı insanların hallerinin birbirine yakın olmasıdır. Nihayet günahların aleniliği, günahkârların çokluğu sebebiyle onlardan iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan kimse bulunmaz.

Dördüncü Görüş: Hadiste kastedilen mana; Uzakları yakın eden ulaşım araçlarının, hızlı hava ve kara taşıtlarının çoğalmasıyla insanların birbirlerine yakın olmalarıdır.

Beşinci Görüş: Burada kastedilen gerçek manada zamanın hızlanması ve kısalmasıdır. Bu da ahir zamanda olacaktır.

İbni Ebi Hamza şöyle demiştir:

“Hadiste zamanın yaklaşması ile kastedilen, ‘Bir yıl bir ay gibi olana kadar kıyamet kopmaz!’ şeklinde buyrulduğu üzere zamanın kısalması madden yahut manen olabilir.

Madden kısalması, henüz zuhur etmemiştir ve muhtemelen kıyamete yakın zamanda meydana gelecek işlerdendir. Manen kısalmasına gelince, zahir olduğundan beri üzerinden bir süre geçmiştir. Bunu, ilim sahipleri ve dünyevî bilgi sahiplerinden kıvrak zekâlılar bilirler. Daha önceleri yapa geldikleri miktarda işleri şu anda yapmaya güç yetiremiyorlar. Bundan hep şikâyet ediyorlar ve bunun sebebini bilmiyorlar.

Muhtemelen bu, birçok yönden dine zıt işlerin meydana çıkmasından kaynaklanan iman zayıflığından olmaktadır. Bundan daha kötüsü, sırf haram olan yahut içerisinde haram katkısı açık olan gıda maddeleridir ki insanların çoğu bunu fazla önemsemiyorlar, elde etmeye ne zaman güçleri yetse hemen alıyorlar. Vakıa şudur ki, zamanda, rızıkta ve nebatta bereket, ancak imanın kuvvetlenmesi, emredilene uyma ve yasaklanandan kaçınma yolundan geçer. Bu sözümüze Yüce Allah’ın şu buyruğu şahidlik eder:

“Eğer o beldelerin ahalileri iman etmiş ve sakınmış olsalardı elbette onların üzerine yerin ve göğün bereket kapılarını açardık!”

Araf Suresi 96

27) Çarşıların Yaklaşması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Fitneler aleni olup yalan çoğalıncaya ve çarşılar yaklaşıncaya kadar kıyamet kopmaz!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 2/519

Şeyh Hamud şöyle demiştir:

Çarşıların yaklaşması, zayıf bir hadiste çarşıların kesata uğraması ve kazancının azalması şeklinde tefsir edilmiştir. Ancak Allah en iyisini bilir bize zahir olan, zamanımızda meydana gelen şeylere işaret vardır. İnsanlar, kara ve hava taşıtlarıyla yahut sesleri ileten radyo ve cep telefonları gibi araçlarla birbirlerine yaklaştılar. Bu aletlerle çarşılar birbirine yakınlaştı.

Nerede fiyatlarda bir değişiklik olsa dünyanın ücra köşelerindeki insanlar biliyorlar. Fiyatlarda artış varsa onlar da arttırıyorlar, iniş varsa onlar da indiriyorlar. Herhangi bir tüccar, araba ile birkaç günlük yürüyüş mesafesindeki uzak şehirlerin çarşılarına gidiyor. İhtiyacını giderip aynı gün içerisinde dönüyor. Yine bir aylık yürüyüş mesafesindeki uzak şehirlere uçakla gidiyor, aynı gün içerisinde dönebiliyor. Çarşılar üç yönden birbirine yaklaşmıştır:

1) Fiyat artışı ve düşüşü gibi şeylerin çabuk öğrenilmesi yönünden.

2) Mesafesi çok uzun olsa da bir çarşıdan diğerine çabuk gidip gelme yönünden.

3) Esnafın birbirine fiyat bakımından yakın olması, çarşı ahalisinin fiyat artırımı ya da indiriminde birbirlerine uymaları yönündendir. Allah en iyisini bilendir.

28) Bu Ümmette Şirkin Ortaya Çıkması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Devs kabilesinin kadınları kalçalarını, Zü’l-Halasa putunun etrafında çalkalanmadıkça kıyamet kopmaz!”

Buhari 697, Müslim 2906/51

Zü’l-Halasa: Yemame’de Hasam oğullarının tazim edip tavaf ettiği ve ‘Yemame Kâbe’si ismi verdikleri evin ismidir. Bu eve, bu isim, içerisindeki Zü’l-Halasa isimli insan şeklindeki heykelden dolayı verilmiştir. Cahiliyede insanlar onun önünde saygıyla durur, onu tazim eder ve kurban kesip taparlardı. (Mütercim)

Şeyh Yusuf Vabil şöyle demiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu hadiste bildirdiği olay vaki olmuştur. Devs kabilesi ve etrafındaki Araplar, o beldelere cehalet dönünce Zü’l-Halasa hakkında fitneye düştüler. O putu ilk haline getirip Allah’ı bırakarak ona tapmaya başladılar. Bu hal, Muhammed bin Abdulvahhab (Rahmetullahi Aleyh) tevhide çağırmaya başlayana dek devam etti.

Müteakiben İmam Abdülaziz bin Muhammed Suud (Rahmetullahi Aleyh), tevhid davetçilerini onlara gönderdi. Davetçiler, o putu yıktılar. Sonra Suud ailesinin Arap yarımadasında hâkimiyeti bitince o dönemde bazı cahiller tekrar Zü’l-Halasa’ya tapmaya başladılar. Sonra melik Abdülaziz bin Abdurrahman Suud bölgeye hâkim olunca ordudan bir birlik gönderip putu yıktırdı ve tamamen onun izini sildi. Allah’a hamd olsun. Şirk göstergeleri çoktur. Sadece taşlara, ağaçlara ve kabirlere tapınmakla sınırlı değildir. Onlardan biri de tagutları Allah’a benzer tutmaktır!”

