Yusuf Aleyhisselam’ın Kıssası

(1) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hani bir zamanlar Yusuf babasına şöyle demişti; Ey babacığım! Kuşkusuz ki, ben rüyada on bir yıldızla, Güneş’i ve Ay’ı gördüm; onları bana secde ediyorlar gördüm!”

Yusuf Suresi 4

(2) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“(Babası da) dedi ki; Ey Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma sonra sana bir tuzak kurarlar! Şüphesiz ki, şeytan insan için apaçık bir düşmandır!”

Yusuf Suresi 5

(3) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Böylece Rabbin seni seçecek, olayların yorumunu sana öğretecektir. Daha önce ataların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi sana ve Yakub ailesine de nimetini tamamlayacaktır. Şüphesiz ki, Rabbin bilendir, hikmet sahibidir.”

Yusuf Suresi 6

(4) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz ki, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır. (Kardeşleri) şöyle demişlerdi; Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir! Oysa biz dayanışma içinde, güçlü bir cemaatiz. Şüphesiz ki, babamız apaçık bir yanılgı içindedir!”

Yusuf Suresi 7, 8

(5) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf’u öldürün veya (uzak) bir yere bırakın ki, babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın! Bundan sonra iyi bir topluluk olursunuz. İçlerinden bir söz sahibi dedi ki; Yusuf’u öldürmeyin! Eğer bir şey yapacaksanız, onu kuyunun derinliklerine atın! Yolcu kafilelerinden biri kendisini bulsun.”

Yusuf Suresi 9, 10

(6) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“(Babalarına gidip) dediler ki; Ey babamız! Ne oluyor da, Yusuf’a karşı bize güvenemiyorsun!? Oysa gerçekte biz onun iyiliğini isteyenleriz. Yarın onu bizimle birlikte gönder de gezsin ve oynasın. Biz Yusuf’u mutlaka koruruz.”

Yusuf Suresi 11, 12

(7) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yakub dedi ki; Yusuf’u götürmeniz gerçekten beni üzer ve siz kendisinden habersiz iken Yusuf’u kurdun yemesinden korkarım! Onlar şöyle dediler; Bizler güçlü ve kuvvetli bir topluluk olduğumuz halde onu kurt yerse şüphesiz ki, o zaman biz hüsrana uğrayanlardan oluruz!”

Yusuf Suresi 13, 14

(8) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Sonuçda Yusuf’u götürdüklerinde ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca karar verdiklerinde Biz de Yusuf’a, andolsun ki, sen onların bu işlerini farkında olmayacakları bir sırada kendilerine bildireceksin, diye vahyettik.”

Yusuf Suresi 15

(9) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“(Yusuf’un kardeşleri) Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler! Ey babamız! Biz gittik yarışıyorduk ve Yusuf’u da eşyalarımızın yanında bırakmıştık. Tam bu sırada onu bir kurt yemiş! Ama biz doğru söylesek de sen bize inanacak değilsin, dediler. Yusuf’un gömleğinin üzerinde de yalan bir kan getirdiler (Babaları Yakub) şöyle dedi; Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp (kötü) bir işe sürüklemiştir! Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır! Sizin bu düzdüklerinize karşı ancak Allah’tan yardım istenir!”

Yusuf Suresi 16-18

(10) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bir kervan geldi ve sucularını gönderdiler. O da (kuyuya) kovasını sarkıttı. Müjde! Bu bir oğlan, dedi. Yusuf’u bir ticaret malı gibi sakladılar! Oysa Allah onların yaptıklarını biliyordu. Yusuf’u ucuz bir fiyata birkaç dirheme sattılar! Onlar Yusuf’u pek önemsemiyorlardı!”

Yusuf Suresi 19, 20

(11) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Mısır’da Yusuf’u satın alan kişi hanımına şöyle dedi; Buna iyi bak! Olur ki, bize yarar sağlar yahut kendisini evlat ediniriz. Böylece Yusuf’u o yere/saraya yerleştirdik ki, kendisine rüyaların yorumunu öğretelim. Allah emrinde galipdir (mutlak güç ve irade sahibidir) ancak insanların çoğu bunu bilmez!”

Yusuf Suresi 21

(12) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf erginlik çağına erişince kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Evinde bulunduğu kadın Yusuf’un kendisine yaklaşmasını istedi, kapıları sıkıca kapadı ve haydi gelsene! dedi. Yusuf’da şöyle dedi; Allah’a sığınırım! Doğrusu o benim Rabbimdir. Bana iyi baktı. Zalimler asla kurtuluşa ermezler!”

