Ana Sayfa Gayemiz Kur’an’ı Kerim Dinle Kur’an’ı Kerim Arapça Kur’an’ı Kerim Türkçe Soru Gönder
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kıyamet günü insanlar arasında hüküm verilinceye kadar her kez, sadakasının gölgesinde olacaktır!" İbni Hibban 3310, İbni Huzeyme 2431
Ana Menü
Ayetler
Hadisler
Dualar
Sahabe Hayatı
Kur’an’dan Kıssalar
İlmihal
İman İle İlgili Konular
Abdest İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Zekat İle İlgili Konular
Oruç İle İlgili Konular
Hac İle İlgili Konular
Cihad İle İlgili Konular
Alış Veriş İle İlgili Konular
Nikah İle İlgili Konular
Boşanma İle İlgili Konular
Kıyafetler İle İlgili Konular
Yiyecek ve İçecekler İle İlgili Konular
Cinayetler İle İlgili Konular
Kitaplar
Esmau’l-Hüsna
Ahkamu’l-Cenaiz
Nimetlerin Şükrü
Cennetin Köşkleri
Mü’minin Silahı Dua
Kıyametin Alametleri
Tüm Detaylarıyla İmanın Şartları
Cennete Girmek İçin Otuz Sebep
Müslümanın Bilmesi Gereken Konular
Faydalı Bilgiler
Hadis Fihristi
Önemli Bilgiler
Ahiret İle İlgili Konular
Namaz İle İlgili Konular
Cenaze İle İlgili Konular
Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar
Tevhid İle Alakalı Konular
Haramlar İle İlgili Konular
Albani Hakkındaki İftiralar
Bayramlar İle İlgili Konular
Rasulullah İle İlgili Konular
Geçmiş Ümmetlerin Kıssaları
Sakınılması Gereken Haramlar!
Sihir ve Cinler İle İlgili Konular
Kur’an’ı Kerim İle İlgili Konular
Hadis Kitaplarının Zayıf Hadisleri
Cihad İle İlgili Ayetler
Arkadaşına Gönder Sayfayı Yazdır

بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ للهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

Cihad İle İlgili Ayetler

أَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ

وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُوا إِنَّ اللهَ لاَ يُحِبِّ الْمُعْتَدِينَ

1) “Sizinle savaşanlara karşı Allah’ın yolunda savaşın! (Ancak) Aşırı gitmeyin! Kuşkusuz ki Allah, aşırı gidenleri sevmez!”

Bakara 190

وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ وَالْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِ وَلاَ تُقَاتِلُوهُمْ عِندَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ حَتَّى يُقَاتِلُوكُمْ فِيهِ فَإِنْ قَاتَلُوكُمْ فَاقْتُلُوهُمْ كَذَلِكَ جَزَاءُ الْكَافِرِينَ

2) “Onları, bulduğunuz yerde öldürün! Ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın! Fitne, öldürmekten kötüdür! Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın! Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın! Kafirlerin cezası işte böyledir.”

Bakara 191

وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ للهِ فَإِنِ انْتَهَواْ فَلاَ عُدْوَانَ إِلاَّ عَلَى الظَّالِمِينَ

3) “(Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur.”

Bakara 193

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَاللهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

4) “Hoşunuza gitmediği halde savaş üzerinize yazıldı. (Farz kılındı) Bir şey sizin için hayırlı olduğu halde siz ondan tiksinebilirsiniz. Ve bir şey sizin için şer olduğu halde siz onu sevebilirsiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz!”

Bakara 216

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللهِ أُوْلَئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللهِ وَاللهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

5) “Şüphesiz ki iman edenler, hicret edenler ve Allah’ın yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah’ın rahmetini umarlar. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Bakara 218

وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

6) “Allah’ın yolunda savaşın ve bilin ki, Allah işitendir, bilendir.”

Bakara 244

أَلَمْ تَرَ إِلَى الْمَلإِ مِن بَنِي إِسْرَائِيلَ مِن بَعْدِ مُوسَى إِذْ قَالُوا لِنَبِيٍّ لَّهُمُ ابْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُّقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ أَلاَّ تُقَاتِلُوا قَالُوا وَمَا لَنَا أَلاَّ نُقَاتِلَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَقَدْ أُخْرِجْنَا مِنْ دِيَارِنَا وَأَبْنَآئِنَا فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْا إِلاَّ قَلِيلاً مِّنْهُمْ وَاللهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمِينَ

7) “Musa’dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani, Nebilerinden birine:

−‘Bize bir melik gönder de Allah’ın yolunda savaşalım,’ demişlerdi.