29) Fuhşiyatın Ortaya Çıkması, Akrabalık Bağlarının Kesilmesi ve Kötü Komşuluk

Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Fuhuş, akrabalık bağlarının kesilmesi ve kötü komşuluk ortaya çıkıncaya kadar kıyamet kopmaz!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 2/162

Şeyh Yusuf şöyle demiştir:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiği bu alamet de ortaya çıkmıştır. İşlediği günahı konuşmayı hiç önemsemeyen, işlediği günaha karşılık çekeceği azabı basite alan insanlar arasında fuhuş çok yaygınlaşmıştır. Akrabalık bağları koptu, akraba akrabayı aramıyor. Aralarında bir kopukluk ve uzaklık meydana geldi. Kötü komşuluğa gelince, söyle söyleyebileceğini! Nice komşu, komşusunu tanımıyor ve halini sormuyor!”

30) Yaşlıların Gençleşmesi

Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ahir zamanda öyle bir topluluk olacak ki güvercin göğsü gibi sakallarını ve saçlarını siyaha boyayacaklar! Onlar cennetin kokusunu duyamazlar!”

Ebu Davud 4212, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/273

Şeyh Yusuf Vabil şöyle demiştir:

“Hadiste Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiği bu alamet de bizim zamanımızda ortaya çıkmıştır. Bu hareket sakalların ve saçların siyaha boyanması erkekler arasında yaygınlaştı.

Bize zahir olan Allah en iyisini bilir Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ‘güvercin göğsü gibi’ buyurması şu andaki bazı Müslümanların halini benzetmedir. Onları sakallarını güvercin göğsü gibi yaparken görürsün. Yanak taraflarını tıraş ederler ve çene kısımlarını biraz bırakırlar. Sonra da onu siyaha boyarlar, tıpkı güvercin göğsü gibi olur.”

31) Aşırı Cimrilik ve Hırsın Çoğalması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Zaman yaklaşır, amel eksilir, insanlara aşırı cimrilik ve hırs atılır!..”

Buhari 6023

Yine Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Aşırı cimrilik ve hırsın ortaya çıkması, kıyametin alametlerindendir!”

Taberani Mucemu’l-Evsad 748

32) Ticaretin Çoğalması ve Kadının Ticarette Kocasına Yardım Etmesi

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyametin hemen öncesinde sadece özel insanlara selam verilir, ticaret yaygınlaşır, hatta kadın, ticarette kocasına yardım eder!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 1/407

Amr bin Tağleb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Malın yaygınlaşıp çoğalması ve ticaretin yaygın olması kıyametin alametlerindendir!”

Nesei 4434

Buda meydana gelmiştir. Ticaret çoğaldı, ticarete kadınlar da ortak oldular. İnsanlar, mal toplamakta fitneye düştüler ve bu konuda birbirleriyle yarış içine girdiler.

33) Depremlerin Çoğalması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İlim sökülüp alınmadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman yaklaşmadıkça, öldürmek sadece öldürmekten ibaret olan herc çoğalmadıkça, sizde mal çoğalıp taşmadıkça kıyamet kopmaz!”

Buhari 986

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Doğuda, batıda, birçok beldede depremler meydana gelmiştir. Bize zahir olan, hadiste bildirilen depremlerin genel ve devamlı olmasıdır.”

34) Yere Batırılma, Suret Değiştirilme ve Taşlanma Olaylarının Vaki Olması

Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bu ümmetin sonunda, yere batırılma, suret değiştirilme ve taşlanma olacaktır!”

Aişe (Radiyallahu Anha) diyor ki:

−‘Ya Rasulallah! Aramızda salih kimseler olduğu halde helak olur muyuz?’ diye sordum.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Evet, çirkin işler baş gösterdiği vakit!..”

Tirmizi 2280

Yere batırılma, asrımızdan önce, doğuda, batıda, birçok yerde meydana gelmiştir. Zamanımızda yeryüzünün değişik yerlerinde de yere batırılma hadiseleri vaki olmuştur.

35) Salih İnsanların Yok Olması

Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah Azze ve Celle yeryüzünden hayır ehli salih kullarını kabzetmedikçe kıyamet kopmaz! Müteakiben yeryüzünde kendilerinde hiçbir hayır olmayan şerli insanlar kalır ki onlar da ne bir iyiliği bilirler ne de bir kötülüğü reddederler!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 2/210

Şeyh Yusuf Vabil şöyle demiştir:

“Salihlerin yok olması, günahların çoğaldığı, iyiliği emretmenin, kötülüğü yasaklamanın terk edildiği zamandır.”

36) Sefillerin Yüksek Makamlara Gelmeleri

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanların üzerine öyle hayırsız yıllar gelir ki, o zamanda yalan söyleyen kişi doğrulanır, doğru söyleyen kişi yalanlanır! Haine güvenilir, emin kimseye güvenilmez! O zamanda Rüveybida konuşur!”

Denildi ki:

−Rüveybida nedir? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sefih kimse genelin işi hakkında konuşur!”

İbni Mace 4036, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 1887

Cebrail hadisinde şöyle gelmişti:

“Çıplak, koyun çobanlarının insanların başı olduğunu gördüğün zaman, o, kıyamet alametlerindendir!”

Buhari 203

İbni Recep şöyle demiştir:

“Cahil ve kaba kimseler olarak yalın ayak, çıplak koyun çobanları, insanların başı, mal ve servet sahibi olduğunda din ve dünya düzeni bozulur. Çünkü daha önceden fakir iken sonradan melik olan, ister mülkü genel olsun ister özel olsun o insanlara hakkını vermez.

