Öldürmelerdeki Diyetler İle İlgili Konular

(72) Kasten Bir Müslümanı Öldürmenin Diyeti

(130) Sehl bin Ebi Hasme ve kavminin büyüklerinden bir takım adamlar şöyle haber verdiler:

−Abdullah bin Sehl ve Muhayyısa kendilerine isabet eden bir kıtlık ve fakirlik sebebiyle hurma satın almak için Hayber’e doğru yola çıkmışlardır. Hayber hurmalıkları içinde her kes kendi işleri için dağıldılar. Muhayyısa’ya, Abdullah bin Sehl’in öldürülüp bir çukura veya su gözüne atılmış olduğu haber verildi. Abdullah bin Sehl’i ölmüş olarak buldular! Bunun üzerine Muhayyısa, Yahudilere geldi ve onlara:

−Vallahi onu sizler öldürdünüz! dedi. Yahudiler de ona:

−Vallahi onu biz öldürmedik! Öldüreni de bilmiyoruz! dediler. Bundan sonra Muhayyısa döndü ve Medine’ye kendi kavminin yanına geldi ve onlara olayı anlattı. Bundan sonra Muhayyısa, kardeşi Huveyrisa bu kardeşi Muhayyısa’dan daha büyüktür ve Abdurrahman bin Sehl Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile konuşmaya geldiler. Hayber’de bulunmuş olan Muhayyısa önce konuşmaya başlayınca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muhayyısa’ya şöyle buyurdu:

ꟷ“Büyüğe bırak, büyüğe bırak onu öldüren kimse aleyhine beyine getireceksiniz!”

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu emriyle yaşça büyük olanı sözü ona bırakmasını kast ediyordu. Bunun üzerine Huveyrisa konuştu, sonra da Muhayyısa konuştu. Bunun ardından Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara Hayber Yahudileri hakkında şöyle buyurdu:

−“Ey Yahudiler! Arkadaşınızın diyetini öderler yahut da onlar bizimle harp ilan etmiş olurlar!”

Bunu Yahudilere yazdı. Onlardan da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Abdullah’ı biz öldürmedik! diye mektup yazıldı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sizler bu cinayetin Hayber Yahudileri tarafından işlendiğine yemin eder de arkadaşınızın kan bedeline hak kazanır mısınız?”

Onlar:

−Biz buna yemin etmeyiz! dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Öyleyse Yahudiler onu öldürmediklerine dair size yemin ederler.”

Onlar:

−Ya Rasulallah! Yahudiler, Müslüman değildir! Biz Yahudilerin yeminlerine razı olmayız! dediler. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öldürülenin diyetini kendi yanından yüz deve olarak ödedi de bu develer öldürülenin evine girdirildi...”

Buhari 7048, 7049, Müslim 1669/1, Ebu Davud 4521

(131) Ebu Şureyh el-Ka’biy şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“...Sonra siz ey Huzaa topluluğu! Huzeyl’den bu adamı öldürdünüz! Onun diyetini ben ödeyeceğim. Ancak bu günden sonra kimin bir yakını öldürülürse onun ehli iki muhayyerlik içerisindedir. Ya katili öldürürler veya diyet alırlar.”

Tirmizi 1427, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/385, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2198

(132) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kasten işlenen cinayete benzer adam öldürmenin diyeti, kasten adam öldürmenin diyeti gibi ağır olan tam diyettir. Katili ise öldürülmez!”

Ravi dedi ki:

Halil Muhammed bin Raşi’den hadiste şu lafızları ziyade etti:

“Bu şekildeki öldürme şeytanın insanlar arasında şer sıçratmasındandır. İşte bu sebeple, kinsiz ve silaha sarılma olmadan körü körüne kan dökülmüş olur!”

