Cenazeyi Taşımak ve Arkasından Gitmek

43) Cenazeyi taşımak ve arkasından gitmek gerekir.

Bu Müslümanın diğer Müslüman üzerindeki haklarındandır. Bu hususta birtakım hadisler vardır. Bunlardan ikisi şöyledir.

Birinci Hadis:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Müslümanın, Müslüman üzerindeki hakkı beş tanedir.

1) Selamı almak,

2) Hastayı ziyaret etmek,

3) Cenazelerin arkasından gitmek,

4) Davete icabet etmek,

5) Aksırana elhamdulillah dediğinde yerhamukellah demek.”

Başka bir rivayette Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Ve senden nasihat istediği vakit ona nasihat et!”

Buhari 3/88, Müslim 7/3, İbni Mace 1/439, İbnu’l-Carud 261, Ahmed 2/372, 412, 540

İkinci Hadis:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hastayı ziyaret ediniz! Cenazelerin arkasından gidiniz! Onlar size ahreti hatırlatır!”

İbni Ebi Şeybe Musannef 3/73, Buhari Edebu’l-Müfred 75, İbni Hibban Mevarid 709, Tayalisi 1/224, Ahmed 3/27, 32, 48, Beğavi Şerhu’s-Sünne 1/166/1

44) Cenazenin arkasından cenaze namazı kılınıncaya kadar gitmek.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunları yapmıştır. Ebu Said Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’ye geldiğinde bizden birisi ölüm haline düştü mü, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e haber verirdik. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de yanına gelir ve onun için mağfiret dilerdi. Ruhu kabzedilince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve beraberindekiler defnedilinceye kadar ayrılmazlardı. Bazen bu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in uzun zaman alıkonulmasına da sebeb olurdu. Biz bu işin Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e zorluk vereceğinden korktuğumuzdan birbirimize şöyle dedik:

−Keşke Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir kimsenin ruhu kabzedilmedikçe haber vermesek. Ruhu kabzedilince gidip ona haber versek ve böylece bu sebebten Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e zorluk verilmese ve onu alıkoymasak. Bu şekilde hareket ettik. Kişi öldükten sonra ona gider haber verirdik. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de yanına gelir, cenaze namazını kılardı. Kimi zaman ayrılır gider, kimi zaman ölen defnedilinceye kadar beklerdi. Bir süre bu şekilde devam ettik.

Sonra şöyle dedik:

−Keşke Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelmese, cenazemizi biz ona götürsek de evinin yanında onun namazını kıldırsa. Bu onu daha da rahatlatır dedik ve bu durum bu güne kadar böylece devam etti.”

İbni Hibban Mevarid 753, Hâkim 1/353, 364, 36, Beyhaki 4/74, Ahmed 3/66

45) Cenaze namazı kılındıktan sonra defin işi bitirilinceye kadar cenazenin arkasından gitmektir.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Kim cenazede, evinden itibaren hazır bulunursa, kim bir Müslümanın cenazesinin arkasından ecrine inanarak ve umarak giderse ve namazı kılınıncaya kadar beklerse ona bir kiyrad vardır. Kim de defnedilinceye kadar hazır bulunursa, işi bitene kadar ona ait ecir olarak iki kiyrad vardır.”

Sahabeler:

−Ey Allah’ın Rasulü! İki kiyrad nedir? diye soruldu.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Oldukça büyük iki dağ kadardır.”

Diğer rivayette Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herbir kiyrad Uhud dağı gibidir.”

Buhari 1/89, 90, 3/150, 152, 153, 154, Müslim 3/51, 52, Ebu Davud 2/63, 64, Nesei 1/282, Tirmizi 2/150, İbnİ Mace 1/467-468, İbnu’l-Carud 261, Beyhaki 3/412, 413, Tayalisi 2581, Ahmed 2/233

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) cenaze namazını kılar, sonra giderdi. Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh)’ın hadisi kendisine ulaşınca şöyle dedi:

−“Ebu Hureyre’nin rivayetleri artık bize çok gelmeye başladı.