Aksine onların üzerinde bulunmaktan dolayı kendini onlara tercih eder. Bir de cahil ve kaba bir insansa bu sıfatlarla dini de ifsat eder. Çünkü o, insanların dinlerini ıslaha ve onu öğrenmelerine önem vermez. Aksine mal biriktirmeye ve onu çoğaltmaya önem verir. Dini ifsat ettiğine aldırış etmez. Onların ihtiyaçlarının karşılanmasını önemsemez.”

Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir adam için ‘ne akıllıdır, ne zariftir, ne tedbirlidir!’ denir. Hâlbuki onun kalbinde hardal tanesi kadar iman yoktur!”

Buhari 6419

Şeyh Yusuf Vabil şöyle demiştir:

“Bu alamet de zamanımız Müslümanları arasında gerçekleşmiştir. İnsanların en fâsıkı olduğu halde, din ve emaneti en az olduğu halde bir kimse için ne akıllı, ne ahlaklı diyorlar, ona en güzel vasıfları yakıştırıyorlar. Oysa o kimse, Müslümanlara düşman da olabiliyor, İslam’ı yıkmaya da çalışabiliyor. Güç ve kuvvet, Aliyy ve Azîm olan Allah’ındır.”

37) Sadece Tanıdıklara Selam Verilmesi

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir adamın, diğerine, sadece tanıdığı için selam vermesi kıyamet alametlerindendir!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 1/405

Yine Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyametten hemen önce, sadece özel kimselere selam verilir!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 1/419

Şeyh Hamud diyor ki:

“Bu iki hadisteki alametin doğruluğu bizim zamanımızda ortaya çıkmıştır. Bu olaya birçok beldede rastladık.”

38) Küçüklerin Yanında İlim Aranması

Ebu Ümeyye Cumehî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Üç şey kıyamet alametlerindendir, onlardan biri de ilmin, küçüklerin yanında aranmasıdır!..”

Taberani Mucemu’l-Kebir 22/361

Nakledildiğine göre, Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“İnsanlar kendilerine Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in arkadaşlarından ve büyüklerden gelen ilme yapıştıkları müddetçe salihler olarak kalırlar. İlim onlara küçüklerinden gelince helak olurlar!”

Taberani Mucemu’l-Kebir 9/114

39) Giyinik Çıplakların Ortaya Çıkması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Cehennem ehlinden iki sınıf insan vardır ki ben onların benzerini görmedim! Bir topluluk ki yanlarında sığırkuyruklarına benzer bir takım kamçılar var, bunlarla insanlara vurmaktadırlar. Bir de giyinik olduğu halde çıplak, meyleden erkekleri kendilerine meylettiren, başları Horasan develerinin hörgücüne benzer kadınlardır! Bunlar cennete giremezler, onun kokusunu dahi duyamazlar! Kuşkusuz ki, onun kokusu şu kadar, şu kadar mesafeden alınır.”

Müslim 2128

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu hadis, nübüvvet mucizelerindendir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in aynen buyurduğu şekilde vaki olmuştur. Hadisteki giyinik çıplaklara gelince onda birkaç yön vardır:

Birincisi: Allah’ın nimetinden giyinirler, şükründen çıplaktırlar.

İkincisi: Elbise olarak giyiniktirler, ancak hayır işlerinde ahirete önem verme ve ibadetlere özen gösterme gibi işlerde çıplaktırlar.

Üçüncüsü: Güzelliğini göstermek için bedeninin bir kısmını açarlar. Bunlar giyinik çıplaktır.

Dördüncüsü: Vücudunun iç kısmını belli eden ince elbiseler giyerler. Bunlar giyinik çıplaktır. Meyleden ve kendine meylettiren kadınlara gelince, onlar hakkında: ‘Allah’a itaat, namuslarını korumak ve benzeri hususlardan yüz çevirenlerdir’ denilmiştir.

Meylettirenler: Yaptıklarını başkalarına öğretenlerdir. Yürürken kibirlenerek yürüyenlerdir. Omuzlarını sallayıp salınarak yürüyenlerdir, denilmiştir.

Meyledenler: Hayat kadınları gibi saçlarını tarayanlardır. Erkeklere meylederler, gösterdikleri süsleriyle de erkekleri kendilerine meylettirirler.

‘Başları deve hörgücü gibidir…’ cümlesinin manası:

Başa örtülen eşarp ve benzeri bez parçalarıyla başların büyük gösterilmesidir. Hatta deve hörgücüne benzetilmiştir. Hadisin tefsirinde en meşhur olan budur. Bu hadis, asrımızda şahid olunan bir hareketi haber vermektedir.

Zamanımızda kadınların saçlarını düzenleyen, güzelleştirerek değişik modellerde şekiller veren kuaför adlı salonlar kurulmuştur. Şer artıp büyümüş, birçok kadın Allah’ın kendilerine bağışladığı saçla yetinmeyip yapma saç satın alıyorlar. Allah yardımcımız olsun!

40) Yırtıcı Hayvanların ve Cansız Varlıkların İnsanlarla Konuşması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir kurt, koyun sürüsüne gelip sürüden bir koyun kaptı. Çoban da koyunu kurttan çekip aldı. Kurt bir tepeye çıkıp çömelerek oturdu. Sonra çobana:

−Sen Allah’ın bana rızık olarak verdiğini benden aldın, dedi. Adam:

−Allah’a yemin olsun ki, bugünkü gibi böyle konuşan bir kurdu görmemiştim, dedi. Kurt, çobana:

−Bundan daha hayret vericisi, iki kara taşlık arasındaki hurmalıklarda bir adam, geçmişteki olmuş şeyleri ve bundan sonra olacak şeyleri haber veriyor, dedi. Adam Yahudi idi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip olanları haber verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o adamı tasdik etti. Sonra:

“Kıyametten önceki alametlerden bir alamet de kişi (evinden) çıkar, ayakkabısı yahut kamçısı ailesinin kendinden sonra neler yaptığını haber vermeden dönmemesi yakındır!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 2/306

Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Nefsim elinde bulunduran zata yemin ederim ki, yırtıcı hayvanlar insanlarla konuşmadan, kamçısının ucu ayakkabısının kemeri kişi ile konuşmadan ve kişinin uyluğu arkasında ailesinin ne yaptığını kendisine bildirmeden kıyamet kopmaz!”