Ebu Davud 4565

(73) Katili Bilinmeyen Müslümanın Diyetini Devlet Öder

(133) Sehl bin Ebi Hasme ve kavminin büyüklerinden bir takım adamlar şöyle haber verdiler:

−Abdullah bin Sehl ve Muhayyısa kendilerine isabet eden bir kıtlık ve fakirlik sebebiyle hurma satın almak için Hayber’e doğru yola çıkmışlardır. Hayber hurmalıkları içinde her kes kendi işleri için dağıldılar. Muhayyısa’ya, Abdullah bin Sehl’in öldürülüp bir çukura veya su gözüne atılmış olduğu haber verildi. Abdullah bin Sehl’i ölmüş olarak buldular! Bunun üzerine Muhayyısa, Yahudilere geldi ve onlara:

−Vallahi onu sizler öldürdünüz! dedi. Yahudiler de ona:

−Vallahi onu biz öldürmedik! Öldüreni de bilmiyoruz! dediler. Bundan sonra Muhayyısa döndü ve Medine’ye kendi kavminin yanına geldi ve onlara olayı anlattı. Bundan sonra Muhayyısa, kardeşi Huveyrisa bu kardeşi Muhayyısa’dan daha büyüktür ve Abdurrahman bin Sehl Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile konuşmaya geldiler. Hayber’de bulunmuş olan Muhayyısa önce konuşmaya başlayınca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muhayyısa’ya şöyle buyurdu:

ꟷ“Büyüğe bırak, büyüğe bırak onu öldüren kimse aleyhine beyine getireceksiniz!”

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu emriyle yaşça büyük olanı sözü ona bırakmasını kast ediyordu. Bunun üzerine Huveyrisa konuştu, sonra da Muhayyısa konuştu. Bunun ardından Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara Hayber Yahudileri hakkında şöyle buyurdu:

−“Ey Yahudiler! Arkadaşınızın diyetini öderler yahut da onlar bizimle harp ilan etmiş olurlar!”

Bunu Yahudilere yazdı. Onlardan da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Abdullah’ı biz öldürmedik! diye mektup yazıldı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sizler bu cinayetin Hayber Yahudileri tarafından işlendiğine yemin eder de arkadaşınızın kan bedeline hak kazanır mısınız?”

Onlar:

−Biz buna yemin etmeyiz! dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Öyleyse Yahudiler onu öldürmediklerine dair size yemin ederler.”

Onlar:

−Ya Rasulallah! Yahudiler, Müslüman değildir! Biz Yahudilerin yeminlerine razı olmayız! dediler. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öldürülenin diyetini kendi yanından yüz deve olarak ödedi de bu develer öldürülenin evine girdirildi...”

Buhari 7048, 7049, Müslim 1669/1, Ebu Davud 4521

(74) Kişi Malı Uğruna Öldürüldüğünde Şehittir!

(134) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kimin malı haksız olarak elinden alınmak istenir de onun sahibi malı uğruna savaşır ve öldürülürse o kimse şehiddir!”

Tirmizi 1420

(75) Kasıta Benzer Hataen Müslümanı Öldürmenin Diyeti

(135) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke’nin fethedildiği gün Kâbe’nin basamağının üzerinde bir hutbe irat etti de üç kere tekbir getirdi sonra da şöyle buyurdu:

“Bir olan Allah’tan gayrı ilah yoktur; O, vadini yerine getirdi; kuluna yardım edip nusrat verdi ve tek başına hizipleri hezimete uğrattı. Dikkat edin! Cahiliyet döneminde kan ve mal davalarından zikredilen ve iddia edilen kavgalar varsa onların hepsi ayaklarımın altındadır! Ancak hacılara su dağıtma ve Beytullah’a hizmet işleri bundan müstesnadır. Dikkat edin! Kamçı veya değnekle olup kasta benzer hata olarak öldürmenin diyeti; yüz devedir! Onlardan kırk tanesinin karnında yavrusu bulunacaktır!”