Yusuf Suresi 22, 23

(13) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Andolsun ki, kadın Yusuf’u arzu etmişti. Eğer Rabbinin burhanını/yardımını görmeseydi Yusuf’da onu arzu etmişti. Bu şekilde kötülük ve fuhşu Yusuf’dan savmak için istedik. Yusuf bizim seçkin kullarımızdandı.”

Yusuf Suresi 24

(14) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kapıya doğru koşuştular. Kadın Yusuf’un gömleğini arkadan çekip yırttı! Tam kapının yanında kadının eşiyle karşılaştılar! Kadın şöyle dedi; Ailene kötülük etmek isteyenin cezası zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka ne olabilir!?”

Yusuf Suresi 25

(15) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf’da şöyle dedi; Asıl o benim nefsime yaklaşmak istedi! Kadının yakınlarından bir şahid de şöyle şahidlik etti; Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiştir Yusuf yalancılardandır! Ama eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir Yusuf ise doğru söyleyenlerdendir.”

Yusuf Suresi 26, 27

(16) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf’un gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce kocası dedi ki; Bu, sizin düzeninizdendir! Gerçekten sizin düzeniniz büyüktür! Yusuf, sen bundan yüz çevir. Sen de günahının bağışlanmasını dile. Doğrusu sen günahkârlardan oldun!”

Yusuf Suresi 28, 29

(17) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Şehirde birtakım kadınlar; Azizin hanımı kendi uşağının/Yusuf’un nefsine yaklaşmak istiyormuş! Sevgi onun bağrını yakmış! Doğrusu biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz, dediler.”

Yusuf Suresi 30

(18) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kadın onların düzenlerini duyunca kendilerine birini gönderdi. Onlar için dayanacakları koltuklar hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf’a da çık karşılarına, dedi. Yusuf’u gördüklerinde gözlerinde büyüttüler, şaşkınlıktan ellerini kestiler ve Allah’ı tenzih ederiz, bu bir beşer/insan değildir! Bu ancak üstün bir melektir, dediler.”

Yusuf Suresi 31

(19) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kadın dedi ki; İşte hakkında beni kınadığınız kişi budur. (Yani Yusuf!) Andolsun ki, ben Yusuf’un nefsine yaklaşmak istedim ancak o iffetlilik gösterip sakındı. Ama eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve mutlaka küçük düşürülenlerden olacaktır!”

Yusuf Suresi 32

(20) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf dedi ki; Ey Rabbim! Zindan benim için onların çağırdıkları şeyden daha sevimlidir. Eğer onların düzenlerini benden savmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum! Rabbi onun duasını kabul etti ve onların düzenlerini ondan savdı. Şüphesiz ki, Allah duyandır, bilendir.”

Yusuf Suresi 33, 34

(21) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Sonra bazı delilleri görmelerinin ardından da yine de Yusuf’u bir süre zindana atmaları kendilerine uygun geldi. Zindana Yusuf’la birlikte iki de genç girdi. Onlardan biri; Ben rüyada kendimi şarap sıkıyor gördüm, dedi. Diğeri de; Ben de rüyamda kendimi başımın üstünde ekmek taşıyor ve kuşlar da ondan yiyor gördüm, dedi. Bunun yorumunu bize haber ver. Biz seni iyilik edenlerden görüyoruz, dediler.”

Yusuf Suresi 35, 36

(22) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf dedi ki; Size, rızık olarak verilen yemek henüz ulaşmadan ben size onun ne olduğunu mutlaka haber veririm. Bu Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah’a inanmayan ve ahireti de inkar eden bir kavmin dinini terk ettim. Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Allah’a bir şeyi ortak koşmak bize yaraşmaz. Bu, Allah’ın bize ve insanlara olan lütfundandır. Ancak insanların çoğu şükretmezler!”

Yusuf Suresi 37, 38

(23) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf dedi ki; Ey zindan arkadaşlarım! Birbirlerinden farklı değişik Rabbler mi daha hayırlıdır!? Yoksa Kahhar (mutlak güç sahibi) olan tek Allah mı!? Sizin Allah’ı bırakıp da taptığınız, kendinizin ve babalarınızın adlandırdığı uydurma birtakım isimlerden başka bir şey değildir! Allah onların doğruluğuna dâir hiçbir delil indirmemiştir! Hüküm ancak Allah’ındır! Allah, yalnız kendisine kulluk etmenizi kesin emretmiştir! Bu dimdik ayakta duran bir dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler!”