Tirmizi 2272

Şeyh Hamud şöyle demiştir:

“Yırtıcı hayvanların insanlarla konuşması, kamçının, ayakkabının, insanın uyluğunun kendisiyle konuşması, ağaçların ve taşların Yahudileri göstermesi gibi kıyamet alametleridir. Bu olayların hiçbiri mecazi değildir, hakikat olarak gerçekleşecektir!”

41) Musibetlerin Şiddetinden Dolayı Ölümün Temenni Edilmesi

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir adam diğerinin kabri yanından geçerken ‘keşke şunun yerinde ben olsaydım’ demeden kıyamet kopmaz!”

Buhari 6970

İbni Battal (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Fitneler ortaya çıktığı zaman kabirdekilere gıpta edilir ve ölüm temenni edilir. Bu, ancak batıl ve ehlinin galip gelmesinden, günahların ve münkeratın ortaya çıkmasından ve dinin elden gitmesinden korkulduğu içindir.”

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu temenni, herkes için genel bir hüküm değildir! Hayır ehli için özel bir durumdur. Diğerleri ise diniyle alakalı olmasa da canına, ailesine yahut malına gelen bir musibet sebebiyle böyle bir temennide bulunabilir.”

Zeynuddin Irakî şöyle demiştir:

“Bu olayın her beldede, her zamanda bütün insanlarda olması gerekmez. Aksine bu temenniyi herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde bazı kimseler yaptığında mutabakat sağlanmış olur. Temenninin kabirlere uğramayla ilişkilendirilmesinde, o zamanın insanlarının çok şiddetli fesat içinde olduklarını hissettirme vardır.

Şöyle ki kişi bazen kötü halini göz önünde bulundurarak ölümü temenni edebilir. O, bir ölüyü seyredip kabirleri görünce tabii olarak ondan irkilir, korkuyla kaçar ve ölümü temenni etmez. Şiddet güçlenip fazlalaştığı zaman kabrin vahşeti ve benzeri olumsuzluklar onu ölümü temenni etmekten vazgeçiremez!

Bununla beraber ölümü temenni etmenin yasak oluşu da bu temenniyi ortadan kaldırmaz. Çünkü bu hadisin anlamı, gelecekte olacak bir olayı haber vermektir. Bu sebeple ölümü temenni etmeyi yasaklayan şer’i hükümle çelişmez!”

42) Rumların Çok Olması ve Müslümanlarla Savaşmaları

Müstevrid Kureşi, Amr bin As’ın yanında iken:

Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim:

“Rumlar, insanların en çoğu iken kıyamet kopar.”

Amr bin As:

−Söylediğine dikkat et, dedi. Müstevrid:

−Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den duyduğumu söylüyorum, dedi.

Müslim 2898

Avf bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Tebük gazvesinde deriden yapılmış bir çadır içerisindeyken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına geldim, şöyle buyurdu:

“Kıyametin kopmasından önce altı şeyi say! Benim ölümüm! Sonra Beytu’l-Makdis’in fethedilmesi! Koyunların kırıldığı gibi sizi yakalayıp helak edecek veba salgını! Sonra malın çoğalması ki bir kimseye yüz dinar verilir, buna karşın o kişi kızmaya devam eder! Sonra Arap evlerinden girmedik hiçbir ev bırakmayan bir fitne! Sonra sizinle sarı ırk arasında bir barışın olması! Bu barışın akabinde onlar antlaşmayı bozarlar ve her bayrağın altında on iki bin kişi olduğu halde seksen bayrak altında size saldırırlar!”

Buhari 2967

Nafi bin Utbe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Biz bir gazvede Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraberdik. Orada Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den dört kelime ezberledim. Onları daima elimde hazır tutuyorum. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştu:

“Sizler Arap yarımadasını fethetmek için savaş yapacaksınız, Allah onun fethini nasip edecek. Sonra Fars diyarının fethi için savaşacaksınız, Allah onun da fethini nasip edecek. Sonra Rumlarla savaşacaksınız, Allah onun da fethini müyesser kılacaktır. Sonra Deccalle savaşacaksınız, Allah onun da zaferini nasip edecek.”

Nafi:

−Ey Cabir! Biz, Rumlara karşı zafer kazanana kadar deccalin çıkacağını zannetmiyoruz, dedi.

Müslim 2900

Müslümanlarla Rumlar arasında meydana gelecek harbin vasfı da gelmiştir. İmam Müslim (Rahmetullahi Aleyh)’in Sahih’inde, Cabir bin Yuseyr (Radiyallahu Anh)’dan şöyle naklediyor:

Kûfe’de kırmızı bir rüzgâr esmişti. Derken ‘Ey Abdullah ibni Mes’ud! Kıyamet saati geldi’ demekten başka bir konuşma ve hali olmayan bir adam çıkageldi. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) dayanmakta iken doğruldu, oturdu ve:

−‘Miras taksim olunmaz hale gelmedikçe ve ganimetle sevinilmedikçe kıyamet kopmaz,’ dedi. Sonra:

−‘Şu taraftan’ diyerek Şam tarafını gösterdi. Sonra:

−‘Müslümanlar aleyhine bir düşman toplanır,’ dedi. Ben:

−‘Rumlar mı?’ diye sordum. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh):

−‘Evet,’ dedi. Sonra devamla:

−‘İşte bu savaş sırasında şiddetli bir saldırı olur. Müslümanlar ölüme şartlanmış ancak galibiyetle dönen öncü birliklerini ileri sürerler. Bunlar gece girip de savaşamayacakları ana kadar düşmanla savaşırlar. Netice de Müslümanlar da düşman da döner. İki ordudan hiçbiri galip değildir. Öncü birlikler yok olup gitmişlerdir.