O:

−‘Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?’ demişti.

Onlar:

−‘Bize ne oluyor ki Allah’ın yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık.)’ demişlerdi.

Ama onlara savaş yazıldığı zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler! Allah zalimleri elbette en iyi bilir.”

Bakara 246

أَمْ حَسِبْتُمْ أَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ اللهُ الَّذِينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَيَعْلَمَ الصَّابِرِينَ

8) “Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenlerle sabredenleri belli etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?”

Âl-i İmran 142

وَلَئِنْ قُتِلْتُمْ فِي سَبِيلِ اللهِ أَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

9) “Andolsun ki Allah’ın yolunda öldürülür veya ölürseniz, şunu iyi bilin ki Allah’ın bağışlaması ve rahmeti, onların (dünyada) topladıklarından çok daha hayırlıdır.”

Âl-i İmran 157

وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ نَافَقُوا وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ أَوِ ادْفَعُوا قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالاً لاَ تَّبَعْنَاكُمْ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْإِيمَانِ يَقُولُونَ بِأَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ فِي قُلُوبِهِمْ وَاللهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ

10) “Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara:

‘Gelin, Allah’ın yolunda savaşın ya da savunma yapın,’ denildiğinde, Onlar:

‘Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik,’ dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar! Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı! Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.”

Âl-i İmran 167

فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّي لآ أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ فَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَأُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَأُوذُوا فِي سَبِيلِي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الأَنْهَارُ ثَوَابًا مِنْ عِنْدِ اللهِ وَاللهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ

11) “Rableri onların dualarına karşılık verdi: Ben içinizden erkek olsun kadın olsun, çalışanın yaptığını boşa çıkarmam. Hep birbirinizdensiniz. Onlar ki hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğratıldılar, savaştılar ve öldürüldüler. Andolsun ki, onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Bu mükafat Allah tarafındandır. Mükafatın en güzeli, Allah katındadır.”

Al-i İmran 195

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اصْبِرُو وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

12) “Ey iman edenler! Sabredin! (Düşman karşısında) sebat gösterin! Allah’ın yolunda aralıksız cihad ederek nöbet tutun! Ve Allah’tan korkun ki, kurtuluşa erebilesiniz.”

Al-i İmran 200

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ أَوِ انْفِرُوا جَمِيعًا

13) “Ey iman edenler! (düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın! Buna müteakiben savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın!”

Nisa 71

فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا بِالْآخِرَةِ وَمَنْ يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ فَيُقْتَلْ أَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

14) “Öyleyse, dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar, Allah’ın yolunda savaşsınlar! Kim Allah’ın yolunda savaşırken, öldürülür ya da galip gelirse, ona büyük bir ecir vereceğiz.”

Nisa 74

وَمَا لَكُمْ لاَ تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْ هَذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ أَهْلُهَا وَاجْعَل لَّنَا مِنْ لَّدُنْكَ وَلِيًّا وَاجْعَل لَّنَا مِنْ لَّدُنْكَ نَصِيرًا

15) “Size ne oluyor ki, Allah’ın yolunda ve ‘Ey Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan şu şehirden çıkar; katından bize bir veli gönder, yine bize katından bir yardımcı yolla’ diyen zayıf bırakılmış erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?!”

Nisa 75

اَلَّذِينَ آمَنُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ الطَّاغُوتِ فَقَاتِلُوا أَوْلِيَاءَ الشَّيْطَانِ إِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَعِيفًا

16) “İman edenler Allah’ın yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağutun yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın! Hiç şüphesiz ki, şeytanın hilelisi pek zayıftır.”

Nisa 76

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوا أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلآ أَخَّرْتَنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَاعُ الدَّنْيَا قَلِيلٌ وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ اتَّقَى وَلاَ تُظْلَمُونَ فَتِيلاً

17) “Kendilerine: Ellerinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin, denilenleri görmedin mi? Kendilerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir grup, insanlardan, Allah’tan korkar gibi hatta daha fazla korkmaya başladılar! Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (savaş emrini bir süre geciktirsen) olmaz mıydı? dediler! De ki: dünyanın metaı azdır. Ahiret ise, takva sahipleri için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez!”