Yusuf Suresi 39, 40

(24) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey zindan arkadaşlarım! İkinizden biri efendisine şarap sunacak! Diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecekler! Hakkında bilgi istediğiniz iş kesinleşmiştir. Yusuf, o iki kişiden kurtulacağını sandığı kimseye; Beni efendinin yanında an/hatırla, dedi. Fakat şeytan ona efendisine yanında anmayı unutturdu ve böylece Yusuf birkaç yıl zindanda kaldı. Bir gün Kral dedi ki; Rüyamda yedi semiz inek görüyorum ki, onları yedi zayıf inek yiyor! Bir de yedi yeşil başak ve bir o kadarı da kuru. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız benim rüyam hakkında bana bilgi verin.”

Yusuf Suresi 41-43

(25) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bunlar karmakarışık rüyalar! Biz ise böyle rüyaların yorumunu bilemeyiz, dediler. O iki kişiden kurtulmuş olanı nice zaman sonra hatırladı ve dedi ki; Ben size bunun yorumunu haber veririm, hemen beni gönderin. Yusuf’a şöyle dedi; Ey çok doğru kişi! Bize yedi zayıf ineğin yediği yedi semiz inek ve yedi yeşil başak ile bir o kadar kuru başak hakkında bilgi ver! Olur ki, insanlara dönerim ve onlar da bilirler.”

Yusuf Suresi 44-46

(26) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf dedi ki; Adetiniz üzere yedi yıl ekin ekin! Yiyeceğiniz az bir kısmı dışında biçtiklerinizi başağı üstünde bırakın. Sonra bunun ardından yedi zorlu yıl gelecektir ki, saklayacağınız az bir miktar dışında önceden biriktirdiklerinizi yiyeceklerdir. Sonra bunun ardından bir yıl gelecek ki, insanlar onda bolca yağmura kavuşturulacak ve meyve sıkacaklardır.”

Yusuf Suresi 47-49

(27) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hükümdar; Onu/Yusuf’u bana getirin, dedi. Bunun üzerine ona elçi gelince; Efendine dön de ona sor, ellerini kesen kadınların durumları neydi!? Şüphesiz ki, Rabbim onların düzenlerini bilir, dedi. Hükümdar kadınlara; Yusuf’un nefsine yaklaşmak istediğinizde sizin durumunuz neydi!? dedi. Onlar; Hâşâ! Allah için biz ondan hiç bir kötülük görmedik, dediler. Azizin hanımı da dedi ki; İşte şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsine yaklaşmak istedim. O ise gerçekten doğru söyleyenlerdendir.”

Yusuf Suresi 50, 51

(28) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bu, Azizin yokluğunda benim kendisine hıyanet etmediğimi ve Allah’ın hainlerin düzenlerini başarıya erdirmeyeceğini bilmesi içindi. Bununla birlikte nefsimi temize çıkarmıyorum! Şüphesiz ki, Rabbimin esirgediği dışında nefis sürekli kötülüğü emredicidir. Doğrusu Rabbim bağışlayandır, rahmet edendir.”

Yusuf Suresi 52, 53

(29) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hükümdar dedi ki; Onu/Yusuf’u getirin kendime özel (görevli) edineyim. Onunla konuşunca da; Sen bugün bizim yanımızda önemli mevki sahibi ve güvenilir birisin, dedi. Yusuf; Beni ülkenin hazinelerinin başına getir. Şüphesiz ki, ben iyi koruyucu ve iyi bilen biriyim, dedi.”

Yusuf Suresi 54, 55

(30) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İşte böylece Yusuf’a o yerde güç ve imkân verdik. Orada istediği yerde konaklıyordu. Biz rahmetimizi dilediğimize ulaştırırız ve iyilik edenlerin ecirlerini zayi etmeyiz. Ahiret ecri ise iman eden ve sakınanlar için elbette ki, daha hayırlıdır. Yusuf’un kardeşleri gelip yanına girdiler. Onlar Yusuf’u tanımadıkları halde kendisi onları hemen tanıdı.”

Yusuf Suresi 56-58

(31) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Onların yüklerini hazırlayınca Yusuf dedi ki; Babanızdan olan kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutuyorum ve ben misafir ağırlayanların en hayırlısıyım. Eğer onu getirmezseniz artık benim yanımda size ölçek (erzak) yoktur ve bana da yaklaşmayın! Onu babasından almaya çalışacağız ve (her halde) bunu yaparız, dediler.”

Yusuf Suresi 59-61

(32) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf uşaklarına da şöyle dedi; Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Olur ki, ailelerine döndüklerinde bunu anlarlar da tekrar geri dönerler. Babalarının yanına döndüklerinde dediler ki; Ey babamız! Bizden ölçek (erzak) alıkonuldu. Kardeşimizi de bizimle birlikte gönder ki, ölçek (erzak) alalım. Biz onu mutlaka koruruz.”

