Ana Sayfa Gayemiz Kur’an’ı Kerim Dinle Kur’an’ı Kerim Arapça Kur’an’ı Kerim Türkçe Soru Gönder
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kıyamet günü insanlar arasında hüküm verilinceye kadar her kez, sadakasının gölgesinde olacaktır!" İbni Hibban 3310, İbni Huzeyme 2431
Ana Menü
Ayetler
Hadisler
Dualar
Sahabe Hayatı
Kur’an’dan Kıssalar
İlmihal
İman İle İlgili Konular
Abdest İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Zekat İle İlgili Konular
Oruç İle İlgili Konular
Hac İle İlgili Konular
Cihad İle İlgili Konular
Alış Veriş İle İlgili Konular
Nikah İle İlgili Konular
Boşanma İle İlgili Konular
Kıyafetler İle İlgili Konular
Yiyecek ve İçecekler İle İlgili Konular
Cinayetler İle İlgili Konular
Kitaplar
Esmau’l-Hüsna
Ahkamu’l-Cenaiz
Nimetlerin Şükrü
Cennetin Köşkleri
Mü’minin Silahı Dua
Kıyametin Alametleri
Tüm Detaylarıyla İmanın Şartları
Cennete Girmek İçin Otuz Sebep
Müslümanın Bilmesi Gereken Konular
Faydalı Bilgiler
Hadis Fihristi
Önemli Bilgiler
Ahiret İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Cenaze İle İlgili Konular
Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar
Tevhid İle Alakalı Konular
Haramlar İle İlgili Konular
Albani Hakkındaki İftiralar
Bayramlar İle İlgili Konular
Rasulullah İle İlgili Konular
Geçmiş Ümmetlerin Kıssaları
Sakınılması Gereken Haramlar!
Sihir ve Cinler İle İlgili Konular
Kur’an’ı Kerim İle İlgili Konular
Hadis Kitaplarının Zayıf Hadisleri
Cihad İle İlgili Hadisler
Arkadaşına Gönder Sayfayı Yazdır

بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

اَلْجِهَادُ فِى سَبِيلِ اللهِ تَعاَلَى

Allah-u Teâlânın Yolunda Cihad

Cihadın Farziyeti

1) Ubade bin es-Samit (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın yolunda cihad ediniz! Kuşkusuz ki Allah’ın yolunda cihad, cennet kapılarından bir kapıdır. Allah Tebâreke ve Teâlâ cihad sebebiyle üzüntü ve hüzünden kurtarır.”

Ahmed bin Hanbel Müsned, Taberani Mucemu’l-Kebir, Taberani Mucemu’l-Evsad, Hakim Müstedrek, Tergib ve Terhib 3/179

2) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Müşriklerle, mallarınızla, ellerinizle, canlarınızla ve dillerinizle cihad edin!”

Ebu Davud 2504, Nesei 3082, Darimi 5/258, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/1245, İbni Hibban, Hakim Müstedrek 2/81

3) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke’nin fethedildiği günü şöyle buyurdu:

“(Artık) hicret yoktur! Lakin cihad ve niyet vardır. Cihada gitmeniz istendiği zaman, cihada gidiniz!”

Buhari 2633, Müslim 1353/85, Ebu Davud 2480, İbni Mace 2773

4) Bureyde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir orduya yahut bir seriyyeye bir komutanı emir yaptığı zaman ona özel olarak Allah’tan sakınıp takvaya sarılmasını, beraberindeki Müslümanlara da hayır tavsiyede bulunurdu.

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururdu:

“Allah’ın adıyla, Allah’ın yolunda savaşınız! Allah’a iman etmeyen kafirlerle savaşınız! Savaş yapınız! Ancak ganimetlerde hıyanetlik yapmayınız! Ahitlerinizi bozmayınız! Öldürdüklerinize müsle yapmayınız!..”

Müslim 1731/3

5) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bana insanlar, ‘La İlahe İllallah’ deyinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum! Herkim, ‘La İlahe İllallah’ derse, İslam’ın hakkı müstesna, canını ve malını benden kurtarmıştır. Hesabı ise Allah’a aiddir.”

Buhari 2759, Müslim32/20, Nesei 3076, Tirmizi 2733

6) Salim bin Nadr şöyle dedi:

Abdullah bin Ebi Evfa, Ömer bin Ubeydullah’a bir mektup yazdı. O mektubu ben okudum şöyle idi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) düşmanla karşılaştığı bazı savaşlarında güneş semanın ortasından meyil edene kadar bekledi sonra insanların arasında ayağa kalkıp şöyle buyururdu:

−“Ey insanlar! Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz! Allah’tan afiyet isteyiniz! Ancak düşmanla karşılaştığınız vakit sabrediniz! Bilin ki, cennet kılıçların gölgesi altındadır!”

Sonra da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi:

−“Ey Kitabı indiren! Ey bulutları yürüten! Ey toplanmış orduları bozguna uğratan Allah’ım! Düşmanları bozguna uğrat, düşmanlara karşı bize yardım et, bize zafer ver.”

Buhari 2772, 2820, Müslim 1742/20

Cihadı Terk Etmenin Tahrimi!

7) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Savaşmadan ve kendi kendine savaşma isteği ile konuşmadan yani, savaşa niyet etmeden ölen kimse münafıklıktan bir şube üzere ölür!”

Müslim 1910/158 Ebu Davud 2502, Nesei 3083, Beyhaki 9/169, Hâkim Müstedrek 2/77

8) Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim, savaşa gitmez veya bir gaziyi techiz etmez ya da savaşa giden kişinin ailesine hayırlı bir şekilde halef olmaz ise, Allah subhanehu onu kıyamet gününden önce bir kıyamete uğratır!”

İbni Mace 2762, Ebu Davud 2503, Darimi 5/244

9) Cundeb bin Beceli (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim, hak ve batıl olduğu belli olmayan, karanlık bir davanın bayrağı altında kavmiyete çağırarak yahut kavmiyete yardım ederek öldürülürse, tam bir cahiliye ölümüyle ölmüş olur!”

Müslim 1850/57

10) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Îyne usulü ile alış veriş alış veriş yaptığınız, öküzlerin kuyruğuna tutunup ziraatçılıkla geçinmeye razı olduğunuz ve cihadı terk ettiğiniz vakit, Allah sizin üzerinize zilleti musallat eder de dininize dönene kadar onu üzerinizden sıyırıp almaz!”

Ebu Davud 3462, Tabarani Müsnedu’ş-Şamiyyin 464, Ebu Nuaym el-Hilye 5/209, İbni Adiyy 2/22, el-Kamil 5/361, Albânî Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha 11

11) Ebu İmran (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Biz İstanbul’u murad ederek Medine’den savaşa çıktık. Cemaatin başında Halid bin Velid (Radiyallahu Anh)’ın oğlu Abdurrahman (Radiyallahu Anhuma) vardı. Rum askerleri sırtlarını İstanbul şehrinin surlarına dayamışlardı. Rumlar karşımıza büyük bir ordu çıkardılar. Onlara karşı Müslümanlardan bir o kadar veya daha fazla asker çıktı. Mısırlıların başında, Ukbe bin Amir (Radiyallahu Anh) bulunuyordu. Cemaatin başında ise Fedale bin Ubeyd idi. Derken Müslümanlardan bir adam Rum saffına hücum ederek onların arasına girdi.

Bunun üzerine insanlar bağırarak şöyle dedi:

−“Subhanallah! La İlahe İllallah! Kendi eliyle kendini tehlikeye atıyor!”

