Cabir Radiyallahu Anh’a Babasının Vasiyeti

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müşriklerle savaşmak için Medine’den çıktı. Uhud Gazası gelip kapıya dayandığında, bir önceki gece babam Abdullah bin Amr bin Haram beni çağırıp şöyle dedi:

−Gördüğüm kadarı ile ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından ilk öldürülecek kimseler arasında olacağım ve ben benden sonra geriye Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in canı dışında benim için senden daha değerli hiçbir kimseyi geri bırakmıyorum. Benim üzerimde bir borç var, onu sen öde! Kız kardeşlerin için de elinden geldiği kadarıyla iyilik yapmaya çalış!

Ey oğlum! Sen sonumuzun nereye varacağını öğreninceye kadar Medine’de bekle! Çünkü Allah’a yemin ederim ki eğer benden sonra geriye kız çocuklarımı bırakmayacak olsaydım, önümde öldürülmeni arzu ederdim. Sabah olduğunda ilk öldürülen kişi babam oldu!

Babam Abdullah bin Amr bin Haram, Uhud Günü öldürüldüğünde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benimle karşılaştı ve bana şöyle dedi:

−“Ya Cabir! Neden seni kırgın görüyorum?”

Bunun üzerine ben:

−Ya Rasulallah! Babam şehid oldu ve geride (dokuz kız çocuğunun) nafakasını ve borç bıraktı, dedim

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

−“Ya Cabir! Allah Azze ve Celle’nin babana söylediği sözü sana haber verip müjdeleyeyim mi?”

Ben:

−Bilakis haber ver, ya Rasulallah! dedim.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

−“Allah, hicab (perde) ardından olmaksızın hiç kimse ile katiyen konuşmamıştır! Fakat Allah, babanı diriltti ve onunla yüz yüze konuştu ve babana şöyle buyurdu:

−“Ey kulum! Benden iste, sana vereyim.”

Baban:

−“Ya Rabb! Beni diriltirsin, ben de ikinci defa Senin uğrunda öldürülürüm, dedi.

Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurdu:

−“Kuşkusuz ki insanların dünyaya hiç dönmeyecekleri hükmü Benim tarafımdan önceden verilmiştir.

Baban:

−Ya Rabb! O halde arkamda kalanlara ulaştır, dedi.

Bunun üzerine Allah Azze ve Celle Âl-i İmran Suresi 169. ayetini indirdi.

وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

“Allah’ın Yolunda öldürülenleri ölüler sanma! (Hayır, bilakis, onlar) diridirler. Rab’lerinin katında rızıklandırılıyorlar.”

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Babam, organları kesilmiş bir halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildi ve önüne konuldu. Ben, babamın yüzünün örtüsünü açmaya davrandım. Kavmim beni bundan nehyetti! Sonra tekrar ben, babamın yüzünün örtüsünü açmaya davrandım. Kavmim beni yine bundan nehyetti! Buna müteakiben o örtüyü ya Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ kaldırdı yahut da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emretti de örtü kaldırıldı.

Bu sırada Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) feryad eden bir kadın sesi işitti! Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bu kadın kimdir?”

Sahabeler şöyle dediler:

Amr bin Haram’ın kız kardeşi Fatıma’dır. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ağlama! Siz onu kaldırıncaya kadar Melekler kanatlarıyla onu gölgelendirdiler.”

İbni Mace 2800, Tirmizi 3196, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/397, 398, Buhari 1181, 1220, 2662, Müslim 2471/129