Savaştan Sonraki Hususlar

(55) Gulûl’ün Haramlığı!

Gulûl: Ganimet malları taksim edilmeden ondan bir şeyi gizleyip almak.

(88) Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Hayber savaşı günü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden bir grup gelip:

−Falan şehid, falan şehid deyip nihayet bir adamın ismine gelip falan da şehid, dediler. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Hayır, ben onu çaldığı bir bürde yahut aba içinde ateşte gördüm!”

Müslim 114/182

(89) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir keresinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda ayağa kalktı de ganimet mallarında yapılan gulûlden bahsedip onun cürümünün büyüklüğünü anlattı ve şöyle buyurdu:

−“Sakın sizden birinizi kıyamet günü omzunda meleyen bir koyunla, diğerini omzunda alçak sesle kişneyen bir atla:

–Ya Rasulallah! Bana yardım et derken bulmayayım! Çünkü ben ona:

–Sana hiçbir şey yapmaya malik değilim! Ben sana bunu tebliğ etmiştim, derim. Başka birini de omzunda böğüren bir deveyle:

–Ya Rasulallah! Bana yardım et derken bulmayayım! Çünkü ben ona:

–Sana hiçbir şey yapmaya malik değilim! Ben sana bunu tebliğ etmiştim, derim. Başka birini de omzunda altın ve gümüş yüklü:

–Ya Rasulallah! Bana yardım et derken bulmayayım. Çünkü ben ona:

–Sana hiçbir şey yapmaya malik değilim! Ben sana bunu tebliğ etmiştim, derim. Başka birini de üzerinde ganimet elbisesini yeldirir halde:

–Ya Rasulallah! Bana yardım et derken bulmayayım. Çünkü ben ona:

–Sana hiçbir şey yapmaya malik değilim! Ben sana bunu tebliğ etmiştim, derim.”

Buhari 2864, 2865, Müslim 1831

(56) Esir Kadınlarla İlgili Hükümler

(90) Ebu’d-Derdâ (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferde bir çadırın kapısı önünde gebeliği belli olmuş bir cariyenin yanına uğradı ve şöyle buyurdu:

“Her halde sahibi bu kadınla münasebette bulunmak istiyor!”

Oradakiler de:

−Evet, dediler. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Andolsun ki, o kişiye kendisiyle kabre gireceği bir laneti yapmak istedim! Kendine helâl olmadığı halde o adam kadının karnındaki çocuğu nasıl mirasçı yapacak, kendine helâl olmadığı halde o çocuğu nasıl köle yapıp kendine hizmet ettirecek!”

Müslim 1441/139

(91) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Huneyn gününde Evtas mevkiine bir takım asker gönderdi. Bunlar düşmanla karşılaştılar ve onlarla savaştılar. Düşmana galip gelerek birçok esir ele geçirdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden bazı kimseler, esir alınan kadınların müşrik olan kocaları olduğundan dolayı onlarla münasebet yapmaktan çekindiler. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ:

“Savaşta esir olarak ellerinize geçen cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmeniz de haramdır!” Nisa Suresi 24. ayetini indirdi. Bu ayet harp esiri kadınlar iddetini bitirdiği vakit size helâl demektir.”

Müslim 1456/33

(57) Esire Fidye Vermek

(92) Ebu Musa (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Aniyi yani esiri, esirlikten kurtarın, açları doyurun, hastaları ziyaret edininiz!”

Buhari 2841

(93) Seleme (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Başımızda Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) olduğu halde Fezâre oğulları savaşına gittik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ı bize emir yapmıştı. Bizimle suyun arası bir saat olunca, Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) bize emretti ve gecenin sonunda istirahat için konakladık. Sonra Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), baskın yapacak atlıları ayırdı ve düşmana hücum etti. Suyun başına tuttular.

Bunun üzerine öldüren öldürdü, esir alan esir aldı. Bu arada ben içlerinde kadınlar ve çocuklar bulunan bir insan topluluğunu gördüm. Onların dağa doğru beni geçip gitmelerinden korktum da onlarla dağ arasına ok atmaya başladım. Okları görünce durdular. Akabinde ben onları önüme katıp getirdim.

Bu topluluk arasında Ferâze oğullarından bir kadın vardı ki, onun üzerinde deriden eski bir kürk örtü, beraberinde de Arap’ın en güzel bir kızı vardı. Ben bu kafileyi sürüp Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’a getirdim. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) o kadının kızını bana ganimet olarak verdi. Ben o kızın hiçbir elbisesini açmamış olarak Medine’ye geldik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benimle çarşıda karşılaştı ve şöyle buyurdu:

−“Ey Seleme! O kadını bana hibe et.”

Ben:

−Ya Rasulallah! Vallahi onun güzelliği beni hayran bıraktı ve ben onun hiçbir elbisesini açmadım! dedim. Sonra ertesi günü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benimle yine çarşıda karşılaştı ve şöyle buyurdu:

−“Ya Seleme! O kadını bana hibe et. Babana rahmet.”