Bunun üzerine Ebu Eyyub el-Ensari (Radiyallahu Anh) ayağa kalkarak şöyle dedi:

−Ey Ensar topluluğu! Kuşkusuz ki siz bu ayeti böyle te’vil ediyorsunuz! Ama şüphesiz ki bu ayet, biz Ensar topluluğu hakkında indi. Allah, Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yardım edip, İslam’ı kuvvetlendirip ve İslam’ın yardımcıları çoğalınca bizim bağzımız bağzımıza Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den saklı olarak şöyle dedi:

−“Kuşkusuz ki malımız ziyan oldu! Şüphesiz ki Allah, İslam’ı kuvvetlendirip ve İslam’ın, yardımcılarını çoğaltmıştır. Gelin mallarımızın başında duralım ve onların geri kalan kısmını ıslah edelim.”

Bunun üzerine Allah Tebâreke ve Teâlâ Bakara Suresi 195. ayetini indirdi:

وَأَنفِقُواْ فِي سَبِيلِ اللهِ وَلاَ تُلْقُوا بِأَيْدِيكُمْ إِلَى التَّهْلُكَةِ

“Allah’ın yolunda infak edin! Ve kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın!..”

Ebu Eyyub el-Ensari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−“Elleri tehlikeye atmak, mallarımızın başında bulunup, onları ıslah etmemiz ve cihadı terk etmemizdir!”

Ebu İmran (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Ebu Eyyub el-Ensari (Radiyallahu Anh) İstanbul’a defnedilene kadar Allah’ın yolunda cihaddan ayrılmadı!”

Ebu Davud 2512, Tirmizi 3152

12) Sevban (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yakında diğer milletler, yemek yiyenlerin çanak üzerine toplandığı gibi, sizin üzerinize toplanacaktır!”

Adamın biri, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

–O gün biz az mı olacağız? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

–“Bilakis, o gün siz çok olacaksınız! Lakin sizler selin sürüklediği çöp gibi olacaksınız! Allah, düşmanlarınızın göğüslerinden size karşı olan korkuyu kaldıracak ve sizin kalplerinize vehen atacaktır!”

Adamın biri, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

–Ey Allah’ın Rasulü! Vehen nedir? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

–“Dünyayı sevmek ve ölümü sevmemektir. (Yani Allah’ın yolunda CİHAD etmeyi sevmemektir.)”

Ebu Davud 4297, Ahmad bin Hanbel Müsned 5/287, Albânî Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha 958

13) Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir kavim cihadı terk ederse, mutlaka Allah onların umumuna azap eder!”

Tergib ve Terhib 3/246, Taberani

Cihadın Fazileti

14) Muaz bin Cebel (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Dikkat! Sana işin başını, direğini ve en üst zirvesini haber veriyorum; (O da Allah’ın yolunda) cihaddır!”

İbni Mace 3973, Tirmizi 2749, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/231, Albanî İrvau’l-Ğalîl 2/138

15) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e, ya Rasulallah! İnsanların hangisi daha faziletlidir? denildi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Canıyla ve malıyla Allah’ın yolunda cihad eden mü’mindir.”

Sahabeler:

−Sonra kimdir? dediler.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah’tan korkup insanları kendi şerrinden emin kılıp vadilerden bir vadiye çekilen mü’mindir.”

Buhari 2636, Müslim 1888/122, Tirmizi 1711, Ebu Davud 2485

16) İbni Ebi Amir (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın yolunda şehid olmak bana, evlerde ve çadırda yaşayanların (elde ettikleri şeylerin) benim olmasından daha sevgilidir.”

Nesei 3153, Ahmed bin Hanbel Müsned 17221

17) İmran bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ümmetimden bir taife hak üzere (Allah’ın yolunda cihad ederek) savaşmaya devam edecektir. Onlara düşmanlık edenlere galip gelecekler! Hatta onların sonu, Mesih Deccal ile savaşırlar!”

Ebu Davud 2484

18) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir adam gelerek:

−Bana cihada denk olacak bir amelde delillik et, dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ben cihada denk olacak bir amel bulamıyorum! Mücahid sefere çıktığı zaman sen mescide girip o dönünceye kadar devamlı namaz kılmaya, iftar etmeden devamlı oruç tutmaya gücün yeter mi?”

O kimse:

−Buna kimin gücü yeter ki? dedi.

Buhari 2634, Müslim 1878, Tirmizi 1669, Nesei 3114

19) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Altının kulu, gümüşün kulu ve elbisenin kulu helak olsun! Öyleleri verildiği zaman razı olur, verilmediği vakit kızar bunlar helak olsun, baş aşağı yuvarlansın! Ayağına diken batsa çıkaran bulunmasın! Müjdeler olsun şu kula ki, Allah’ın yolunda cihad için atının gemini tutmuş, başı dağınık, ayakları tozlanmıştır. Eğer bu kula hudut bekleme (görevi verilir) ise en güzel şekilde hudut bekler. Eğer askerin gerisinde artçı vazifesi verilirse en güzel şekilde artçılık görevini yapar. Buna rağmen bu kul bir meclise girmek için izin istese izin verilmez! Bir mevzuda şefaat etse şefaati kabul edilmez!”

Buhari 2712, 2713

20) Abdullah bin Kays (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Ben, babamdan işittim, düşmanın hemen önünde olduğu halde şöyle diyordu:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki, cennetin kapıları kılıçların gölgesi altındadır!”

Kays’ın bu hadisi üzerine, üzerindeki elbisesi eski ve dağınık bir kimse ayağa kalktı ve:

−Ya Eba Musa! Sen bu hadisi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) söylerken bizzat işittin mi? dedi.

Ebu Musa:

−Evet, dedi.

Bunun üzerine o kimse arkadaşlarının yanına döndü ve:

−Sizlere selam okuyorum dedi ve sonra kılıcının kınını kırıp attı! Sonra kılıcıyla düşmana doğru yürüdü ve kılıcıyla düşmana vura vura şehid düştü!

Müslim 1902/146, Tirmizi 1710

21) Ebu Katade (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün sahabelerin arasında iken ayağa kalktı ve onlara hitaben şöyle buyurdu:

“Şüphesiz ki, Allah’ın yolunda cihad ve Allah’a iman amellerin en faziletlisidir!

Bunun üzerine biri ayağa kalkıp:

−Ya Rasulallah! Eğer Allah’ın yolunda öldürülürsem günahlarım benden silinir mi? Bu hususta ki görüşün nedir? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle buyurdu:

−“Eğer sabredici, ecrini sadece Allah’tan umarak savaşır, ileri atılıcı ve geri kaçıcı olmadan Allah’ın yolunda öldürülürsen evet.”

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kimseye şöyle dedi:

−“Nasıl dedin?”

O kimse:

−Eğer Allah’ın yolunda öldürülürsem günahlarım benden silinir mi? Bu hususta ki görüşün nedir? dedi.

Rasulullah ona (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Eğer sabredici, ecrini sadece Allah’tan umarak savaşır, ileri atılıcı ve geri kaçıcı olmadan Allah’ın yolunda öldürülürsen evet. Ancak kul borcu müstesnadır! Bunu bana, Cebrail aleyhissellam söyledi!”

Müslim 1885/117, Nesei 3141

22) Fudale bin Ubeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ben önderinizim ve bana iman edip İslam’a uyup da hicret edene cennetin kenarından ve ortasından birer ev verileceğine kefilim. Yine ben, bana inanıp benim yolumdan gidip Allah’ın yolunda cihad edene cennetin kenarından bir ev verileceğine kefilim. Kim bu şekilde yaparsa elde etmedik bir hayır, sakınmadık bir şer bırakmamış olur. Nerede olsa gideceği yer cennettir.”

