İmanın üçüncü aslıdır, diğerlerinde olduğu gibi bunlara da iman etmeden mü’min olunmaz.
Ehli Sünnet ve’l-Cemaat, Allah’ın emir ve yasaklarını, vaat ve tehditlerini, Allah’ın kullarından istediği şeyleri ihtiva eden ve içlerinde hidayet ve nur bulunan kitapları nebi ve Rasullerine indirdiğine kesin olarak inanır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“De ki: Ben Allah’ın indirdiği (her) kitaba inandım…”
Şuara 15
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak nebileri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi (indirdi)…”
Bakara 213
1) Bunların gerçekten Allah’tan indirildiğine iman etmek,
2) İsmi bildirilenlere ismen, bildirilmeyenlere de icmalen (topluca) inanmak,
3) Bunlardan sahih olarak nakledilen haberleri tasdik etmek,
4) Nesh olunmamış hükümleriyle rıza ve teslimiyet göstererek amel etmek.
Kur’an’ı Kerim, daha önce indirilmiş tüm kitap ve sahifelerde bulunan hükümleri tasdik eder, onlardaki tahrif edilmiş ve sonradan sokulmuş batıl şeyleri beyan ve reddeder.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“…(Bu Kur’an) iftira olunan bir söz değildir. Lakin O, kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyin bir açıklaması ve iman eden bir toplum için bir hidayet ve rahmettir.”
Yusuf 111
Yüce Allah Kur’an’ı Kerim’de, indirdiği kitapların bazılarının isimlerini bildirmiş, diğerlerini topluca zikretmiştir. İsmi bildirilen kitap ve sahifeler şunlardır:
1) Tevrat: Musa (Aleyhisselam)’a indirilmiştir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Andolsun biz Musa’ya kitabı verdik…”
Bakara 87
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki, Tevrat’ı biz indirdik. O’nda hidayet ve nur vardır…”
Maide 44
2) Zebur: Davud (Aleyhisselam)’a indirilmiştir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“…Davud’a Zebur’u verdik.”
Nisa 163, İsra 55
Bildirildiğine göre Zebur yüz elli sureden ibaretti. Kendisinde herhangi bir hüküm, helal ve harama dair bir buyruk bulunmayıp birtakım hikmetli sözler ve öğütleri kapsamaktaydı.
El-Camiu Li Ahkami’l-Kur’an 5/561
3) İncil: İsa (Aleyhisselam)’a indirilmiştir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onların ardından, kendinden önceki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve ona, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı tasdik edici, muttakiler için de yol gösterici ve öğüt olmak üzere İncil’i verdik.”
Maide 46
4) Kur’an’ı Kerim: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e indirildi.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Elif, Lam, Ra. (Bu Kur’an) Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa (yani) Aziz (güçlü) ve Hamid (övülmeye layık olan Allah)ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.”
İbrahim 1
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki biz O’nu akledip anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.”
Yusuf 2
5) Suhuf (Sahifeler): İbrahim ve Musa (Aleyhisselam)’a indirilmiştir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Yoksa Musa’nın ve ahdine vefa gösteren İbrahim’in sahifelerinden yazılı olanlar kendisine haber verilmedi mi?”
Neml 36, 37, A’la 19
Naslarda ismi bildirilenler bu kadardır. Adem (Aleyhisselam)’a 10, Şit (Aleyhisselam)’a 50, İdris (Aleyhisselam)’a 30 ve İbrahim (Aleyhisselam)’a 10 olmak üzere toplam 100 sayfa indirildiği bildirilen sahifeler ile ilgili rivayet ise Ebu Zerr (Radiyallahu Anh)’dan olup zayıf bir hadistir.
Suyuti, Durru’l-Mensur 8/489, Alusi, Ruhu’l-Meani 15/141, 142
6) Diğerlerine İndirilenler: Allah-u Teâlâ, onların bazılarının isimlerini kısmen bildirmiş, diğer bazılarının isimlerini bildirmemiş ancak her nebi ile beraber kitap indirdiğini icmalen beyan etmiştir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Biz Allah’a; bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Ya’kub’a ve torunlara indirilene, Musa’ya ve İsa’ya verilenlere, Rableri tarafından diğer nebilere verilenlere onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah’a teslim olduk, deyin.”
Bakara 136
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak nebileri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi…”
Bakara 213
Semavi kitapların asıl meselesi ayetlerde beyan edildiği gibi ibadetlerle Allah’ı birlemek ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamaktır. Onların hepsi birer hak, nur ve hidayettir. Onlardaki muhalif şeyler ise insanların tahrifinden başkası değildir. Allah (Azze ve Celle) Kur’an’dan önceki kitapların hiçbirinin korumasını üzerine almamış, bilakis onların korunmasını ilim adamları ve dindar kimselere bırakmış ancak onlar bunu layıkıyla yapmamışlardı. Bunun neticesinde Kur’an’da belirtildiği gibi onlarda birtakım değişiklikler yapıldı.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz kendisinde bir hidayet ve nur bulunan Tevrat’ı biz indirdik. Teslim olan nebiler, rabbaniler ve alimler (kendilerinden) Allah’ın Kitabı’nı korumaları istenmesi sebebiyle, onunla (Tevrat ile) Yahudilere hükmederlerdi…”
Maide 44
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden tahrif eder(değiştirir)ler…”
Nisa 46, Bakara 75
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Biz Hristiyanlarız’ diyenlerden de kesin söz almıştık ancak onlar da uyarıldıkları şeylerden bir bölümünü unuttular… Ey kitap ehli! Rasulümüz size geldi. Kitaptan gizlediğiniz şeylerin birçoğunu size açıklıyor ve birçoğundan da vazgeçiyor…”
Maide 14, 15
Yahudi ve Hıristiyanların kendilerine indirilen kitaplarda yaptıkları tahrifler genelde üç kısma ayrılmaktadır.
Mesela; kitaplarında aksi olmasına rağmen, faiz ile insanların mallarını batıl yolla yemekte ve kendi kavimleri dışındakilere her türlü kötülüğü dinlerinin bir gereği olarak yapıp, “Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur.” demekteydiler.
Nisa 160, 161, Âl-i İmran 75
Mesela; Allah’ın elinin bağlı olduğunu, Üzeyir ve İsa (Aleyhisselam)’ın Allah’ın oğlu olduğunu, hatta İsa (Aleyhisselam)’ın bizzat Allah’ın kendisi olduğunu söylemekte, Allah’ı üçün üçüncüsü saymaktaydılar.
Âl-i İmran 181, Maide 17, 64, 72, 73, 116, Tevbe 30
Recm gibi açık hükümleri gizlemekte, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanımalarına karşın getirdiklerine sihir demekte ve hükümleri az bir pahaya satmaktaydılar.
Bakara 146, Âl-i İmran 187, Saf 6, Buhari 6697, Müslim 1699/26