Bir rivayette Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) bunu büyük bir iş olarak değerlendirdi, bunun üzerine Habbab’ı, Aişe (Radiyallahu Anha)’ya, Ebu Hureyre’nin söyledikleri hakkında soru sormak ve sonra dönüp neler söylediklerini kendisine haber vermek üzere gönderdi.

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) mescidin çakıl taşlarından bir avuç alıp onları gönderdiği elçi kendisine dönünceye kadar elinde evirip çevirdi.

Sonra Habbab geldi ve:

−Aişe (Radiyallahu Anha), Ebu Hureyre doğru söylemiştir dedi.

Bu sefer Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) elinde bulunan çakılları yere attı ve şunları söyledi:

−Andolsun pek çok kiyradları kazanma fırsatını kaybettik!

Bu durum Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh)’a ulaşınca şunları söyledi:

−Ne çarşı pazarda alışveriş, ne hurma fidanları dikmek beni, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte olmakdan alıkoymadı! Ben bana öğreteceği bir kelime ve bana yedireceği bir lokma için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılmıyordum.

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) ona şöyle dedi:

−Ey Ebu Hureyre! Aramızda Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile en çok birlikte olan ve hadisini aramızda en iyi bilensin!”

Buhari, Müslim

Cenazede hazır bulunmanın faziletine dair bir başka hadisi daha vardır. Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Bugün aranızdan kim oruç?’ dedi.

Ebu Bekir (Radiyallahu Anh):

−Ben dedi.

Bu sefer Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Aranızdan bugün kim hasta ziyareti yaptı?’ diye sordu.

Ebu Bekir (Radiyallahu Anh):

−Ben dedi.

Bu sefer Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Bugün aranızdan kim bir cenazede hazır bulundu?’ diye sordu.

Yine Ebu Bekir (Radiyallahu Anh):

−Ben dedi.

Yine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Bugün kim bir yoksula yemek yedirdi?’ diye sordu.

Ebu Bekir (Radiyallahu Anh):

−Ben dedi.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Bun hasletler bir kişide bir günde bulundu mu o kişi mutlaka cennete girer!’ buyurdu.”

Müslim 3/92, 7/110, Buhari Edebü’l-Müfred 57

46) Cenazenin arkasından gitmek erkekler içindir!

Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınların cenazenin peşinden gitmelerini yasaklamıştır.

Ümmü Atiye (Radiyallahu Anha) şöyle demiştir:

“Bizlere cenazenin arkasından gitmek yasaklanıyordu.”

Buhari 1/328, 329, 3/162, Müslim 3/47, Ebu Davud 2/63, İbni Mace 1/487, Ahmed 6/408, 409, Beyhaki 4/77

47) Şeriate muhalif bir şekilde cenazelerin arkasından gitmek caiz değildir.

İki husus yasaklanmıştır.

1) Yüksek sesle ağlamak.

2) Cenazenin arkasından tütsülerle gitmek.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Cenazenin arkasından yüksek sesle ve ateşle gidilmez!”

Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Ölünün arkasından yüksek sesle ya da ateşle gidilmesini yasakladı!’ buyurdu.”

Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beraberinde ses bulunan bir cenazenin peşinden gidilmesini yasakladı.”

Amr bin As vasiyetinde şöyle demiştir:

“Öldüğüm zaman benimle beraber ne ağıt yakıcı bir kadın, ne de bir ateş gelmesin!”

Müslim

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) ölümü yaklaştığı sırada şöyle vasiyet etti:

“Benim üzerime herhangi bir çadır kurmayınız ve cenazemin arkasından tütsü ve ateş ile gelmeyiniz!”

Ebu Davud 2/64, Ahmed 2/427, 528, 532, 4/199, 5668 Heysemi 3/29, Ebu Ya’la Müsned 2627, İbni Mace 1/479, 480, Müslim 1/78

48) Cenazenin önünde yüksek sesle zikir yapmak.

Bu bid’attır. Çünkü Kays bin Abbad (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabı cenazelerin yanında sesin yükseltilmesini mekruh görüyorlardı!”