Nesei 3119

23) Abdurrahman bin Ka’b bin Malik babasından şöyle nakleder:

Babam, şairler hakkında vahyedilen: “Şairlere ancak azgınlar uyar!” Şuara Suresi 224. ayeti hakkındaki fikrini Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e sorunca şöyle buyurdu:

“Mü’min kılıcı ve diliyle cihad eder! Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, şairler savaşı metheden, Mücahidleri savaşa teşvik eden, onları cesaretlendiren, coşturan ve şiirleriyle sanki düşmanları ok yağmuruna tutan kişilerdir!”

Ahmed bin Hanbel Müsned, Albani Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha

24) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kendisinde salih amel işlenen günlerin Allah’a en sevimlisi bu günler yani (Zilhicce’nin ilk) on günüdür.”

Sahabeler:

−Ya Rasulallah! Allah’ın yolunda yapılan cihad da mı (o günler kadar sevimli) değildir? diye sordular.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Evet, Allah’ın yolunda yapılan cihad da! Ancak canı ve malı ile cihada çıkıp da onlardan hiçbir şeyi geri döndürmeyen (yani şehid olan) hariçtir.”

Ebu Davud 2438, Buhari 928, Tirmizi 754, İbni Mace 1727, Tergib ve Terhib 3/20, Beyhaki, Taberani, Bezzar, Ebu Ya’la, İbni Hibban

25) Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Bir adam, ya Rasulallah! Bana seyahat için izin ver, dedi.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kuşkusuz ki, benim ümmetimin seyahati, Allah-u Teâlâ’nın yolunda cihaddır.”

Ebu Davud 2486

26) Zeyd bin Eslem babasından şöyle rivayet ediyor:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Gökten yağmur yağdıkça cihad tatlı ve hoştur. İnsanlar üzerine Kur’an’ı çokça okuyanların, ‘Bu zaman cihad zamanı değildir!’ dedikleri bir zaman gelecektir! Kim, bu zamana ulaşırsa, bilsin ki, bu ne güzel bir cihad zamanıdır.”

Sahabeler:

−Ya Rasulallah! Bunu söyleyecek kimse var mıdır?

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Evet, bu kimse, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanlığın lanet ettiği kimsedir!”

İmam Nevevi Tağribu’l-Tezhib Şifa-i Es-Sudur Meşariu’l-Eşvag ila Mesari El-Uşşağ

27) İbni Hasasiye (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e İslam üzerine biat etmek için geldim. Bana, Allah’tan başka hakkı ile ibadet olunan hiçbir ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın Kulu ve Rasulü olduğuna şahidlik etmeyi, beş vakit namaz kılmayı, Ramazan orucunu tutmayı, zekât vermeyi, hac etmeyi ve Allah’ın yolunda cihad etmeyi şart koştu.

Ben:

−Ey Allah’ın Rasulü! İkisine gelince, ben onlara güç yetiremem! Benim malım, on tane devedir. Onlar da çoluk çocuğumun sütü ve merkebidir. Dolayısıyla zekâtı veremem! Cihada gelince, cihada arkasını dönenin Allah’ın gazabına uğrayacağını söylüyorlar! Bu nedenle savaşa girdiğimde, ölümü istememekten ve nefsimin korkmasından korkuyorum, dedim.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ellerini açıp hareket ettirdi ve şöyle buyurdu:

Zekât yok! Cihad da yok! O zaman ne ile cennete gireceksin?!

İbni Hasasiye (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Ey Allah’ın Rasulü! (Zekât vermeyi ve Allah’ın yolunda CİHAD etmeyi kabul ediyorum ve) Sana biat ediyorum.

Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tüm onlar üzerine benden biat aldı.

Beyhaki Sünenu’l-Kubra Kitabu’s-Siyer 9/20

28) Seleme bin Nufeyl el-Kindi (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyordum, bir adam şöyle dedi:

−Ey Allah’ın Rasulü! İnsanlar atlarını salıverdiler, silahlarını da bıraktılar ve şöyle diyorlar:

−(Artık) Cihad yoktur! Kuşkusuz ki harp ağırlıklarını bırakmıştır.

Bu söze müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüzünü o kimseye çevirdi ve şöyle buyurdu:

“Yalan söylüyorlar! İşte şimdi savaş zamanı geldi. Ümmetim içinden öyle bir cemaat olacak ki onlar hak yolunda (cihad ederek) savaşacaklar. Allah ta bir kısım insanların kalplerini onlara meylettirecek ve onlar yüzünden diğerlerine rızık verecektir. Kıyamet kopup Allah’ın vadi yerine gelinceye kadar hatta Yecuc ve Mecuc çıkıncaya dek bu böylece devam edecektir. Kıyamet gününe kadar atların alınlarında hayır vardır. Rabbim bana vahyederek bildirdi ki çok geçmeden ruhum kabzolunacaktır. Sizler benim yoluma uyacaksınız, bir kısmınız da bir kısmınızın boynunu vuracaktır ve mü’minlerin esas yurdu da Şam olacaktır.”

Nesei 3544, İbni Hibban 7307, Taberani Mucemu’l-Kebir 6357, 6358, 6359, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/104, İbnu Sa’d Tabakat 7/427, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 1961

29) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Tebuk Savaşı olduğu yıl Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), sırtını devesine dayayıp insanlara bir konuşma yaparak şöyle buyurdu:

“Size insanların en hayırlısı ile en şerlisini haber vereyim mi? Kuşkusuz ki insanların en hayırsı, ölünceye kadar atının veya devesinin sırtında veya yaya olarak Allah’ın yolunda amel eden kimsedir. Kuşkusuz ki insanların en şerlisi; Allah’ın Kitab’ını okuyup da onda gereken şeyleri yerine getirmeyen facir kimsedir.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 11124, Nesei 3092

30) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kafirle onu öldüren cehennemde ebediyen bir arada olamaz!”

Müslim 1891/130, Ebu Davud 2495, Nesei 3095

31) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

Her ümmetin bir ruhbanlığı vardır, benim ümmetimin ruhbanlığı, cihaddır.”

Ahmed bin Hanbel Müsned

32) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ümmetimden bir taife kıyamet gününe kadar hak üzere savaşarak (Allah’ın yolunda cihad ederek) muzaffer olmakta devam edecektir. Nihayet Meryem’in oğlu İsa aleyhisselam (yeryüzüne) iner ve Müslümanların emiri (Mehdi aleyhisselam) ona:

−Gel bize namaz kıldır, der.

Bunun üzerine İsa aleyhisselam:

−Hayır, Allah’ın bu ümmete bir ikramı olarak sizin bir kısmınız diğerleriniz üzerine emirlersiniz, buyurur.”

Ahmed bin Hanbel Müsned 14726, 15129, Müslim 1923/173, Ebu Davud 2484, Hâkim 4/480, Darimi 5/259, Albani Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha 1959

33) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“…Şüphesiz cennette yüz derece vardır. Allah onları, kendi yolunda cihad edenler için hazırlamıştır. İki derece arasındaki mesafe sema ile yer arası mesafe gibidir. Siz Allah’tan istediğinizde, Firdevs cennetini isteyin. Çünkü o cennetin ortası ve en yücesidir...”

Buhari 2640

34) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ya Eba Said! Herkim Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan ve Nebi olarak Muhammed’den razı olursa, cennet onun için vaciptir.”

Bu, Ebu Said (Radiyallahu Anh)’ın hayretine gitti de:

−Ya Rasulallah! Bu sözleri bana tekrar etsen, dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları tekrar etti.

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Diğer bir şey daha var ki, kul onunla cennette yüz derece yükseltilir. Bu derecelerden her iki derecenin arası sema ile yer arası mesafedir.”

Ebu Said (Radiyallahu Anh):

−O diğer bir şey nedir? Ya Rasulallah! dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“O Allah’ın yolunda cihaddır, o Allah’ın yolunda cihaddır!”

