بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

Soru: Bir kardeşimiz:

Mürcie ve Rafiziler kimlerdir? Akideleri nedir?” diye sormuş.

Cevap: İmam Cemaluddin ibnu-l-Cevzi (Rahmetullahi Aleyh)’e, sapık fırkalar bilinebilir mi? diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:

“Bazı ilim ehli, sapık fırkaların aslının altı tane olduğunu söylemiştir.

Onlar:

−Haruriye,

−Kaderiyye,

−Cehmiyye,

−Mürcie,

−Rafiziyye ve

−Cebriye’dir.

Bu fırkalardan her fırka on iki gruba ayrılmıştır ve yetmiş iki grup olmuştur.”

Mürcie:

İrca kelimesinden türemedir, İrca kelimesi tehir manasınadır. Amelin imandan sonra geldiği ve ona dahil olmadığı kastedilmektedir. Onlar, haramları mubah sayan, emirleri yerine getirmeyen, onlarla amel etmeyen ve kalplerindeki imanla yetinen bir taifedir.

İtikatları: Onlar imanla beraber hiçbir günah zarar vermez demektedirler. Mürcie’nin bu inancı, günümüzde: İman sadece kalptedir, Allah çok bağışlayıcıdır, affedicidir. Ne kadar günah işlesen de ateşe girmezsin diyen kimselerin haline benzemektedir.

Onlar: Kelime-i şahadeti söyleyen kimse, bütün günahları işlese de asla cehenneme girmez demektedirler. Bu sözle, muvahhitlerden gayrının ateşten çıkamayacağı hususundaki sahih hadislere muhalefet ettiler.

İbni Akil (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

“Mürcieliği ihdas eden kimse, zındıklara ne çok benzemektedir. Alemin ıslahı, asilere tehdidin sabit olduğunun bilinmesi ve onların cezaya çarptırılmasına inanılmasına bağlıdır. Onlar günahkârlardan korku ve Allah’ın kendilerini murakabe ettiği endişesini düşürdüler; şeriatın kanunlarını yıktılar. Herhangi bir şeyi, onu güzel yahut çirkin görme hususunda aklı hakem yaptılar.

İmanın tanımında doğru görüş onun üç şartı olduğu tanımdır:

1) Dille söylemek.

2) Kalple itikat etmek.

3) Uzuvlarla amel etmek.

Bu şartlardan herhangi bir şart yok olduğunda kul mü’min sayılmaz!

Yani: Bu şartlardan herhangi biri kaybolduğunda kişi kâmil mü’min olamaz ve kişi ameli küfre düşer.

Rafiziyye:

On iki gruba ayrılan şia fırkasının azgınlarından bir fırkadır. Şia, Ali bin Ebi Talip (Radiyallahu Anh)’ın hilafeti döneminde, Müslümanlığını izhar eden küfür ve nifakın başı, Yahudi Abdullah bin Sebe liderliğinde Müslümanları aldatmak için ortaya çıkmış bir taifedir.

Şia, o dönemde Ali ile Muaviye arasında çıkan fitneyi yok etmek için Hüseyin bin Ali’nin oğlu Zeyd’i terk ettikleri için Rafizi diye isimlendirildiler. Rafiziler iki taraf arasındaki oluşan fitneyi kızıştırmaya devam etti.

Nihayet bu fitnenin tesiri altında Müslümanlar birbirleriyle savaştılar ve Ali, Hasan ve Hüseyin (Radiyallahu Anhum) öldürüldü. Ehl-i Beyt imamlarının ölümünün yegâne sebebi onlardır.

İtikatları: Nebilik, Ali (Radiyallahu Anh)’ın hakkıydı, ancak Cebrail hata etti ve vahyi Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirdi şeklinde iddia etmektedirler. Bu görüş daha ziyade Rafizilerden Alevilere isnat edilmektedir.

Daha detaylı bilgi için lütfen: Tıklayınız.

[KITAPRESMI]

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