Beyhaki 4/74, İbnu’l-Mübarek Zühd 83, Ebu Nuaym 9/58

Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Bu davranış Hristiyanlara benzeyiştir. Hristiyanlar, incilden ve yaptıkları zikirlerden bölümler okuyarak seslerini nağmelerle, seslerine hüzün vererek ve gerekli gereksiz uzatarak yükseltirler. Bundan daha da çirkin olarak cenazenin önünde müzik aletleri ile hazin çalgılar ile cenazeyi götürmektir. Bazı İslam ülkelerinde kâfirler taklit edilerek yapıldığı gibi. Allah’tan yardım dileriz!”

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şunları söylemektedir:

“Doğru ve tercih edilen selefi salihinin Allah onlardan razı olsun izlediği yol cenaze ile birlikte yürüme halinde susmaktır. Ne Kur’an okuyarak, ne zikirle ne de başka bir şekilde ses yükseltilmez. Bundaki hikmet gayet açıktır. Çünkü böyle bir hal cenaze ile ilgili hususlarda kişinin kalbine verir, düşüncesini toparlamasına yardım eder. Böyle bir halde istenen de budur. Hak olan işte budur. Buna muhalefet edenlerin çokluğu seni aldatmasın!

Ebu Ali el-Fudayl bin İyad (Radiyallahu Anh) şu manada bir söz söylemiştir:

“Sen hidayet yollarından ayrılma! O yolu izleyenlerin çokluğunun sana zararı olmaz! Sapıklık yollarından da sakın! O yolda helak olanların çokluğu da seni aldatmasın!”

Nevevi Ezkar 203

Beyhaki’nin Sünen’inde bu dediklerimi gerektiren rivayetler nakledilmiştir. Bununla Kays bin Abbad (Radiyallahu Anh)’ın sözüne işaret etmektedir. Çünkü Kays bin Abbad (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ın ashabı cenazelerin yanında sesin yükseltilmesini mekruh görüyorlardı.”

Beyhaki 4/74, İbnu’l-Mübarek Zühd 83, Ebu Nuaym 9/58

Dımeşk ve başka yerlerde cenaze üzerinde cahillerin yaptıkları gibi Kur’an okumak, Kur’an okurken nağmeleri uzatmak, sözü gerçek şeklinden uzaklaştırmak ise ilim adamlarının icması ile haramdır! Ben bunun çirkinliğini, haramlığın ağırlığını ve buna karşı çıkıp değiştirmek imkânı bulunmakla birlikte bunu yapmayan kimselerin fasık olacağını, Adâbu’l-Kırae adlı eserimde açıklamış bulunuyorum!”

49) Cenazenin koşar adımlarla çabucak götürülmesi gerekir!

Bu hususta bazı hadisler vardır.

Birinci Hadis:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Cenazeyi çabuk götürünüz! Eğer salih birisi ise onu bir hayra doğru götürüyorsunuz. Eğer salih birisi değilse boyunlarınızdan bırakacağınız bir kötülüktür!”

Buhari, Müslim, Tirmizi, Ahmed 2/240, 280, 488, Beyhaki 4/21

İkinci Hadis:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Cenaze eğer salih bir kimse ise:

−Beni çabuk götürün der.

Eğer salih biri değilse:

−Vay benim halime! Beni nereye götürüyorsunuz der. Onun bu sesini insan dışında her şey işitir. Eğer insan bu sesi duyarsa elbette baygın düşer.”

Buhari 3/142, Nesei 1/270, Beyhaki, Ahmed 3/41, 58

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) ölümü yaklaştığında şöyle demişti:

“Benim mezarımın üzerine çadır kurmayınız! Arkamdan buhur ve tütsü getirmeyiniz! Beni hızlıca götürünüz! Çünkü ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken dinledim:

‘Salih bir kimse teneşiri üzerine konuldu mu beni ileriye götürünüz! der...’ dedi.”

Nesei, İbni Hibban 768, Beyhaki, Tayalisi 2336, Ahmed 2/292, 274, 500

Üçüncü Hadis:

Abdurrahman bin Cevşen şöyle dedi:

“Ben Abdurrahman bin Semure’nin cenazesinde hazır bulundum. Ziyad ve onun azadlılarından birtakım kimseler tabutunun önünde topukları üzerinde geri geri yürümeye ve:

−Yavaş! Yavaş! Allah size bereketler ihsan etsin demeye başladılar.