Ben de:

−O kadın senin olsun ya Rasulallah! Allah’a yemin ederim ki, ben onun hiçbir elbisesini açmadım, dedim. Müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kadını Mekke ahalisine gönderdi de ona mukabil Mekke’de esir olmuş Müslümanlardan bir grup insanı kurtardı.

Müslim 1755/46

(94) İmran bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Sakif kabilesi Ukayl oğullarının yeminli dostu idi. Derken Sakif Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından iki kişiyi esir etti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabı da Ukayl oğullarından bir kişiyi esir aldılar. Sahabeler onun yanında bulunan Abda adlı kıymetli deveyi de ele geçirdiler. Nihayet Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu şahıs bağlı vaziyette iken yanına uğradı. Esir:

−Ya Muhammed! diye seslendi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun yanına gitti ve şöyle buyurdu:

−“Neyin var?”

Esir:

−Beni neye mukabil esir aldın, bütün yolcuları geçen devem Abda’yı ne karşılığında alıkoydun! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Seni muahid dostların Sakif’in cürümüne mukabil esir aldım!”

Sonra ondan uzaklaştı. Esir yine nida edip:

−Ya Muhammed! ya Muhammed! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çok merhametli ve çok yufka yürekli olduğundan hemen ona döndü ve şöyle buyurdu:

−“Neyin var?”

O kişi:

−Ben bir Müslümanım, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sen bu sözü hürriyetin elinde iken söylemiş olsaydın tam bir kurtuluşa ererdin!”

Sonra yürüyüp gitti. O kişi yine:

−Ya Muhammed! ya Muhammed! diye seslendi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar gelip şöyle buyurdu:

−“Neyin var?”

Adam:

−Ben acım beni doyur! Ben susuzum bana su ver! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bunlar senin haklı ihtiyaçlarındır.”

Ve isteklerini yerine getirdi. Sonra bu esir şahıs Sakif elinde esir olarak tutuklu bulunan iki Müslüman karşılığında fidye olarak serbest bırakıldı...

Müslim 1641/8

(58) Humusla İlgili Hususlar

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Sana savaş ganimetlerini soruyorlar, de ki: Ganimetler, Allah’ın ve Rasulünündür. Siz gerçekten iman eden insanlarsanız, Allah’tan korkun aranızı düzeltin! Allah’a ve Rasulüne itaat edin!”

Enfal 1

“Eğer Allah’a ve (hakla batılın) ayrılma gününde, iki topluluğun karşılaştığı (Bedir) gününde kulumuza indirdiğimiz ayetlere iman ediyorsanız bilin ki, aldığınız ganimetlerin beşte biri, Allah’a, Rasulüne, akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir! Allah her şeye kâdirdir.”

Enfal Suresi 41

(95) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gönderdiği seriyyelerden bazı kimselere seriyyenin tamamının elde ettiği ganimetlerden hariç özel olarak kendine has humustan verirdi. Fakat bu hisselerin hepsinde humus vacip idi.”

Müslim 1750/40, Buhari 2920

(59) Ahde Vefa

(96) Huzeyfe bin Yaman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Beni, Bedir’e iştirak etmekten alı koyan müşriklere verdiğim şu ahittir. Ben ve babam Huseyl yola çıkmıştık. Derken bizi Kureyş kâfirleri yakaladılar ve:

−Siz Muhammed’e ulaşmak istiyorsun değil mi? dediler. Biz de:

−Biz onu istemiyoruz! Biz Medine’yi istiyoruz! dedik. Bunun üzerine:

−Medine’ye gideceğimize, Muhammed’in beraberinde savaşmayacağımıza bizden Allah’ın ahdini ve misakını aldılar. Müteakiben biz, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldik ve haberi ona bildirdik. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Siz Medine’ye gidiniz! Biz onlara verdiğimiz ahde vefa eder ve onlara karşı da Allah’tan yardım isteriz.”

Müslim 1787/98

(60) Müslümanlardan Birinin Zimmeti Hepsi İçin Caridir

(97) Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bizim yanımızda şu sayfa dışında, okuduğumuz Allah’ın Kitabından başka bir kitap yoktur. Yezid dedi ki:

−Bundan sonra Ali o sayfayı çıkardı. İçinde yaralamalardan, diyet ve zekât develerinin yaşlarından bir şeyler bulunuyordu. Aynı sayfada Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu hükümleri de yazılıydı:

“Medine’nin Âir dağı ile Sevr dağı arası mesafe haremdir! Kim Medine’nin bu haremi içinde (Kitap ve Sünnete) aykırı bir iş yapar veya bir bid’atcıyı barındırırsa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun! Ondan kıyamet günü hiçbir sarf ve hiçbir adl kabul olunmaz! Herkim de kendi efendilerinin izni olmadan başka bir kavmi veli edinirlerse, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun!

Ondan kıyamet günü hiçbir sarf ve hiçbir adl kabul olunmaz! Müslümanların zimmeti (eman vermesi) birdir. Onların en aşağısı dahi bir harbiye eman verdiği vakit o eman bütün Müslümanların yanında geçerlidir! Kim Müslümanların verdiği bir ahdi bozarsa Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun! Ondan kıyamet günü hiçbir sarf ve hiçbir adl kabul olunmaz!”