Sonra Müslümanlar yine en öne ölüme şartlanmış ancak galibiyetle dönen öncü birliklerini çıkarırlar. Aralarına gece girip de çarpışmaya mani olana kadar bunlar savaşırlar. Gece basınca İslam ordusu da düşman ordusu da geri çekilirler. Her iki tarafın da öncü birlikleri yok olup gittikleri halde iki ordudan hiçbiri galip değildir.

Sonra Müslümanlar yine ölüm kalım harbi yapacak, ancak galibiyetle dönecek öncü birliğini çıkarır. Ordular akşama kadar harp ederler. Akşam olunca İslam ordusu ile düşman ordusu geri çekilirler. Öncü birlikleri yok olup gittiği halde iki taraftan hiçbiri galip değildir.

Artık dördüncü gün olunca İslam ordusundan kalanlara hücum ederler. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ, hezimeti düşman üzerine yazar. Öyle muazzam bir savaş olur ki benzeri görülmemiştir. Hatta bir kuş onların yanından uçsa, bir türlü onları geride bırakamaz. Nihayet ölü olarak yere düşer. Bir baba, yüz fert olan oğullarını harbe gönderir, nihayet onlardan sadece bir kişinin sağ kaldığını görür.

Artık hangi ganimete sevinilsin, hangi miras taksim edilsin? Onlar bu durumda iken daha büyük bir kötülük çıktığını duyarlar. Birisi onlara gelerek: Deccalin onların zürriyetleri içinde çıktığını, onlara halef olduğunu ilan eder. Bunun üzerine İslam orduları ellerindeki ganimetleri bırakırlar ve vatanlarına dönerler. On kişilik süvari grubunu öncü olarak gönderirler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ben o süvarilerin isimlerini, babalarının isimlerini ve atlarının renklerini de bilmekteyim. Onlar o zaman yeryüzündeki süvarilerin en hayırlılarıdır (yahut en hayırlılarındandır)”

Müslim 2899

İbni Munir (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bugüne kadar Rumlar bu sayıda karada savaşmamışlardır. Bu olay henüz meydana gelmemiştir. Bu hususta müjde ve uyarı vardır. Fakat bu ordunun çokluğu ile beraber zafer Müslümanlarındır.

Yine bu hadiste Müslümanların ordu sayısına da işaret vardır. Şu anda olduğundan kat kat fazla olacaktır. Bu savaş, ahir zamanda ve Deccal çıkmadan önce Şam’da vuku bulacaktır. Hadisler buna işaret etmektedir. İstanbul’un fethine hazırlık olarak Müslümanlar Rumlara karşı zafer kazanacaklardır.”

43) İstanbul’un Fethedilmesi

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir tarafı denizde bir tarafı karada olan bir şehir (İstanbul) duydunuz mu?”

Sahabeler:

−Evet, ya Rasulallah! dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“İsmail oğullarından yetmiş bin kişi o beldede (İstanbul’da) savaşmadıkça kıyamet kopmaz! Oraya geldikleri vakit kılıçla savaşmazlar ve ok da atmazlar! ‘La ilahe illallahu Allah-u Ekber’ derler, şehrin deniz tarafı düşer. Sonra yine ‘La ilahe illallahu Allah-u Ekber’ derler, şehrin diğer tarafı düşer. Sonra üçüncü defa ‘La ilahe illallahu Allah-u Ekber’ derler, onlar için bir gedik açılır da, onlar da şehre girerek ganimet elde ederler. Onlar ganimetleri taksim ederken birisi gelir de: ‘Deccal çıkmıştır!’ diye bağırır. Onlar da her şeyi bırakıp geri dönerler!”

Müslim 2920

İstanbul’un savaşsız olarak fethedilmesi henüz meydana gelmemiştir! Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle diyor:

“Konstantiniye’nin/İstanbul’un fethi kıyametin kopmasıyla beraberdir.”

Tirmizi’nin şeyhi Mahmud bin Gaylan (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu hadis, gariptir! Konstantiniye/İstanbul, Rumların şehridir. Deccal’in zamanında fethedilecektir. Konstantiniye, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabının bir kısmı zamanında fethedilmiştir.”

Tirmizi 2340

Doğrusu sahabe zamanında İstanbul fethedilmemiştir! Muaviye’nin, oğlu Yezid’i aralarında Ebu Eyyub el-Ensarî (Radiyallahu Anh)’ın da bulunduğu bir ordu ile İstanbul’a göndermiştir. Ancak fetih başarılamamıştır. Sonra Mesleme bin Abdulmelik, İstanbul’u kuşatmıştır. O da fethi başaramamıştır. Ancak İstanbul’da bir mescid yaptırmak üzere idarecilerle anlaşmıştır. Ahmed Şakir (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“İstanbul’un yakın yahut uzak gelecekte fethedilmesi hadislerde müjdelenmiştir. O fetih, Müslümanlar yüz çevirdikleri dinlerine döndükleri zaman gerçekleşecek, sahih fetihtir. Bu asırdan önceki Türk’lerin fethine gelince bu, en büyük fethe hazırlıktır.

Şu an İstanbul kafirlerin elinde sayılır! Çünkü Müslümanların elinden çıkmıştır! Nedeni ise Türk’ler orada yeni bir devlet kurmuşlardır. Bu yeni kurulan devletin, İslami bir devlet değil de lâik bir devlet olduğunu açıklamışlardır! İslam düşmanı kafir devletlerle sözleşmeler imzalamışlar ve kendi çıkardıkları küfür kanunlarıyla hükmetmişlerdir! Biiznillah, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in müjdelediği İslami fetih orada gerçekleşecektir.”