Ebu Bekere (Radiyallahu Anh) Medine istikametinden altındaki katır ile üzerlerine yürüdü, kamçı ile onlara hamle yapıp:

−Bırakınız! dedi. Ebu’l-Kasım (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zatını mükerrem kılanın hakkı için Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi nerdeyse koşarcasına cenazeyi götürdüğümüzü gördü! dedi.”

Ebu Davud 2/65, Nesei 1/271, Tahavi 1/276, Hakim 1/255, Beyhaki 4/22, Tayalisi 883, Ahmed 5/36, 38

İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şunları söylemektedir:

“İlim adamları cenazenin çabuk götürülmesinin müstehab olduğu üzerinde ittifak etmişlerdir. Ancak hızlı götürürken, ölünün parçalanmasından yahut değişikliğe uğramasından ve benzeri hallerin olması müstesna. O vakit ağır ağır gidilir.”

Müstehab: İşlenmesinde sevap olan, terkinde günah olmayan işlerdir.

Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Emrin zahiri vücubu gerektirir! İbni Hazm (Rahmetullahi Aleyh)’de böyle demiştir. Bu vücubu müstehablığa dönüştürecek herhangi bir delil bulunmamaktadık. Bundan dolayı biz bu görüşte değiliz! İbni Kayyim (Rahmetullahi Aleyh) Zadu’l-Mead isimli kitabında şöyle demektedir:

“Bugün insanların cenazeyi adım adım, ağır ağır götürmelerine gelince bu sünnete muhaliftir! Ve çirkin bir bid’attır! Cenazeyi adım adım, ağır ağır götürmek kitab ehli, Yahudilere benzemektir!”

Nevevi 5/271, İbni Hazm 5/154, 155

50) Cenazeye yakın olmak şartı ile önünde, arkasında, sağında, solunda yürümek caizdir.

Ancak binekli olan kimse cenazenin arkasından takip eder. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Binekli cenazenin arkasında gider, yaya ise cenazenin istediği yerinde arkasından, önünden, sağından, solundan ama ona yakın olarak yürür. Çocuğun da cenaze namazı kılınır. Anne babasına mağfiret ve rahmet ile dua edilir.

Ebu Davud 2/65, Nesei 1/275, 276, Tirmizi 2/144, İbni Mace 1/451, 458, Tahavi 1/278, İbni Hibban 769, Beyhaki 84, Tayalisi 701, 702, Ahmed 4/247, 248, 249, 252

51) Cenazenin önünden ve arkasından yürümek.

Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenazenin önünden ve arkasından yürümüştür. Nitekim Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir ve Ömer cenazenin önünden ve arkasından yürüyorlardı.”

İbni Mace 1483, Tahavi 1/278

Fakat efdal olan cenazenin arkasında yürümektir. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

“Cenazelerin arkasından gidiniz!..” demiştir.

Buhari 3/88, Müslim 7/3, İbni Mace 1/439, İbnu’l-Carud 261, Ahmed 2/372, 412, 540

Ayrıca bunu Ali (Radiyallahu Anh)’ın şu sözü de desteklemektedir:

“Cenazenin arkasında yürümek, cenazenin önünde yürümekten daha faziletlidir! Tıpkı kişinin cemaat ile birlikte namaz kılmasının, tek başına namaz kılmasından daha faziletli olduğu gibi.”

İbni Ebi Şeybe Musannef 4/101, Tahavi 1/279, Beyhaki 4/25, Ahmed 754

52) Binekli (araba ile giden) cenazenin arkasında takip eder.

Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Binekli cenazenin arkasında gider...”

Ebu Davud 2/65, Nesei 1/275, 276, Tirmizi 2/144, İbni Mace 1/451, 458, Tahavi 1/278, İbni Hibban 769, Beyhaki 84, Tayalisi 701, 702, Ahmed 4/247, 248, 249, 252

Fakat efdal olan yürümektir. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den görülen budur. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in cenazeyi binitli takip ettiği varid olmamıştır. Hatta Sevban (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenaze ile birlikte bulunduğu bir sırada ona bir binek getirildi. Ona binmeyi kabul etmedi. Cenazeden döndükten sonra yine ona bir binek getirildi, bu sefer bindi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e sebebi sorulunca:

‘Melekler de yürüyordu. Onlar yürürken ben binmek istemedim. Onlar gidince ben de bindim’ buyurdu.”