Nisa 77

فَقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ لاَ تُكَلَّفُ إِلاَّ نَفْسَكَ وَحَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَسَى اللهُ أَنْ يَكُفَّ بَأْسَ الَّذِينَ كَفَرُوا وَاللهُ أَشَدُّ بَأْسًا وَأَشَدُّ تَنْكِيلاً

18) “Artık sen Allah’ın yolunda savaş! Sen yalnızca kendinden sorumlusun! Mü’minleri de (Allah’ın yolunda cihad etmeye) teşvik et! Umulur ki Allah, kafirlerin gücünü kırar. Allah, kuvvetçe daha üstün, cezalandırmada daha güçlüdür.”

Nisa 84

وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَاءً فَلاَ تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ أَوْلِيَاءَ حَتَّى يُهَاجِرُوا فِي سَبِيلِ اللهِ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدْتُّمُوهُمْ وَلاَ تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلاَ نَصِيرًا

19) “Onlar, kendileri inkar ettikleri gibi sizin de inkar edip sapmanızı isterler ki, onlarla bir olasınız. Allah’ın yolunda hicret edinceye kadar onlardan hiç birini dost edinmeyin! Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün! Sakın onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin!”

Nisa 89

لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فَضَّلَ اللهُ الْمُجَاهِدِينَ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدِينَ دَرَجَةً وَكُلاًّ وَعَدَ اللهُ الْحُسْنَى وَفَضَّلَ اللهُ الْمُجَاهِدِينَ عَلَى الْقَاعِدِينَ أَجْرًا عَظِيمًا

20) “Mü’minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile Allah’ın yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir! Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır! Tümüne güzelliği (cenneti) va’detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.”

Nisa 95

وَلاَ تَهِنُوا فِي ابْتِغَاءِ الْقَوْمِ إِنْ تَكُونُوا تَأْلَمُونَ فَإِنَّهُمْ يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَ وَتَرْجُونَ مِنَ اللهِ مَا لاَ يَرْجُونَ وَكَانَ اللهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

21) “Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin! Eğer siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar! Üstelik siz, Allah’tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.”

Nisa 104

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهُ وَابْتَغُوا إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

22) “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve (sizi) O’na (yaklaştıracak) vesile arayın! O’nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.”

Maide 35

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَلاَ يَخَافُونَ لَوْمَةَ لآئِمٍ ذَلِكَ فَضْلُ اللهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَاءُ وَاللهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

23) “Ey iman edenler! İçinizden kim dininden geri dönerse, Allah, (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisine sevdiği mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetli, Allah’ın yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah’ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.”

Maide 54

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا زَحْفاً فَلاَ تُوَلُّوهُمُ الْأَدْبَارَ

24) “Ey iman edenler! Kafirlerle savaşmak üzere karşılaştığınız zaman, sakın onlara arkalarınızı dönmeyin! (Yani savaştan kaçmayın!)”

Enfal 15

وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ للهِ فَإِنِ انْتَهَوْا فَإِنَّ اللّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

25) “Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz ki Allah, yaptıklarını görendir.”

Enfal 39

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا لَقِيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا وَاذْكُرُوا اللهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلَحُونَ

26) “Ey iman edenler! Düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çokça zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.”

Enfal 45

يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَلَى الْقِتَالِ إِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِئَتَيْنِ وَإِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِّئَةٌ يَغْلِبُوا أَلْفًا مِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لاَ يَفْقَهُونَ

27) “Ey Nebi! Mü’minleri savaşa teşvik et! Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa, iki yüz kafire galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü kafirler, anlamayan bir topluluktur.”

Enfal 65

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللهِ وَالَّذِينَ آوَوْا وَّنَصَرُوا أُوْلَئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَالَكُمْ مِنْ وَلاَيَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتَّى يُهَاجِرُوا وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ إِلاَّ عَلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

28) “Gerçek şu ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah’ın yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır.

İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiçbir şeyle velayetiniz yoktur! Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür! Ancak, sizlerle onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil! Allah, yaptıklarınızı görendir.”

Enfal 72

وَالَّذِينَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللهِ وَالَّذِينَ آوَوْا وَنَصَرُوا أُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

29) “İman edenler, hicret edenler ve Allah’ın yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mü’min olanlar bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.”

Enfal 74

وَالَّذِينَ آمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَأُوْلَئِكَ مِنْكُمْ وَأُولُوا الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللهِ إِنَّ اللهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

30) “Bundan sonra iman edip hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, işte onlar sizdendir. Akrabalar (mirasta) Allah’ın Kitabına göre, birbirlerine (mirasta) önceliklidir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.”