Ebu Davud 4547, Nesei 4813, İbni Mace 2627, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2197

(76) Hataen Müslümanı Öldürmenin Diyeti

(136) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hata olmanın dışında mü’min mü’mini öldüremez! Hata olarak mü’mini öldüren kimse, mü’min bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine diyet ödemesi gerekir. Eğer (ölenin ailesi diyeti) bağışlarsa bu müstesnadır. Öldürülen mü’min, düşmanınız olan bir kavimden ise, mü’min bir köle azat etmek gerekir. Ve eğer sizinle kendi aralarında antlaşma olan bir kavimden ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azat etmek lazımdır. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peş peşe oruç tutması gerekir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Nisa Suresi 92

(137) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hata olarak öldürülen kimseye diyet için yüz tane deveye hüküm verdi. Onlar; otuz tane Bintu Mehad, otuz tane Bintu Lebun, otuz tane Hıkka ve on tane de erkek İbnu Lebun’dur.”

Ebu Davud 4541, Nesei 4815, İbni Mace 2630

(138) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hata olarak adam öldürmedeki diyetin kıymetini köy ahalisine dört yüz dinar veya onun muadilini gümüş olarak takdir ederdi. Bunu deve fiyatları üzerine dengelerdi. Develer pahalanınca dinar ve gümüşün kıymetini yükseltirdi. Ucuzluk görüldüğünde altın ve gümüşün miktarında eksiltme yapardı.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında yüz deve dört yüz dinar ile sekiz yüz dinar arasında bir kıymete baliğ oldu. Bu kıymetin gümüşten muadili sekiz bin dirhemdir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu sığır sahiplerine iki yüz sığır olarak hüküm verdi. Kişinin koyundan ödeyeceği diyeti de iki bin koyun olarak hüküm verdi.”

Ebu Davud 4564

(139) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında diyetin bedeli sekiz yüz dinar veya sekiz bin dirhem idi. O günlerde Ehli kitabın diyeti müslümanların diyetinin yarısı kadar bir kıymette idi. Bu, Ömer (Radiyallahu Anh) Allah ona rahmet etsin halife olana kadar böyle idi. Ömer (Radiyallahu Anh) halife olunca ayağa kalkıp bir hutbe okudu da:

−Dikkat edin! Deve fiyatları pahalandı dedi. Abdullah (Radiyallahu Anh) dedi ki:

−Ömer (Radiyallahu Anh) diyet miktarını altın sahiplerine, bin dinar, gümüş sahiplerine on iki bin dirhem, sığır sahiplerine iki yüz sığır, koyun sahiplerine iki bin koyun ve elbise sahiplerine iki yüz elbise olarak tayin etti. Abdullah (Radiyallahu Anh) dedi ki:

−Ömer (Radiyallahu Anh) ehli zimmetin diyetini hali üzere terk etti, diyet miktarlarını yükseltirken onu yükseltmedi.”

Ebu Davud 4542, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2447, Albânî Mişkat 3498

(77) Niçin Öldürüldüğü Bilinmeyen Kimsenin Diyeti

(140) Muhammed bin Ubeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim birbirlerine taş atarken veya kırbaç yahut değnek ile vuruşarak körü körüne öldürülürse, bu hata olarak öldürmedir. Bunun diyeti de hata ile öldürülme diyetidir...”

Ebu Davud 4539, 4540, 4591, Nesei 4803, 4804, İbni Mace 2635

(141) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim bir kavmin arasında birbirlerine taş atarken veya kırbaç ile vuruşurken körü körüne öldürülürse, bu hata olarak öldürmedir. Diyeti de hata ile öldürülme diyetidir. Kim de kasten öldürülürse katilin iki elinin işlediğinden dolayı kısası gerekir. Herkim araya girer katilin kısas olmasına mani olursa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun!”

Ebu Davud 4591

(142) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kasten işlenen cinayete benzer, adam öldürmenin diyeti, kasten adam öldürmenin diyeti gibi, ağır olan tam diyettir. Katili ise öldürülmez!”