Müslim 1884/116, Nesei 3117

35) Amr bin Abese (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim, Allah’ın yolunda bir kıl ağartırsa, o kıl, kıyamet günü kendisi için bir nur olacaktır.”

Tirmizi 1685

36) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e amellerin hangisi daha faziletlidir? Yahut amellerin hangisi daha hayırlıdır? diye soruldu.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah’a ve Rasulüne iman etmektir.”

Denildi ki:

−Sonra hangi ameldir?

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Cihad amelin zirvesidir.”

Yine denildi ki:

−Sonra hangi ameldir? Ya Rasulallah!

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Sonra kabul edilmiş hacdır.”

Tirmizi 1709, Nesei 3116

37) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şehidin ölüm anındaki duyduğu acı, ancak sizden birinin çimdiklemeden dolayı duyduğu acı gibidir.”

Tirmizi 1719, İbni Mace 2802, Nesei 3147, Darimi 5/234, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/297

38) Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Hiçbir şey Allah’a iki damla ve iki izden daha sevimli değildir! Allah’ın korkusundan ağlayan kişinin gözünden akan damla ile Allah’ın yolunda akıtılan kan damlası. İki ize gelince; Biri Allah’ın yolundaki iz ve Allah’ın farzlarından bir farzın izi.”

Tirmizi 1720

39) Mesruk (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Biz, Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh)’a Allah-u Teâlâ’nın Âl-i İmran Suresi 169, 170 ayetinin tefsirini sorduk:

“Allah’ın yolunda öldürülenleri ölüler sanma! Hayır, onlar bilakis diridirler! Rab’leri katında rızıklanmaktadırlar. Allah’ın keremiyle kendilerine verdiklerinden mesrur olarak, arkalarında henüz (şehit olup) kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığına, onların da üzüntüye uğramayacaklarına sevinirler.”

Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Biz de bunu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e sormuştuk da şöyle buyurmuştu:

−“Onların ruhları bir takım yeşil kuşların içindedirler. Onlar için Arşa asılmış kandiller vardır. Onlar cennette diledikleri her yere uçarlar sonra o kandillere girerler. Rab’leri onlara muttali olup:

−Herhangi bir şey arzu ediyor musunuz? buyurur.

Onlar:

−Ne arzu edelim ki? Biz cennette dilediğimiz her yere gidebiliyoruz derler. Rab’leri bunu onlara üç defa tekrarlar. Onlar kendilerine bu teklif edilmekten vazgeçilmeyeceğini görünce:

−Ey Rabbimiz! Bizim Senin yolunda tekrar öldürülmemiz için bizim ruhlarımızı cesetlerimize iade etmeni istiyoruz derler. Nihayet Rab’leri kendileri için bir şey istemediklerini görünce, onlar terk olunur.”

Müslim 1887/121, İbni Mace 2801, Tirmizi 1691, Darimi 5/236

40) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e, mü’minlerin iman bakımından en mükemmeli kimdir? diye soruldu.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah’ın yolunda canıyla ve malıyla cihad eden kişi ve vadilerden bir vadiye çekilip orada Allah’a ibadet edip insanları kendi şerrinden emin kılan kişidir.”

Ebu Davud 2485, Nesei 3089

41) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ölüp de Allah katında büyük bir hayra sahip olan hiçbir kulu, dünyaya tekrar dönmek, dünya ve dünyadaki her şeyin kendinin olması karşılığında asla onu sevindirmez! Bundan yalnızca şehid müstesnadır. Çünkü o, şehid olmanın fazileti sebebiyle gördüğü şeylerden dolayı tekrar dünyaya dönmek ve dünyada tekrar Allah’ın yolunda öldürülmek onu sevindirir.”

Buhari 2644, Müslim 1877/108, Nesei 3139, Darimi 5/235, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/103, 126, 173

42) Nu’man bin Beşir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in minberinin yanında idim. Bir adam şöyle dedi:

−Ben İslam’ın ardından hacıları sulasam da sonra hiçbir amel işlemesem, merak etmem!

Diğer bir adam da şöyle dedi:

−Ben de İslam’ın ardından Mescid-i Haram’ı imar etsem de sonra hiçbir amel işlemesem, merak etmem!

Diğer bir adam da şöyle dedi:

−Allah’ın yolunda cihad etmek, sizin söylediğinizden daha faziletlidir!

Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu Anh) bu adamları azarlayıp şöyle dedi:

−Susun! Bu gün Cuma günüdür! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in minberinin yanında seslerinizi yükseltmeyin! Lakin Cuma namazını kıldıktan sonra ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına girer; sizin ihtilaf ettiğiniz hususu Ona sorarım!

Bunun üzerine Allah Azze ve Celle Tevbe Suresi 19. ayeti sonuna kadar indirdi:

أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَجَاهَدَ فِي سَبِيلِ اللّهِ لاَ يَسْتَوُونَ عِندَ اللّهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

“Siz, hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram’ı tamir etmeyi, Allah’a ve ahiret gününe iman edip de Allah’ın yolunda cihad eden kişi gibi mi sanıyorsunuz? Onlar, Allah’ın katında eşit değillerdir! Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez!”

Müslim 1879/111

43) Abdullah bin Amr bin As (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şehid için, kul borcundan başka her günah bağışlanır.”

Müslim 1886/119

44) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İnsanların yaşayış hallerinin hayırlısı, o öyle bir kimsedir ki, sırtında uçarcasına koşturacağı atının dizgininden tutmuş Allah’ın yolunda cihada hazır beklemektedir. O, bir düşman sesi veya düşmanla karşılaşma çağrısı işitir işitmez, atının üzerine sıçrar da, öldürmeyi yahut ölümü, umud ettiği yerlerinde nail olmak için uçarcasına koşturup giden adamdır. Yahut da hayırlı hayat şu kimsenin hayatıdır; şu dağların en yüksek yerlerinden bir yüksekliğin tepesindeki küçük bir koyun sürüsünün başında yahut şu vadilerden bir vadinin içinde küçük bir koyun sürüsünün başında bulunurda namazı kılan, zekatı verir, insanlardan yana da hayırdan başka bir işde bulunmayarak kendisine ölüm gelinceye kadar Rabbına ibadet eder durur.”

Müslim 1889/125

45) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Uhud Günü bir adam:

−Ey Allah’ın Rasulü! Eğer ben Allah’ın yolunda (cihad ederken) öldürülürsem nerede olurum? dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Cennette olursun.”

Bunun üzerine adam torbasından hurmaları çıkartıp onlardan yemeye başladı ve sonra şöyle dedi:

−Eğer bu hurmalarımı yiyip bitirinceye kadar hayatta kalırsam, kuşkusuz ki bu uzun bir hayattır! dedi ve elinde bulunan hurmaları yere attı da sonra ölünceye kadar cihad etti!

Müslim 1899/143, 1901/145, Nesei 3140

46) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sadık olarak şehid olmak isteyene, kendisine bir musibet isabet etmese de şehidlik derecesi verilir.”

Müslim 1908/156

47) Sehl bin Huneyf (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim, kalbinden sadık olarak Allah’tan şehid olmayı isterse, yatağında ölse bile Allah o kişiyi şehidlerin menzilesine ulaştırır.”

Tirmizi 1705, Müslim 1909/157, Ebu Davud 2541, İbni Mace 2797, Nesei 3148, Darimi 5/234, Beyhaki 9/169, Hâkim Müstedrek 2/77

48) Ebu Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Bir kimse Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

Benim devem öldü! Beni başka bir deveye bindir, dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle buyurdu:

−“Benim yanımda deve yoktur!”

Bunun üzerine orada bulunan başka bir kimse:

−Ya Rasulallah! Ben onu yükleyecek olan bir kimseye delalet edeyim? dedi.

Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle buyurdu:

−“Herkim, bir hayra delalet ederse, ona da hayrı işleyenin sevabı kadar sevap vardır!”

Müslim 1893/133

48) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Cennete giren hiç kimse, yeryüzündeki her şeye sahip olsa bile tekrar dünyaya dönmeyi istemez! Şehid bundan müstesnadır! Çünkü o, görmekte olduğu kerametlerden dolayı tekrar dünyaya dönmeyi ve on kere öldürülmeyi temenni eder.”

Buhari 2644, Müslim 1877/109, Nesei 3146

50) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah (şu) iki kişiye güler! Bunlardan biri diğerini öldürür ikisi de cennete girer! Bu birincisi; Allah’ın yolunda öldürülür ve cennete girer. Sonra Allah onu öldüren katilin tevbesini kabul eder ve şehid olur ve cennete girer!”

Buhari 2670, Müslim 1890/128, İbni Mace 191, Nesei 3152

51) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bedir tarafına doğru sefere çıktı. Herratu’l-Vebere mevkiine vardığı vakit, cüret ve yiğitlikle namlı bir kimse, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e erişti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabı onu görünce sevindiler. O kişi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e ulaşınca:

−Sana ittiba etmek ve seninle beraber ganimet elde etmek için geldim! dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle buyurdu:

−“Allah’a ve Rasulüne iman ediyor musun?”

O adam:

−Hayır, dedi.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“O halde dön! Ben bir müşrikten asla yardım istemem!”

Aişe (Radiyallahu Anha) dedi ki:

−Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yoluna devam etti. Şecere mevkiine vardığımız zaman o adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yine ulaştı ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e ilk söylediği şeyleri yine söyledi.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona ilk söylediği şeyleri söyledi ve şöyle buyurdu:

−“O halde dön! Ben bir müşrikten asla yardım istemem!”

Adam geri döndü fakat Beyda mevkiinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yine geldi.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona ilk söylediği şeyleri söyledi ve şöyle buyurdu:

−“Allah’a ve Rasulüne iman ediyor musun?”

Bu sefer adam:

−Evet, iman ediyorum, dedi.

Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“O halde yürü!”

Müslim 1817/150

52) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

−Amellerin hangisi Allah Azze ve Celle’ye daha sevgilidir? diye sordum.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Vaktinde kılınan namazdır.”

Sonra hangisidir? dedim.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ana babaya iyilik etmektir.”

Sonra hangisidir? dedim.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Allah’ın yolunda cihad etmektir.”

Buhari 13/5973, Müslim 137/85

Allah’ın Yolunda Yapılan Harcamanın Fazileti

53) Hureym bin Fatik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim, Allah’ın yolunda bir harcama yaparsa, o yaptığı harcama için kendisine yedi yüz misli olarak (sevap) yazılır.”

Tirmizi 1675

54) Sevban (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Adamın harcadığı dinarın en faziletlisi, onun çoluk çocuğuna harcadığı dinardır. Ve yine adamın harcadığı dinarın en faziletlisi, Allah’ın yolunda bir at için harcadığı dinar ve adamın Allah’ın yolunda arkadaşlarına harcadığı dinardır.”

İbni Mace 2760

55) Ebu Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Bir kimse yular takılmış bir dişi deveyi getirdi ve:

−Bu Allah’ın yolunda sadakadır, dedi.

Buna mukabil Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Bu deveye karşılık sana kıyamet gününde hepsi de yularlı yedi yüz tane deve vardır!”

Müslim 1892/132, Nesei 3173 Darimi 5/228, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/121, 5/274

Mücahidin Ailesine Yardım Etmenin Fazileti

56) Süleyman bin Bureyde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

Mücahidlerin kadınlarına yapılacak hürmet geride kalan kimseler üzerine, kendi annelerine yapacakları hürmet gibidir! Geride kalanlardan herhangi bir kimse mücahidlerden birine ailesinin işlerini görüp yardım etme hususunda halef olur sonra mücahide, ailesi hususunda hainlik yaparsa, o hain kıyamet gününde mücahid için durdurulur da mücahid onun amellerinden dilediği her şeyi alır! Mücahidin o hainin amellerini almada ki istek ve hırsı hakkında ne zannedersiniz?

Müslim 1897/139, 140, Ebu Davud 2496, Nesei 3176

Mücahide Yardım Etmek, Allah’ın Kendi Üzerine Aldığı Bir Haktır!

57) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Üç kişi var ki, onlara yardım etmek Allah Azze ve Celle’ın kendi üzerine aldığı bir haktır:

1) Allah’ın yolunda cihad eden mücahid,

2) İffetli olmak isteğiyle evlenen kimse ve

3) Kendi bedelini ödemek isteğiyle mükatebe yazışma yapan köledir.”

İbni Hibban 4030, Nesei 3106, Tirmizi 1706, İbni Mace 2518, Begavi 2239, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/151, 437

58) Sebre bin Ebu Fakih (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyurdu:

“Kuşkusuz ki şeytan, Ademoğlunun her yerde önüne oturur! İslam yolunda Ademoğlunun önüne oturur ve şeytan şöyle der:

−Sen nasıl Müslüman olursun? Eski dinini, babalarının ve atalarının dinini nasıl bırakırsın?

Fakat o kimse şeytana isyan eder ve Müslüman olur.

Sonra şeytan, hicret yolunda da Ademoğlunun önüne oturur ve şeytan şöyle der:

−Kendi yurdunu ve kavmini terk edip nasıl hicret edersin? Kuşkusuz ki hicret eden kişinin misali dizginlerinden bağlanmış at gibidir!

Fakat o kimse şeytana isyan eder ve hicret etmiş olur.

Sonra şeytan, cihad yolunda Ademoğlunun önüne oturur ve şöyle der:

−Cihada gidiyorsun cihad, hem seni yorar hem de malını kaybedersin! Savaşacak ve öldürüleceksin! Savaşacak ve öldürüleceksin! Karın başkasına nikahlanacak! Malların taksim edilecek!

Fakat o kimse de şeytana isyan eder ve cihada gider.”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim, böyle yaparsa, o kimseyi cennete girdirmek Allah Azze ve Celle’nin kendi üzerine aldığı bir haktır! Savaşta öldürülse de o kimseyi cennete girdirmek Allah Azze ve Celle’nin kendi üzerine aldığı bir haktır! Boğularak ölse de, o kimseyi cennete girdirmek Allah Azze ve Celle’nin üzerine kendi üzerine aldığı bir haktır! Hayvanın sırtından düşüp ölse de, o kimseyi cennete girdirmek Allah Azze ve Celle’nin kendi üzerine aldığı bir haktır!”

Nesei 3120, Ahmed bin Hanbel Müsned, Albani Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha1653

Mücahid, Allah’ın Elçisidir!

59) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah Azze ve Celle’nin elçisi üçtür. (Allah’ın yolunda) savaşa giden Mücahid, Hacca giden ve Umre yapan kişi.”

Nesei 2615, 3107, İbni Huzeyme, İbni Hibban, Tergib ve Terhib 2/556

60) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın yolunda savaşa giden Mücahid ve Beytullah’a Hac ve Umre yapmak için giden kimseler, Allah’ın elçileridir. Allah onları davet etmiş onlar da Allah’a icabet etmişlerdir. Eğer onlar Allah’a dua ederlerse, Allah onlara icabet eder. Eğer onlar Allah’tan bağışlanmalarını isteseler, Allah da onları bağışlar.”

İbni Hibban, İbni Mace 2893, Nesei, Beyhaki, İbni Huzeyme, Tergib ve Terhib 3/135

Mücahid, Allah’ın Garantisi Altındadır!

61) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın yolunda cihad eden kimse, Allah’ın garantisi altındadır. Allah, ya onu mağfiretine ve rahmetine katar veya onu sevab ve ganimetle geri döndürür. Allah’ın yolunda cihad eden kimsenin misali, (Mücahid evine) dönünceye kadar gevşeklik etmeksizin (gündüzleri) oruç tutan ve (geceleri) namaz kılan kimsenin durumu gibidir.”

İbni Mace 2754, Nesei 3113

62) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yani Allah şöyle buyuruyor; Benim yolunda cihad eden kişi benim garantim altındadır. Ruhunu alırsam kendisini cennetin varisi kılarım. Şayet geri çevirirsem sevap ve ganimetlerle geri çeviririm.”

Tirmizi 1670

63) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah, kendi yolunda cihada çıkan kimseye; Onu evinden çıkaran şey Bana iman ve Rasullerimi tasdik ise, elde ettiği ecir ve ganimetle salimen evine geri getireyim veya onu cennete girdireyim diye tekeffül etmiştir. Ümmetime meşakkat verecek olmasaydım hiçbir cihad müfrezesinin arkasından geri durmazdım! Şüphesiz ki Allah’ın yolunda öldürülüp diriltilmemi, sonra tekrar öldürülüp diriltilmemi, sonra tekrar öldürülüp dirilmemi isterdim!..”

Buhari 189, Müslim 1876/103, İbni Mace 2753, Nesei 3109

Atıcılığın Fazileti

64) Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Atıcılığa devam ediniz! Kuşkusuz ki o hayırlıdır. Veya sizin oyunlarınızın en hayırlısıdır.”

Bezzar, Taberani Mucemu’l-Evsad, Tergib ve Terhib 3/150

65) Seleme bin Ekva (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Seleme oğullarından bir topluluk, yarışa ok atıyorlarken, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara uğradı ve şöyle buyurdu:

−“Ey İsmail’in oğulları! Ok atınız! Çünkü sizin babanız İsmail iyi bir atıcı idi. İyi atın, ben falan oğulları ile beraberim.”

Seleme (Radiyallahu Anh) dedi ki:

−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) böyle deyince, iki gruptan diğer grup atıştan elini çekti.

Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Neyiniz var ki ok atmıyorsunuz?”

Onlar:

−Sen onlarla beraberken biz nasıl atarız? dediler.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Haydi, atın ben sizin hepinizle beraberim.”

Buhari 2723

66) Ukbe bin Amir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim, kendisi minber üzerinde iken şöyle buyuruyordu:

“Ve siz de onlara karşı gücünüz yettiği her kuvvetten hazırlayın! Dikkat edin! Kuvvet ancak atmaktadır! Dikkat edin! Kuvvet ancak atmaktadır! Dikkat edin! Kuvvet ancak atmaktadır!”

Müslim 1917/167, Tergib ve Terhib 3/148

67) Fukaym el-Lahmi, Ukbe bin Amir (Radiyallahu Anh)’a hitaben:

Sen ihtiyar bir kimse olduğun için ok atmak sana ağır ve meşakkatli oluyor. Bu sebeple sen iki hedef arasında ihtilaf edip duruyorsun, dedi.

Ukbe bin Amir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiğim bir hadis olmasaydı bu zahmetli ok atma işine bu kadar önem verip ona katılmazdım!

Ravi Haris dedi ki, ben İbni Şemâme (Radiyallahu Anh)’a:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in o hadisi nedir? dedim.

İbni Şemâme (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Herkim atıcılığı öğrenir sonra da onu terk ederse o kimse bizden değildir! Yahut o kimse asi olmuştur!”

Müslim 1919/169

68) Ata bin Ebu Rebah şöyle dedi:

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) ve Cabir bin Ömer el-Ensari (Radiyallahu Anh)’ı atış müsabakası yaparken gördüm. Onlardan biri usanıp oturdu. Diğeri şöyle dedi:

−Tembellik mi ettin? Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işitim şöyle buyuruyordu:

“Allah Azze ve Celle’yi zikretmenin dışında her şey oyun ve gaflettir! Ancak şu dört haslet müstesnadır.

1) Kişinin iki hedef arasında yürümesi,

2) Atını terbiye etmesi,

3) Eşi ile oynaşması,

4) Yüzücülük öğrenmesi.”

Taberani Mucemu’l-Kebir, Tergib ve Terhib 3/151

69) Ebu Necih es-Sülemi (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim, Allah’ın yolunda bir ok atarsa, o ok, o kimse için bir köleyi hürriyetine kavuşturmuş gibi olur.”

Tirmizi 1689, Nesei 3129

70) Ebu Necih es-Sülemi (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Herkim, Allah’ın yolunda düşmana bir ok ulaştırırsa, bu ok, o kimse için cennette bir derece olur…”

Nesei 3129, İbni Hibban

71) Ukbe bin Abdi’s-Sülemiyyi (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına şöyle buyurdu:

“Kalkınız! Allah’ın yolunda cihad ediniz!”

Ukbe bin Abdi’s-Sülemiyyi (Radiyallahu Anh) dedi ki:

Bunun üzerine bir adam bir ok attı.

Buna müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bu yaptığı işle cennet vacib oldu.”

Ahmed bin Hanbel Müsned, Tergib ve Terhib 3/155

72) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Herkim, Allah’ın yolunda bir ok atarsa, bu ok, o kimse için kıyamet gününde bir nur olacaktır.”

Bezzar, Tergib ve Terhib 3/156

Allah’ın Yolunda Bir Gün Geçirmenin Fazileti

73) Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Allah’ın yolunda bir gün geçirmek, diğer zamanlardaki bin günden daha hayırlıdır.”

Nesei 3156

Allah’ın Yolunda Oruç Tutmanın Fazileti

74) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim, Allah’ın yolunda Allah’ın Vechini (Yüzünü) isteyerek bir gün oruç tutarsa, Allah o kimsenin yüzünü cehennem ateşinden yetmiş yıl uzaklaştırır.”

Darimi 5/226, Buhari 2680, Tirmizi 1672, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/26, 59, 83

75) Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim, Allah’ın yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah, gökyüzü ile yeryüzü arasında olduğu gibi, kendisi ile cehennem arasında bir hendek meydana getirir.”

Tirmizi 1674

Allah’ın Yolunda Namaz Kılmanın Fazileti

76) İmran bin Husayn (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir adamın, Allah’ın yolunda (Mücahidlerin yanında) saf durması, Allah’ın katında altmış senelik ibadetinden daha faziletlidir!”

Hakim Müstedrek 2/68, Darimi 5/223, Beyhaki 9/161, Taberani, Bezzar, Mucemu’z-Zevaid 5/326, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/524, Tergib ve Terhib 3/163

77) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından bir kişi tatlı su kaynaklarının bulunduğu bir vadiden geçti. İnsanlardan el etek çekip bu vadide kalsam, ancak Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den izin almadan bu işi yapmam, diye düşündü. Bunu, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e söyleyince, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“(Böyle) Yapma! Şüphesiz ki, sizden birinizin Allah’ın yolundaki kıyamı (namaz kılması), yetmiş yıl evinde kıldığı namazından daha faziletlidir. Allah’ın sizi bağışlamasını ve cennetine koymasını sevmez misiniz? Allah’ın yolunda cihad edin! Kim, devenin sağılması müddeti kadar Allah’ın yolunda savaşırsa o kimseye cennet vacib olmuştur. Şüphesiz ki sizden birinin Allah-u Teâlâ’nın yolunda ki kıyamı, yetmiş sene evinde kıldığı namazından daha faziletlidir.”

Not: Hadiste geçen “fuvâga nâgatin” iki süt arası dönem veya sütün sağılıp tekrar sütün memelere dönünceye kadar ki zamandır.