Yusuf Suresi 62, 63

(33) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yakub şöyle dedi; Daha önce kardeşini size emanet ettiğim gibi mi, onu size emanet edeyim? Allah en iyi koruyucudur ve O rahmet edenlerin en merhametlisidir.”

Yusuf Suresi 64

(34) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Erzak yüklerini açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüler. Ey babamız! Daha ne istiyoruz! İşte sermayemiz de bize iade edilmiş. Bununla yine ailemize erzak alır, kardeşimizi korur ve bir deve yükü de artırırız. Bu getirdiğimiz az bir ölçektir, dediler.”

Yusuf Suresi 65

(35) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf dedi ki; Çepeçevre kuşatılıp (çaresiz kalmanız) dışında onu bana mutlaka getireceğiniz üzere Allah’ın adına kesin olarak söz vermediğiniz sürece onu sizinle göndermeyeceğim! Yusuf’a kesin söz verdiklerinde, Allah, söylediklerimize vekildir, dedi.”

Yusuf Suresi 66

(36) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yakub yine dedi ki; Ey oğullarım! Tek bir kapıdan girmeyin, değişik kapılardan girin! Bununla birlikte ben, Allah’ın (hükmünden) bir şeyi sizden savamam! Hüküm ancak Allah’ındır! Ben Allah’a güvendim. Güvenenler de yalnızca Allah’a güvensinler!”

Yusuf Suresi 67

(37) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Nitekim babalarının emrettiği yerden girdiler. Bu, Allah’tan (gelecek) bir şeyi onlardan savamazdı. Yalnız Yakub’un içindeki bir dileği açığa çıkarmış oldu. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimizden dolayı ilim sahibi biriydi. Ancak insanların çoğu bilmez!”

Yusuf Suresi 68

(38) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf’un huzuruna girdiklerinde o kardeşini kendi yanına aldı ve ben senin öz kardeşinim. Sen artık onların yaptıklarına üzülme! dedi.”

Yusuf Suresi 69

(39) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Onların yüklerini hazırladığında su kabını öz kardeşinin yüküne koydu. Sonra bir çağırıcı; Ey kafile! Siz şüphesiz ki, hırsızsınız! diye seslendi.”

Yusuf Suresi 70

(40) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yakub’un oğulları onlara doğru dönerek; Ne kaybettiniz? dediler. Dediler ki; Hükümdarın su kabını arıyoruz. Onu getirene bir deve yükü bahşiş var. Ben de buna kefilim. Onlar; Hayret! Allah’a yemin ederiz ki, bizim bu yere bozgunculuk etmek için gelmediğimizi ve hırsız olmadığımızı siz de bilmişsinizdir, dediler. Yusuf’un adamları; Peki, eğer yalan söylüyorsanız (çalanın) cezası nedir? dediler.”

Yusuf Suresi 71-74

(41) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Cezası yükünde (çalıntı mal) bulunan kimsenin kendisidir. Biz zalimleri böyle cezalandırırız, dediler. Bunun üzerine Yusuf kardeşinin kabından önce onların kaplarını aramaya başladı. Sonra onu öz kardeşinin kabından çıkardı. İşte Yusuf için böyle bir plan düzenledik. Yoksa Allah dilemedikçe, hükümdarın dinine (kanununa) göre kardeşini alıkoyamazdı. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır.”

Yusuf Suresi 75, 76

(42) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Eğer çalmışsa daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı, dediler. Yusuf bunu içinde gizli tuttu, onlara belli etmedi ve kendi kendine; Siz daha kötü bir konumdasınız. Allah sizin anlattığınız şeyin aslını daha iyi bilmektedir, dedi.”

Yusuf Suresi 77

(43) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Dediler ki; Ey Aziz! Onun gerçekten ihtiyar, büyük bir babası var. Onun yerine bizden birimizi al. Biz seni iyilik edenlerden görüyoruz. Eşyamızı yanında bulduğumuzdan başkasını almaktan Allah’a sığınırız. O takdirde muhakkak ki, biz zalimler oluruz, dedi.”