Umdetu’t-Tefsir Ahmed Şakir’in ihtisar ettiği İbni Kesir Tefsiri 2/256

44) Kahtanlı Birinin Ortaya Çıkması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kahtanlı bir adam çıkıp değneği (asası) ile insanları yönetmedikçe kıyamet kopmaz!”

Buhari 3320

Kurtubi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in: ‘insanları asası ile yönetir,’ ifadesi insanların doğru yolda olmasından, ona bağlılıklarından ve onda bir araya gelmelerinden kinayedir. Asanın bizzat kendisi kastedilmemiştir. Bu asa, insanların Kahtanlıya boyun eğmelerinin ve onun insanlara lider olmasının bir deyimidir. Ancak asa denilmesi, Kahtanlının diktatör olmasına ve insanlara katı davranmasına da işaret olabilir.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

“Azatlı kölelerden Cehcah isimli biri melik olmadan gece ve gündüz gitmez! (Yani kıyamet kopmaz!)”

Müslim 2921

Bu, Kahtanlı Cehcah değildir! Çünkü hadiste bahsedilen Kahtanlı, hür insanlardandır! Yemen ehli, neseplerinin son bulduğu Himyer, Kinde, Hemedan ve benzeri kabilelerine ayrılan Kahtan’a nispet edilmiştir. Cehcah ise azatlı kölelerdendir. Bu görüşü, Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh)’ın naklettiği yukarıdaki hadis teyit eder.

45) Yahudilerle Savaşılması, Ağaçların ve Taşların Konuşması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sizler Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz! Arkasında Yahudi’nin saklandığı taş:

−‘Ey Müslüman! Arkamda bir Yahudi var, gel ve onu öldür!’ der.”

Buhari 2740

Hafız ibni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Hadiste, kıyametin kopmasına yakın, ağaç ve taş gibi cansız varlıkların konuşması gibi alametlerin zuhuru anlatılıyor. Bu hadisin zahir manasına göre, adı geçen cansız varlıklar gerçek manada konuşacaklardır. Yahudilere gizlenmeleri fayda vermeyecektir, şeklinde mecazi manası da muhtemeldir, ancak birinci mana daha doğrudur.”

Şeyh Hamud şöyle demiştir:

“Birinci mananın doğruluğu kesindir, burada mecaz ihtimali var demek uygun olmaz! Özellikle hadislerde cansız varlıkların ve hayvanların konuştuğu, Yahudileri gösterdikleri açıkça belirtilmiştir. Bu da mecaz ihtimalini ortadan kaldırır. Cansız varlıkların konuşmalarını mecaz manaya hamletmek, ahir zamanda Yahudilerle savaşılırken çıkacak olan mucizenin varlığını ortadan da kaldırmaktır.

Yahudilerle, Müslümanların savaştığı diğer kâfirleri eşit tutmaktır. Çünkü Yahudiler mutlaka ağaçların ve taşların arkasına saklanacaklardır. Bununla birlikte Yahudiler hakkında söylenen başkası hakkında söylenmemiştir. Müteakiben bu işaretle ve cansız varlıkların gerçek manada Müslümanlarla konuşup Yahudilerin yerini göstermeleriyle, Yahudilerle yapılan savaşın özelliği bilinmektedir.

Şeyh Yusuf Vabil şöyle demiştir:

“Yine gargada ağacının ‘Yahudilerin yerini haber vermeyecek’ diye diğer varlıklardan ayrı tutulması da buna işarettir. Çünkü bu ağaç, Yahudilerin ağaçlarındandır. Bu olay da konuşmanın hakikat olduğuna işaret eder. Şayet burada kastedilen, varlıkların mecazi anlamda konuşması olsaydı, gargad ağacını istisna etmede hiçbir mantık olmazdı!”

46) Fırat Nehrinin, Altın Bir Dağı Saklaması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Fırat nehri, altından bir dağ açıp çıkarmadıkça kıyamet kopmaz! İnsanlar onun üzerine savaşıp birbirlerini öldürürler! Her yüz kişiden doksan dokuzu ölür! Onlardan her biri, kurtulanın ben olacağımı umarım diye temenni eder.”

Buhari 6973

Şeyh Yusuf Vabil şöyle demiştir:

“Bu altın dağ ile kastedilen petrol değildir. Ebu Abiyye’nin İbni Kesir’in tefsirine yaptığı dipnotta söylediği gibi... Bunun birçok ciheti vardır.

1) Onun hakkındaki kesin ifade “Altın bir dağ” diye gelmiştir. Petrol ise hakikatte altın değildir! Altın, bilinen bir madendir.

2) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nehrin suyunun çekileceğini, altından bir dağın ortaya çıkacağını ve insanların onu göreceğini haber vermiştir. Petrol, yerin dibinden, derin mesafelerden aletlerle çıkartılıyor.

3) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) denizler ve nehirler içinde Fırat nehrini özel kılmıştır. Birçok bölgede olduğu gibi petrol yerden çıkartıldığı gibi denizden de çıkartılıyor.

4) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hazinenin çıkartıldığında insanların birbirlerini öldüreceklerini haber vermiştir. Fırat’tan yahut başka yerden petrol çıkartıldığında insanlar birbirleriyle savaşmamışlardır.”

47) Yağmurların Çok Olması, Fakat Nebatın Az Olması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlar üzerine, kıldan yapılmış evlerin dışında hiçbir evin akmaksızın engel olamadığı yağmur yağmadan kıyamet kopmaz!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 2/262, 7567, İbni Hibban 6770

Yine Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıtlık senesi, yağmurun yağmadığı sene değildir! Fakat kıtlık senesinde yağmur yağdırılır, yağdırılır da yeryüzü hiç nebat bitirmez!”