Buhari 6624, 6625, Müslim 1370

(98) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın ve Rasulünün ahdi, bizim kıldığımız şu namazımızı kılan, kıblemize yönelen ve kestiğimizi yiyen kimseler içindir. Böyle bir kişinin ahdi hususunda Allah’a ihanet etmeyin!”

Buhari 482

(61) Kadınların Eman Vermesi Caizdir

(99) Ümmü Hani (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Ben, Mekke’nin Fetih senesi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gittim ve onu yıkanıyor buldum. Kızı Fatıma onu perdeliyordu. Kendisine selam verdim şöyle buyurdu:

−“Bu kimdir?”

Ben:

−Ben, Ebu Talibin kızı Ümmü Hani dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Merhaba ey Ümmü Hani!”

Yıkandıktan sonra kalktı ve bir elbiseye dolanmış halde sekiz rekât namaz kıldı. Müteakiben kendisine:

−Ya Rasulallah! Annemin oğlu Ali, benim ahd-u eman verdiğim falan oğlu Hubeyre’yi öldüreceğini söylüyor! dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

ꟷ“Ya Ümmü Hani! Senin ahd-u eman verdiğin kimseye biz de ahd-u eman verdik!”

Buhari 2960, 2961, Müslim 336/70

(62) Ahd Altındaki Kimseyi Öldürmenin Günahı

(100) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim ahd-u eman altındaki bir zimmiyi haksız yere öldürürse, cennetin kokusunu alamaz! Oysa cennetin kokusu kırk yıllık mesafeden hissedilir!”

Buhari 2954

(63) Hainlik Yapmanın Haram Oluşu!

(101) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hain kişi için kıyamet günü bir bayrak dikilir ve bu hainlik yapan falan oğlu falanın hainlik bayrağıdır, denir!”

Buhari 6136 Müslim 1735/9

(102) Ebu Said (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ahde vefa göstermeyen herkesin kıyamet günü kıçının yanında bir hıyanet bayrağı vardır!”

Müslim 1738/15, 16

(64) Yahudi, Hristiyan ve Mecusilerden Cizye Almak

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kendilerine Kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve gerçek dini din edinmeyen kimselerle küçülüp boyun eğerek elleriyle cizye verene kadar savaşın!”

Tevbe Suresi 29

(103) Amr bin Avf el-Ensari (Radiyallahu Anh) şöyle haber verdi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) harp etmeden Bahreyn halkıyla sulh yaptı ve Bahreyn ahalisi üzerine Âlâ bin el-Hadrami’yi emir tayin etti. Tahsil olunan cizye mallarını da Ebu Ubeyde bin Cerrah getirmişti...”

Buhari 2944

(104) Amr bin Dinar (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“...Ömer (Radiyallahu Anh) başlangıçta Mecusilerden cizye almazdı. Nihayet Abdurrahman bin Avf, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Bahreyn’in Hacer şehri Mecusilerinden cizye aldığına şehadet etti. Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu Anh)’de Mecusilerden cizye almaya başladı.”

Buhari 2943

(65) Atıcılığın Fazileti

(105) Seleme bin Ekva (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Seleme oğullarından bir topluluk, yarışa ok atıyorlarken, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara uğradı ve şöyle buyurdu:

−“Ey İsmail’in oğulları! Ok atınız! Kuşkusuz ki, sizin babanız İsmail iyi bir atıcı idi. İyi atın, ben falan oğulları ile beraberim.”

Seleme bin Ekva (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) böyle deyince, iki gruptan diğer grup atıştan elini, çekti. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Neyiniz var ki, ok atmıyorsunuz?”

Onlar:

−Sen onlarla beraberken biz nasıl atarız? dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Haydi, atın ben sizin hepinizle beraberim.”

Buhari 2723

(106) Ukbe bin Amir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim, kendisi minber üzerinde iken şöyle buyurdu:

“...Ve siz de onlara karşı gücünüz yettiği her kuvvetten... hazırlayın.” Enfal Suresi 60. ayeti okudu ve şöyle buyurdu:

“Dikkat edin! Kuvvet ancak atmaktadır! Dikkat edin! Kuvvet ancak atmaktadır! Dikkat edin! Kuvvet ancak atmaktadır!”

Müslim 1917/167

(107) Fukaym el-Lahmi, Ukbe bin Amir (Radiyallahu Anh)’a hitaben:

Sen ihtiyar bir kimse olduğun için ok atmak sana ağır ve meşakkatli oluyor. Bu sebeple sen iki hedef arasında ihtilaf edip duruyorsun, dedi. Ukbe bin Amir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiğim bir hadis olmasaydı bu zahmetli ok atma işine bu kadar önem verip ona katılmazdım! Ravi Haris dedi ki; ben İbni Şemâme (Radiyallahu Anh)’a:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in o hadisi nedir? dedim. İbni Şemâme (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Herkim atıcılığı öğrenir sonra da onu terk ederse o kimse bizden değildir! Yahut o kimse asi olmuştur!”

Müslim 1919/169