Ebu Davud 2/64, 65, Hâkim 1/355, Beyhaki 4/23

53) Cenazeden döndükten sonra binmeğe gelince, caizdir.

Az önce Sevban (Radiyallahu Anh) yoluyla gelen hadis bunu gerektirmektedir. Bunun bir benzeri de Cabir bin Semure (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği hadistir. O şöyle demektedir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İbnu’d-Dehdah (Radiyallahu Anh)’ın cenaze namazını kıldırdı.

Bir rivayette İbnu’d-Dehdah (Radiyallahu Anh)’ın cenazesi ile yürüyerek çıktı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e eğersiz bir at getirildi fakat Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ata binmedi ve bir adam onu bağladı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenazeden geri dönerken o ata bindi. Biz de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) arkasından bir rivayette etrafında yürüyerek gittik…”

Müslim 3/60, 61, Ebu Davud 2/65, Nesei 1/284, Tirmizi 2/138, Beyhaki 4/22, 23, Tayalisi 760, 761, Ahmed 5/98, 99, 102

54) Cenazenin, cenazeye has motorlu taşıt üzerinde taşınmasına ve cenazeyi kabre götürenlerin arabalarında cenazeyi teşyi etmelerine gelince, hiçbir şekilde meşru değildir!

1) Çünkü bu kâfirlerin adetlerindendir.

Şeriatte ise bu hususta onların taklid edilmelerinin caiz olmadığı açıkça sabittir! Bu konuda pekçok hadis vardır. Ben bunları hepsini “Hicabu’l-Mer’eti’l-Müslime fi’l-Kitabi ve’s-Sünne” adlı eserimde topladım ve tahriclerini yaptım. Bu hadislerin bir bölümü ibadetlerinde, kılık kıyafetlerinde, adetlerinde onlara muhalefeti emr ve teşvik sadedindedir. Bir bölümü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in onlara muhalefet etmeye dair fiili uygulamaları hakkındadır. Bunları görmek isteyen kimse bu kitaba başvurabilir.

2) Bu, bir ibadette ortaya konulmuş bir bid’attır.

Aynı zamanda bu cenazenin taşınması hususundaki amelî sünnetle çatışmaktadır. Bu şekilde olan sonradan çıkan bütün hususlar ittifakla bir sapıklıktır.

3) Böyle bir uygulama cenazeyi taşımanın ve teşyi’ etmenin gayesini ortadan kaldırır.

Bu gaye ise ahireti hatırlamaktır. Nitekim Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu bölümün baştaraflarında kaydettiğimiz hadiste:

“...Cenazelerin arkasından gidiniz! Çünkü onlar sizlere ahireti hatırlatırlar!” lafzı ile bunu açıkça ifade etmektedir.

İbni Ebi Şeybe Musannef 3/73, Buhari Edebu’l-Müfred 75, İbni Hibban Mevarid 709, Tayalisi 1/224, Ahmed 3/27, 32, 48, Beğavi Şerhu’s-Sünne 1/166/1

“Şüphesiz bu şekilde cenazeyi götürmek insanların bu yüce amacı gerçekleştirmelerine tamamen ya da ona yakın bir şekilde engel teşkil eder. Basiret sahibi olan kimse açıkça şunu görür ki öleni omuzlar üzerinde taşımak, cenazeyi götürenlerin başları üzerinde cenazeyi görmeleri elbetteki sözü geçen şekilde cenazeyi götürmeye nisbetle daha çok öğüt ve ahireti hatırlatıcıdır.

Avrupalıları bu şekilde cenaze götürmeye iten onların ölümden ve ölümü hatırlatan her şeyden korkmalarıdır. Buna sebeb de maddenin onlara baskın gelmesi ve ahireti inkar etmeleridir diyecek olursam, mübalağalı bir ifade kullanmış sayılmam.”

