İnşikak Suresi

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَنْظُرَ إِلَى يَوْمِ الْقَيَامَةِ كَأَنَّهُ رَأْيُ عَيْنٍ فَلْيَقْرَأْ، إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ، وَإِذَا السَّمَآءُ انْفَطَرَتْ، وَإِذَا السَّمَآءُ انْشَقَّتْ

“Kim, kıyamet gününe sanki gözüyle görüyormuşçasına bakmak isterse, İze’ş-Şemsu Kuvvirat (Yani Tekvir Suresini) İze’s-Semâun Fetarat (Yani İnfitar Suresini) ve İze’s-Semaun Şakkat (Yani İnşikak Suresini) okusun!”

Tirmizi 3551, Ahmed bin Hanbel Müsned 15/21959, Hakim, Albânî Sahîhu’l-Cami’ 6293, Rıhletun İle’d-Dâri’l-Âhire 432

إِذَا السَّمَآءُ انْشَقَّتْ

(1) Gök yarılıp parçalandığı zaman,

وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ

(2) Rabbine kulak verip boyun eğecek hale getirildiği zaman,

وَإِذَا الْأَرْضُ مُدَّتْ

(3) Yeryüzü uzatılıp dümdüz olduğu zaman,

وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ

(4) İçinde bulunanları atıp boşaldığı zaman,

وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ

(5) Rabbine kulak verip boyun eğecek hale getirildiği zaman,

يَآ أَيُّهَا الْإِنْسَانُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَى رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاقِيهِ

(6) Ey insan! Kuşkusuz ki, sen Rabbine karşı çaba üstüne çaba göstermektesin; sonunda O’na varacaksın.

فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ

(7) Kimin kitabı sağından verilirse,

فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا

(8) Kolay bir hesapla hesaba çekilecektir;

وَيَنقَلِبُ إِلَى أَهْلِهِ مَسْرُورًا

(9) Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.

وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ وَرَاءَ ظَهْرِهِ

(10) Kimin de kitabı arkasından verilirse,

فَسَوْفَ يَدْعُو ثُبُورًا

(11) Derhal ölüp, yok olmak isteyecektir;

وَيَصْلَى سَعِيرًا

(12) Alevli ateşe girecektir.

إِنَّهُ كَانَ فِي أَهْلِهِ مَسْرُورًا

(13) Kuşkusuz ki o, ailesinin içinde sevinçli idi.

إِنَّهُ ظَنَّ أَنْ لَّنْ يَّحُورَ

(14) Kuşkusuz ki o, hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sandı.

بَلَى إِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِهِ بَصِيرًا

(15) Hayır! Bilakis gerçekten Rabbi onu iyice görüyordu.

فَلآ أُقْسِمُ بِالشَّفَقِ

(16) Buna müteakiben, hayır! Şafağa yemin olsun ki,

وَاللَّيْلِ وَمَا وَسَقَ

(17) Geceye ve içinde barındırdığı şeylere yemin olsun ki,

وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ

(18) Dolunay olmuş aya yemin olsun ki,

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍ

(19) Halden hale geçersiniz!

فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

(20) Buna müteakiben, onlara ne oluyor da iman etmiyorlar!?

وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْآنُ لَا يَسْجُدُونَ

(21) Kendilerine Kur’an okunduğu vakit, onlar, secde de etmezler!

بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا يُكَذِّبُونَ

(22) Aksine, kâfirler yalanlıyorlar!

وَاللهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ

(23) Allah, onların gizledikleri şeyleri çok iyi bilir.

فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

(24) Onlara acı bir azabı müjdele!

إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ

(25) Ancak iman edip salih amel işleyenler müstesnadır! Onlar için arkası kesilmeyen bir mükâfat vardır.

İnşikâk Suresi