Enfal 75

قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ

31) “Onlarla savaşın ki, sizin elinizle Allah onlara azap etsin, onları rezil etsin. Onlara karşı size yardım etsin ve mü'minler topluluğunun göğüslerine şifa versin.”

Tevbe 14

أَمْ حَسِبْتُمْ أَنْ تُتْرَكُوا وَلَمَّا يَعْلَمِ اللهُ الَّذِينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا مِنْ دُونِ اللهِ وَلاَ رَسُولِهِ وَلاَ الْمُؤْمِنِينَ وَلِيجَةً وَاللهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

32) “Yoksa siz, Allah; içinizden cihad edenleri, Allah’tan, Rasulünden ve mü’minlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri belirlemedikçe, bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”

Tevbe 16

أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ آمَنَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَجَاهَدَ فِي سَبِيلِ اللهِ لاَ يَسْتَوُونَ عِنْدَ اللهِ وَاللهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

33) “Siz, hacılara su dağıtma ve Mescid-i Haram’ı tamir etmeyi, Allah’a ve ahiret gününe iman edip de Allah’ın yolunda cihad eden kimsenin yaptığı işle bir mi tutuyorsunuz? Onlar, Allah’ın katında eşit değildirler! Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez!”

Tevbe 19

اَلَّذِينَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللهِ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ

34) “İman edenler, hicret edenler ve Allah’ın yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah’ın katında büyük dereceleri vardır. İşte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!”

Tevbe 20

قُلْ إِنْ كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنَ اللهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللهُ بِأَمْرِهِ وَاللهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

35) “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Rasulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise o halde, Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin! Allah fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez!”

Tevbe 24

قَاتِلُوا الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَلاَ بِالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلاَ يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللهُ وَرَسُولُهُ وَلاَ يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ

36) “Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resulü’nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam’ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın!”

Tevbe 29

وَقَاتِلُوا الْمُشْرِكِينَ كَآفَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَآفَّةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ

37) “…Müşrikler sizinle nasıl topluca savaşıyorlarsa, siz de onlarla topluca savaşın! Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.”

Tevbe 36

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انْفِرُوا فِي سَبِيلِ اللهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الْأَرْضِ أَرَضِيتُمْ بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الْآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ إِلاَّ قَلِيلٌ

38) “Ey iman edenler! Size ne oldu ki, Allah’ın yolunda savaşa çıkın denildiği zaman, yere çakılıp kaldınız! Ahiretten (vaz geçip) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır!”

Tevbe 38

إِلاَّ تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلاَ تَضُرُّوهُ شَيْئًا وَاللهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

39) “Eğer Allah’ın yolunda sefere (cihada) çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”

Tevbe 39

اِنْفِرُوا خِفَافًا وَثِقَالاً وَجَاهِدُوا بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ فِي سَبِيلِ اللهِ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

40) “Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın! Mallarınızla ve canlarınızla Allah’ın yolunda cihad edin! Eğer bilirseniz bu, sizin için çok daha hayırlıdır.”

Tevbe 41

لاَ يَسْتَأْذِنُكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أَنْ يُجَاهِدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ وَاللهُ عَلِيمٌ بِالْمُتَّقِينَ

41) “Allah’a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten (kaçınmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir.”

Tevbe 44

يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

42) “Ey Nebi! Kafirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran! Onların barınma yerleri cehennemdir, O ne kötü bir varış yeridir!”

Tevbe 73

فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلاَفَ رَسُولِ اللهِ وَكَرِهُوا أَنْ يُجَاهِدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللهِ وَقَالُوا لاَ تَنْفِرُوا فِي الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَّوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ

43) “Allah’ın Rasulüne muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup kalmalarına sevindiler ve Allah’ın yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek:

‘Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın,’ dediler. De ki:

‘Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.’ Keşke anlasalardı.”

Tevbe 81

وَإِذَآ أُنْزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ آمِنُوا بِاللهِ وَجَاهِدُوا مَعَ رَسُولِهِ اسْتَأْذَنَكَ أُولُوا الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا ذَرْنَا نَكُنْ مَّعَ الْقَاعِدِينَ

44) “Allah’a iman edin! Ve O’nun Rasulü ile cihada çıkın diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip:

‘Bizi bırak! Oturanlarla birlikte olalım,’ dediler.”