4) Ayrıca bu, cenazeyi uğurlayanların azalmasına ve ecri elde etmek isteyenlerin azalmasına sebebtir.

Çünkü herkes cenazeyi uğurlamak için bir araba kiralayamaz.

5) Bu şekil uzaktan yakından şeriatın bilinen şekilcilik ve resmiyetten uzaklığı ile hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır!

Oldukça önemli bir husus olan bu ölüm meselesinde, ben doğruyu söyleyecek olursam şunu söylemeliyim:

Eğer bu bid’atte sadece böyle bir muhalefet dahi olsaydı, yine onu reddetmek için yeterli idi. Buna az önce açıkladığımız diğer muhalif davranışlar ve sözünü etmediğim daha başka hususlar katılıyor ise ne buyurulur?

55) Cenaze için ayağa kalkmak nesh olmuştur.

Bu da iki türlü olur:

1) Oturan kimsenin yanından cenaze geçmesi halinde ayağa kalkması.

2) Cenazeyi taşıyan kimselerin kabre vardıkları vakit yere bırakılıncaya kadar ayakta durmaları.

Buna delil de Ali (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiği hadistir. Bu hadisin farklı lafızları vardır:

Birinci Lafız:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze için ayağa kalktı. Biz de kalktık, sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturdu, biz de oturduk.”

Müslim 3/59, İbni Mace 1/468, Tahavi 1/383, Tayalisi 150, Ahmed 631, 1094, 1167

İkinci Lafız:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenazeler getirildiğinde kalkardı. Daha sonra oturmaya başladı.”

Malik 1/332, Şafiî, El-Ümm 1/247, Ebu Davud 2/64

Üçüncü Lafız:

Sad bin Muaz (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“Ben, Selime oğullarında bir cenazede hazır bulundum. Nafi bin Cübeyr bana dedi ki:

Otur, ben sana bu hususta bir şey söyleyeceğim. Mesud bin el-Hakem ez-Zuraki Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh)’ı Kufe’nin düzlüğünde şöyle dediğini dinlemiş:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önceleri bize cenazelerde ayağa kalkmayı emretmişti. Daha sonra oturdu ve bizede oturmayı emretti.”

Şafiî, Ahmed 627, Tahavi 1/282 İbni Hibban, Hazimi El-İtibar 91, Beyhaki 4/127

Dördüncü Lafız:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze yere bırakılıncaya kadar ayakta dururdu. İnsanlar da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte ayakta dururdu. Daha sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturdu ve insanlarada oturmalarını emretti.”

Beşinci Lafız:

İsmail bin Mesud bin Hakem ez-Zuraki babasından şöyle dediğini nakletmektedir:

“Irak’ta bir cenazede hazır bulundum. Ayakta cenazenin yere bırakılmasını bekleyen adamlar gördüm. Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh)’ın ise onlara oturun diye işaret ettiğini gördüm. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) daha önce ayakta duruyorken sonraları bize oturmamızı emretti diyordu.”

Tahavi 1/282

“Bu lafız ve bundan önceki lafız cenaze yere bırakılıncaya kadar cenaze için ayakta durmak, yasağın kapsamı içerisindedir ve nesh olmuştur. Dolayısıyla Sıddiyk Hasan Han cenazenin geçmesi halinde ayağa kalkmanın mensuh olduğunu tesbit ettikten sonra söylediği:

“Cenaze yere bırakılıncaya kadar insanların ayakta durmalarına gelince, bu muhkemdir, nesh olmamıştır.” şeklindeki ifadeleri açık bir hatadır. Çünkü sözünü ettiğimiz iki lafza muhaliftir. Görüldüğü kadarıyla o bu rivayetlere vakıf olmamıştır.”

Sıddiyk Hasen Han Er-Ravda 176

56) Cenazeyi taşıyan kimselerin abdest almaları müstehabtır.

Müstehab: İşlenmesinde sevap olan, terkinde günah olmayan işlerdir.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Kim bir ölüyü yıkarsa gusletsin, kim de bir ölü taşırsa abdest alsın!”

Ebu Davud 2/62, 63, Tirmizi 2/132, İbni Hibban 751, Tayalisi 2314, Ahmed 2/280, 433, 454, 472