Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
ثُمَّ قِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنْتُمْ تُشْرِكُونَ
“Sonra onlara şöyle denilecektir; (Allah’a) Şirk koştuklarınız nerede!?”
Mu’min Suresi 73
Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَمَنْ يَعْصِ اللهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا فِيهَا وَلَهُ عَذَابٌ مُّهِينٌ
“Kim de Allah’a ve Allah’ın Rasulüne isyan eder, Allah’ın sınırlarını da aşarsa, Allah da onu, içinde sürekli kalıcı olarak ateşe sokar. Artık onun için yere batırıcı bir azap vardır.”
Nisa Suresi 14
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَهُمْ بِالْآخِرَةِ كَافِرُونَ
“Ve onlar; ahireti de inkar edenlerdir!”
A’raf Suresi 45
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَالَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
“Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar ise ateş ehlidir! Onlar orada ebedi kalacaklardır!”
A’raf Suresi 36
Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
الَّذِينَ كَذَّبُوا بِالْكِتَابِ وَبِمَا أَرْسَلْنَا بِهِ رُسُلَنَا فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
“Onlar, Kitabı ve Rasullerimizle gönderdiklerimizi yalanlayanlardır! Yakında bilecekler!”
Gafir Suresi 70
Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
قُلْ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَى جَهَنَّمَ وَبِئْسَ الْمِهَادُ
“İnkar eden kimselere söyle; yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz! Orası ne kötü bir döşektir!”
Âl-i İmran Suresi 12
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَأَعْتَدْنَا لِمَنْ كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَعِيرًا
“İş onların söyledikleri gibi değil! Onlar o kıyamet saatini yalanladılar ve biz, kıyamet saatini yalanlayanlara alevli bir ateş hazırlamışızdır!”
Furkan Suresi 11
Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ
“Rabbiniz buyurdu ki; Bana dua edin size icabet edeyim. Şüphesiz ki, bana ibadet etmekten kibirlenenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir!”
Mu’min Suresi 60
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَأَمَّا الَّذِينَ فَسَقُوا فَمَأْوَاهُمُ النَّارُ كُلَّمَا أَرَادُوا أَن يَخْرُجُوا مِنْهَا أُعِيدُوا فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذِي كُنْتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ
“Fasıklık edenlere gelince, olanların varacakları yer ateştir! Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri çevrilirler ve onlara şöyle denir; Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın!”
Secde Suresi 20
Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ
“Derler ki; Biz, namaz kılanlardan değildik!”
Müddessir Suresi 43
Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ
“Yoksulu yedirip doyurmuyorduk!”
Müddessir Suresi 44
Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ
“Batıla dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk!”
Müddessir Suresi 45
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ
“Din gününü yalanlıyorduk!”
Müddessir Suresi 46
Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنثِ الْعَظِيمِ
“Büyük günâhı işlemekte ısrar ediyorlardı!”
Vakıa Suresi 46
Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
الَّذِينَ يَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا
“Onlar ki; Allah’ın yolundan alıkoyarlar ve Allah’ın yolunu eğrip bükmek isterler!”
A’raf Suresi 45
Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ
“Yazıklar olsun! Arkadan çekiştirenlerin, kaş göz işareti yapıp alay edenlerin tümüne!”
Hümeze Suresi 1
Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
الَّذِي جَمَعَ مَالاً وَعَدَّدَهُ يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ
“O ki, mal biriktirdi, onu saydı da saydı! Malının kendisini ebedi kılacağını zanneder.”
Hümeze Suresi 2, 3
Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلاَ يُنْفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
“Altını ve gümüşü biriktirip de Allah’ın Yolunda infak etmeyenler var ya, işte onlara acı bir azabı müjdele!”
Tevbe Suresi 34
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
ذَلِكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَفْرَحُونَ فِي الْأَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنْتُمْ تَمْرَحُونَ
“Bu durum, (yani içinde bulunduğunuz bu azab) sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve böbürlenmeniz yüzündendir!
Gafir Suresi 75
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
لَهُمْ مِنْ جَهَنَّمَ مِهَادٌ وَمِنْ فَوْقِهِمْ غَوَاشٍ وَكَذَلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ
“Onlar için cehennemden bir yatak ve üstlerine de örtüler vardır! Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız!”
A’raf Suresi 41
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
الَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ اللهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا وَهُم بِالْآخِرَةِ كَافِرُونَ
“Onlar ki, Allah’ın Yolundan alıkoyarlar ve Allah’ın Yolunu eğriltmeye çalışırlar! Onlar ahireti de inkar edenlerdir!”
A’raf Suresi 45
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
هَذَا وَإِنَّ لِلطَّاغِينَ لَشَرَّ مَآبٍ
“Bu böyle! Şüphesiz ki, azgınlar için çok kötü bir dönüş yeri vardır.”
Sad Suresi 55
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ تَرَى الَّذِينَ كَذَبُوا عَلَى اللهِ وُجُوهُهُم مُّسْوَدَّةٌ أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْمُتَكَبِّرِينَ
“Kıyamet gününde, Allah’ın hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerini simsiyah kesilmiş olduğunu görürsün! Büyüklük taslayanlar için cehennemde barınacak bir yer yok mudur?”
Zümer Suresi 60
Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
لَا جَرَمَ أَنَّمَا تَدْعُونَنِي إِلَيْهِ لَيْسَ لَهُ دَعْوَةٌ فِي الدُّنْيَا وَلَا فِي الْآخِرَةِ وَأَنَّ مَرَدَّنَا إِلَى اللهِ وَأَنَّ الْمُسْرِفِينَ هُمْ أَصْحَابُ النَّارِ
“Sizin beni kendisine ibadete çağırdığınız şeylerin, ne bu dünyada ne de ahirette hiçbir davet yetkisi yoktur! Hepimizin dönüşü Allah’adır! Müsrifler/haddi aşanlar cehennem ehlinin ta kendileridir!”
Mu’min Suresi 43
Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor:
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا آبَآءَهُمْ ضَآلِّينَ فَهُمْ عَلَى آثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ
“Kuşkusuz ki, onlar, atalarını haktan sapmış bir durumda buldular ve buna müteakiben hemen kendileri de atalarının izlerinde koşturup gidiyorlar!”
Saffat Suresi 69, 70