Müslim 2904

48) Medine’nin, Şerlileri Yok Etmesi ve Ahir Zamanda Harabeye Dönmesi

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, o zamanda kişi, amcaoğlunu ve yakınını; ‘Gel bolluk memleketine gidelim’ diye çağırır. Bilmiş olsalardı, Medine onlar için daha hayırlı idi. Nefsimi elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, Medine halkından biri oradan hoşlanmayarak çıkarsa, muhakkak ki, Allah ondan daha hayırlısını Medine’de halef kılacaktır. Haberiniz olsun ki, Medine şehri demirci körüğüne benzer. Kötü olanı çıkarır atar. Medine şehri, demirci körüğünün demirin kirini dışarı attığı gibi şerli/kötü kimseleri dışarı atmadıkça kıyamet kopmaz!”

Buhari 1752

49) Beytü’l-Haram’a Saygısızlık Edilip Kâbe’nin Yıkılması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Haceru’l-Esved ile Makam-ı İbrahim arasında bir kimseye biat edilir. Beytullah’ta/Kabe’de savaşı onun ehlinin gayrı hiç kimse helal saymayacaktır! Onlar orayı helal saydığı zaman, Arapların helak edilişini sorma! Sonra Habeşliler gelir, orayı öyle bir harap ederler ki, ondan sonra bir daha tamir edilmez! Kâbe’nin hazinesini de onlar çıkartır.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 2/291, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 579

Yine Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kâbe’yi Habeşlilerden iki cılız bacaklı kimse tahrip edecektir!”

Buhari 1532

Mekke’de birçok kez savaş meydana gelmiştir. Bunların en büyüğü ise Şia fırkası Gırmıtîlerin hicri dördüncü yüzyılda yaptıklarıdır. Onlar, tavaftaki Müslümanları öldürmüşler, Haceru’l-Esved’i yerinden söküp memleketlerine götürmüşlerdi de uzun bir müddet sonra geri iade edildi.

50) Mü’minin Rüyasının Doğru Çıkması

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Zaman yaklaştığında mü’minin rüyası yalan çıkmaz! Mü’minin rüyası nübüvvetin kırk altı cüzünden biridir!”

Buhari 6889

İbni Ebi Hamza (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Ahir zamanda mü’minin rüyasının yalan çıkmaması; yani tabire gerek duymayacak şekilde doğru çıkmasıdır. Daha önceki rüyaların tevili gizli oluyordu, kişi onu tabir ettiğinde söylediği gibi çıkmıyordu. Bu tabirle rüyaya yalan karışmış oluyordu. Bu olayın ahir zamana özel kılınmasında ki hikmet, o zamanlarda mü’minin yalnız olmasıdır. İmam Müslim’in rivayet ettiği hadiste olduğu gibi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

‘İslam garip başladı ve garip hale geri dönecektir!’ Dolayısıyla o zamanda mü’minin dostu ve yardımcısı az olacak ve doğru rüya ile ikram olunacaktır. Âlimler mü’minin rüyasının doğru olacağı zaman hakkında farklı görüşlere ayrılmışlardır:

Birincisi: Din işlerine dair ilimler, onun ehli âlimlerin vefatı ile kaybolunca ve bu ümmette yeni bir Nebi mümkün olmayınca, mü’minlere eskiyip kaybolan ilmin yerine tazelensin diye doğru rüya verilmiştir.

İkincisi: Mü’minlerin sayıları azalınca ve var olan kimseler üzerine küfür, fısk ve isyan galip gelince, mü’min kimseye, bir ikram ve teselli olarak sadık rüya ile yardım edilir.

Bu iki görüşe göre bu durumu belli zaman dilimine özel kılmak olmaz. Bilakis her zaman dünya boşalmaya yaklaştığında ve dinî işler zayıflamaya yüz tuttuğunda mü’minin rüyası doğru olur.

Üçüncüsü: Bu olay İsa (Aleyhisselam)’ın zamanına has bir durumdur.

Birinci görüş daha uygundur. Allah en iyisini bilir.”

51) Yazının Çoğalıp Yaygınlaşması

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyametten hemen önce sadece özel insanlara selam verilir, ticaret yaygınlaşır, hatta kadın, ticarette kocasına yardım eder, akrabalık bağları kesilir, yalancı şahidlik yapılır, hak şahidliği gizlenir ve kalem ortaya çıkar.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 1/407

Amr bin Tağleb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Malın çoğalıp yaygınlaşması, ticaretin yaygın olması, ilmin zahir olması kıyametin alametlerindendir! Hatta bir adam bir şeyi satar da; Hayır, filan oğullarının tüccarına danışmadan olmaz! der. Koca mahallede bir kâtip aranır da bulunmaz!”

Nesei 4434

Şeyh Hamud şöyle demiştir:

“Bu hadisin manası, Allah en iyisini bilir bilgi öğrenme vesileleri olan kitapların ortaya çıkmasıdır. Nitekim zamanımızda fazlaca çıkmış ve dünyanın bütün köşelerine yayılmıştır. Bununla birlikte insanlar arasında cehalet ortaya çıkmıştır. Kur’an ve Sünnet bilgisi olan faydalı ilim azalmıştır. Kitapların çokluğu insanlara hiçbir şey kazandırmamıştır. Bu zamanda bilginin yayılma yollarından biri de internettir!”

52) İslam’ın Teşvik Ettiği Sünnetlerin Hafife Alınması

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir adamın mescide uğrayıp da orada iki rekât namaz kılmaması kıyametin alametlerindendir!”

Taberani Mucemu’l-Kebir 2/296

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Mescidlerin yol gibi kullanılması kıyametin alametlerindendir!”

Taberani Mucemu’l-Evsad 9576

53) Hilalin Dolgun Gözükmesi

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hilalin dolgun gözükmesi, kıyamet saatinin yakınlık alametlerindendir!”

Taberani Mucemu’l-Kebir 10/198, Albânî 5774

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hilalin dolgun gözükmesi, kıyamet saatinin yakınlık alametlerindendir! Bir günlük hilal görülür ve ona iki günlük denir.”