Tirmizi 1702, İbni Mace 2792, Darimi 5/220, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/230, 235, 244, Hakim Müstedrek 2/77, Tergib ve Terhib 3/163

Önemli Uyarı: Bir Müslüman, evinde bir günde beş vakit farz namazını ve bu namazlara bağlı sünnet namazlarını kıldığı zaman 32 rekat namaz kılmış olur. Bu 32 rekat namazı 70 yıllık namaz ile çarptığımız zaman toplam; 806.400 rekat eder.

Mescid-i Nebevi’de kılınan namaz ise onun gayrı yerlerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir!

Mescid-i Haram’da kılınan namaz da, onun gayrı yerlerde kılınan namazdan yüz bin namazdan daha faziletlidir.

Allah’ı yolunda cihad ederken kılınan namazın faziletini unutmamak gerekiyor!

Allah Mücahidin Duasını Kabul Eder

78) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın yolunda savaşa giden Mücahid ve Beytullah’a Hac ve Umre yapmak için giden kimseler, Allah’ın elçileridir. Allah onları davet etmiş onlar da Allah’a icabet etmişlerdir. Eğer onlar Allah’a dua ederlerse, Allah onlara icabet eder. Eğer onlar Allah’tan bağışlanmalarını isteseler, Allah da onları bağışlar.”

İbni Hibban, İbni Mace 2893, Tergib ve Terhib 3/135

Allah’ın Yolundaki Silah Seslerinin Fazileti

79) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Bir kişinin kalbine, Allah’ın yolundaki gürültü karışırsa, Muhakkak ki Allah, ona ateşi haram kılar.”

Ahmed bin Hanbel Müsned, Tergib ve Terhib 3/144

Allah’ın Yolunda Yaralanmanın Fazileti

80) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Müslümanın Allah’ın yolunda alacağı her yara, kıyamet gününde yeni açıldığı andaki hey’eti üzere kan fışkırıyor gibi olur. Rengi kan rengidir, fakat kokusu misk kokusudur.”

Buhari 1/359, Darimi 5/233

Allah’ın Yolundaki Tozun Fazileti

81) Yezid bin Ebi Meryem (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“…Kimin ayakları Allah’ın yolunda tozlanırsa, o ayaklara cehennem ateşi haramdır.”

Tirmizi 1682, Darimi 5/224, Mucemu’z-Zevaid 5/286, Taberani, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/225, 226, Ebu Ya’la

82) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın korkusundan ağlayan bir kişi, süt tekrar memeye dönmedikçe cehennem ateşine girmeyecektir. Allah’ın yolunda ki toz ile cehennemin dumanı bir araya gelmeyecektir!”

Tirmizi 1683, İbni Mace 2774

83) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Kim, öğle ile akşam arasında Allah’ın yolunda yürüyüş yaparsa, (o yürüyüş sebebiyle) kendisine konan tozun misli, kıyamet günü ona misk olur.”

İbni Mace 2775

84) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın korkusundan ağlayan bir kişi, süt tekrar memeye dönmedikçe cehennem ateşine girmeyecektir! Allah’ın yolunda ki toz ile cehennemin dumanı Müslüman bir kişinin burnunda asla bir araya gelmez!”

Nesei 3093

Allah’ın Yolunda Yürümenin Fazileti

85) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın yolunda sabahleyin veya akşamleyin yürüyüş, dünyadan ve dünyadaki şeylerin hepsinden daha hayırlıdır.”

Buhari 2642, Müslim 1880/112, İbni Mace 2757, Nesei 3104, Darimi 5/225

86) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Akşam veya sabahleyin Allah’ın yolunda yürümek hiç şüphesiz dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır. Herhangi birinizin cennetteki yay kadar yeri yahut bir değnek kadar yeri yani kamçısı kadar bir yer dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır. Şayet cennet ehlinden bir kadın yer ahalisine baksaydı, hiç şüphesiz o cennetle yer arası boşluğu aydınlatır ve orayı güzel koku ile doldururdu. Ve o kadının başındaki başörtüsü dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır.”

Buhari 2644, 6467, Tirmizi 1699, Müslim 1880/112

Allah’ın Yolunda Nöbet Tutmanın Fazileti

87) Selman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir gün bir gece (İslam beldesini korumak için) hudutta nöbet beklemek bir ay oruç tutup namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Eğer o kimse nöbette ölürse, yapa geldiği salih amelleri üzerine yazılmaya devam eder, rızkı da gönderilmeye devam eder ve kabrin çok fitneye düşürücüden emin olur.”

Not: Hadiste zikredilen fitneye düşürücü kelimesiyle kast edilen, şeytan veya Münker ve Nekir melekleridir, denmiştir.

Müslim 1913/163, Tirmizi 1671, İbni Mace 2767, Ebu Davud 2500, Nesei 3153

88) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Allah’ın yolunda (cihadda) bir saat ayakta durmak, kadir gecesini Haceru’l-Esved’in yanında ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır!”

İbni Hibban, Beyhaki, Tergib ve Terhib 3/94

89) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Size kadir gecesinden daha faziletli bir geceyi haber vereyim mi? Bu, ailesine geri dönmeme ihtimali olan, korkulacak bir yerde, bir askerin (Allah’ın yolunda cihad ederken) gece nöbet tutmasıdır!”

Hakim Müstedrek, Tergib ve Terhib 3/102

90) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“İki göz var ki, ateş onlara dokunmaz. Allah’ın korkusundan ağlayan göz ve Allah’ın yolunda nöbet bekleyen göz.”

Tirmizi 1690

91) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Üç kimse vardır ki gözleri ateşi görmez!

1) Allah’ın yolunda nöbet bekleyen göz,

2) Allah’ın korkusundan ağlayan göz,

3) Allah’ın haram kıldığı şeylere bakmayan göz.”

Taberani, Tergib ve Terhib 3/102

92) Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Allah’ın yolunda bir gün nöbet tutmak, nöbet dışındaki başka yerlerde geçen bin günden daha hayırlıdır.”

Nesei 3155, Darimi 5/251, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/62, 65, 66

93) Osman bin Affan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Allah’ın yolunda bir gece nöbet tutmak, geceleri ibadetle ve gündüzleri oruçla geçirilen bin geceden daha faziletlidir.”

Hakim Müstedrek, İbni Mace, Tergib ve Terhib 3/95

Allah’ın Yolunda Uykusuz Kalmanın Fazileti

94) Ebu Reyhane (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Allah’ın yolunda, uykusuz kalan göze, ateş haram kılınmıştır!”

Nesei 3103, Darimi 5/227, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/134, 135, Hakim Müstedrek 2/83

Allah, Şehit İle Yüz Yüzü Konuşmuştur!

95) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müşriklerle savaşmak için Medine’den çıktı. Uhud Gazası gelip kapıya dayandığında, bir önceki gece babam Abdullah bin Amr bin Haram beni çağırıp şöyle dedi:

−Gördüğüm kadarı ile Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından ilk öldürülecek kimseler arasında olacağım ve ben benden sonra geriye Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in canı dışında benim için senden daha değerli hiçbir kimseyi geri bırakmıyorum. Benim üzerimde bir borç var, onu sen öde! Kız kardeşlerin için de elinden geldiği kadarıyla iyilik yapmaya çalış!

Ey oğlum! Sen sonumuzun nereye varacağını öğreninceye kadar Medine’de bekle! Çünkü Allah’a yemin ederim ki eğer benden sonra geriye kız çocuklarımı bırakmayacak olsaydım, önümde öldürülmeni arzu ederdim. Sabah olduğunda ilk öldürülen kişi babam oldu!

Babam Abdullah bin Amr bin Haram, Uhud Günü öldürüldüğünde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benimle karşılaştı ve bana şöyle dedi:

−“Ya Cabir! Neden seni kırgın görüyorum?”