Yusuf Suresi 78, 79

(44) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ondan ümitlerini kesince aralarında konuşmak üzere bir yana çekildiler. Büyükleri şöyle dedi; Babanızın sizden Allah’ın adına kesin söz aldığını ve bundan önce Yusuf hakkında işlediğiniz hatayı bilmiyor musunuz!? Ben, babam bana izin verinceye yahut Allah benim için hükmünü verinceye kadar bu yerden ayrılmayacağım. Allah, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”

Yusuf Suresi 80

(45) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Siz babanıza dönün ve deyin ki; Ey babamız! Oğlun hırsızlık yaptı! Biz bildiğimizden başkasına şahidlik etmedik. Gaybın kollayıcıları da değildik. (İstersen) İçinde bulunduğumuz kasabaya ve beraber geldiğimiz kervana da sor. Biz gerçekten doğru söylüyoruz.”

Yusuf Suresi 81, 82

(46) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“(Babaları Yakub) dedi ki; Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp/kötü bir işe sürüklemiştir! Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Muhakkak ki, Allah hâkimdir, alimdir.”

Yusuf Suresi 83

(47) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yüzünü onlardan çevirdi ve ah Yusuf’a olan tasam! dedi. Üzüntüden gözleri ağardı. Bununla beraber kederini yutkunuyordu. Oğulları şöyle dedi: Vallahi hayret! Hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. Sonunda ya iyice eriyecek ya da helake düşenlerden olacaksın! Yakub’da şöyle dedi; Ben keder ve üzüntümü yalnızca Allah’a açarım ve Allah katından sizin bilmediğinizi de bilirim.”

Yusuf Suresi 84-86

(48) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey oğullarım! Gidin Yusuf’la kardeşinden bir haber arayın! Allah’ın rahmetinden de ümidinizi kesmeyin! Kuşkusuz ki, kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez!”

Yusuf Suresi 87

(49) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kardeşleri Yusuf’un yanına girdiklerinde şöyle dediler; Ey Aziz! Bize ve ailemize darlık dokundu ve pek değersiz bir sermaye ile geldik. Sen yine de bize tam ölçek ver ve bize ayrıca bağışta bulun. Allah bağışta bulunanları mükâfatlandırır.”

Yusuf Suresi 88

(50) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf dedi ki; Siz cahil iken Yusuf’a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz!? Yoksa sen gerçekten Yusuf musun? dediler. Yusuf’da; Ben Yusuf’um. Bu da kardeşimdir. Allah bize lutfetti. Kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz ki, Allah iyilik edenlerin karşılıklarını boşa çıkarmaz, dedi.”

Yusuf Suresi 89, 90

(51) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kardeşleri Yusuf’a şöyle dediler; Allah’a yemin olsun ki, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Biz ise kesinlikle hata edenlerdik! Yusuf ise şöyle dedi; Bugün sizi kınama yoktur. Allah sizi bağışlar. O, rahmet edenlerin en merhametlisidir. Şu gömleğimi götürüp babamın yüzüne koyun, O görmeye başlayacaktır ve bütün ailenizle birlikte bana gelin.”

Yusuf Suresi 91-93

(52) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları dedi ki; Eğer beni bunaklıkla suçlamazsanız inanın ben Yusuf’un kokusunu alıyorum! Hayret! Allah’a yemin olsun ki, sen hâlâ eski şaşkınlığın içindesin, dediler. Müjdeci gelip onu (gömleği) yüzüne koyunca hemen görür hale döndü. Bunun üzerine Yakub şöyle dedi; Ben Allah’tan sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim!?”

Yusuf Suresi 94-96

(53) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Oğulları babaları Yakub’a şöyle dediler; Ey babamız! Bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten hata ettik! Yakub şöyle dedi; Sizin için Rabbimden bağışlama dileyeceğim. Şüphesiz ki, Allah bağışlayan, rahmet edendir. Nihayet Yusuf’un yanına girdiklerinde Yusuf, babasını ve annesini bağrına bastı ve şöyle dedi; Allah’ın dileğiyle güven içinde Mısır’a girin.”

Yusuf Suresi 97-99

(54) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Yusuf, babasını ve annesini tahtın üzerine çıkardı ve hep birlikte Yusuf için secdeye kapandılar. Yusuf şöyle dedi; Ey babacığım! İşte bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Gerçekten Rabbim onu doğru çıkardı. Allah, beni zindandan çıkarmakla ve şeytanın benimle kardeşlerimin arasına fitne sokmasından sonra sizi çölden getirmekle bana iyilik etti. Şüphesiz ki, Rabbim dilediği şeyi çok ince düzenleyendir. Muhakkak ki, Allah alimdir, hâkimdir.”

Yusuf Suresi 100

(55) Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey Rabbim! Sen bana mülkten bir pay verdin ve bana rüyaların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada da ahirette de benim velim Sensin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni salihlerin arasına kat.”

Yusuf Suresi 101