Taberani Mucemu’l-Evsad 6864 ve Mucemu’s-Sagîr 877

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir günlük görülen hilale, iki günlüktür, denmesi kıyametin alametlerindendir!”

Taberani Mucemu’l-Evsad 9376, Albânî 5775

54) Ani Ölümlerin Çoğalması

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ani ölümlerin ortaya çıkması, kıyametin alametlerindendir!”

Taberani Mucemu’l-Evsad 9376

Şeyh Yusuf Vabil şöyle demiştir:

“Bu olay zamanımızda rastlanan şeylerdendir. İnsanlar arasında ani ölümler çoğalmıştır. Bir kimseyi sağlıklı, sağlam olarak görüyorsun sonra duyuyorsun ki aniden ölmüş. Şu anda insanlar buna kalp krizi diyorlar. Akıllı kimse, ani ölüm gelmeden tevbe edip Allah’a yönelendir.”

55) Kadınların Çok Olup Erkeklerin Az Olması

Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Size öyle bir hadis söyleyeceğim ki, onu benden sonra hiç kimseden duyamazsınız! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İlmin azalması, cehaletin ve zinanın ortaya çıkması, kadınların çoğalması ve erkeklerin az olması kıyametin alametlerindendir! Nihayet elli kadın için bir erkek idareci olur!”

Buhari 240

İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu durumun sebebi, fitnelerin çoğalması, erkek ölümlerinin çok olmasıdır. Çünkü kadınlar değil erkekler harbe gider. Yine fetihlerin çok olup bunun neticesinde esirlerin çok olacağına ve bir adamın birçok cariye elde edeceğine işarettir.”

Ben derim ki: Bu görüşte şüphe vardır. Çünkü Ebu Musa (Radiyallahu Anh) hadisi, erkeklerin azalacağını belirtmiştir:

‘Erkeklerin az kadınların çok olmasından...’

Müslim 1012

Bana zahir olan odur ki, bu sırf kıyamet alametlerindendir, başka harici bir sebepten kaynaklanmamaktadır. Allah (Azze ve Celle) ahir zamanda erkek doğumlarının az olmasını, kız doğumlarının çok olmasını takdir edecektir. Kadınların çok olması, cehaletin ortaya çıkıp ilmin kaldırılması alametine uygundur.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ‘elli kadın’ şeklinde belirtmesi sayının gerçek manada kastedilmesini ihtimal ettiği gibi, çokluğu belirtmek için mecaz da olabilir.

Ebu Musa (Radiyallahu Anh)’ın rivayeti hadis bu görüşü teyit eder:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Tek bir adamı kırk kadının takip ettiğini görürsün!”

Müslim 1012

Kurtubi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Bu hadis, nübüvvet alametlerinden bir alamettir. Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) olacak şeyleri önceden haber vermiştir. Haber verdiği şey, özellikle zamanımızda ortaya çıkmıştır.”

56) Yalanın Çoğalması ve Haber Naklederken Doğruluğuna Dikkat Edilmemesi

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ümmetimin sonunda bazı insanlar olacak! Size, ne sizin ne de babalarınızın duymadığı şeyleri haber vereceklerdir! Sizleri onlardan şiddetle sakındırırım!”

Müslim 6

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ahir zamanda çok yalancı deccaller olacak! Size, ne sizin ne de babalarınızın duymadığı haberler getireceklerdir! Sizleri onlardan sakındırıyorum! Sakın sizi sapıtıp fitneye düşürmesinler!”

Müslim 7

Şeyh Yusuf Vabil şöyle demiştir:

“Garip hadiseler zamanımızda ne kadar da çok. Bazı insanlar yalan söylemekten, doğruluğunu bilmediği sözleri nakletmekten hiç geri durmuyorlar! İşte bu insanları sapıtma ve fitneye düşürmedir. Bundan dolayı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları tasdik etmekten sakındırmıştır!”

57) Yalancı Şahidliğin Çoğalması ve Doğru Şahidliğin Azalması

Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyametten hemen önce yalancı şahidlik yapılır ve hak şahidlik gizlenir!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 1/407

Şeyh Yusuf Vabil şöyle demiştir:

“Hadiste geçen ‘zûr şahidliği’ bilerek yalan söylemek demektir. Yalancı şahidlik etmek, haklının hakkını gizlemek, hak üzere şahidlik yapmamak da yine haklının hakkını iptal etmektir. Yalancı şahidlik yapılması, buna karşılık hak üzere şahidliğin yapılmaması zamanımızda çokça rastlanan şeylerdendir.”

58) İnsanlar Arasında Yabancılaşmanın Ortaya Çıkması

Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kıyamet hakkında sordular. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Kıyametin bilgisi Rabbimin katındadır. Onun vaktini Rabbimden gayri hiç kimse bildiremez! Fakat ben size kıyametin hemen öncesinde meydana gelecek alametleri haber vereyim. Kıyametin hemen öncesinde fitne ve herc olacaktır!”

Sahabeler dediler ki:

−Ya Rasulallah! Fitneyi biliyoruz. Ama herc nedir? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Habeşlilerin dilinde öldürmektir. İnsanlar arasına yabancılaşma atılır. Neredeyse kimse, kimseyi tanımaz hale gelir!”

Ahmed bin Hanbel Müsned 5/389

Şeyh Yusuf Vabil şöyle demiştir:

“İnsanlar arasında fitneler, karışıklıklar ve savaşlar çıkınca yabancılaşma baş gösterdi. İnsanların yanında madde ön plana çıktı, herkes kendi menfaatleri için çalıştı, başkalarının iyilik ve hakları göz ardı edildi, sonuç olarak o pis enaniyet yayıldı. İnsanlar kendi heva ve şehvetleri doğrultusunda yaşamaya başladı. Allah için sevme, iyilik ve takva üzere yardımlaşmayı oluşturan iman kardeşliği kalmadı.”