Bunun üzerine ben:

−Ya Rasulallah! Babam şehid oldu ve geride (dokuz kız çocuğunun) nafakasını ve borç bıraktı, dedim

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

−“Ya Cabir! Allah Azze ve Celle’nin babana söylediği sözü sana haber verip müjdeleyeyim mi?”

Ben:

−Bilakis haber ver, ya Rasulallah! dedim.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

−“Allah, hicab (perde) ardından olmaksızın hiç kimse ile katiyen konuşmamıştır! Fakat Allah, babanı diriltti ve onunla yüz yüze konuştu ve babana şöyle buyurdu:

−“Ey kulum! Benden iste, sana vereyim.”

Baban:

−“Ya Rabb! Beni diriltirsin, ben de ikinci defa Senin uğrunda öldürülürüm, dedi.

Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurdu:

−“Kuşkusuz ki insanların dünyaya hiç dönmeyecekleri hükmü Benim tarafımdan önceden verilmiştir.

Baban:

−Ya Rabb! O halde arkamda kalanlara ulaştır, dedi.

Bunun üzerine Allah Azze ve Celle Âl-i İmran Suresi 169. ayetini indirdi.

وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

“Allah’ın yolunda öldürülenleri ölüler sanma sanın! Bilakis, (onlar) diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar.”

Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

Babam, organları kesilmiş bir halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildi ve önüne konuldu. Ben, babamın yüzünün örtüsünü açmaya davrandım. Kavmim beni bundan nehyetti! Sonra tekrar ben, babamın yüzünün örtüsünü açmaya davrandım. Kavmim beni yine bundan nehyetti! Buna müteakiben o örtüyü ya Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ kaldırdı yahut da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emretti de örtü kaldırıldı.

Bu sırada Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) feryad eden bir kadın sesi işitti! Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bu kadın kimdir?”

Sahabeler şöyle dediler:

Amr bin Haram’ın kız kardeşi Fatıma’dır. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Ağlama! Siz onu kaldırıncaya kadar Melekler kanatlarıyla onu gölgelendirdiler.”

İbni Mace 2800, Tirmizi 3196, Ahmed bin Hanbel Müsned 3/397, 398, Buhari 1181, 1220, 2662, Müslim 2471/129

Şehid, Kabir Fitnesinden Emin Olur

96) Selman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir gün bir gece (İslam beldesini korumak için) hudutta nöbet beklemek bir ay oruç tutup namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Eğer o kimse nöbette ölürse, yapa geldiği salih amelleri üzerine yazılmaya devam eder, rızkı da gönderilmeye devam eder ve kabrin çok fitneye düşürücüden emin olur.”

Not: Hadiste zikredilen fitneye düşürücü kelimesiyle kast edilen, şeytan veya Münker ve Nekir melekleridir, denmiştir.

Müslim 1913/163, Tirmizi 1671, İbni Mace 2767, Ebu Davud 2500, Nesei 3153

Mücahidin Sevabı Kıyamet Gününe Kadar Devam Eder!

97) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“…Herkim, Allah’ın yolunda savaşmak için (evinden) çıkıp ölürse, Allah, kıyamet gününe kadar o Mücahidin sevabını yazar.”

Ebu Ya’la, Tergib ve Terhib 3/137

Mücahid, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem İle Beraber Kevser Havuzunun Yanındadır

98) Ebu Umamu el-Bahili (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“(Kevser) havuzumun (büyüklüğü) Aden’le Amman arası kadardır. (Onun suyu) kardan daha soğuk, baldan daha tatlı ve miskten daha hoş kokuludur! Gökyüzünün yıldızları sayısınca onun bardakları vardır. Ondan içen kişi bir daha ebediyyen susamaz! Kuşkusuz ki Ümmetimden saçı, başı (Allah’ın yolunda) tozlanmış, elbisesi pejmurde, (Allah’ın yolunda cihad edeceğim diye de) zengin kadınlarla evlenmemiş ve sultanın kapısında da hazır olmamış kimseler havuzumun yanında benimle beraberdirler.”

Ahmed bin Hanbel Müsned, Taberani, Tergib ve Terhib 7/153, 154

Şehidler Şefaat Ederler

99) El-Mikdam bin Ma’di Yekribe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şehidin Allah’ın yanında altı tane özelliği vardır:

1) Kanının ilk damlası ile birlikte ona mağfiret edilir,

2) Cennetteki yeri ona gösterilir,

3) Kabir azabından korunur,

4) En büyük korkudan yana emin olur,

5) Onun başına vakar tacı giydirilir ki, o tacın bir yakutu, dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlıdır! Hurilerden yetmiş iki kız ile evlendirilir,

6) Akrabalarından yetmiş kişi hakkında şefaatçi yapılır.”

Tirmizi 1712, İbni Mace 2799, Ahmed bin Hanbel Müsned 4/131 No: 16730

100) Nimran bin Utbe ez-Zimari şöyle tahdis etti:

Biz yetim idik Ümmü’d-Derda’nın yanına girdik. Bize dedi ki:

−Size müjdeler olsun! Ben Ebu’d-Derda’nın şöyle dediğini işittim:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Şehid, kendi ehlinden yetmiş kimseye şefaat edecek!”

Ebu Davud 2522

Mücahidi Teçhiz Etmenin Fazileti

101) Zeyd bin Halid el-Cüheni (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

‘Kim, Allah’ın yolunda cihad edecek bir mücahidi teçhiz ederse, oda cihad etmiş olur. Kim de Allah’ın yolunda cihad eden bir mücahidin bıraktığı işleri için hayırlı halef olursa, o da cihad etmiş olur.”

Buhari 2682, Müslim 1895/135, Tirmizi 1678, İbni Mace 2759, Ebu Davud 2509, Nesei 3166

102) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Eslem kabilesinden bir genç geldi ve:

−Ya Rasulallah! Ben savaşa gitmek istiyorum! Ancak benim beraberimde teçhizattan bir şeyim yoktur! dedi.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle buyurdu:

−“Falan kimseye git, çünkü o teçhizatını hazırladı akabinde de hastalandı!”

Bunun üzerine o genç hastalanan kimseye geldi ve:

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana selam söylüyor ve kendin için hazırladığın savaş teçhizatını bana vermeni söylüyor, dedi.

O hasta kimse, karısına:

−Ey falanca! Kendim için hazırladığım teçhizatımı bu gence ver ve ondan hiçbir şey esirgeme! Vallahi eğer ondan bir şey esirgersen, Allah onda senin için bereket yapmaz! dedi.”

Müslim 1894/134

Düşmanla Karşılaşmayı Temenni Etmemek!

103) Abdullah bin Ebi Evfa (Radiyallahu Anh), Ömer bin Ubeydullah’a bir mektup yazdı. O mektubu ben okudum şöyle idi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) düşmanla karşılaştığı bazı savaşlarında güneş semanın ortasından meyil edene kadar bekledi sonra insanların arasında ayağa kalkıp şöyle buyurdu:

−“Ey insanlar! Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz! Allah’tan afiyet isteyiniz! Ancak düşmanla karşılaştığınız vakit sabrediniz! Bilin ki, cennet kılıçların gölgesi altındadır!”

Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Ey bulutları yürüten, ey toplanmış orduları bozguna uğratan Allah’ım! Düşmanları bozguna uğrat, düşmanlara karşı bize yardım et.”

Buhari 2772, Müslim 1742/20

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لآ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Kategori:   Önemli Bilgiler

Bu Sayfa 256138 Kez Okundu
 Sayfa Başı 
Sahih Hadisler - Kur’an ve Sahih Sünnet
www.hadisler.com | www.sahihhadisler.com | www.sahihhadisler.net