Ravi dedi ki: Halil Muhammed bin Râşi’den hadiste şu lafızları ziyade etti:

“Bu şekildeki öldürme şeytanın insanlar arasında şer sıçratmasındandır. İşte bu sebeple, kinsiz ve silaha sarılma olmadan körü körüne kan dökülmüş olur!”

Ebu Davud 4565

(78) Ceninin Diyeti

(143) Mugire bin Şu’be şöyle dedi:

Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh), insanlara gebe kadının karnına vurulması sebebiyle ceninin ölü olarak düşmesinin hükmünü öğrenmek isteyerek:

−Düşük cenin hakkında hüküm verdiğinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i kim işitti? deyip soruşturdu. Mugire dedi ki, ben:

−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) düşük ceninin diyeti hakkında bir erkek veya dişi köle gürrüsidir diye hüküm verdi dedim. Ömer (Radiyallahu Anh):

Bu hüküm üzere seninle beraber şahidlik edecek bir kimseyi getir, dedi. Bunun üzerine Muhammed bin Mesleme’yi buldum ve onu Ömer (Radiyallahu Anh)’a getirdim. Muhammed bin Mesleme (Radiyallahu Anh):

−Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerine bunun benzerini hükmettiğine şahitdlik ederim dedi ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyurdu:

−“Ceninin diyeti bir köle yahut bir cariye gürresidir.”

El-Gürre: Her şeyin ilki ve değerlisidir. Genç köle ve cariyeye de yine gürre denir. Dolayısıyla hadisteki mana: genç ve kıymetli bir köle veya cariye demektir.

Buhari 6773, Müslim 1681/34, 35, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 7/263

(144) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Huzeyl kabilesinde birbiriyle kavga eden iki kadın arasında hüküm vermişti. O kadınlardan biri diğerine bir taş atmış ve attığı taş hamile olan diğer kadının karnına isabet etmişti de bu sebeple karnındaki bebeğini öldürmüştü. Bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e dava ettiler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadının karnındaki ceninin diyeti köle veya cariye gürresidir diye hüküm verdi. Bunun üzerine tazminat ödemekle hüküm verilen kadının velisi kafiyeli biri şekilde:

−Ya Rasulallah! Henüz yemeyen, içmeyen, konuşmayan ve çığlık atmayan bir bebek için nasıl olurda tazminat ödemeye mahkûm olurum? Bu gibisi heder olur dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bu adam kâhinlerin kardeşlerindendir!”

Buhari 5779, Müslim 1681/34, 35, Begavi 2543, 2544, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2205

(79) Mükatebenin Diyeti

(145) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında bir mükateb öldürülmüştü. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona, mükatebeliği için ödediği kadarından hür diyeti, henüz ödemediği kısmından da köle diyeti ödenmesini emretmişti.”

Nesei 4827

(146) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öldürülen mükatebin diyeti hususunda; O şahsa, mükatebeliği için ödediği kadarından hür diyeti, henüz ödemediği kısmından da köle diyeti ödenir, diye hüküm verdi.”

Ebu Davud 4581, Nesei 4824

(80) Muahidin Diyeti

(147) Amr bin Şuayb babası ve dedesi tarikiyle şöyle tahdis etti:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Muahidin diyeti, hür Müslümanın diyetinin yarısı kadardır.”

Muahid: Anlaşma gereği Dâru’l-İslam’da bulunan gayrı müslimlerdir.

Ebu Davud 4583

(81) Zimminin Diyeti

(148) Amr bin Şuayb babası ve dedesi tarikiyle şöyle tahdis etti:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ehli zimmetin diyeti, Müslümanların diyetinin yarısı kadardır. Ehli zimmet; Yahudi ve Hıristiyanlardır.”

Ehli zimmet: Onlara zimmî de denir.

Nesei 4820, İbni Mace 2644

(149) Amr bin Şuayb babası ve dedesi tarikiyle şöyle tahdis etti:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kâfirin diyeti, mü’minin diyetinin yarısı kadardır.”

Nesei 4821, Tirmizi 1413