Tevbe 86

 

 

 

لَكِنِ الرَّسُولُ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ جَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ وَأُوْلَئِكَ لَهُمُ الْخَيْرَاتُ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

45) “Fakat Rasul ve onunla birlikte olan mü’minler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler; işte bütün hayırlar onlarındır ve kurtuluşa erenler onlardır.”

Tevbe 88

إِنَّ اللهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنْفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنْجِيلِ وَالْقُرْآنِ وَمَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ مِنَ اللهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذِي بَايَعْتُمْ بِهِ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

46) “Kuşkusuz ki Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, karşılığı cennet olmak üzere satın almıştır. Onlar, Allah’ın yolunda savaşırlar; öldürürler ve öldürülürler. Bu (söz) Tevrat’da, İncil’de ve Kur’an’da Allah’ın kendi üzerine aldığı hak bir vaaddir. Kim Allah’tan daha çok ahdini yerine getirebilir? Öyleyse Allah ile yaptığınız alış-verişe sevinin! En büyük kurtuluş işte budur.”

Tevbe 111

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قَاتِلُوا الَّذِينَ يَلُونَكُمْ مِّنَ الْكُفَّارِ وَلِيَجِدُوا فِيكُمْ غِلْظَةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ

47) “Ey iman edenler! Kafirlerden size yakın olanlarla savaşın! Ve onlar sizde bir sertlik görsünler! Ve şunu iyi bilin ki gerçekten Allah takva sahipleriyle beraberdir.”

Tevbe 123

ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا فُتِنُوا ثُمَّ جَاهَدُوا وَصَبَرُوا إِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

48) “Sonra şüphesiz ki, Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret eden, ardından da Allah’ın yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz ki, Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Nahl 110

وَجَاهِدُوا فِي اللهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمينَ مِن قَبْلُ وَفِي هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ فَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَاعْتَصِمُوا بِا اللهِ هُوَ مَوْلاَكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ

49) “Allah uğrunda, hakkı ile cihad edin! O sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemedi. Sizin dininizi de babanız İbrahim’in dini gibi geniş yaptı. Allah, bu Kur’an’dan önceki kitaplarda ve bu Kur’an’da da size Müslümanlar adını verdi. Rasul size şahid olsun, siz de insanlara şahid olasınız. O halde namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a sarılın; O mevlanızdır. Ne güzel mevladır ve ne güzel yardımcıdır.”

Hac 78

فَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَجَاهِدْهُمْ بِهِ جِهَادًا كَبِيرًا

50) “Öyleyse kafirlere itaat etme! Ve onlara (Kur’an’la) büyük bir cihad et!”

Furkan 52

وَمَنْ جَاهَدَ فَإِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِهِ إِنَّ اللهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ

51) “Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi için cihad etmiş olur. Şüphesiz ki Allah, alemlerden müstağnidir.”

Ankebut 6

وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ اللهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِينَ

52) “Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz ki yollarımızı gösteririz. Gerçeten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.”

Ankebut 69

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ

53) “Mü’min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah’a ve Resulü’ne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan Allah’ın yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık olanların ta kendileridir.”

Hucurat 15

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاءَ تُلْقُونَ إِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءَكُمْ مِّنَ الْحَقِّ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ أَنْ تُؤْمِنُوا بِاللهِ رَبِّكُمْ إِنْ كُنْتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَادًا فِي سَبِيلِي وَابْتِغَاءَ مَرْضَاتِي تُسِرُّونَ إِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَأَنَا أَعْلَمُ بِمَا أَخْفَيْتُمْ وَمَا أَعْلَنْتُمْ وَمَنْ يَفْعَلْهُ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاءَ السَّبِيلِ

54) “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin! Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkar etmişler, Rabbiniz olan Allah’a inanmanızdan dolayı Rasule de, sizi de (yurtlarınızdan) sürüp çıkarmışlardır.

Eğer siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız (nasıl) onlara karşı hâlâ sevgi gösterirsiniz! Ben, sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp sapmış olur.”

Mümtehine 1

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنْجِيكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ تُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

55) “Ey iman edenler; sizi, elim azabtan kurtaracak bir ticareti göstereyim mi? Allah’a ve O’nun Rasulü’ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah’ın yolunda cihad edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.

Saff 10, 11

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لآ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

 

 

Kategori:   Ayetler

Bu Sayfa 267407 Kez Okundu
 Sayfa Başı 
Sahih Hadisler - Kur’an ve Sahih Sünnet
www.hadisler.com | www.sahihhadisler.com | www.sahihhadisler.net